WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

Zira 31.1.2008 tarihli sözleşme gereğince ortaklık, tarafların dış ilişkide ortak olarak görünmediği bir iç ortaklık tarzında oluşmuştur. Bu itibarla adi ortaklık ilişkisi sebebiyle davacının, ortaklığa yönelik davalıdan talepte bulunabileceği kabul edilmelidir. O halde davacının dava dilekçesindeki talebi, ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsadığına göre, mahkemece ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesi, tasfiyenin de bizzat yaptırılması gereklidir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. BK.nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin bu sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır....

Davalı vekili, taraflar arasında adi ortaklık bulunduğunu, müvekkilinin kullandığı kredinin adi ortaklığın işlerinin yürütülebilmesi için alındığını, adi ortaklığın yürümeyeceğinin anlaşılması üzerine tarafların 23/02/2011 tarihli ibraname ile birbirlerini ibra ettiklerini, krediye ait tüm ödemelerin bu tarihten önce yapıldığını, davalının krediyi kendi adına kullanmamış olması ve daha sonra adi ortaklığın tasfiyesi sırasında yanların birbirlerini ibra etmiş olmaları nedeniyle davacının herhangi bir alacak hakkının doğmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ÇİFTELER ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/11/2013 NUMARASI : 2012/83-2013/255 Taraflar soğan ekimi konusunda adi ortaklık kurmuş iselerde, soğanın hasatı ve paylaşımı konusunda ihtilaf çıkmadan adi ortaklık sona ermiştir. Uyuşmazlık, esas ortaklığın tasfiyesi sonucu davalıya isabet eden soğanın bir kısmının davacıya satışından kaynaklanmakta olup, uyuşmazlık satış sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davanın niteliğine göre inceleme görevi Yargıtay 13. Hukuk Dairesinindir. Dosya, Yargıtay 13. Hukuk Dairesince incelenerek görevsizlik kararı ile Dairemize gönderilmiş olup, 11.04.2015 tarihinde yürürlüğe giren 6644 sayılı Yasanın 2.maddesi ile değiştirilen 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 60.maddesi uyarınca temyiz incelemesini yapacak daire belirtilmek üzere dosyanın Hukuk İşbölümü İnceleme Kuruluna gönderilmesine, 14.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....

Davacının iddiası ve tarafların beyanlarına göre de adi ortaklığın fiilen son bulduğu anlaşılmaktadır. Ortaklık son bulduğuna göre, tasfiyenin de mahkemece bizzat yaptırılması gerekir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. BK.nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin bu sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır. Böyle bir hükmün bulunmaması halinde ise tasfiyenin bu defa BK.nun 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gerekir....

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacılar ile müvekkili firma arasında iddia edildiği gibi bir adi ortaklık kurulmasının söz konusu olmadığını, taraflar arasındaki ticari alım satımdan kaynaklanan cari hesap ilişkisi dışında bir ilişki bulunmadığını, davacıların adi ortaklık iddiasını kabul etmediklerini, müvekkili firmanın davacı şirketler ile adi ortaklığı bulunmadığını, davanın yetkisiz yer mahkemelerinde açıldığını, davacı taraf dava dilekçesinde gelirin eşit paylaşılacağını belirttiğini, 3 taraflı bir ortaklık yapısından bahsedildiğini, davacının tasfiye talebinde bu eşitliğin kimler arasında olduğu hususunu da açıklaması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava; davacı davalı şirketler tarafından kurulan adi ortaklığın tasfiyesi ve tasfiye sonucu oluşan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Sicil kayıtlarının incelenmesinde; Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğünün .... sicil nosunda kayıtlı ...'nin .......

-TL'nin 12/05/2010 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, taşınmaz bedeli yönündeki talebin reddine ve birleşen davada adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1- Dava ve birleşen dava, taraflar arasında imzalanan 19/08/1993 tarihli adi ortaklık sözleşmesine istinaden sermaye payı, kar payı, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine ilişkindir. Dava konusu adi ortaklık sözleşmesine göre, mülkiyeti davacıya ait taşınmazda kuyumculuk-vb- döviz işi yapılacağı, yönetici ortağın davalı olduğu, işletme demirbaş ve sermayesinin altın olarak belirlendiği, sermayenin eşit olarak ortaklığa verildiği, davalının ise ortaklığın fiilen başlamadığını iddia ettiği anlaşılmaktadır....

Mahkemece, taraflar arasındaki adi ortkaklıktan doğan ve sermaye payı olarak konulan taşınmaz nedeniyle payın tahsiline ilişkin davanın 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, ortaklığın murisin ölümü ile 25.1.2000 tarihinde fiilen sona erdiği, sona erme tarihinden dava tarihine kadar zamanaşımı 2011/20129-2012/15088 süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, taraflar arasında adi ortaklık ilişkinin kurulduğu benimsenmiş ve ancak zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Mahkemenin adi ortaklık ilişkisinin var olduğuna dair gerekçesi davalı tarafından temyiz edilmemek suretiyle kabul edilmiştir. Hal böyle olunca, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin kurulduğunun kabulü zorunludur. Adi ortaklık ilişkisinin varlığı kabul edildiği içinde olayda zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının incelenmesi gerekir....

Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, adi ortaklığın tespiti ile tasfiyesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 620 ve devamı maddeleri. 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6 ncı maddesi, 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı maddesinin birinci fıkrası, 3. Değerlendirme 1. Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında adi ortaklık bulunduğunun iddia edilmiştir. Ortaklık ilişkisinin taraflar arasında sözleşme temeline dayalı teşkil edilmesi, her sözleşme de olduğu gibi icap ve kabulün olması, ayrıca esaslı noktalarda anlaşılması (Adi Ortaklık Doç. Dr. ..............,sf. 8-10) gerekmektedir. 2....

Somut olayda; davacı ... ile davalılardan ... arasında aktar dükkanının işletilmesi amacıyla adi ortaklık ilişkisinin kurulduğu sabit olup, eldeki asıl davanın kar payının tahsili istemiyle açıldığı; her ne kadar, kar payının diğer ortaktan tahsili isteminde bulunabilmek için ortaklığın tasfiyesi gerekmese de; davaya konu adi ortaklığın iştigal konusu olan aktar dükkanının 27/11/2018 tarihi itibariyle kapatılmış olması nedeniyle ortaklık amacının gerçekleşmesinin imkansız hale geldiği, işbu tarih itibariyle ortaklığın fiilen sona erdiği, ortaklığın sona ermesinin zorunlu ve kaçınılmaz bir hukuki sonucu olarak da kendiliğinden tasfiye aşamasına girdiği anlaşılmaktadır....

Bu durumda, mahkemece bozmaya uyulduğuna göre, yeniden oluşturulacak konusunda uzman deri tekstili işinden anlayan teknik bilirkişiler ve adi ortaklık ile tasfiyesinden anlayan mali müşavirden oluşan 3 kişilik bilirkişi kurulundan adi ortaklık sözleşmesinde öngörülen amacın gerçekleşmesinin imkânsız duruma gelmesi sebebiyle TBK’nın 639/1. maddesi gereğince ortaklık sona erdiğinden sözleşmede üstlenilen işlerin gerçekleştiği seviye de dikkate alınmak suretiyle 07.01.2014 tarihli sözleşme ile TBK’nın 644. ve devamı maddeleri gereğince adi ortaklığın tasfiyesi konusunda rapor alınıp değerlendirilerek sonucuna uygun ve gerekirse kısmi de olsa teminat senedi ile ilgili borçlu bulunulmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile davanın tümden reddi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, 5766 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile yapılan...

UYAP Entegrasyonu