Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı-davacı kadın vekili, kusur belirlemesi, reddedilen yoksulluk nafakası ve tazminat talepleri ile iştirak nafakasının miktarı yönlerinden temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin 12.09.2023 tarihli kararı ile tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuk ... yararına hükmedilen iştirak nafakasının az olduğu, İlk Derece Mahkemesinin temyize konu diğer bölümlerinin usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının iştirak nafakasının miktarı yönünden ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının iştirak nafakasının miktarı yönünden kadın yararına bozulmasına, kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin onanmasına karar verilmiştir. B....
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile yoksulluk nafakasının 350 TL'ye, iştirak nafakasının ise 400 TL'ye arttırılmasına karar verilmiştir. Hükmü davalı vekili temyiz etmektedir. 1- iştirak nafakasına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 2- Yoksulluk nafakasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; TMK. nun 176/4. maddesine göre; tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemeye göre iradın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu zorunlu kılması gerekmektedir....
Davacı vekili dilekçesinde; ödenen iştirak ve yoksulluk nafakalarının yetersiz kaldığını ileri sürerek; davacı için yoksulluk nafakasının 300 TL’ye, müşterek çocuk için ise iştirak nafakasının 260 TL’ye çıkartılmasına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir....
Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Boşanma -Tedbir Nafakasının Kaldırılması - Azaltılması Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından; kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen tedbir nafakası, ortak çocuk lehine hükmedilen nafakaların miktarı ve tedbir nafakasının kaldırılması ve azaltılması talebinin reddi yönünden, davalı kadın tarafından ise tamamına yönelik olarak temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 25/03/2019 günü duruşmalı temyiz eden davalı ... vekili Av. ... ile karşı taraf temyiz eden davacı ... vekili Av. ... geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü....
İlk derece mahkemesince verilen kısa kararda, velayeti anneye bırakılan ortak çocuklar için “ayrı ayrı” aylık 300 TL iştirak nafakasına hükmedilmişken; gerekçeli kararın hüküm sonucu bölümünde “kararın kesinleşmesini müteakip aylık 300 TL iştirak nafakasının davalı-davacıdan alınıp davacı-davalıya verilmesine” denmek suretiyle kısa karar ve hüküm sonucu arasında çelişki yaratılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294/3. maddesi uyarınca, hükmün tefhimi her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz (HMK m. 298/2). Buna göre, tefhim edilen hüküm sonucu yanlış da olsa, gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna uygun düzenlenmesi gerekmekledir. Yanlışlık ancak kanun yollarına başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir....
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) bentte gösterilen sebeple gerekçeli kararın hüküm fıkrasından 1, 2, 3, 5, 6, 7, 8, 11 ve 12. bentlerinin tamamen çıkarılmasına, yerine 1. bent olarak "Kesinleşen boşanma, velayet, kişisel ilişki, harç ve vekalet ücreti konularında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına" cümlesinin yazılmasına, hüküm fıkrasının 4. bendinin hükümden çıkartılarak, yerine "Tarafların sosyal, ekonomik durumları gözönünde bulundurulmak sureti ile kararın kesinleşmesinden itibaren ortak için 200,00 TL iştirak nafakası, 200,00 TL yoksulluk nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" cümlesinin yazılmak suretiyle hükmün bu bölümlerinin düzeltilerek, temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.06.05.2019 (Pzt.)...
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, 60,00 TL olan iştirak nafakasının 150,00 TL'ye çıkartılmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dava; iştirak nafakasının artırımı istemine ilişkindir. Türk Medeni Kanunu'nun 182/2 maddesi gereğince; velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür. İştirak nafakası takdir edilirken; çocuğun yaşı, ihtiyaçları, okul seviyesi, sosyal çevreye göre yaşam seviyesi, velayet tevdi edilen tarafın ekonomik durumu ile nafaka yükümlüsünün mali gücü birlikte değerlendirilip, hakkaniyete uygun bir nafakaya karar verilmelidir. Dosya içeriğinden; velayet hakkı annede olan müşterek çocuğun 28/04/1999 doğumlu lise öğrencisi, olduğu; davalının ise, köy .......... olup, Kütahya İl Müftülüğünden gelen yazı uyarınca, maaşının 2.355,14 TL olduğu ve kendisine ait otomobilinin bulunduğu anlaşılmıştır....
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, 100,00 TL olan iştirak nafakasının aylık 60,00 TL artırılarak 160,00 TL'ye çıkartılmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dava; iştirak nafakasının artırımı istemine ilişkindir. Türk Medeni Kanunu'nun 182/2 maddesi gereğince; velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür. İştirak nafakası takdir edilirken; çocuğun yaşı, ihtiyaçları, okul seviyesi, sosyal çevreye göre yaşam seviyesi, velayet tevdi edilen tarafın ekonomik durumu ile nafaka yükümlüsünün mali gücü birlikte değerlendirilip, hakkaniyete uygun bir nafakaya karar verilmelidir. Dosya içeriğinden; velayet hakkı annede olan müşterek çocuk Yonca'nın 1999 doğumlu ve açık öğretim lisesi öğrencisi olduğu; davalının ise, ayakkabıcılar sitesinde işçi olarak çalıştığı, asgari ücret elde ettiği ve 500,00 TL kira ödediği tespit edilmiştir. ./.....
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, ayrı ayrı 125,00 TL olan iştirak nafakasının ayrı ayrı 150,00 TL'ye çıkartılmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dava; iştirak nafakasının artırımı istemine ilişkindir. Türk Medeni Kanunu'nun 182/2 maddesi gereğince; velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür. İştirak nafakası takdir edilirken; çocuğun yaşı, ihtiyaçları, okul seviyesi, sosyal çevreye göre yaşam seviyesi, velayet tevdi edilen tarafın ekonomik durumu ile nafaka yükümlüsünün mali gücü birlikte değerlendirilip, hakkaniyete uygun bir nafakaya karar verilmelidir. Dosya içeriğinden; velayet hakkı annede olan müşterek çocuklar İ... N...'un 2001 doğumlu 8. sınıf öğrencisi, C... N..'...
Mahkemece; dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulü ile aylık 75‘er TL olan iştirak nafakasının her bir çocuk için 350’şer TL'ye çıkartılmasına karar verilmiştir. Kararı, davalı temyiz etmiştir. TMK.'nın 182/2.maddesinde; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır. Velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf, ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür. Diğer taraftan, iştirak nafakası belirlenirken ana ve babanın ekonomik durumları gözönünde tutulmakla birlikte velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olağan harcamaların da dikkate alınması zorunludur. Ne var ki, nafaka miktarının belirlenmesine esas alınması gereken giderlerinin makul sınırlar içinde kalmasına özen gösterilmesi ve velayet kendisine bırakılmayan tarafın ağır yükümlülüklere maruz bırakılmaması gerekmektedir....


