WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

Somut olayda; adi ortaklık son bulduğuna göre, tasfiyenin de mahkemece bizzat yaptırılması gerekir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Diğer bir anlatımla, tasfiye memuru tarafından yapılacak bir arıtma işlemi olup, hesap ve işlemlerin incelenip, bir bilanço düzenlenerek ortaklığın aktif ve pasifi arasındaki farkı ortaya koymaktır. Mahkemece hükme dayanak alınan bilirkişi raporu da anılan nedenlerle uyuşmazlığı çözmekte yeterli değildir....

Ortaklığın feshi ile tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. BK.nun 538 maddesinde belirtildiği gibi tasfiye, bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif hüküm mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması yada satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı için davacının da kabulünde olduğu üzere tarafların her birisinin ortaklıkta %50 oranında hissesinin olduğunun kabulü gerekir. Bu itibarla tasfiyenin BK.nun 539 maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gerekir. Uyuşmazlık sadece 100 parsel numaralı taşınmazdan kaynaklandığı içinde tasfiyenin nasıl yapılacağı taraflardan sorulmalı, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir....

Taraflar arasında ortaklığın devamına olanak kalmadığı, tarafların beyanlarından anlaşılmış bulunmaktadır. Bu nedenle taraflar arasında adi ortaklığın devamını sağlama konusunda uyuşmazlık olduğu gözetilerek, taraflar arasındaki ortaklığın sona erdiği kabul edilerek, tasfiye hükümleri çerçevesinde uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gereklidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2013/11609 - 2013/13259 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; "Bu durumda ise, mahkemece; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri dikkate alınmalı, Türk Borçlar Kanununun 642.madde ve devamı hükümlerine göre tasfiye işlemi gerçekleştirilmelidir....

Davadaki ileri sürülüşe göre, davacı tarafından varlığı iddia edilen bu sözleşme ise, Borçlar Kanununun 520 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık sözleşmesi olup, uyuşmazlığın da adi ortaklık hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Borçlar Kanununun adi ortaklığa ilişkin 520 ve onu izleyen maddeleri gereğince adi ortaklığın kurulabilmesi için yazılı şekil gerekli olmayıp, adi ortaklık sözleşmesi sözlü olarak da yapılabilir. Davacının iddiası ve davalının açıklamalarına göre, konfeksiyon işletmesinde ortaklık kurulmak üzere anlaşma yapılıp akabinde ortaklığın fiilen son bulduğu uyuşmazlık konusu değildir. Ortaklık son bulduğuna göre tasfiyenin de mahkemece bizzat yaptırılması gerekir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir....

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Adi Ortaklığın Feshi ve Tasfiyesine ilişkin davalara bakma görevinin genel mahkeme olan Asliye Hukuk mahkemelerine ait olduğunu, mahkememizin görevsiz olup görevli mahkemenin Bursa Asliye Hukuk mahkemeleri olduğunu, o nedenle görevsizlik nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, diğer taraftan davacı tarafın davasının haksız,hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davanın esastan da reddinin gerektiğini, taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiye edilmiş olmadığını, tarafların halen adi ortaklıkta %50'şer pay sahibi olduklarını, bu yüzden davacının davalı ortak olan müvekkilinden alacak talep etmesinin mümkün olmadığını, taraflar arasındaki adi ortaklığın illa fesh edilecekse öncelikle taraflar arasında gerçekleşecek görüşmelerle ve davacı, eşi, davalı, eşi adlarına yapılan tüm menkul ve gayrimenkul mallar,ortaklığın halen mevcut Sgk, Vergi Dairesi ve işçilerle ilgili her türlü borçları da hesaba katılmak suretiyle tasfiyenin sağlanmasının gerekmekte...

Tarafların tacir olması nedeniyle davalının görev itirazının ve Tasfiye talebinin münhasıran para alacağı ile ilgisinin olmaması nedeniyle Arabuluculuğa başvurmaya ilişkin ön şart itirazlarının reddine karar verilmiştir. Davacı vekilkinin adavnın heyette görülmesine ilişkin talebi Adi ortaklığın Tasfiyesinin Heyet tarafından bakılan işlerden olmadığı gözetilerek kabul edilmemiştir....

Önemle ve ayrıca vurgulanmalıdırki, adi ortaklığın son bulması, feshi, ayrı bir olay tasfiyesi ise ayrı bir olaydır. Adi Ortaklık konusunu oluşturan iş yapılıp sonuçlandırıldığına göre ortaklığın son bulduğu da sabittir. Ortaklığın feshi ile tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemler olup, tasfiyenin bizzat mahkemece yaptırılması gerekir. Tasfiye, bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması yada satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır. Böyle bir hükmün bulunmaması halinde ise tasfiyenin bu defa TBK.'nun 644. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gerekir....

Adi ortaklık sözleşmesi, iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. (TBK. 620/1 md.) Adi ortaklık ilişkisi, TBK'nun 639.maddesinde sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erer.Bu şekilde ortaklığın sona ermesinin başlıca iki sonucu ortaya çıkar.Bunlardan ilki, yöneticilerin görevlerinin sona ermesi, diğeri de ortaklığın tasfiyesidir. Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Diğer bir anlatımla tasfiye memuru tarafından yapılacak bir arıtma işlemi olup; hesap ve işlemlerin incelenip, bir bilanço düzenlenerek, ortaklığın aktif ve pasifi arasındaki farkı ortaya koymaktır....

Mahkemece; davacının adi ortaklığın varlığını yasal delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; adi ortaklığın varlığının tespiti, haklı nedenle feshi, şirket bilançosu çıkartılarak tasfiyesi ve alacak istemine ilişkindir. Temyize konu uyuşmazlık; taraflar arasında adi ortaklık bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı ispatlaması gerekir (HMK m.190) Kural olarak, adi ortaklık ilişkisinin geçerliliği herhangi bir şekle bağlı değildir....

Toplanan delillerden yanlar arasında bir lokantacılık adi ortaklığı kurulduğu ve davalını idareci ortak olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, ortaklığın feshine sermaye olarak verilen 20.000.000.000 TL'nın tahsiline karar verilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki fesih istemi tasfiyeyi de kapsar ve ortaklığın sermaye olarak konulan bedelin tasfiye işlemi gerçekleştirilmeden aynen tahsiline karar verilmesine yasal olarak olanak bulunmamaktadır. Hal böyle olunca mahkemece, BK 538 ve devamı maddeleri hükmünce idareci ortak olan davalıdan ortaklığa ait alacak ve borçlar ile işletme nedeniyle yaptığı masraflara ilişkin hesap istenmeli, verilen hesapta tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları noktalar saptanmalı anlaşma sağlanamayan husus larda tarafların delil ve karşı delilleri sorulup, toplanmalı, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak ortaklığın ... alacakve borç miktarı belirlenmelidir....

UYAP Entegrasyonu