Davalı (alacaklı) vekili, davacının icra dosyasına yönelttiği istihkak iddiasının reddedildiğini, kaydına haciz konulan araçla ilgili yakalama kararı verildiğini, haczin düşmediğini, 19.02.2007’de de haczin yenilendiğini, öte yandan üçüncü kişinin icra takibinin tarafı olmaması nedeni ile haczin kaldırılmasını istemek yetkisinin bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur....
Dava, üçüncü kişinin İİK'nın 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. Mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma ilamı gereğince araştırma ve inceleme yapılmadan dosya kapsamına sunulan 11.9.2018 tarihli protokole göre davaya konu mahcuzlar üzerindeki hacizlerin kalktığından bahisle karar verilmiştir. Ne var ki, anılan protokolde, davacı üçüncü kişinin istihkak davasına konu hacizli menkul mallara ilişkin olarak çek verdiği, çeklerin 3.kişi tarafından ödenmesi halinde 3.kişinin borçlu ile herhangi bir hukuki ve fiili bağı olmadığı, dayanak takip dosyasında bir daha haciz yapılmayacağının taraflar arasında kabul edileceği, son çekin ödenmesi itibari ile tarafların birbirlerini gayr kabili rücü şekilde ibra etmiş olacakları belirtilmiş olup söz konusu protokolde dayanak takip borcunun ödeneceği, davadan veya takipten feragat edileceği gibi hususlarına yer verilmediği görülmekle davaya konu haczin kaldırıldığının net olarak söylenmesi mümkün değildir....
hakkında yapılmadığı, diğer borçlu şirketler hakkında da haczin yapıldığı 3. kişi vekilinin haczin İİK'nun 99. maddesi uyarınca yapılmış sayılmasına ve haczin kaldırılmasına yönelik şikayet yerinde olmadığından reddine, birleşen dosyaya ilişkin olarak da aynı takip dosyasında icra memurunun 29.06.2012 ve 03.07.2012 tarihli kararlarının iptali ve teminat yatırıldığında takibin talikine 3. kişinin 7 gün içinde dava açmaktan muhtariyetine karar verilmiş hüküm şikayet eden üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Şikayet eden 3. Kişi vekili, müvekkili şirketin adresinde 15.05.2012 tarihinde yapılan haczin, usulsüz olduğunu belirterek, haczin kaldırılması için şikayet başvurusunda bulunmuştur. Mahkeme gerekçesinde belirtilmekle birlikte haczin İİK 99. maddesine göre yapılmış sayılmasına yönelik bir talebi yoktur. Takipte taraf olmayan 3. kişi şikayet yoluyla haczin kaldırılmasını isteyemez....
Dairemizin 27.11.2019 tarihli ve 2016/16972 Esas, 2019/10648 Karar sayılı ilamı ile davacı üçüncü kişinin şikayet talebi yanında, haczedilen biçerdöverin kendisine ait olduğunu ileri sürerek haczin kaldırılması ve istihkak istemli dava ikame ettiği anlaşılması karşısında İcra Mahkemesince talep şikayet başvurusu olarak nitelendirilerek ve bu nitelendirmeye uygun gerekçe oluşturularak, sadece şikayet istemi hakkında karar verilmiş olup, davacı üçüncü kişinin istihkak istemi hakkında herhangi bir karar verilmediği gerekçesiyle istihkak talebi hakkında hüküm kurulması için hükmün bozulmasına karar verilmiştir....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı (üçüncü kişi) vekili, Küçükçekmece 3. İcra Müdürlüğü’nün 2007/14900 Esas sayılı dosyasında yapılan 03.11.2009 günlü hacze konu menkullerin üçüncü kişiye ait olduğunu,borçlu ile ilgisinin bulunmadığını,haczin kaldırılması istemi ile yaptıkları şikayet başvurusunun reddi kararından sonra bu davayı açtıklarını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı (alacaklı) vekili, katıldığı oturumda dava ile ilgili beyanda bulunmadığı gibi cevap dilekçesi de sunmamıştır. Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir....
