Davacı tarafından açılan davanın adi ortaklığın tasfiyesi olarak açılmış ise de; İstanbul BAM 3. HD nin 2022/2560 esas, 2023/2658 karar sayılı ilamı ile; gerçek kişi tarafların aralarında anlaşarak davalı A.Ş.'yi kurdukları, davacının, davalı A.Ş.'de gayrı resmi ortak olduğu iddia olunarak, davacının, davalı A,Ş,'den kar payı alacağının tespiti ile tahsilinin ayrıca davalı A.Ş.'nin tasfiyesinin talep edilmiş olmasına göre, davalı A.Ş.'nin tasfiyesi ve kar payı ödenmesine ilişkin uyuşmazlığın çözümünde TTK hükümleri uygulanacak olup TTK 4. Maddesine göre dava mutlak ticari dava ve TTK 5. Maddeye göre de ticaret mahkemesi görevli olduğundan, adi ortaklığa ilişkin talep yönünden de her iki dava arasında hukuki ve fiili bağlantı bulunduğundan mahkemece işin esasının incelenerek karar verilmesi gerekirken"denilerek kararın kaldırılmasına karar verilerek dosyanın İstanbul Anadolu 1. ATM'ne iade edildiği ve yeni esas aldığı anlaşılmaktadır....
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça ihtar şartının yerine getirilmediğini, adi ortaklığın kurulduğu işin henüz geçici kabul safhasında olduğunu, geçici kabulün yapılmadığını, davacı şirketin ortaklıkta yönetici ortak konumunda olmadığını ve emeğinin bulunmadığını, sermaye de koymadığını, ihale teminatının kendi şirketlerince yatırıldığını, davalı şirketin itibarlı bir şirket olduğunu, dava konusu işte emeğinin ve sermayesinin olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, henüz üstlenilen işin tamamlanmadığı gözetildiğinde adi ortaklığın sona ermediği, ve haklı fesih sebebi bulunduğu davacı tarafından usulüne uygun olarak ileri sürülüp ispatlanamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, adi ortaklığın tasfiyesi istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşme ile adi ortaklığın kurulduğu anlaşmazlık konusu değildir....
Her ne kadar, ortaklık adına yapılan masrafların diğer ortaktan tahsili isteminde bulunabilmek için, ortaklığın tasfiyesi gerekmese de; davaya konu adi ortaklığın ihaleye konu işin (belirli bir iş) yapılması amacıyla kurulduğu, işin tamamlanmasıyla birlikte ortaklık amacı elde edilerek ortaklığın sona erdiği, ortaklığın sona ermesinin zorunlu ve kaçınılmaz bir hukuki sonucu olarak da kendiliğinden tasfiye aşamasına girdiği anlaşılmaktadır. Eş söyleyişle, adi ortaklığın fiilen sona ermesinden sonra, ortaklardan birinin mahkemeye başvurarak, ortaklığın kendisi tarafından ödenen borçlarının diğer ortağa düşen kısmını talep etmesi, aynı zamanda ortaklığın tasfiyesi istemini de kapsamaktadır....
e verilmesine, adi ortaklığın zarar ettiği tespit edilmekle birlikte ilk hükümde zarar talebinin reddine karar verilip bu yönüyle temyiz edilmediğinden davacı şirketin zarara ilişkin talebinin reddine, adi ortaklığın kâr payına teminat olarak davalıya verilen 300.000,00 TL bedelli senedin davalıdan alınarak davacı şirkete verilmesine, davacı şirket adına davacı ... ile davalının yaptığı 08.12.2019 ve 13.01.2010 tarihli protokollerin geçersiz olduğunun tespitine, davacı şirket ile davalının adi ortaklığın tasfiyesi nedeniyle birbirlerinden alacak ve borçlarının kalmadığının tespitine karar verilmiştir. Hükmün davalı tarafından adi ortaklıktan kaynaklanan uyuşmazlıklar yönünden temyiz edildiği anlaşılmaktadır. Yargıtay Büyük Genel Kurulunun dairelerin iş bölümüne ilişkin 25.01.2023 tarihli ve 2023/1 sayılı kararı uyarınca dosyayı inceleme görevi Yargıtay (3)....
