Mahkemece, intifa hakkının 09.06.2015 tarihinde sona ereceğini, 4054 sayılı Rekabet Kanununun 56. maddesi uyarınca, Borçlar Kanununun 63 ve 64. maddelerine göre davacıların tazminat ödemesi gerekeceğinden aşaması itibariyle intifa hakkının terkin edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Hükmü, davacı temyiz etmiştir.Dava, intifa hakkının terkini istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki intifa hakkının akaryakıt bayilik ilişkisinden kaynaklandığı ve Rekabet Kanunu ile Rekabet Kurumunun 2002/2 - 2003/3 sayılı Tebliğleri kapsamında intifa hakkının 18.09.2010 tarihinden itibaren geçersiz olacağı konusunda çekişme bulunmamaktadır. Tarafların iradeleri açıklanan hususlarda birleşmiş olmasına rağmen mahkemece Rekabet Kanunun 56. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek dava reddedilmiştir. Bu nedenle Rekabet Kanununun 56. maddesi üzerinde durmak gerekir. Anılan madde, "Bu Kanunun 4. maddesine aykırı olan her türlü anlaşma ile teşebbüs birlikleri kararı geçersizdir....
Bilindiği gibi, Türk Medeni Kanununun 794.maddesi uyarınca intifa hakkı, belirli bir gerçek ya da tüzel kişiye, hakkın konusunu oluşturan ve başkasına ait eşya üzerinde tam olarak kullanma ve yararlanma yetkisi sağlayan el değiştirebilme ve miras yoluyla da geçebilme olanağı bulunmayan bir ayni haktır. Taşınmazlardaki intifa hakkı tescil ile kurulur. Konusu taşınmaz olan intifa hakkını kurma borcunu yükleyen sözleşmenin de kamusal biçimde (resmi biçimde) düzenlenmesi gerekir. İntifa hakkının doğması ve varlığı için tescil gereklidir. İntifa hakkının ortadan kalkması ise; taşınmazın büsbütün ortadan kalkması, intifa süresinin dolması, hak sahibinin kişiliğinin son bulması, kamulaştırma, cebri icra terkin ve mahkeme kararı ile olur. Eldeki davada da, dava konusu taşınmaz üzerinde 1948 yılında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü yararına intifa hakkı tesis edildiği anlaşılmaktadır....
- KARAR - Davacı vekili, davalı şirket tarafından davacının hissedarı olduğu taşınmaz üzerinde intifa hakkı tesis edildiğini, tesis edilen intifa hakkı kapsamında davalı şirket tarafından dava dışı... Ltd Şti.’ye petrol istasyonu işletme bayiliği verildiğini ileri sürerek, kurulan intifa hakkından dolayı davacıya hissesi oranında intifa bedeli verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava konusu taşınmazda davalı şirket lehine kurulmuş intifa hakkının bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacının dava konusu alacağına dayanak yaptığı intifa hakkının davalı şirket lehine tesis edilmediği, intifa hakkının dava dışı ......
Davalı muris Nurettin’in ikinci eşi olduğunu, murisin mülkiyetindeki 80 ada 11 sayılı parselde mevcut 32/300 paya iradi olarak intifa şerhi konulduğunu, murisin ehliyetli olduğunu, intifa hakkının da bedelli olarak tesis edildiğini, açılan davanın reddini savunmuştur. Mahkemece intifa konusu bedelle gerçek bedel arasında aşırı bir fark bulunduğu gerekçesiyle davalı lehine olan intifa hakkı şerhinin terkinine karar verilmiştir. Hükmü davalı temyiz etmiştir. Türk Medeni Kanununun 794. maddesine göre intifa hakkı sahibine konusu üzerinde tam bir yararlanma yetkisi sağlar. İntifa hakkının kaldırılmasının sebepleri ise yasanın 796.maddesinde sayılmıştır. Buna göre intifa hakkının terkini yasal intifa hakkı sebebinin ortadan kalkması ile, sürenin dolması veya hak sahibinin vazgeçmesi yada ölümü gibi diğer sona erme sebepleri halinde mümkündür. Kuşkusuz Borçlar Kanununun genel hükümlerine dayanılarak da hak yolsuz tescil edilmişse terkini istenebilir....
