Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle şikayet olunanın icra takibinin kambiyo senetlerine özgü icra takibi olmasına, İİK'nun 168. maddesi uyarınca bu takip yolunda ödeme emrine karşı itiraz ve şikayet süresinin 5 gün, ödeme süresinin 10 gün olmasına, bu takip şeklinde ödeme süresi geçmeden kesin haciz (İİK m.78/1) konulamayacağından, henüz kesin haciz yetkisine sahip olmayan alacaklının ihtiyati haczinin 5 günlük itiraz ve şikayet süresinin geçmesiyle değil, İİK'nun 264 nci maddesi uyarınca 10 günlük ödeme süresinin geçmesiyle kesinleşerek, sıra cetveli açısından kesin haciz hüküm ve sonuçlarını doğuracağına, buna göre şikayet olunanın ihtiyati haczinin 23.12.2011 tarihinde kesinleşmesine rağmen mahkemece 5 günlük itiraz süresi sonrası 17.12.2011 tarihinde kesinleştiğinin kabul edilmesi ve şikayetçi tarafından sıra cetveline konu menkullere konulan haczin tarihinin 27.03.2012 yerine 28.03.2012 olarak yazılması, doğru olmamış ise de, bu yanlışlıkların...
Sor. numaralı soruşturma dosyasının da belirli bir aşamaya gelmiş olup senedin sonradan doldurulduğunun anlaşıldığını, takip konusu senedin vade tarihi içermemesi sebebiyle bono vasfına sahip olmadığını, senedin kambiyo vasfına haiz olduğunun kabulü halinde TTK'nın 777. maddesi uyarınca görüldüğünde ödenecek bono olarak değerlendirilmesi gerektiğini, TTK'nın 704 maddesi uyarınca düzenleme tarihi itibariyle 1 yıllık zamanaşımına uğramış olması sebebiyle takibin iptali gerektiğini iddia ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kambiyo senetlerine mahsus takipte kambiyo şikayeti ile, borca, faize, komisyon ücretine itiraza ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İİK'nın 169, 169/a, 170, 6102 sayılı TTK 778, 749, 725. maddeleri 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2....
gerekçesiyle imzaya ve borca itirazın süresinde olmadığından reddine karar verildiği görülmektedir....
Asıl dosyada şikayet olunan- Karşı dosyada şikayetçi vekili, bono niteliği taşımayan ve kambiyo takibine konu olamayacak bir belgeye istinaden başlatılan takip kapsamında karşı tarafa sıra cetvelinde pay ayrılmasının hatalı olduğunu, İİK nun 170/a maddesi uyarınca re'sen takibin iptali gerektiğini, takip konusu bono hakkında protesto işlemi yapılmadığını, sıra cetvelindeki meblağın tamamının kendilerine ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, asıl dosyada şikayetin reddi ile karşı şikayetin kabulünü talep ve şikayet etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ... .... ... Müdürlüğünün 2014/17892 Esas sayılı dosyasının kesinleşme tarihinin daha önce olması nedeniyle garametten paylaştırmanın uygun olmaması ve şikayet olunan T. ... Bankasının itirazının da alacağa ve bu nedenle sırasına itiraz etmesi nedeniyle genel mahkemede dava açması gerektiği gerekçesiyle şikayetçi ......
anlaşıldığı, senetlerin kayıtsız şartsız ödeme vaadini içermediği, kambiyo senedi vasfına haiz olmadığı' gerekçeleri ile takibin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır....
Hukuk Genel Kurulu’nun, 19.11.2014 tarih ve 2013/12-2240 esas 2014/929 karar sayılı kararında, borçluların mirası reddetmeleri nedeniyle borçlu olmadıklarına yönelik iddialarının borca itiraz olduğu ve ödeme emri tebliği üzerine yasal sürede yapılması gerektiği kabul edilmiştir.Dairemizce, anılan karar doğrultusunda içtihat değişikliğine gidilerek, Hukuk Genel Kurulu’nca kabul edilen ilke benimsenmiştir. “İmzaya itiraz dışındaki diğer bütün itirazlara borca itiraz denir. Mesela ödeme, …sıfat itirazı gibi…. Borçlunun borcu olmadığına ilişkin itirazı, takip konusu senedin karşılıksız olduğu (veya kaldığı), hatır senedi olduğu, teminat senedi olduğu, anlaşmaya aykırı doldurulduğu, kambiyo senedinde tahrifat yapıldığı, borçlunun senedin düzenlendiği tarihte temyiz kudretine sahip olmadığı, mirası reddetmiş olduğu veya mirasın hükmen reddedilmiş olduğu gibi sebeplere dayanır.” (Prof. Dr....
Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibinde, İİK'nun 168/3-4-5. maddeleri gereğince, takibe konu senedin kambiyo vasfında olmadığına yönelik şikayet ile imzaya ve borca itirazın yasal beş günlük süre içerisinde icra mahkemesine yapılması zorunludur. Bu süre, hak düşürücü nitelikte olup mahkemece re'sen gözetilmelidir. Somut olayda, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 11.09.2015 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun yasal beş günlük süreden sonra 18.09.2015 tarihinde icra mahkemesine başvurarak bono altındaki imzanın oğluna ait olmadığını ileri sürerek imzaya itirazda bulunduğu, mahkemece, süreye ilişkin bir inceleme yapılmaksızın imzaya itirazın esasının incelenerek sonuca gidildiği görülmektedir. O halde, mahkemece, imzaya itirazın süre aşımı nedeniyle reddi gerekirken, işin esasının incelenerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir....
Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde itiraz eden borçlu vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Borçlu vekilince, istinaf dilekçesi içeriğindeki iddialarını tekrarla kararın bozulması talep edilmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte kambiyo vasfına ilişkin şikayet ile takip sonrası ödeme iddiasına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İİK' nın 71 ,170 ve devamı maddeleri 3.Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2....
Mahkemece, davalı borçlunun ödeme emrine itirazında kısmi itiraz iradesi göstermesine rağmen icra dairesince takibin durdurulmasına karar verildiği, icra dairesi işleminin şikayet yolu ile çözümlenmesi gerektiği halde, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle asıl alacak yönünden dava şartı yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir. Davalı borçlu ödeme emrine itirazında “...Bununla birlikte sözkonusu borca ilişkin olmak üzere belirtilen miktar derecesinde borcum olmadığından asıl borca ve ferilerine itiraz ediyorum” demek suretiyle asıl borcun tamamına ve ferilerine itiraz etmiş, bunun sonucunda da icra takibinin durdurulmasına karar verilmiştir. Hal böyle olunca mahkemece, davacının asıl alacak yönünden itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı bulunduğu gözetilmeksizin aksine düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir....
Somut olayda; borçlunun icra mahkemesine başvurusu, İİK’nun 169 ve 169/a maddeleri kapsamında borca itiraz niteliğindedir. Borçlunun ödeme belgesi olarak sunduğu cari hesap ekstresinde, ödemelerin tarih ve bedeli belirtilerek takip konusu bonoya mahsuben yapıldığı yönünde bir açıklama bulunmadığı gibi, alacaklının bu ödemelerin takip konusu senede ilişkin olarak yapıldığı yönünde kabul beyanının da bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, ödeme iddiasında bulunan borçlu, bu iddiasını İİK'nun 169/a maddesinde öngörülen bir belgeyle kanıtlayamamıştır. Öte yandan her dava ve şikayet, davanın açıldığı (şikayetin yapıldığı) andaki şartlara göre değerlendirilir (Hukuk Genel Kurulu’nun 11.05.2011 tarih ve 2011/12-177 esas, 2011/300 karar sayılı kararı)....


