Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasında gizli adi ortaklık bulunduğu iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Kanun'un 620 vd. maddeleri. 3....
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra, davada varlığı ileri sürülen alacak miktarının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, 2011/258 Esas sayılı adi ortaklığın tasfiyesi dosyasında davalı olan davacı ...'nın dosyanın 13. celsesinde tüm delillerini bildirmiş olduğu ve ayrıca yemin deliline başvurmayacağını beyan ettiği, bu nedenlerle davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık, adi ortaklık sözleşmesine ilişkin alacağın tahsiline yönelik başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir. Somut olayda davacı, iş bu dava ile adi ortaklığa konu işletmeye davalı tarafından alınmadığını belirterek işletmede bulunan demirbaşlara ilişkin payını talep etmiştir. Davalı ise, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi için dava açıldığını, bu davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini ileri sürmüştür....
MAHKEME KARARI Mahkemece; taraflar arasında imzalanan 21.04.2004 tarihli sözleşme ile beş yıl süreli adi ortaklık ilişkisi kurulduğu, adi ortaklığın bu süre dolmadan tek taraflı olarak feshedilemeyeceği, dava tarihi itibariyle ortaklık ilişkisinin halen devam ettiği, bu nedenlerle davalının ortaklığa tahsis ettiği dükkanları ve makinaları kendi adına işletmesinin ve kullanmasının haksız olduğu, karşı davada talep edilen hususların ancak adi ortaklığın usulüne uygun olarak feshinden sonra tasfiye kararıyla hükmedilecek alacak niteliğinde olduğu gerekçesiyle; asıl davanın kabulü ile davalının ortaklığa konu taşınmazlara ve makinalara el atmasının önlenmesine, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı, davalı/ karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 13....
Adi ortaklık tarafından kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yapılan binadan müteahhide düşen bağımsız bölümlerden olup arsa maliklerince davalıya devri sağlanan bağımsız bölümlerden asıl davada iki adet bağımsız bölümün 1/2 hissesinin davalı adına olan tapusunun iptali ile davacı adına tescili, birleşen davada davalı tarafından satılan iki adet bağımsız bölümün değerlerinin tespiti ile bedelinin 1/2 'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi talebi esasen adi ortaklığın tasfiyesi yönünde taleplerdir. Adi ortaklık feshedilmeden veya feshi istenmeden tasfiyenin sağlanması mümkün değildir. Davacı taraf adi ortaklığın sürdüğünü, tarafların giderlere katılma yükümlülüklerini yerine getirdiğini beyan ettiğine göre feshedilmeyen adi ortaklığın tasfiyesi söz konusu olamaz. Bunun yanı sıra taraf şirketler arasındaki 14.10.2017 tarihli iş ortaklığı sözleşmesi ile taraf şirketlerin ortakları arasındaki 04.08.2016 tarihli iş ortaklığı sözleşmesinin 8....
Davacı vekili beyanında taraflar arasında adi ortaklık olduğunu, üçüncü kişilere karşı herhangi bir borç ve alacak bulunmadığı, taraflar arasında yapılmış olan 30/08/2000 tarihli el yazılı sözleşme ile adi ortaklığın tasfiyesi hususunda anlaştıkları, anlaşmada davacının alacağı daire ve dükkanların açıkça belirtildiği ve bu suretle de adi ortaklığın sona erdirildiği, yazılı sözleşmede belirtildiği üzere tarafların tasfiye hususunda anlaştığı beyan edilmiştir. Taraflar arasında yapılan 10/08/1998 tarihli sözleşmenin sona erdiği kanaatine varılmış, davacı tarafından bunun aksini ispatlayacak şekilde herhangi bir bilgi, belge yada tanık beyanı sunulmadığından taraflar arasındaki sözleşmenin ortadan kalktığı ve tasfiyenin gerçekleştiği sonucuna varılmıştır. Davacının talep etmiş olduğu 1 ve 8 numaralı bağımsız bölüm olan dükkanların yarısının bedelini ödediğine dair herhangi bir belge sunamadığından ödenmemiş olduğu kabul edilmiştir....
Hal böyle olunca; taraflar arasındaki uyuşmazlığın ortak pancar ekimine dayalı adi ortaklık ilişkisinden kaynaklandığının kabulü gerekir. 818 sayılı Borçlar Kanununda "Adi şirket" ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda "Adi ortaklık sözleşmesi" başlıkları altında yapılan tanımlarda adi ortaklık, "iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir" şeklinde tanımlanmıştır. Adi ortaklık sözleşmesi geçerlilik şekli olarak herhangi bir şekle bağlı değildir. Ancak, ispat şekli bakımından yasal delillerle kanıtlanması gerekir. Ayrıca, Adi ortaklık ilişkisinde, bir ortak tarafından istenen alacak talebi, ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemini de kapsar. Somut olayda, davacı, yarıcılık usulü ektikleri taşınmazdan elde edilen gelirden payını istediğine göre, uyuşmazlığın Türk Borçlar Kanunu'nun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen Adi ortaklık sözleşmesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir....
