İlçesi, ... mahallesi, ... ada, 7 parsel, 6.193,00 m2 arsa niteliğindeki taşınmazı şirket sermayesi olarak kullanmak istediğini, TTK m.127’ de şirketin sermaye olarak kullanabileceği değerler belirtilmiş olmakla birlikte m. 128/2’de şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmede bilirkişi tarafından belirlenen değerleriyle yer alan taşınmazların tapuya şerh edildiği takdirde ayni sermaye olarak kabul olunacağı düzenlendiğini, TTK m. 343’e göre şirketin ayni sermaye olarak kullanacağı bahse konu taşınmaz için mahkemece bu ilkeler doğrultusunda değer tespiti yapılmasını talep ve dava etmiştir. DELİLLER :Değer tespiti istenen taşınmazın tapu kaydı, 25.03.2020 tarihli bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı. GEREKÇE :Talep, şirket öz sermaye tespiti talebine ilişkindir. Davacının istemi, TTK'nun 343. maddesinde açıklanan sermaye şirketlerine konulacak ayınların değerlerinin tespitine ilişkindir. Talebe konu taşınmaz davacı şirketin ortağı ...'...
hisse değerinin davalılardan tahsili talepli olduğu, ancak davacı vekili tarafından davacının davaya konu şirketin ortağı olduğunun tespitine yönelik talepte bulunulmadığı gibi bu hususta açılan ayrı bir davanın bulunduğuna dair dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı, davacının davaya konu şirketin ortağı olmadan işbu davayı ikame edemeyeceği ve bu dava yönünden dava tarihi itibariyle aktif husumetinin bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....
Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 12.12.2018 tarih ve 2015/80-2018/465 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, 1987 yılında nama yazılı hisse senedi satın alarak davalı şirketin ortağı olduğunu, 2000 yılında şirketin sermaye artırım kararı aldığını, sermaye artırımına uymayan ortakların şirket ile ilişiğinin kesildiğini ileri sürerek davalı şirketin ortağı olduğunun tespiti ile dava tarihi itibariyle hisse değerinin tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir....
Başkanlığı için aktivite-reklam-organizasyon gideri adı altında şirket hesaplarından yaptığı ödemelerin tespiti, şirketin ortağı olan ..., diğer ortağı olan oğlu|... ve ortak eşi ...ın şirket alacak ve borç kayıtlarındaki durumunun tespiti ve alacak-borçlu durumunun var olup olmadığının tespiti, şirket ticari defterlerinde stok ham madde olarak gözülten bedel ile gerçek ham madde ve stok sayımı arasındaki değer-nitelik-nicelik farklarının bullnup bulunmadığı ile, şirket ticari defter ve kayıtları üzerinde "tek düzen defter” incelemesi yapılması ile, yıllardır dağıtılmayan kar payı ile kasada bulunan nakit bedele rağmen; şirketi bankalardan yüksek faiz ile kredi borcuna girmesi ve 3. kişi şirket alacaklılarının borçların ödenmemesi, borcun faizlenmesi ile vergi ve SGK borçlarının ödemmemesi nedenleri ile; dağıtılmayan kar payları bedelinin tespitine ilişkin gündemde şirkette özel denetçi tayini talepleri yazılı olarak da sunulmuş ise de; gerekçesiz olarak reddedildiğinden eldeki iş...
Dava, davalı şirketin sahte belgelerle kurulması nedeniyle davacının davalı şirketin ortağı/yetkilisi olunmadığının, davalı şirketi kurmadığının, şirket kuruluş sözleşmesindeki imzaların davacıya ait olmadığının tespiti ile sicil kayıtlarının düzeltilmesi istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK’nin “Taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26. maddesinde (mülga HUMK’nin aynı doğrultuda hüküm içeren 74. maddesinde) “Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hakimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır” hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda davacı vekili, dava dilekçesinde “...müvekkilinin davalı ... İnşaat Turizm Elektronik Sanayi ve Dış Tic. Ltd. Şti’nin ortağı/yetkilisi olmadığının, işbu şirketi kurmadığının/bir ilişkisi olmadığının, şirket kuruluş sözleşmesindeki imzaların davacı ...’a ait olmadığının tespiti ile ......