Ayrıca, intifa hakkının danışıklı kurulduğu iddiası veya iradeyi sakatlayan nedenlerin varlığı da ileri sürülerek terkin isteğinde bulunulabilir. Türk Medeni Kanununda müşterek mülkiyette paydaş olan kişinin intifa hakkının özelliği gereği payı üzerinde intifa hakkı kurabileceği kabul edilmiştir. Ancak paydaşa bu hak verilirken, payı üzerinde intifa hakkı kurmasının diğer paydaşların mülkiyet haklarını kullanmalarına zarar vermeyeceği öngörülmüştür. Diğer taraftan intifa hakkı ile yüklü olarak bir taşınmazın satılmasının o taşınmaz malın değerini düşüreceği de bir gerçektir. Uygulamada bazı paydaşların haklı ve geçerli bir nedeni bulunmadığı halde diğer paydaşları zarara uğratmak ve onları külfet altına sokmak için payları üzerinde intifa hakkı tesis ettikleri görülmektedir. Somut olayda da; dava konusu bağımsız bölümlerde davalı ... paydaştır....
Satış suretiyle ortaklığın giderilmesi istenen taşınmaz üzerinde 4721 sayılı TMK'nın yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden önce kurulmuş bir intifa hakkı varsa taşınmazın 14.03.1960 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca intifa hakkı ile yükümlü olarak satılması gerekir. İntifa hakkı sahibi yalnız başına bu hakkının paraya çevrilmesini, taşınmazın intifasız satışını isterse diğer paydaşların muvafakati aranmaksızın taşınmazın intifasız satışına karar verilmelidir. İntifa hakkı 01.01.2002 tarihinden sonra kurulmuş ise, 4721 sayılı TMK'nın 700. maddesi uyarınca "Bir paydaşın kendi payı üzerinde intifa hakkı kurması halinde, diğer paydaşlardan biri intifa hakkının kurulduğunun kendisine tebliğinden başlayarak üç ay içinde paylaşma isteminde bulunursa; satış yoluyla paylaşmada intifa hakkı, buna ilişkin paya düşecek bedel üzerinde devam eder."...
İntifa hakkı sahibi, hakkın konusu üzerinde feri zilyet olduğundan öz ve değerine zarar vermeden o eşyayı kullanabileceği gibi, yasanın zilyede tanıdığı haklardan da yararlanabilir. Buna karşılık intifa hakkı sahibinin hakkın konusunu iyi bir idareci gibi idare etmesi, o şeyin normal bakım ve işletme giderlerine katlanması ve eşyayı intifa süresi bitiminde malike iyi bir şekilde iade etmesi gerekir. Görülüyor ki, intifa hakkı sahibi ile hakkın konusu olan eşya arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Zira intifa hakkı başkasına devir ve intikali mümkün olmayan, ölümle mirasçılarına geçmeyen şahsi irtifak haklarındandır. Şahıs ile eşya arasında bir bağlantı yoksa intifa hakkının da bir amacı kalmaz. Yasanın aradığı anlamda intifa ilişkisi ancak hak sahibi ile eşyanın bütünleşmesi sonucu kurulabilir....
bu nedenle yasal dayanağının kalmadığını, Rekabet Kurumunun 2002/2 - 2003/3 sayılı Tebliğleri gereğince de 5 yılı aşan intifa hakkının terkini gerektiğini ileri sürerek taşınmazlar üzerindeki davalı lehine olan intifa hakkının terkinini istemiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ,ECRİMİSİL,İNTİFA HAKKININ İPTALİ Taraflar arasında görülen davada; Davacı vekili, müvekkili adına kayıtlı 1143 ada 2 sayılı parselde davalı Vakıf lehine 25.11.1986 tarihinde intifa hakkı tesis edildiğini, intifa hakkının tesisinden önce müvekkili tarafından yaptırılan huzur evinin Vakıf tarafından işletildiğini, ancak intifa hakkı tesisinden sonra Vakıf tarafından başka binalar yaptırılıp kiraya verildiğini ileri sürerek, muvazaalı olarak kurulan ve kapsamına aykırı kullanılan intifa hakkı tesisi işleminin iptaline, huzur evi binası ile diğer binaların mülkiyetlerinin müvekkiline aidiyetinin tespitine, bunlara vaki müdahalenin önlenmesine ve intifa hakkı tesisinden sonra yaptırılan binalar nedeniyle geriye dönük 5 yıllık ecrimisile karar verilmesini istemiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 08.06.2011 gününde verilen dilekçe ile intifa hakkının terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 31.10.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, 16 parsel sayılı taşınmaz kaydında 01.01.1900 tarihli "..." lehine intifa hakkı bulunduğunu, hak sahibinin tanınmadığı gibi taşınmaz üzerinde herhangi bir tasarrufunun da bulunmadığını, intifa hakkının tesis tarihi itibariyle de ölmüş olabileceğini ileri sürerek intifa hakkının terkinini talep etmiştir....


