Aynı maddenin ikinci fıkrasında da; "Alacaklı, icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra, zamanaşımının vaki olmadığını ispat sadedinde ve 7 gün içinde umumi mahkemelerde dava açabilir. Aksi takdirde icrası istenen ilamın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder" hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda; yargılama esnasında davacı 3. kişi tarafından dosyaya sunulan İHM. 22.4.2013 T. 2013/309 E.-287 K. sayılı kararı ile; icra takibinden sonra gerçekleşen zamanaşımı nedeni ile TTK’nun 726., İİK’nun 71/2., 33/a maddeleri gereğince borçlu şirket açısından icranın geri bırakılmasına karar verildiği, kararın kesinleşme şerhinin ise dosyada bulunmadığı anlaşılmaktadır....
Borçlu vekili İcra Mahkemesi'ne başvurusunda ilamda aleyhine bir hüküm bulunmadığını, bu nedenle hakkında takip yapılamayacağını ileri sürerek takibin iptalini istemiş, Mahkemece, şikayetçi borçlu hakkında ilam hükmü bulunmadığından hakkında ki icranın geri bırakılmasına karar verilmiştir. Bu durumda Mahkemece takibe dayanak ilamın, takip tarihinden önce bozulmuş olması ve bozmadan sonra ... Bank'ı sorumlu kalan bir ilam henüz alınmamış olması nedeniyle ..Bank hakkında takibe başlanılamaz. Bu nedenle takibin iptaline karar verilmesi gerekirken icranın geri bırakılması yönünde hüküm kurulması isabetsizdir. Açıklanan nedenle mahkeme kararının borçlu yararına bozulması gerekirken onandığı anlaşılmakla, borçlu vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir....
Borçlunun başvurusu bu hali ile icra takibinin kesinleşmesinden önceki döneme ilişkin zamanaşımı itirazı olup, İİK'nun 169/a maddesine dayalıdır. Anılan maddenin 5. fıkrası uyarınca; itirazın kabulü kararı ile takip durur. Mahkemece, borçlunun takibin kesinleşmesinden önceki döneme ilişkin zamanaşımı itirazı kabul edildiğine göre, İİK'nun 169/a-5. maddesi uyarınca takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken, icranın geri bırakılması yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup hükmün bu nedenle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile ......
Mahkemece toplanan delillere göre: dava konusu takip kesinleştikten sonra açılan zamanaşımı nedeni ile takibin iptali davasının 12.12.2013 tarihinde.. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2013/45-44 sayılı dosyasında karara bağlandığı ve kararın kesinleştiği, takibin iptaline karar verilip icranın geri bırakılması ile dosyadaki tüm işlemlerin hükümsüz kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 99. maddesi uyarınca açtığı “istihkak iddiasının reddi” davası niteliğindedir....
Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ihtiyati tedbir kararının takip dosyasına bildirilmesinden anılan mahkeme kararının kesinleştiği 18/05/2012 tarihine kadar takip konusu çekle ilgili zamanaşımı süresinin işlemesinin durduğu ve 18/05/2012 tarihinde yeniden işlemeye başladığını bu durumda İcra Hukuk Mahkemesi'nde davalı-borçlu tarafından icranın geri bırakılması davasının açıldığı 03/07/2012 tarihi itibariyle henüz dolmadığı üzerinde durularak, tüm deliller tartışılıp dosya içeriğine uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 12/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından borçlu aleyhine, iki adet bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığı, takibin kesinleşmesinden sonra, borçlunun icra mahkemesine başvurarak, takip sonrası zamanaşımının dolduğu gerekçesi ile icranın geri bırakılması isteminde bulunduğu, mahkemece TTK'nun 726. maddesindeki altı aylık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacılar hakkındaki icranın geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır....
Şikayet dilekçesinin incelenmesinden, şikayetçi üçüncü kişinin icranın geri bırakılması kararının verilmiş olması dışında, ayrıca haciz konulan taşınmazların kendisine ait olduğu gerekçesiyle de hacizlerin kaldırılması talebinde bulunduğu, ancak mahkemece şikayetçinin bu yöndeki şikayetinin değerlendirilmediği görülmektedir. O halde mahkemece, taşınmazların haciz anında muris adına kayıtlı olduğu hususu dikkate alınarak şikayetçinin hacizli taşınmazlara ilişkin mülkiyet iddiası, şikayet dilekçesinde belirtmiş olduğu mahkeme kararları (vasiyetin açılması, alacak ve tenkis davaları ile vasiyetin tenfizi ve tapuya tescil davası sonucu verilen) getirtilerek, bu husustaki diğer delilleri sorularak göstereceği belge ve kayıtlar celbedilerek hep birlikte değerlendirilmeli ve haciz tarihi itibariyle taşınmazların şikayetçiye ait olup olmadığı belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir....
Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Genel haciz yoluyla ilamsız takipte, borçlunun takip kesinleştikten sonraki ibra ve itfa sebebiyle icranın geri bırakılması istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece istemin kabulü ile itfa nedeniyle takibin iptaline karar verildiği, kararın alacaklı İdris Ağrımak tarafından süresinde istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ibranamenin İİK md. 71/1 maddesinde sayılı nitelikte belgelerden olmadığı, ibra sözleşmesi şarta bağlı olarak düzenlenmiş olduğundan itfa iddiasının değerlendirilmesinin yargılamayı gerektirdiği, bu sebeple İİK md. 71/1 uyarınca itfa sebebiyle mahkemece şikayetin reddine karar...
Anılan ilama dayanılarak borçlu hakkında ... tarihinde takip başlatıldığı, bu takipte icra emrinin borçluya ... tarihinde tebliğ edildiği ve bu takip dosyasının bilahare işlemden kaldırıldığı, dosyanın ... tarihinde yenilendiği, son işlem tarihinin ise ... olduğu buna göre, zamanaşımının kesildiği ve süre yeniden başladığından, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığının kabulü gerekir. Bu nedenle, Mahkemece zamanaşımı itirazının reddi yerine yazılı gerekçeyle kabulü ile icranın geri bırakılmasına karar verilmesi isabetsizdir....
Somut olayda, borçlu iflas ödeme emrinin kendisine tebliğ edilmesi üzerine zamanaşımı itirazında bulunmuş ve takip icra dairesince durdurulmuştur. Borçlunun dilekçesinde yer verdiği zamanaşımı defini süresinde aleyhine açılacak bir iflas davasında (İİK.nun 173.maddesi) Ticaret Mahkemesinde ileri sürebileceğinden bu nedenlerle şikayetin reddi yerine işin esasının incelenerek yazılı şekilde oluşan zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılması yönünde hüküm kurulması isabetsizdir. SONUÇ :Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 30.03.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi. ...


