haklar ve ödevler başlıklı ikinci kısmında düzenlendiği, bundan gerek mülkiyet hakkına gerek kişilerin gerekse Devletin azami ölçüde özen göstermesinin amaçlandığı, 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılacak kadastro tesbitlerinde zilyetliğe ve vergi kaydına dayalı olarak açılan davaların 30 günlük askı ilan süresi ile sınırlı olduğuna ve 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmasının olanaklı olamadığına ilişkin açık bir hüküm bulunmadığı, sınırlayıcı bir hüküm bulunmadan kişinin Anayasal mülkiyet hakkının özüne dokunur şekilde dava açma süresinin kadastro tutanaklarının askı suretiyle ilana çıkarılmasından itibaren 30 günlük süre ile sınırlandırılması ve bir yerin orman olmadığı bilimsel olarak saptansa dahi hakkın etkin bir şekilde kullanılmasına imkan vermeyecek 30 günlük hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesi ile mülkiyet hakkının elinden alınmasının doğru olmadığı, ... yargılanma hakkının gerek milli...
MAHKEME KARARI Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dava konusu taşınmaz bölümlerinin 1955 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tescil harici bırakıldığı, bölgede ilk orman tahdit çalışmasının 1944 yılında yapılıp kesinleştiği, daha sonra 1944 yılında 3116 sayılı Kanuna göre yapılan orman tahdidinin aplikasyonu ile 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Yasa ile değişik 2/B uygulama çalışmasına 04/04/1994 tarihinde başlandığı, 1996 yılında bitirildiği ve 03/10/1996 tarihinde ilan edilerek 03/04/1996 tarihinde kesinleştiği, dava konusu yerin orman sayılmayan yer içinde kaldığı, eldeki tescil davasında da 1996 yılı ile dava tarihi arasında, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 maddesine göre 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiği gerekçesiyle, dahili davalı ... ile ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, davalı Hazine aleyhine açılan davanın ise 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir....
ve orman bilirkişi ... ... tarafından müşterek düzenlenen 19.10.2004 tarihli krokili raporda 1 rakamı ile işaretlenen taşınmazın orman kadastro haritası dışında kaldığı ve orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlendiğinden davacının bu yere yönelik dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından açılan davanın reddine” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA” karar verilmiş kararın 6.2.2006 tarihinde kesinleşmesi üzerine dava dosyası görevsizlikle Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir.Asliye Hukuk Mahkemesince ; davacının 6831 Sayılı Yasanın 3373 Sayılı Yasa ile değişik 11. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açmadığından davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiş hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. ... ......
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman tahdidine itiraza ve çekişmeli taşınmazda bulunan orman şerhinin silinmesi istemine yöneliktir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 20.08.1996 tarihinde 6 ay süre ile ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B çalışması bulunmaktadır. Mahkemenin, 6831 sayılı Kanunun 11. maddesi gereğince, orman kadastrosunun ilân edildiği tarih ile dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğine yönelik kararı yerinde ise de, mahkemece yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan hüküm kurulmuştur....
Dava, tapuya dayanılarak 10 yıllık süre içinde açılan orman tahdidinin iptali istemine ilişkindir....
Bundan amaç, mülkiyet hakkına gerek kişilerin gerekse Devletin azami ölçüde özen göstermesidir. 3402 sayılı Kadastro Kanununda ve diğer kanunlarda 3402 sayılı Kanunun 4. maddesine göre yapılacak kadastro tespitlerinde zilyetliğe ve vergi kaydına dayalı olarak açılan davaların 30 günlük askı ilân süresi ile sınırlı olduğuna ve 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmasının olanaklı olmadığına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle, sıınırlayıcı hüküm bulunmadan kişinin Anayasal mülkiyet hakkının özüne dokunur şekilde dava açma süresinin kadastro tutanaklarının askı ilanına çıkarılmasından itibaren 30 günlük süre ile sınırlandırılması ve bir yerin orman olmadığı bilimsel olarak saptansa dahi hakkın etkin bir şekilde kullanılmasına imkan vermeyecek 30 günlük hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesi ile mülkiyet hakkının elinden alınması doğru değildir. Hukuk Genel Kurulunun 18.10.2006 gün ve 2006/20-619 E. - 2006/665 K. sayılı ilamıda bu yöndedir....
Çoğunluğun görüşüne göre 5304 sayılı yasayla değişik 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi kapsamında yapılan kadastro çalışmalarında tapusuz taşınmazlarda zilyetliğe dayanılarak 30 günlük kısmi ilan süresinden sonra hak düşürücü süre nedeniyle dava açılamayacağı farklı gerekçesiyle hükmün onanmasına karar verilmiştir. Kanaatimce 5304 sayılı yasayla değişik 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi kapsamında yapılan kadastro çalışmalarında tapusuz taşınmazlarda da tutanağın kesinleştiği tarihten itibaren 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesindeki 10 yıllık sukutu hak süresi içersinde kişinin dava açma hakkı vardır. Yani dava hak düşürücü süre geçmeden açılmıştır....
Bu haliyle davanın, 6831 sayılı Kanunun 11/1. maddesinde belirlenen orman kadastrosuna itiraz davası olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece dava, hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılması konusunda davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı ve Orman Yönetimini zorlayıcı dava açamayacağından söz edilerek esasa girilmeden davanın reddine karar verilmiştir.Gerçekten 4999 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Orman Yasasının 11/1. maddesinde, "... Tutanak ve kararlara karşı askı tarihinden itibaren altı ay içinde “(26.04.2012 tarih ve 28275 sayılı R.G.de yayımlanan 6292 sayılı Kanunun 13. maddesiyle bir ay şeklinde değiştirilmiştir.) … Orman Bakanlığı ve Orman Genel Müdürlüğü ile hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler itiraz edebilir. Bu müddet içinde itiraz olmaz ise komisyon kararları kesinleşir. Bu süre hak düşürücü süredir.” hükmü mevcuttur....
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesi gereğince 10 yıllık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve kesinleşmiş tahdide karşı 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesine göre ancak tapuya dayalı olarak 10 yıllık süre içinde dava açılabileceği, zilyetliğe dayalı olarak açılan bu tür davanın dinlenme olanağı olmadığı gözönünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 19/11/2007 gününde oybirliği ile karar verildi....
Şöyle ki; davacının talep ettiği ve mahkemenin kabulüne konu 593,49 m²’lik taşınmaz, yörede dava tarihinden önce yapılan ve 07/11/2006 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu içinde kalmaktadır. 6831 sayılı Kanunun 11/1. maddesine göre orman kadastrosu askı ilânına çıkarıldıktan sonra 6 aylık itiraz süresinde açılan davalara kadastro mahkemesi bakmakla görevlidir. 6 aylık hak düşürücü sürenin sonunda orman kadastro komisyonu kararı kesinleşir, ancak, tapulu gayrimenkullerde tapu sahiplerinin 10 yıllık süre içinde genel mahkemelerde dava açma hakları saklıdır. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu 07/11/2006 tarihinde ilâna çıkarılmış, eldeki dava 28/04/2008 tarihinde 6 aylık askı ilan süresinden sonra açılmıştır. Artık bu davaya 10 yıllık süre içinde orman kadastrosuna itiraz davası olarak bakma genel mahkemelerin görevindedir. Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup bu hususun mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir....


