Mahkemece; taraflar arasındaki adi ortaklık sözleşmesinin, ortaklığa konu otogar işletmesinin 0.11.2008 tarihinde dava dışı şirkete devir edilmesi ve devir işlemininde ilgili belediye tarafından onaylanması nedeniyle bu tarihte sona erdiği, aldırılan bilirkişi raporu ile de adi ortaklığa konu işletme nedeniyle davalı şirketin herhangi bir karının bulunmadığı, aksine davalı şirketin 31.413,64 TL zarar ettiği, BK'nun 523. maddesi gereğince aksine hüküm bulunmadığı taktirde hissesi, sermayesinin kıymeti ve mahiyeti ne olursa olsun kar ve zarardan ortakların eşit olarak sorumlu olduğu, buna göre davacıların talep edebilecekleri bir kar payının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Dava, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, taraflar arasında kurulan adi ortaklığın eylemli olarak sona erdiği anlaşılmakta olup, bu husus mahkemenin de takdirindedir....
Adi ortaklık ilişkisi devam ederken davalı ...’ın 08.09.2009 tarihinde Ümraniye 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/689 E. sayılı davasını açarak ve ...yi hasım göstererek daire hakkında ortaklığın giderilmesini istediği de sabittir. Dava konusu olayda davalı ...’ın kendisine teminat olarak verilen dairenin hissesi nedeniyle izale-i şuyuu davası açması taraflar arasında güvensizlik yarattığı gibi, bu durum adi ortaklık sözleşmesine de aykırıdır. Bu itibarla davacı ...’nin adi ortaklık sözleşmesinin feshini istemesi haklı nedene dayalıdır. Taraflar arasındaki ortaklık, davalının dış ilişkide ortak olarak görünmediği bir iç ortaklık tarzında oluşmuştur. Bu nedenle tarafların birbirlerine karşı adi ortaklıktan doğan sorumlulukları ve talep hakları mevcut olup, davacı bu davada, davalının adi ortaklık sözleşmesine aykırı davrandığını ileri sürerek sözleşmenin feshini talep ettiğine göre bu talebinin ortaklığın feshiyle birlikte tasfiyesini de kapsadığının kabulü gerekir. ......
ilişkin ihtarname gönderdiğini, hasılat paylaşımına konu taşınmazların ise davacı adına kayıtlı olduğunu, davacının bu taşınmazları üçüncü kişilere devredebileceğini, İlk derece mahkemesi nezdindeki şerh talebinin davacının tasarruf hakkını kısıtlamadığı gibi hem alacak davası hem de adi ortaklığın tasfiyesi işlemi bakımından 3....
ilişkin ihtarname gönderdiğini, hasılat paylaşımına konu taşınmazların ise davacı adına kayıtlı olduğunu, davacının bu taşınmazları üçüncü kişilere devredebileceğini, İlk derece mahkemesi nezdindeki şerh talebinin davacının tasarruf hakkını kısıtlamadığı gibi hem alacak davası hem de adi ortaklığın tasfiyesi işlemi bakımından 3....
Taraflar arasındaki protokol uyarınca, her ay sonunda kar payı dağıtılması kararlaştırılmış ise de ödeme yapılmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmamakta, iç ilişkide karşılıklı güvene ve iyiniyete dayanan adi ortaklık sözleşmesinin, ortaklar arasında var olan karşılıklı güven ilişkisinin bozulması nedeniyle davacının 21/05/2009 tarihli ihtarnamesi ile feshedildiği ve ortakların karşılıklı alacak talebinde bulundukları, bu hali ile adi ortaklığın feshi ile birlikte tasfiyesi gerektiği değerlendirilmiştir. Bu nedenle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri uyarınca 642 ve devamı maddelerindeki tasfiye hükümlerinin somut olaya uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır. TBK'nun 642 ve devamı maddeleri uyarınca, tasfiye memuru belirlenmesi hususunda taraflara imkan ve süre verilmiş, taraflarca belirlenmemesi nedeni ile Mahkememizce resen görevlendirme yapılmıştır....
Uyuşmazlığın niteliği gereği adi ortaklık sözleşmesinin ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde fayda vardır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 620. maddesine göre, adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Madde hükmünde açıklandığı gibi adi ortaklık bir sözleşme türüdür. Bu sözleşmede başlıca beş unsur vardır. Bunlardan ilki sözleşme, ikincisi şahıslar, üçüncüsü ortakların katılma payları, dördüncüsü ortak amaç ve sonuncusu da bu ortak amacın gerçekleştirilmesidir (Yalman, M./ Taylan, E.: Adi Ortaklık, Ankara 1976, s. 18). Ortaklık ilişkisinin kurulabilmesi için iki ya da daha çok kişinin iradelerinin birleşmesi gerekir. Gerçek ya da tüzel kişiler ortak olabilirler. Ortaklık, katılanların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla kurulur ve bir borçlar hukuku sözleşmesidir. Ancak bu sözleşme ile tüzel kişiliği olmayan bir kişi birliği oluşmaktadır....