Bölge adliye mahkemesince; dosyaya ibraz olunan 12 adet vergi alındı belgeleri uyarınca toplam 225.800,99 TL'nin davacı tarafından vergi dairesine ödendiği, taraflar arasındaki adi ortaklık sözleşmesine göre borçların eşit olarak ödeneceği konusunda mutabık kalındığı, davalının ödeme yaptığını ispat edemediği, ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davalının istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dava; adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklı alacak talebine ilişkindir. Taraflar arasında 18/02/2000 tarihli adi ortaklık sözleşmesinin bulunduğu, davacı ve davalının %50'şer payla ortak oldukları ve ortaklığa konu işletmenin 28/03/2012 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesi ile dava dışı ... Eğitim...LTD.ŞTİ.'ye devredildiği hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Adi ortaklığın sona ermesi ile ortaklık tasfiye aşamasına girer....
Adi ortaklığın sona ermesi ile birlikte ortaklık tasfiye aşamasına girer. Ortaklar arasındaki hukuki bağ, tasfiye tamamlanmadan ortadan kalkmış kabul edilemez. Tasfiye, ortaklar arasındaki ortaklık ilişkisinin tamamen sona erdirilmesine yönelik kanuni bir usuldür. Tasfiye ile artık ortaklık malvarlığı para haline dönüştürülecek, borçlar ödenecek, sermaye değerleri ortaklara iade edilecek ve geri kalan meblağ ortaklar arasında kar ve zararın paylaşılması esasına göre dağıtılacaktır. Adi ortaklığın tasfiyesi ya tarafların anlaşması suretiyle ya da bizzat mahkemece yapılır. Taraflar tasfiye konusunda anlaşmadığı takdirde ortaklığın tasfiyesinin mahkemece TBK’nın 642 vd. madde hükümlerine uygun olarak yapılması gerekir. Ortaklar, ortaklık için avans verdiklerini ve masraf yaptıklarını iddia ediyorlarsa, bunların da TBK’nın 643 üncü maddesi uyarınca ortaklığın tasfiye hesabında dikkate alınması gerekir. Kuşkusuz, bu gider ve masrafların talep edilebilmesi için ispat edilmesi zorunludur....
Adi ortaklığın sona ermesi ile birlikte ortaklık tasfiye aşamasına girer. Ortaklar arasındaki hukuki bağ, tasfiye tamamlanmadan ortadan kalkmış kabul edilemez. Tasfiye, ortaklar arasındaki ortaklık ilişkisinin tamamen sona erdirilmesine yönelik kanuni bir usuldür. Tasfiye ile artık ortaklık malvarlığı para haline dönüştürülecek, borçlar ödenecek, sermaye değerleri ortaklara iade edilecek ve geri kalan meblağ ortaklar arasında kar ve zararın paylaşılması esasına göre dağıtılacaktır. Adi ortaklığın tasfiyesi ya tarafların anlaşması suretiyle ya da bizzat mahkemece yapılır. Taraflar tasfiye konusunda anlaşmadığı takdirde ortaklığın tasfiyesinin mahkemece TBK’nın 642 vd. madde hükümlerine uygun olarak yapılması gerekir. Ortaklar, ortaklık için avans verdiklerini ve masraf yaptıklarını iddia ediyorlarsa, bunların da TBK’nın 643 üncü maddesi uyarınca ortaklığın tasfiye hesabında dikkate alınması gerekir. Kuşkusuz, bu gider ve masrafların talep edilebilmesi için ispat edilmesi zorunludur....
İstinaf Sebepleri Davalı karşı davacı vekili; davada ve karşı davada adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin istemin bulunmadığını, tarafların adi ortaklık gereği yapılan işlerden %50 paylarını istediklerini, kâr hesabının sağlıklı yapılabilmesi için yapılan imalat neticesinde elde kalan net gelirin tespit edilmesi gerektiğini, davayla bağlantılı iş kazası, rücu ve ortaklığa konu faturalara ilişkin davaların bulunduğunu, 5 yıl sürecek olan bu süreç için tasfiye memuruna aylık 2.500,00 TL ödenecek tutarın fahiş olduğunu, tasfiye memuruna gerek olmadığını, bekletici mesele yapılması gereken dosyaların neticelenmesi akabinde bilirkişi raporu alınması gerektiğini, kararın hatalı olduğunu, 4 işi kendi adına kurumdan davalının aldığını, 3 işin hak edişlerini davacının ve oğlunun tahsil ettiğini, ödeme yapılmayan davalının alacaklı olduğunu, davacının alacağının bulunmadığını, iş bedelininin tahsil edildiğini, bu nedenle adi ortaklık sözleşmesinin fesih edildiğini ileri sürerek; kararın kaldırılmasını...


