İcra Hukuk Mahkemesinin 10.10.2012 tarihli ve 187-898 sayılı kararına göre; katılan vekilinin 07.03.2012 tarihinde imzaya ve borca itiraz davası açtığı, alınan Jandarma uzmanlık raporunda senetteki imzanın imzanın katılanın eli ürünü olduğunun belirtildiği, bu nedenle Mahkemece davanın reddine karar verildiği, Yargıtay 12. Hukuk Dairesince 11.03.2013 tarih ve 31-8739 sayı ile sahtelik iddiasının imza inkârı dışındaki bir nedene dayanması nedeniyle icra takibinin ceza davası sonuçlanıncaya kadar durmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verildiği, yeniden yapılan yargılamada İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesince 12.10.2017 tarih ve 562-787 sayı ile davanın borca itiraz yönünden kabulüne, imzaya itiraz yönünden ise reddine karar verildiği, İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.10.2015 tarihli ve 82-475 sayılı kararına göre; davacıların sanıklar ..., ... ve ..., davalıların katılan ve Demirören Holding AŞ olduğu, Beyoğlu 27....
Tüm bu gerekçeler yönünden ilgili karara itiraz etme zarureti doğmuştur." gerekçesiyle iade kararına itiraz etmiştir. Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.12.2019 tarihli kararı ile itiraz yerinde görülmediğinden, dosya itiraz merciine incelemek üzere gönderilmiştir. Özetle; suçun sübutuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan dava açıldığından itirazın reddine karar verilmesine yönelik 18.12.2019 tarihli Cumhuriyet savcısının mütalaasının teminine müteakip dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda itiraz mercii olan Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesi, 18.12.2019 tarih 2019/103 değişik iş sayılı kararı ile özetle; iddianamenin iadesine ilişkin karar usul ve kanuna uygun bulunduğundan iddianamenin iadesine ilişkin itirazının reddine kesin olarak karar vermiştir....
İş Mahkemesinin 18.04.2019 tarihli ve 2016/703 E., 2019/219 K. sayılı kararı ile; bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davacının farklı alt işverenler bünyesinde bariyer geçit bekçisi olarak çalıştığı, 03.07.2014 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığının asıl işveren-alt işveren arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu tespit ettiği, davacının yaptığı işin süreklilik arz etmesi, işin davalının temel işi kapsamında sayılması, işçi alma ve işten çıkarma ile emir ve talimat verme konusunda davalının yetkili olması, davacının çalıştığı sürenin uzunluğu da dikkate alındığında davalının işçisi sayılması gerektiği, davalıya bağlı işyerlerinde alt işverenler nezdinde yapılan çalışmaya yönelik işlemler ile sözleşmelerin muvazaalı ilişkiden kaynaklandığı, sendika üyesi olmayan veya dayanışma aidatı ödemeyen davacının toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacakları talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir....
Ceza Dairesinin 14/12/2011 tarihli kararı ile bozma sonrası sanıklar ... ile ... hakkında, yağmaya teşebbüs suçundan verilen mahkumiyet hükmünün onanmasına dair 28/01/2016 tarihli karara, TCK'nın 58/9 maddesinin uygulanamayacağından bahisle itiraz edilmesi üzerine Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulu tarafından; itirazın reddine karar verilmiştir....
Şöyle ki; - Yargıtay C.Başsavcılığının Yargıtay Ceza Dairelerinden birinin kararına karşı gerek CMK.289.maddesinde gösterilen hukuka kesin aykırılık sebeplerinden birisiyle ve gerekse diğer hukuka aykırılık sebepleriyle itiraz yasa yoluna başvurma hak ve yetkisinin olduğu Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış uygulamaları ile sabittir. 2- Gene 5320 sayılı Yasanın 8.maddesi hükmü gereğince halen yürürlüğünü sürdüren 1412 sayılı CMK.nun 320 maddesinin verdiği yetkiye dayanarak itiraz yasa yolu üzerine hükmü inceleyen Yargıtay Ceza Gene Kurulunun itirazın ilişkin olduğu sanık ve suçla sınırlı olmak kaydıyla itirazda ileri sürülsün, sürülmesin dosyayı her yönüyle incelemek ve tespit ettiği tüm hukuka aykırılıkları bozma nedeni yapmak yetkisine sahip olduğunda bir tereddüt yoktur....
