Aksi halde, yargılamanın aleniyeti ilkesi zedelenmiş ve mahkeme kararına da güven sarsılmış olacaktır. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.04.1992 tarih, 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki bulunmasının bozma nedeni olacağı içtihat edilmiş bulunmasına göre, mahkemece yapılacak iş; bozmadan sonra kısa karar ile bağlı olmaksızın çelişkiyi gidermek kaydıyla vicdani kanaatine göre yeni bir karar vermekten ibarettir. Kabule göre de; borçlu vekilinin İcra Mahkemesine başvuru dilekçesindeki iddialar haczedilmezlik şikayeti niteliğindedir. İİK'nun 18/3. maddesi "Aksine hüküm bulunmayan hallerde icra mahkemesi şikayet konusu işlemi yapan icra dairesinin açıklama yapmasına ve duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını takdir eder; duruşma yapılması uygun görüldüğü takdirde ilgilileri en yakın zamanda duruşmaya çağırır ve gelmeseler bile gereken kararı verir" hükmünü içermektedir....
Aksi halde, yargılamanın aleniyeti ilkesi zedelenmiş ve mahkeme kararına da güven sarsılmış olacaktır. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 10.04.1992 tarih, 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki bulunmasının bozma nedeni olacağı içtihat edilmiş bulunmasına göre, mahkemece yapılacak iş; bozmadan sonra kısa karar ile bağlı olmaksızın çelişkiyi gidermek kaydıyla vicdani kanaatine göre yeni bir karar vermekten ibarettir. Kabule göre; borçlu vekilinin İcra Mahkemesine başvuru dilekçesindeki iddialar haczedilmezlik şikayeti niteliğindedir. İİK.nun 18/3. maddesi hükmü "Aksine hüküm bulunmayan hallerde İcra Mahkemesi şikayet konusu işlemi yapan İcra Dairesinin açıklama yapmasına ve duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını takdir eder; duruşma yapılması uygun görüldüğü takdirde ilgilileri en yakın zamanda duruşmaya çağırır ve gelmeseler bile gereken kararı verir" hükmünü içermektedir....
Lüzumlu eşyanın değeri ise pek fahiş olmadığı sürece haczedilmezlik şikayeti dinlenmelidir.Somut olayda haczedilmezlik şikayetine konu edilen eşyaların haciz zaptında da açıklandığı üzere birden fazla olduğu ve değerli oldukları belirtildiğine ve bu zabıtta yer alan bilgilerin doğruluğunun aksi de iddia ve ispat edilmediğine göre haczedilmezlik şikayetinin tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile şikayetin kabulüne dair hüküm tesisi isabetsizdir.SONUÇ: Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Bu halde, Mahkemece, şikayet yoluyla önüne getirilen haczedilmezlik şikayetlerinin esaslarının incelenmesi bunların kabul edilebilir bulunmaması halinde anılan yasal düzenleme de yer alan prosedürün işletilmesi yönünden İcra Müdürlüğü'ne talimat verilmek suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir. Öte yandan, alacaklıları farklı iki ayrı icra dosyasında, borçlu belediyenin aynı hesaba ilişkin haczedilmezlik şikayetinin aynı dosya üzerinden hükme bağlanması da doğru olmamıştır. Hal böyle olunca, Mahkemece öncelikle tefrik kararı verilmeli, daha sonra yukarıda açıklandığı şekilde işin esasına girilerek bir sonuca varılmalıdır. SONUÇ: Alacaklılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4....
İstinaf Sebepleri Mahkeme kararında hacizlerin aşkın haciz nitelinde olduğu tespitiyle borçlunun şikayetinin kabul edildiği, ancak uyuşmazlığın İİK'nun 16.maddesi kapsamında şikayet olduğu, aşkın haciz noktasında hiçbir itiraz ve şikayette bulunmayan borçlunun borcun ödendiğinden bahisle hacizlerin kaldırılmasını talep ettiği ve icra müdürlüğünce haklı görülmeyen talebin kabul edilmediği, bu müdürlük kararının şikayet konusu yapıldığı, icra müdürlüğünün genel yargılama merci olan asliye ticaret mahkemesince verilmiş ihtiyati haciz kararını kaldırma gibi bir yetkisinin bulunmadığı, mahkemenin aşkın haciz gerekçesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, borçlunun borcunu dosyaya depo etmişse de söz konusu paranın alacaklı tarafa ödenmesine muvafakat etmediği, alacaklının alacağına kavuşamadığı ve alacağa ticari faiz işlediği, borçlu tarafından yatırılan tutarın dosya borcu karşısında eksik kaldığı, ihtiyati hacizlerin kaldırılmasının İİK'nun 266. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlendiği...