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ------ ---- yevmiye nolu sözleşmesinde imzası bulunan tarafların,-----------olduğunu, yani davaya konu adi ortaklığın taraflarının tüzel kişi olduğunu, adi ortaklığın tasfiyesinin düzenlendiği iddia edilen, gerek ------- ve gerekse ------ tarihli protokollerdeki imzalara bakıldığında her iki tarafın da imzasının olmadığını, sonlandırma protokolleri oldukları iddia edilen belgelerde adi ortaklığın kurucuları olan şirketlerin değil, şahısların imzalarının bulunduğunu, oysa TTK. 322. maddesi gereğince, şirketin ilzam edilebilmesi için yetkili kişileriz şirket kaşesi ile imza atma zorunluğunu getirdiğini, davacı tarafın, tarafı olduğu adi ortaklık sözleşmesinin tasfiyesi içiı yapıldığı iddia edilen protokolleri imzalamadığını ve yine bu protokollerde müvekki şirketin de imzasının bulunmadığını, bu durumda müvekkili şirketi bağlayan bir protokol bulunmadığını, müvekkili şirketin taraf olmadığı bir protokole dayanarak, aleyhine açılan davanın işin esasına...
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davanın konusunun tarafların aralarında inşaat işlerine ilişkin kurmuş oldukları adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi olduğu, adi ortaklığın tasfiyesi için atanan tasfiye memurunun 29.08.2019 tarihli raporunda; davalı ortağın 26.189,66 TL alacaklı, davacı ortağın da 26.189,66 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, bu sebeple 29.08.2019 tarihli raporda adi ortaklığın tasfiye bilanço hesabı çıkarılarak tarafların alacaklılık ve borçluluk durumları tespit edildiğinden, tanık beyanları ve söz konusu 29.08.2019 tarihli tasfiye raporunun hükme esas alındığı, davacı şirketin davalı ortaktan bir alacağının bulunmadığı, tasfiye memurun 29.08.2019 tarihli raporu ile de sabit olduğundan davacının davalı ortağa karşı talep ettiği alacak davasının sübut bulmadığından reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; taraflar arasında kurulan inşaat işlerine ilişkin adi ortaklığın feshi ile tasfiyesine...
Mahkemece, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi kurulduğu, ancak alınan bilirkişi raporu uyarınca adi ortaklığa konu işletme nedeniyle davalı şirketin herhangi bir karının bulunmadığı aksine zarar ettiğinin belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 29/06/2015 tarihli, 2014/11525 Esas ve 2015/11981 Karar sayılı ilamı ile; taraflar arasındaki adi ortaklığın sona erme ile birlikte tasfiye aşamasına girdiği, tasfiye işlemlerinin Türk Borçlar Kanunu'nun 620 ve devamı maddelerinde yer alan adi ortaklık tasfiye usulü hükümleri dikkate alınarak gerçekleştirilmesi gerektiği, davalı şirketin ortaklığa konu işletmenin devri ile ilgili imzalamış olduğu tüm protokoller ile bu protokollerde alacaklı olduğu belirtilen icra takipleri hakkındaki bilgi ve belgelerin celbedilmesi, yine davacı tarafça ortaklık için davalı tarafa (ihale için ödenilen nakdi teminat haricinde) verildiği bildirilen paralar ile ilgili makbuzların...
Md uyarınca belirsiz alacak istemi olduğunun açıklandığını, karşı dava yönünden davanın niteliğini açıkça HMK 107. Md uyarınca belirsiz alacak davası olduğunu, adi ortaklığın tüm kazançlarının davacı tarafından şahsen tahsil edildiği ve kullanıldığını, adi ortaklığın tüm kazanç tutarının davacı tarafından tahsil edilmesi nedeni ile davalının adi ortaklığın kazancının 1/3ünün de davacının eline geçtiğini, davacının davalının payına isabet eden tutarı ödemediğini, davacının adi ortaklığın 23.01.2008 tarihinden bugüne kadar toplam kazanç tutarının davacı yanca tahsil edilmesi nedeni ile davacı yedinde bulunan davalıya ait ortaklık payına düşen kazanç toplamının HMK 107....