Bu nedenle uyuşmazlık, davacının davalı şirketin ortağı olup olmadığı, dolayısıyla taraflar arasındaki ilişkinin davalı şirketin savunduğu şekilde bir ortaklık ilişkisi mi, yoksa davacının iddia ettiği şekilde yüksek kar payı vaadi ile tasarrufların davalı şirket nezdinde değerlendirilmek üzere davalıya para verildiği, yani 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10. maddesinde düzenlenen mevduat ilişkisi mi olduğu noktasında toplanmaktadır. Dosyada mübrez bilirkişi kurulu raporunda, ortaklar pay defterine göre davacının ortak olarak kayıtlı olduğu, buna göre davacının davalı şirketin ortağı olduğuna ilişkin tesbit yapılmış ise de, yapılan inceleme ve varılan sonuç yeterli değildir. Zira, davacının şirket ortağı olduğunun ispatı için pay defteri tek başına yeterli değildir....
nin hissedarı olduğunu, bu şirketin davalıya devredildiğini, davalının "... isminde bir ortağı olmadığını, ancak ... isminde bir ortağı olduğunu" bildirdiğini, isimlerin özensiz olarak kayda geçirildiğini ileri sürerek müvekkilinin murisi ...'in davalıya devredilen Kartal Yöresi Un ve Un Mamulleri San. Tic. A.Ş.'nin hissedarı olduğu hususunun tespitini, murisin hisseleri karşılığı olan ve ödemesi yapılmayan kâr paylarının tespitini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere tespit edilecek kâr paylarının faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, kayıtlarda ... isminde bir ortağın tespit edildiğini, ancak davacının murisinin ... olduğunu belirttiğini, davacının murisinin şirket hissedarı olduğunun tespiti halinde dahi, müvekkilinin kâr payı dağıtımı yapmadığını, elde edilen kârların sermayeye eklendiğini savunarak davanın reddini istemiştir....
ye devrine ilişkin tüm işlemlerin muvazaalı olup geçersiz sayılması gerektiğini beyanla müvekkillerinin halen şirketin ortağı olduklarının tespiti, şirket ortaklar kurulu tarafından alınan kararların geçersizliği, devir işlemlerinin muvazaalı olduğunun tespiti, marka devir işlemlerinin muvazaalı olduğunun tespiti ile ayrıca işletme ve markaların üzerine ihtiyati tedbir konulmasına ve bu hususların ticaret siciline, ... siciline tesciline ve ticaret sicil gazetesi ilanına, yine davalı şirketlerin tüm markalar, işletmeler, menkul ve gayri menkul mallar, banka hesapları ve her türlü mal varlığı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, bu hususların ticaret siciline, ... siciline tesciline ve ticaret sicil gazetesi ilanına, şirketin zarara uğratmaya yönelik olan devirler ve diğer işlemler sonucunda şirketin gördüğü zarar nedeniyle 50.000,00-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkillerine ödenmeyen kâr payına karşılık her bir müvekkili yönünden ayrı ayrı 1.000,00-TL...
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacıya ait sigortalı hizmet cetvelinde davacının dava konusu edilen dönemde başka yerde çalışmasının olmadığı, yapıtırılan bilirkişi incelemesine göre işe giriş bildirgesindeki imzanın davacıya ait olduğunun belirlendiği, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından verilen cevabi yazıya göre dönem bordrosunun olmadığının belirtildiği; komşu işyeri araştırmasınını ise neticesiz geldiği, dinlenmelerine karar verilen şirket ortağı tanıkların ise dinlenmediği, buna göre mahkemece varılan sonucun yeterli araştırmaya dayanmadığı anlaşılmaktadır. Yapılacak ..., şirket ortağı olan tanıkların açık adreslerinin tespiti ile davacının çalışmasına ilişkin tanık olarak bilgilerine başvurmak, gerçekten iddia edildiği gibi çalışma olup olmadığı olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir....
Maddesindeki " Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür " düzenlemesi doğrultusunda işlemin geçersiz olduğu bu sebeple hükümsüzlük kararı verilmesinin talep edildiği , davalı şirketin kurucu ortaklarının ... , ... ve ... olup davacı iddiası aksine davacının babası ... ' in şirketin kuruluş aşamasında şirket ortağı olmadığı , geçersizliğinin tespiti istenilen işlemin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 743 sayılı Medeni Kanun'un 271. maddesi uyarınca, çocuk ile baba veya ana arasında yahut ana ve babanın yararına olarak çocuk ile üçüncü şahıs arasında yapılacak tasarruflarda çocuk, borç iltizam etmiş ise bir kayyımın iştiraki ve hakimin tasdikinin gerektiği , davacının, küçük yaşta iken babası tarafından limited şirket ortağı yapıldığı söz konusu işlemin 271....