ın eşi, anne ve babasıyla birlikte 4 kişi olarak yaşadığını, yapılan keşfe bilirkişi raporuna ve toplanan delillere göre davaya konu taşınmazların her ikisinin de aile konutu olduğunu, beyanla istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazların tapu kayıtlarının yapılan incelemesinde takip dosyasından yazılan 03.02.2020 tarihli haciz yazısı gereğince haciz şerhinin işlendiği, davacılar vekilinin 26.02.2020 tarihli meskeniyet şikayeti üzerine Kayseri 4....
Ancak haciz sırasında ve daha sonra özel Kanun'da haciz edilemeyeceği yazılı bu haktan (82/1) feragat edilebilir (HGK'nun 31.03.2004 tarih 2004/12-2002).Dosya kapsamında, borçlunun evinde takip kesinleştikten sonra 20.02.2007 tarihinde yapılan haciz sırasında maaşının tamamına haciz konmasına muvafakat etmesi üzerine, çalıştığı kuruma maaşın tamamının haczi için 22.02.2007 tarihinde müzekkere yazılarak haczin uygulandığı görülmektedir. Borçlunun yukarıda açıklanan muvafakatı haczedilmezlik şikayetinden feragati içermektedir. Mahkemece, şikayetin reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 16.07.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi. ...
İİK'nın 82/1-12. maddesine dayalı olarak haczedilmezlik şikayetinde bulunulabilmesi için, şikayet tarihi itibariyle hukuken geçerli bir haczin varlığı şart olduğu gibi, haczin yargılama süresince de ayakta kalması gerekir. Bu nedenle borçlunun haczedilmezlik şikayetinde bulunması üzerine, öncelikle İİK'nın 106. ve 110. maddeleri uyarınca haczin düşüp, düşmediğinin belirlenmesi gerekir. Öte yandan, taşınmazın usulüne uygun olarak haczedildiğinin kabulü için icra müdürlüğünce haciz kararı verilmesi yeterli olup, haczin geçerliliği ve tamamlanmış sayılması için ayrıca tapu siciline şerh verilmesi zorunlu değildir. Konuya ilişkin tasarruf yetkisi kısıtlamalarının tapu kütüğüne şerh verilebileceğini hükme bağlayan TMK’nın 1010. maddesi emredici nitelikte olmayıp, aynı maddenin son fıkrası uyarınca haciz şerhi verilmekle, taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir. Tapuya işlenmesi, haczin kurucu unsuru olmayıp bildirici nitelik taşır....
Ancak, talimat yazısı, borçluya ait menkul ve gayrimenkul mallar ile 3. kişilerdeki hak ve alacakların haczi yönünde ve genel nitelikli olmayıp da, belli bir malın haczini isteyen "nokta haczi" biçiminde yazılmış ise, bu halde anılan hacizle ilgili şikayet, talimatı yazan icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesince incelenir. Bir başka deyişle böyle hallerde İİK'nun 79. maddesi hükmü uygulanamaz. Yine, haciz işlemi talimat yoluyla değil de, doğrudan resmi kuruma haciz müzekkeresi yazılarak yapılmış ise, haciz işlemini yapan icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesi şikayetleri incelemeye yetkilidir. Somut olayda, ...‘un alacaklı olduğu ... 4. İcra Müdürlüğü'nün 2011/7256 E. sayılı takip dosyasından, ... Tapu Sicil Müdürlüğü’ne yazı yazılarak borçlu adına kayıtlı taşınmazların tapu kaydına haciz konulmasının istendiği, taşınmazlar üzerine 27/02/2015 tarihinde haciz şerhinin işlendiği görülmüştür....
Somut olayda, temyizen incelenmesi istenen karar, aşkın haciz şikayetine ilişkin olup, anılan kararın temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır....


