Somut olayda borçlulara gönderilen icra emirleri usulüne uygun tebliğ edilmediğinden, Mahkemece buna ilişkin şikayet kabul edilerek, icra emirlerinin tebliğ tarihi 22.01.2013 olarak düzeltildiği halde, bu tarihe göre gerçekleşecek kesinleşme tarihinden önce konulan hacizlerin kaldırılması gerekir. Mahkemece haciz işlemine geçilebilmesi için İİK'nun 32. maddesinde belirtildiği şekilde usulüne uygun icra emri tebliği gerektiği, hususu nazara alınarak, takip kesinleşmeden önce konulan hacizlerin kaldırılması yerine, borçluların şikayetlerinin reddine karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ: Borçlular vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,taraflarca HUMK'nun 388/4....
Şikayet dilekçesinin incelenmesinde, şikayetçilerin sadece mal varlıklarına konulan hacizlerin ve yakalamaların kaldırılması talebinde bulundukları, ilk derece mahkemesince talep aşılmak suretiyle takibin iptaline karar verildiği görülmektedir. Oysa taleple bağlılık ilkesi uyarınca, takibin iptali talebi bulunmadığı nazara alınarak talepten fazlasına karar verilemez. O halde mahkemece dava dilekçesindeki talepler değerlendirilerek, şikayetçilerin mal varlıklarına konulan hacizlerin ve yakalamaların kaldırılması ile yetinilmesi gerekirken, HMK’nun 26. maddesine aykırı bir şekilde talep aşılarak takibin iptaline karar verilmesi isabetsiz olup kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10....
Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda, araştırma yapılarak alacaklı vekilinin kabul beyanı esas alınarak 20/05/2013 tarihinden sonra konulan tüm hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiştir. İİK'nun 111. maddesi gereğince taksitle ödeme taahhütünün usulüne uygun olması halinde icra işlemlerinin durdurulacağı karar verilmesi mümkün iken tüm hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi isabetsizdir. Taahhüt tarihinden sonra yapılan hacizlerin taahhüte bağlı olarak kaldırılabilmesi gerekir ancak olayımızda taahhüt tarihinden sonra yapılan ve şikayete konu maaş haczinin kaldırılması mümkün değildir. Bu hususlar göz ardı edilerek talep dışında tüm hacizlerin kaldırılması kararı isabetsizdir....
DAVA Şikayetçi borçlular şikayet dilekçesinde; İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/1091 Esas sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sonucunda 04.01.2021 tarih 2020/1091 E. - 2021/1K. sayılı ilamı ile icra takibinin şikayetçi borçlular yönünden iptaline karar verildiğini, takibin iptaline karar verilmesinin ardından hacizlerin kaldırılması için kararın icra müdürlüğüne sunulduğunu fakat icra müdürlüğünün 08.01.2021 ve 20.01.2021 tarihli kararları ile talebin reddine karar verildiğini bu kararların usul ve yasaya aykırı olduğunu, icra mahkemesi kararlarının uygulanması için kesinleşmesinin gerekmediğini ileri sürerek müdürlük kararlarının iptali ile hacizlerin kaldırılmasını talep etmişlerdir. II....
maddesinin son cümlesinde hacizlerin kaldırılması usul ve yöntemini “söz konusu fıkra hükümleri dikkate alınarak kaldırılır.” şeklinde açıkça belirtmiştir. Bu durumda Mahkemece İcra Müdürlüğü'ne 6552 sayılı Kanun'un 121. maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu'nda 15. maddenin son fıkrasına eklenen hüküm gereğince işlem yapılması yönünde talimat verilmekle yetinilmesi gerekirken anılan yasal prosedürün işletilmesi sağlanmadan mevcut hacizlerin kaldırılması şeklinde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m. 297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 07.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
maddesinin son cümlesinde hacizlerin kaldırılması usul ve yöntemini “söz konusu fıkra hükümleri dikkate alınarak kaldırılır.” şeklinde açıkça belirtmiştir. Bu durumda Mahkemece İcra Müdürlüğü'ne 6552 sayılı Kanun'un 121. maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu'nda 15. maddenin son fıkrasına eklenen hüküm gereğince işlem yapılması yönünde talimat vermekle yetinilmesi gerekirken anılan yasal prosedürün işletilmesi sağlanmadan mevcut hacizlerin kaldırılması şeklinde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m. 297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 16.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
"İçtihat Metni" Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi - K A R A R - Şikayet eden vekili, müvekkilinin alacaklı olduğu takip dosyasında icra müdürünün hatalı işlemi sonucunda dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiğini, bu karar sonucu hacizlerin de kaldırıldığını, borçlunun diğer alacaklısı olan ... Sebetçi’nin takip yaptığı 2001/455 E.sayılı dosyadaki hacizlerin ileri yapılacak sıra cetvelinde müvekkil hacizlerinin önüne geçeceğini belirterek, icra müdürlüğünce yapılan dosyanın işlemden kaldırılması işleminin iptaline ve ileride düzenlenecek sıra cetvelinde müvekkil alacağının 1.sırada olacağının tespitine karar verilmesini talep etmiştir....
gereğince teminat yatırılması ile icranın geri bırakılması yönünde karar getirilmek üzere borçluya mühlet verilmesi, icra takibini olduğu yerde durduracağından, bu tarihten önce konulan hacizlerin geçerliliğini etkilemeyeceği ve hacizlerin kaldırılması sonucunu doğurmayacağı, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulduğu, Mahkemece Dairemizin bozma kararına direnildiği görülmektedir....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; işbu davada şikayet tarihi itibarıyla hacizler ayakta ise de yargılama esnasında hacizlerin düştüğü ve hacizlerin 35.01.2019 tarihinde alacaklı tarafından yenilendiği, şikayet ise 2017 tarihinde konulan hacizlere yönelik olmakla, dava konusu olmayan 2019 tarihindeki yeniden konulan hacizlere ilişkin bir yargılama yapılması mümkün bulunmadığından yerel mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayet eden-borçlular vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri İstinaf dilekçesini tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, meskeniyet şikayeti nedeniyle taşınmazlar üzerindeki haczin kaldırılması istemine ilişkindir. 2....
Mahkeme İcra Müdürlüğü'nün 08.12.2014 tarihli kararında dosyanın infaz edildiği ve dosyadaki hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği, bu durumda şikayete konu haczin kaldırılması isteminin konusunun kalmaması nedeniyle bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm borçlu vekilince temyiz edilmiştir. Dosya borcunun şikayet tarihinden sonra ödenmiş olması işin esasına girilmesine engel değildir. Kaldı ki; yargılama giderleri ve ücreti vekaletten kimin sorumlu olacağı hususu da; işin esasının incelenmesinden sonra ortaya çıkacak haklılık durumuna göre saptanacaktır. Somut olayda; şikayete konu icra takip dosyasında, ......... Mal Müdürlüğü'ndeki hak ve alacaklara konulan haciz üzerine anılan Müdürlükce şikayet tarihinden sonra dosyaya gönderilen paranın alacaklıya ödendiği, İcra Müdürlüğü'nce de; dosyanın infaz edilmesi sebebiyle hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür....


