istenmesinin aynı zamanda ortaklığın feshini ve tasfiyeyi de kapsayacağı, taraflar arasındaki ortaklığın devamına imkan kalmadığı, 70.000,00 TL büfe işletme değeri hesaba katılmaksızın tespit edilen 18.900,00 TL alacağın hüküm alınan kararlara karşı davalı tarafça kanun yoluna başvurulmadığı, davacı lehine usuli müktesep hak doğduğu, büfe işletme değeri de göz önünde bulundurularak düzenlenen ek rapora göre davacının 53.900,00 TL tasfiye payı alacağı bulunduğu ancak taleple bağlı kalınması gerektiğinden bahisle; davanın kabulü ile taraflar arasındaki adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine, 50.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir....
Adi ortaklığın sona ermesi ile birlikte ortaklık tasfiye aşamasına girer. Ortaklar arasındaki hukuki bağ, tasfiye tamamlanmadan ortadan kalkmış kabul edilemez. Tasfiye, ortaklar arasındaki ortaklık ilişkisinin tamamen sona erdirilmesine yönelik kanuni bir usuldür. Tasfiye ile artık ortaklık malvarlığı para haline dönüştürülecek, borçlar ödenecek, sermaye değerleri ortaklara iade edilecek ve geri kalan meblağ ortaklar arasında kar ve zararın paylaşılması esasına göre dağıtılacaktır. Adi ortaklığın tasfiyesi ya tarafların anlaşması suretiyle ya da bizzat mahkemece yapılır. Taraflar tasfiye konusunda anlaşmadığı takdirde ortaklığın tasfiyesinin mahkemece TBK’nın 642 vd. madde hükümlerine uygun olarak yapılması gerekir. Ortaklar, ortaklık için avans verdiklerini ve masraf yaptıklarını iddia ediyorlarsa, bunların da TBK’nın 643 üncü maddesi uyarınca ortaklığın tasfiye hesabında dikkate alınması gerekir. Kuşkusuz, bu gider ve masrafların talep edilebilmesi için ispat edilmesi zorunludur....
esasında görülen davanın açıldığını, mahkemece hüküm fıkrasında adi ortaklığın " fesih ve tasfiyesine" ibaresine yer verilerek atanan tasfiye memurları aracılığıyla süreç işletilip, bilançonun kesinleştirildiğini, tasfiyenin son aşaması olan mahkeme eli ile paylaşımın yapılması taleplerinin, adi ortaklığın verilen karar ile fesih edilip bu nedenle tasfiyenin tamamlanamayacağı, mal paylaşımının yapılamayacağı belirtilerek red edildiğini ve davanın sürüncemede bırakıldığını, davanın açılma amacının gerçekleştirilemediğini, istinafın da bu durumu onayladığını, 2017 yılından bu yana mahkemece atanan tasfiye memuru aracılığıyla adi ortaklık bilançosunun kesinleştirildiğini, mevcut davanın açılmasındaki tek amacın davanın anılan mahkemece getirilen noktadan itibaren tasfiyenin tamamlanması olduğunu, Tasfiyenin ne şekilde yapılacağının yerleşik yargı uygulamasıyla açıklığa kavuştuğunu, anılan mahkemede açılan davada tasfiye prosedürüne uyulmadan sadece şirketin feshine karar verilmiş olup, mevcut...
Davacı-karşı davalı adi ortaklık konusunu oluşturan ve yüklenici sıfatıyla davalı-karşı davacı adın tescil edilen dairelerin tapu kayıtlarının iptali ile eşit olarak taraflar adına tescilini istemiş, davalı-karşı davacı ise ortaklığın tasfiyesini talep etmiştir. Mahkemece, ortaklığın tasfiyesine, öncelikle borçların ödenmesine arta kalan kısmın taraflar arasında paylaştırılmasına ve tasfiyenin davalı-karşı davacı tarafından gerçekleştirilmesine karar verilmiştir. Ne var ki, bu şekildeki bir tasfiyenin BK.’nun 538 ve devamı maddelerine uygun bir tasfiye şekli olduğundan söz edilemez. B.K’nun 538. maddesinde belirtildiği gibi, tasfiye bütün hesapların görülüp, ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması yada satış yoluyla elden çıkarılmalıdır....
