sebebiyle kilitlenmiş vaziyette olduğunu, şirkette hiçbir iş ve işlem devam ettirilemediğinden şirket iflasın eşiğine geldiğini, müvekkilin de organ yokluğu sebebiyle davalı şirketin fesih ve tasfiyesini, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin verilen kararın kesinleşmesine kadar ki süreçte davalı şirkete tedbiren kayyım atanmasını talep etme zarureti doğduğunu tüm bu nedenlerle davalı şirketin organ yokluğu sebebiyle TTK mad.530 uyarınca, fesih ve tasfiyesine, mahkemece davalı şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin verilen karar kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbir yoluyla davalı şirkete kayyım atanmasına , yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
Zira usuli müktesep hakkın tanınması da amme intizamı düşüncesiyle kabul edilmiş esastır (Y.İ.B.K. 04.02.1959 gün ve 13/5 sayı). Somut uyuşmazlıkta, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin yerel mahkemenin 14.07.2016 günlü kararı davalı şirket tarafından temyiz edilmiş olup bu yöne ilişkin tüm temyiz itirazları red edilerek davacı yararına usuli müktesep hak doğmuştur. Nitekim mahkemece diğer bozma nedeni yönünden bozma ilamına uyularak yazılı şekilde şirketin fesih ve tasfiyesi yönünden verilen kararın kesinleştiği gerekçesiyle yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Davalı şirketin temyizi üzerine Daire'nin 03.02.2020 tarihli kararı ile de yerel mahkeme kararı onanmıştır. Yukarıda açıklanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararları ve Dairenin istikrarlı uygulamasına, usuli müktesep hakkın niteliğine göre davalı şirket vekilinin karar düzeltme istemi yasal dayanaktan yoksundur....
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; bir hukuki ilişki için maddi vakıalar önemli olsalar dahi tek başına tespit davasına konu yapılamayacağı, talep konusu vakıalarla ilgili olarak davacı tarafın TTK 437. maddesinde öngörülen "bilgi alma ve inceleme hakkı", 438. maddesinde öngörülen "özel denetçi isteme hakkı", 445 vd. maddelerinde öngörülen "genel kurul kararlarının iptali-butlan", 486. maddesine göre "pay senedi bastırılması", 531. maddesine göre "haklı sebeplerle fesih", 553. maddesine göre "kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu" çerçevesinde mahkemede dava açıp başvuruda bulunabilme imkanına sahip olduğu, mahkemenin 2017/127 E.sayılı dosyasının taraflar arasında şirketin fesih ve tasfiyesi talebine ilişkin olduğu gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. ... Bölge Adliye Mahkemesi 11....
Davalı vekili davanın reddini istemiş, karşı davasında da, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona erdiğini, ortaklığın kağıt üzerinde kaldığını ileri sürerek şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye sonucunda çıkacak hisse bedelinin müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
Ltd.Şti'nin feshine karar verilmesi için işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, dava sonuna kadar şirketin resmi makamlardaki işlerinin yürütülmesi için müvekkilinin kayyım olarak dava sonunda da ise tasfiye memuru olarak atanmasını talep ve dava etmiştir. Davalı taraf davaya cevap dilekçesi ibraz etmemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, TTK'nın 636/2. maddesi uyarınca şirketin fesih ve tasfiyesi ile kayyım atanması istemine ilişkindir. Bilindiği üzere, açılmış bir davanın esasının incelenebilmesi (davanın mesmu, yani dinlenebilir olabilmesi) bazı şartların tahakkukuna bağlı olup bunlara dava şartları denir. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil davanın esasını girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp, inceler ve bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir....
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, haklı sebebe dayalı olarak limited şirketin fesih ve tasfiyesi davasıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nın 636/3. maddesine göre, haklı sebeplerin varlığı halinde, her bir ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Söz konusu maddenin lafzı ve yargı kararları uyarınca şirketin feshi son çare olup, fesih için haklı neden bulunsa dahi TTK'nın 636/3. fıkrasının son cümlesi uyarınca mahkemece fesih ve tasfiye yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedilebilir. Dosyada mübrez İTSM kayıtları uyarınca; davalı şirketin 26.03.2003 tarihinde kurularak ticaret siciline tescil edildiği, mevcut durum itibariyle şirketin %65 oranında çoğunluk pay sahibinin ......’a ait olduğu, davacı ...'in ise %45 oranında azınlık pay sahibi olduğu ve şirketi münferiden temsile yetkili kişinin ...... olduğu anlaşılmıştır....
Yönetim organının kötü idaresi, azınlık haklarını, paydaşların kanundan ve esas sözleşmeden doğan haklarını kullanmasını imkansız bırakacak şekilde, sistematik ve düzenli olması halinde fesih sebebi olabilir. Bunun dışında yönetim organının haksız iş ve işlemleri sorumluluk davasının konusu olur. Somut olayda, şirketin gayri faal olmadığı çok açık olup, bu fesih sebebi yerinde değildir. Şirketin---- taşınmazı olduğu, bunlardan ---- rayicin altında satıldığı iddiası mevcut olup; tümü bile rayicin altında satılmış olsa bu durum tek başına bir fesih sebebi değildir. Sorumluluk davasında yapılacak inceleme ile şirketin zarara uğradığı anlaşılırsa bu zararın yetkiliden alınıp şirkete ödenmesine karar verilecektir. Nitekim davacının, yöneticiler hakkında açtığı sorumluluk davası da mahkememizin ---sırasına kayıtlı ve derdesttir....
Mahkememizce; -----------bulunan taşınmaza ilişkin ------ davalı ----- kuruluşundan itibaren tüm --- davalı şirketin ------ayrı ayrı celp edilmiş, -- üzerinden celp edilerek incelenmiştir. Dava; davalı şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.--- sebepleri TTK'nun 529. maddesinde tahdidi olarak sayılmış olup, bunun yanı sıra özel haller başlığı altında TTK'nun 530. maddesinde "Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli olan organlarından biri mevcut değilse veya -----şirket alacaklıları veya --- istemi üzerine, ---- bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi yönetim kurulunu da dinleyerek şirketin durumunu kanuna uygun hale getirmesi için bir süre belirler. Bu süre içinde durum düzeltilmezse,---- feshine karar verir. Dava açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir." şeklinde düzenleme yapılmış, TTK'nın 531....
Pendik Vergi Dairesi vergi kayıtlarına göre, davalı şirketin ... itibariyle resen terkinin yapıldığı ve vergi borcunun bulunmadığı belirtilmiş olup, davalı şirketin gayrı faal olduğu davalı ortak ...’in yazılı beyanlarından da anlaşılmaktadır. Bu halde, davalı şirketin fesih ve tasfiyesi için haklı sebep bulunduğu nazara alınarak davanın kabulüne karar vermek gerekirken, davanın reddi doğru olmamış," şeklinde belirtilmiştir....
nin ortakları olan taraflar arasında uzun süreden bu yana devamlı ve önlenmesi mümkün olmayacak boyutlarda huzursuzluk, geçimsizlik ve dargınlık bulunduğunu, bu durum sonucunda davalı şirketin tam anlamıyla hiç bir ortak faaliyette bulunamaz hale geldiğini, müvekkilinin hiç bir şekilde şirketin mal varlığı, muhasebe kayıtları, gelir gider durumu hakkında geçmişte ve halen doğrudan ve dolaylı olarak bilgi alamadığını, davalı şirketin bundan böyle kuruluş amacı doğrultusunda faaliyetlerini sürdürmesinin mümkün olmadığını, davalı şirketin infisah nedenlerinin gerçekleştiğini ileri sürerek davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir....