Haciz tarihinde borçlu adına kayıtlı taşınmaz için 3. kişinin açmış olduğu tapu iptali ve tescil davasının kabul edilip kesinleşmesi dahi, haciz tarihindeki mülkiyet durumunu etkilemez. Tescil kararı hacizden sonra verildiğinden ve tapudaki hacizlerin kaldırılması yönünde bir hüküm de taşımadığından haczin kaldırılması istemi ancak 3. kişinin genel mahkemede açacağı davada tartışılabilir. Somut olayda, taşınmaz üzerine haciz konulması için 04.11.2013 tarihinde haciz müzekkeresi yazıldığı, taşınmaza konan haczin 06.11.2013 tarihli olduğu, Menderes Asliye Hukuk Mahkemesi’nin tapu kaydının iptali ve tescil kararının ise 22.02.2011 tarihli olup kararın 15.06.2012 de kesinleştiği, mahkeme kararının 30.12.2013 tarihinde tapuda tescil edildiği görülmektedir. Dairemizin 18.11.2014 tarihli, 2014/28478E-27459K sayılı ilamı maddi hataya dayalı olup, şikayet konusu 06.11.2013 tarihli haczin dairemizin anılan kararında gösterilmemesi usuli kazanılmış hak oluşturmaz....
Davalı (alacaklı) vekili, haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği yerde, borçluların huzurunda yapıldığını,üçüncü kişi ile borçluların aynı adreste faal oldukları yönünde çok sayıda belge bulunduğunu, borca itirazın kaldırılması için açılan davanın derdest olduğunu,bu dosyadaki borçlu tebligatının bile davacı tarafından alındığını, dava konusu haczin ihtiyati haciz kararı uyarınca uygulandığını,sunulan faturaların mahcuzlara uygun olmadığını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesini savunmuştur....
Şikayet dilekçesinde meskeniyet şikayetinden söz edilmesi, HMK'nun 33. maddesi gereğince, hukuki tavsifin hakime ait olması nedeniyle sonuca etkili olmayıp, İİK'nun 82/1-12. bendinde yer bulan yasal düzenleme uyarınca, meskeniyet şikayetinin yalnızca takip borçlusuna tanınmış bir hak olduğu, takipte borçlu sıfatı taşımayan 3. kişinin bu konuda şikayet hakkının bulunmadığı da nazara alınarak, talebin haczin kaldırılması şikayeti olarak nitelendirilmesi gerekir. Zira, şikayetçi üçüncü kişi şikayet dilekçesinde haczin kaldırılmasını talep etmiştir. Hukuk Genel Kurulu'nun 07/04/2004 tarih ve 2004/12-210 E. 2004/208 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, taşınmazın, borçlunun borcu nedeniyle haczedilebilmesi için haciz tarihinde borçlu adına kayıtlı olması zorunludur. Takipte borçlu sıfatı bulunmayan üçüncü kişinin, mülkiyeti kendisine ait taşınmaza konulan haczin kaldırılmasını icra mahkemesinden şikayet yolu ile isteme hakkı vardır....
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu aracın trafik kaydına haciz konulmasından önce noterde yapılan sözleşme ile satın alındığı, davalı alacaklının istihkak iddiasını kabul ettiğini ve davanın konusuz kaldığını bildirdiği“ gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1.Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir. Davacı taraf haciz tarihinin 11.09.2007 olduğunu, istihkak iddiasını haczi öğrenme tarihine göre 7 günlük yasal hak düşürücü süre içerisinde doğrudan dava açarak ileri sürdüğünü belirtmektedir. Davalı alacaklı taraf ise dava açılmadan önce 13.11.2007’de haczin kaldırılması talebinde bulunduklarını, davanın konusuz kaldığını savunmaktadır....
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu aracın trafik kaydına haciz konulmasından önce noterde yapılan sözleşme ile satın alındığı, davalı alacaklının istihkak iddiasını kabul ettiğini ve davanın konusuz kaldığını bildirdiği“ gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1.Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir. Davacı taraf haciz tarihinin 11.09.2007 olduğunu, istihkak iddiasını haczi öğrenme tarihine göre 7 günlük yasal hak düşürücü süre içerisinde doğrudan dava açarak ileri sürdüğünü belirtmektedir. Davalı alacaklı taraf ise dava açılmadan önce 13.11.2007’de haczin kaldırılması talebinde bulunduklarını, davanın konusuz kaldığını savunmaktadır....