Babının "Adî Ortaklık" başlığı altındaki 520 ve devamı maddelerindeki düzenlemelerde, adi ortaklığın tanımı, yönetimi, ortaklığın devamı süresince ortakların birbirlerine ve 3. kişilere karşı sorumlulukları, ortaklığın tasfiyesi ve tasfiye sonrasında 3. kişilere karşı sorumluk hakkındaki hükümlere yer verilmiştir. Şöyle ki, ortaklığın devamı süresinde 3. kişilere karşı sorumluluğa ilişkin olarak aynı yasanın 534. maddesinde "Şirketin iktisap ettiği veya şirkete devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar şirket mukavelesi dairesinde müştereken şeriklere ait olur. Şirket mukavelesinde diğer bir hüküm bulunmadıkça bir şerikin alacaklıları haklarını ancak o şerikin tasfiyedeki hissesi üzerinde kullanabilirler....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki ortaklığın tespiti davasında ... Asliye Ticaret ve ... Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dava, davalılar ile adi ortaklığının tespiti ve bu ortaklıkta yer alan ticari şirketlerden kendisine ödenmeyen ortaklık payının tahsili istemine ilişkindir. Asliye ticaret mahkemesince, uyuşmazlığın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 vd maddelerinde düzenlenen, davacının davalılarla adi ortaklığının tespiti, kar payı talebi, bu mümkün olmaz ise adi ortaklığın tasfiyesi ile tasfiye payının davalılardan tahsili isteminden kaynaklandığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir....
Bu durumda davacı ile davalının adi ortaklığı sona erdirdiklerinin kabulü gerekir. Davacının adi ortaklıktan kaynaklanan zararların karşılanması talebi ile buna karşılık davalının da bu zararlardan davacının sorumlu olduğunu belirterek uyuşmazlığın çözümünde kendisinin koyduğunun sermayenin de göz önüne alınması yönündeki beyanları da dikkate alındığında, dava konusu istemin aynı zamanda adi ortaklığın tasfiyesini de kapsadığının kabulü gerekir. Uyuşmazlık, bu bağlamda değerlendirilip, çözüme kavuşturulmalıdır. Buna göre, mahkemece; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri dikkate alınmalı, Türk Borçlar Kanununun 642.madde ve devamı hükümlerine göre tasfiye işlemi gerçekleştirilmelidir....
Adi ortaklık ilişkisi, TBK'nun 639.maddesinde sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erer.Bu şekilde ortaklığın sona ermesinin başlıca iki sonucu ortaya çıkar.Bunlardan ilki, yöneticilerin görevlerinin sona ermesi, diğeri de ortaklığın tasfiyesidir. Adi ortaklığın tüzel kişiliği yoktur. Bu nedenle, adi ortaklığa karşı açılan dava,diğer ortakların tümüne karşı yöneltilmiş demektir. Başka bir anlatımla, aktif ve pasif taraf ehliyeti tüm ortaklara aittir. Bu açıdan ortaklar arasında mecburi dava arkadaşlığı vardır. Adi ortaklık adına üçüncü kişiler aleyhine açılacak davaların bütün ortaklar tarafından açılması gerekir. Keza, bir ortağın diğer ortak aleyhine açtığı davada da, tüm ortaklar davaya dahil edilmelidir. Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır....
Sözleşmede, ölüm halinde ortaklığın devam edeceğine ilişkin hüküm bulunmadığı gibi, miraşçılarıyla da devam etmediği, davalının tek başına idare ettiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili yargılamada 04/10/2011 tarihli celsede “ ... adi ortaklık tasfiyesi ile ilgili alacaklarının mevcut olduğu” beyanıyla açıkça tasfiye istendiğini ifade etmiştir. Bu durum karşısında, ortağın ölümü ile adi ortaklık sona ermiş olup, davacı tarafça ortaklığın tasfiyesi ve bu durum sonucunda doğan alacaklarının istenebileceği, davacının tasfiye talebinde bulunduğu, davanın adi ortaklığın tasfiyesine, kar payı talebine ilişkin olduğunun kabulu gerekir. Mahkemece, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri dikkate alınmalı ve 642. vd. maddelerindeki tasfiye hükümlerinin somut olaya uygulanması gerekmektedir....
ın adi ortaklığın feshi yanında talep ettiği katılım ve kar payı alacağının TBK 643. maddesi gereğince ortaklığın borçları ödendikten sonra talep edilmesi mümkün olduğundan adi ortaklığın amacı ve faaliyet konusu henüz tamamlanmamış olması nedeniyle ortaklığın zarar ve kar durumunun bu aşamada belirsiz olması ve davacı ...'ın hali hazırda borçlu olduğunun tespiti karşısında katılım ve kar payını bu aşamada talep edebilmesi mümkün olmadığından adi ortaklığın feshi ile katılım ve kar payı talebine yönelik davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı ... Ltd. Şti.'...


