ve hakkında bu Kanun hükümlerinin tatbik olunacağı, herhangibir nedenle itiraz süresinin geçirilmesi halinde 3.kişinin, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tesbit davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla amme borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorunda olduğu; somut olayda 16.5.2008 tarih 25567 tarihli haciz bildirisinin davacı şirkete 3.6.2008 tarihinde tebliğ edildiği menfi tespit davasının ise yasal bir yıllık süre geçirilerek 31.8.2009 tarihinde açıldığı anlaşıldığından davanın 6183 Sayılı Yasanın 79 maddesi gereğince süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetli olmadığı gereğine değinilmiştir....
Kuşkusuz idari para cezasına karşı süresi içinde kuruma itiraz edilmemesi veya itirazın reddine karar verilip teyine süresi içinde ilgili mahkemeye başvurulmaması halinde idari para cezası kesinleşeceğinden artık iş mahkemesinde menfi tespit ve itiraz davası açılamayacağı tartışmasızdır. Ancak, somut olayda Kurum, 6183 sayılı Yasa gereğince takip yaptığına göre idari para cezasının kesinleşip 4958 sayılı Yasanın 19. maddesi kapsamında Kurum alacağına dönüştüğünün tespiti halinde bu takibe karşı işveren 6183 sayılı Yasanın 58. maddesi gereğince yetkili iş mahkemesinde dava açabileceğinden, artık mahkemenin görevsizlik kararı vermesi düşünülemez. Mahkemece yapılacak İş; Ankara Dördüncü İdare Mahkemesinin 2004/727 Esas sayılı dosyasının sonucuna ve yukarıda belirtilen ilke ve esaslara göre değerlendirme yaparak varılacak sonuca göre bir karar tesis etmekten ibarettir....
Ancak, davacı şirket adına 6183 sayılı Yasanın 55. maddesi kapsamında düzenlenmiş bir ödeme emrinin bulunmaması karşısında, davanın menfi tespit davası olarak kabul edilmesi gerekirken, yazılı biçimde ve aynı zamanda davaya konu edilen ödeme emirlerinin iptaline hükmedilmesi isabetsiz bulunmuştur. Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ:Hüküm fıkrasının (1) no’lu bendinin silinerek, yerine “davanın menfi tespit davası olarak kabulü ile 2010/18737 ve 18738 takip no’lu ödeme emirlerinden dolayı davacı şirketin Kuruma borçlu olmadığının tespitine” hükmünün yazılmasına, gerekçenin ve kısa kararın da bu biçimde düzeltilmesine ve kararın bu biçimiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 06.05.2014 gününde oy birliğiyle karar verildi....
Davacının talebi 6183 sayılı Kanunun 79. maddesi kapsamında menfi tespit işlemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince haciz bildirisinin iptali talebi yönünden yargı yolu sebebiyle görevsizlik kararı verilmesi doğru olmayıp, anılan husus bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 12.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi....
ın işverenine ait ödenmeyen sigorta primi borçlularından dolayı alacağının tahsili için 6183 Sayılı Kanun gereğince 2012/15699 nolu icra takip dosyası açıldığını, bu icra takip dosyası üzerinden yapılan işlemler neticesinde 6183 Sayılı Kanunun 79.maddesi gereği 07.12.2016 tarihinde ......
Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit DAVA TARİHİ : *** KARAR TARİHİ : *** GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : *** Mahkememizde görülmekte olan 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Pınarbaşı Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün, dava dışı amme borçlusu ......
Esas sayılı dosyasında; davanın hukuki niteliği itibarı ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 89/3. maddesi uyarınca açılan menfi tespit davası olduğu kanaatine varmak sureti ile görevli mahkeme olarak yargılamayı yürüttüğünü ve nihai kararı verdiğini, oysa açılan davanın, 6183 sayılı Kanun'un 79. maddesi uyarınca üçüncü kişiler tarafından açılan menfi tespit davası olduğunu,Üçüncü kişilerdeki menkul malların, alacak ve hakların haczinin, 6183 sayılı Kanun'un 79. maddesinde düzenlendiğini, buna göre Kanun'un 79. maddesinin birinci fıkrasında; hamiline yazılı olmayan veya cirosu kabil senede dayanmayan alacaklar ile maaş, ücret, kira vesaire gibi her türlü hakların ve fiilen tutanak düzenlemek suretiyle haczi kabil olmayan üçüncü kişilerdeki menkul malların haczinin, borçlu veya zilyed olan veyahut alacak ve hakları ödemesi gereken gerçek ve tüzel kişilere, kurumlara haciz keyfiyetinin tebliği suretiyle yapılacağı, düzenlemesine yer verildiğini, tebliğ edilecek haciz bildirisinde, borcun...
Dava, 6183 sayılı Yasa’nın 79/4 maddesine dayalı olarak açılan menfi tesbit davasına ilişkindir. 6183 sayılı Yasanın 79/III. maddesi uyarınca alacaklı kamu idaresi tarafından kendisine haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü kişi, aynı bentte gösterilen nedenlere dayanarak haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak itiraz edebilir. 6183 sayılı Yasa’nın 79/4 maddesin de ise "herhangi bir nedenle itiraz süresinin geçirilmesi halinde üçüncü şahıs, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla amme borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorundadır."...
Dosya kapsamı incelendiğinde, dava dışı limited şirketin 2008/4-2011/6 dönem ve aralarına ilişkin prim borçlarından dolayı, şirket ortağı olan davacıya gönderilen ödeme emrinin tebliğ edilememesi nedeniyle davacının aracına ve taşınmazına ihtiyati haciz konulduğu, söz konusu haciz işleminin iptali ve borçlu bulunmadığının tespiti istemli açılan işbu davada, mahkemece, şartları oluşmadığından bahisle ihtiyadi haciz kararının kaldırılmasına, dava dışı şirket hakkında haciz veya mal varlığı araştırmasına gidilmeksizin doğrudan davacıya ödeme emri gönderilmesi yerinde olmadığı gerekçesiyle de ödeme emrinin iptaline karar verildiği anlaşılmış ise de, ödeme emrinin iptali yönünden verilen karar yerinde görülmemiştir. 6183 sayılı Yasa'nın 58. maddesi kapsamında davacıya tebliğ edilmiş bir ödeme emrinin bulunmaması karşısında, davanın menfi tespit davası olarak kabul edilerek işin esasına girilmesi gerekmektedir....
Ancak, 6183 sayılı Kanun'un 79/4. maddesi menfi tespit davası açılabileceğine izin vermiş olmakla birlikte bu yol, üçüncü kişiler bakımındandır. Bu olanak, kamu alacağı borçluları yönünden tanınmamıştır.( Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.10.2007 gün ve 2007/21-623 Esas, 2007/717 Karar sayılı kararı da aynı yöndedir.) Herhangi bir nedenle itiraz süresininin geçirilmesi halinde üçüncü kişi, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibariyle amme borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorundadır. Menfi tespit davası açılması halinde mahkemece bu 6183 sayılı Kanun'un 10. maddesinde sayılan türden teminat karşılığında takip işlemlerinin durdurulmasına karar verilebilir (m.79/4)....