Sulh Ceza Hâkimliğinde yetkilendirildiğini, söz konusu olaylarla ilgili bir bilgisinin olmadığını, katılan ...’yi tanımadığını, uygulamada tutukluluğa itiraz gelince bunu ilgili hâkime ilettiklerini, görüşü doğrultusunda müzekkere şeklinde evrakın gönderildiğini, evrakın fiziken 28.04.2015 tarihinde düzenlemiş ve bir gün sonra UYAP sistemine kaydedilmiş olabileceğini ya da 29.04.2015 tarihinde yazılmış olmasına rağmen 28.04.2009 tarihinin sehven müzekkerede kalmış olabileceğini, UYAP sistemi ve fiziki evrak üzerindeki farklılığın neden kaynaklandığını bilmediğini, sanıkla sadece bir gün aynı hâkimlikte çalıştığından sanığın çalışma yöntemi konusunda bilgisinin olmadığını, iş yoğunluğundan dolayı olayın ayrıntısını hatırlamadığını, Tanık ... müfettiş beyanında; oğlu olan Yusuf Müjdat Kaya’nın kasten yaralama suçundan tutuklanması üzerine katılan ...’ye vekâletname verdiklerini, katılan ...’nin tutuklama kararına itiraz etmesi için İstanbul Anadolu Adliyesine gittiklerini, katılan ...’nin...
İcra Hukuk Mahkemesinin 10.10.2012 tarihli ve 187-898 sayılı kararına göre; katılan vekilinin 07.03.2012 tarihinde imzaya ve borca itiraz davası açtığı, alınan Jandarma uzmanlık raporunda senetteki imzanın imzanın katılanın eli ürünü olduğunun belirtildiği, bu nedenle Mahkemece davanın reddine karar verildiği, Yargıtay 12. Hukuk Dairesince 11.03.2013 tarih ve 31-8739 sayı ile sahtelik iddiasının imza inkârı dışındaki bir nedene dayanması nedeniyle icra takibinin ceza davası sonuçlanıncaya kadar durmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verildiği, yeniden yapılan yargılamada İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesince 12.10.2017 tarih ve 562-787 sayı ile davanın borca itiraz yönünden kabulüne, imzaya itiraz yönünden ise reddine karar verildiği, İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.10.2015 tarihli ve 82-475 sayılı kararına göre; davacıların sanıklar ..., ...ve ..., davalıların katılan ve Demirören Holding AŞ olduğu, Beyoğlu 27....
Muvazaanın tespiti halinde bu yönde hazırlanan müfettiş raporu ilgililere bildirilir ve ilgililer altı iş günü içinde yetkili iş mahkemesine itiraz edebilirler. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. İş Müfettişliği tarafından hazırlanan muvazaalı alt işverenlik ilişkisinin tespit edildiği rapora ilgililerin süresi içinde itiraz etmemesi ya da mahkemece muvazaalı işlemin varlığına dair hüküm kurulması halinde, alt işverenliğe dair tescil işlemi iptal edilir. Bu halde alt işveren işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri sayılır. Asıl işveren-alt işveren ilişkisi ve muvazaa konuları, 5763 sayılı Yasayla iş kanununda yapılan değişiklikler ve buna bağlı olarak çıkarılan Alt İşveren Yönetmeliğinin ardından farklı bir anlam kazanmıştır. Yönetmelikte “yazılı alt işverenlik sözleşmesi”nden söz edilmiş ve çeşitli tanımlara yer verilmiştir....
D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2018/2728 Karar No : 2020/4699 DAVACI : … DAVALI : … Kurulu / … VEKİLİ : Av. … DAVANIN KONUSU :Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir....
Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.” Üçüncü fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.” Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır....