İİK 638/3 maddesine göre temsilci aracılığı ile ortaklık ilişkisi çerçevesinde müteselsil olarak borçlanan ortaklar, 638/1. maddeye göre tüm malları ile el birliği hâlinde malik oldukları ortaklık gelirinden el birliği haczi koşullarında sorumlu olup kendilerine bu gelir nedeniyle 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilemez. Ortakların adi ortaklık ilişkisi dışındaki tüm malları ve adi ortaklıkla ilgili kar payı ve tasfiye payı müstakil hak ve alacak olarak haczedilebilir. Ortakların tamamının tasfiye payı yerine ortakların el birliği ile sahip olduğu mal varlığı değerlerinin haczedilebileceğine dair Türk hukukunda hüküm bulunmamaktadır. Ayrıca adi ortaklığın mal varlığı bulunduğuna ve borçlardan da sorumlu olduğuna dair açık bir yasa hükmüde olmadığından paranın ortaklığın alacağı olarak nitelendirilip İİK 89. maddesi kapsamında haczi de mümkün değildir....
nun tacir olmadığı, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemli davanın TTK'da belirtilen mutlak ticari davalardan olmadığı, bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olmayıp, genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan ilk derece mahkemesince göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir.''hükmünü vermiştir. Somut olayda; davacının, davalı şirketin gizli ortağı olduğundan bahisle taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin feshi ile davalı şirketin tasfiye edilerek alacaklarının hissesi oranında tahsilini talep ettiği, davacının tacir olmadığı, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemli davanın TTK'da belirtilen mutlak ticari davalardan olmadığı, bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğuna" dair görevsizlik kararı vermiş, dosyayı merci tayin talebi ile Dairemize göndermiştir. Dosyanın istinaf incelemesinde, .......
ın % 30 oranında hisseye sahip olduklarının, yapılan binadaki tüm bağımsız bölümlerin satılacağının, masrafların satışlardan elde edilen gelirle karşılanacağının ve elde edilen karın hisseleri oranında ortaklar arasında paylaştırılacağının, ortaklığın parasal tüm işlemlerinin davalı şirket tarafından yerine getirileceğinin, tarafların sözleşmeden doğan sorumluluklarını yerine getirmemeleri durumunda sorumluluktan kaçınan ortağın diğer ortaklara 300.000 TL tazminat ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, sözleşme uyarınca inşa edilen binada bulunan 10 daire ile 2 adet işyerinin adına tescil edilen davalı şirket tarafından 3. kişilere satıldığını, son dairenin 25.09.2012 tarihinde satılmış olmasına ve aradan yaklaşık 1 yıl geçmiş olmasına rağmen kar payının ödenmediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 50.000 TL kar payı ile 300.000 TL cezai şart alacağının yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsilini talep etmiştir....
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Taraflar arasında adi ortaklık kurulduğu, ancak bu ortaklığın tarafların aralarındaki güven sarsıcı davaranışlar nedeniyle son bulduğu davacının gerek ortaklıktan ayrılmayı gerekse sermaye payını istemisi nedeniyle uyuşmazlığın; adi ortaklığın tasfiyesi hükümleri (TBK'nun 620 ve devamı maddeleri) gereğince ve 642.maddelerindeki tasfiye hükümlerinin somut olaya uygulanması suretiyle çözümlenmesi gerekmektedir. Adi ortaklık sözleşmesi, iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. (TBK. 620/1 md.) Adi ortaklık ilişkisi, TBK'nun 639.maddesinde sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erer. Bu şekilde ortaklığın sona ermesinin başlıca iki sonucu ortaya çıkar....
Davacı, bu dava ile; taraflar arasındaki adi ortaklıktan kaynaklanan eşya bedelini, kasadan fazladan alındığı ileri sürülen parayı ve ödediği avukatlık ücretini istemektedir. Bir ortak tarafından adi ortaklığa ilişkin olan sermaye payının istenmesi, ortaklığın faaliyetlerinden dolayı uğranılan zararın veya kar payının talep edilmesi; aynı zamanda ortaklığın feshini ve tasfiyeyi de kapsar. Somut olayda, taraflar arasındaki ortaklığın fiilen son bulduğu uyuşmazlık konusu değildir. Ortaklık son bulduğuna göre tasfiyenin de mahkemece bizzat yaptırılması gerekir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. Uyuşmazlık, bu bağlamda değerlendirilip, çözüme kavuşturulmalıdır. Bu durumda, mahkemece; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri dikkate alınmalı, Türk Borçlar Kanununun 642.madde ve devamı hükümlerine göre tasfiye işlemi gerçekleştirilmelidir....
Somut olayda, tarafların birbirlerine olan güvenlerini yitirdiklerini ve ortaklığın devamına olanak kalmadığı dosya içeriği ve toplanan delillerden anlaşıldığından ortaklığın fesih ve tasfiyesi tarafların taleplerinin de tasfiye aşamasında değerlendirilmesi zorunludur. (13.HD. 2003/6109 E.-10875 K.) Bu durumda, mahkemece; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri dikkate alınmalı, taraflar arasındaki ortak amacın gerçekleştirilmesinin artık olanaklı bulunmadığı ve davacının gerek davadaki gerek icra takibindeki talebinin adi ortaklığın tasfiyesini de kapsadığı gözetilmeli, Türk Borçlar Kanununun 642.madde ve devamı hükümlerine göre tasfiye işlemi gerçekleştirilmelidir....


