WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

Davalı alacaklı vekili, üçüncü kişinin borçlu ile aynı köy nüfusuna kayıtlı olduğunu ve üçüncü kişinin borçtan haberdar olduğunu, üçüncü kişinin dava konusu aracın gayri resmi ortağı olduğunu, dayanak takip dosyasında 03.07.2008 tarihinde konulan haczin, 01.04.2009 tarihinde talepleri olmaksızın sahte belge ile kaldırıldığını, bundan sonra dava konusu aracın üçüncü kişiye satıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan ilk yargılama sonunda davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş, hükmün davalı alacaklı vekili ile yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 05.03.2012 tarihli, 2012/486 Esas-2012/2535 Karar sayılı ilamı ile, dava konusu aracın borç ve takip tarihlerinden sonra satılması karşısında, ... 33....

Mahkemece uyma kararı verilerek yapılan yargılama sonucunda: “dava konusu haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği yerde yapıldığı, borçlunun adresinin işyeri açma ve çalıştırma ruhsatında da aynı adres olarak göründüğü, ancak dayandığı faturalara ve kira sözleşmesine göre üçüncü kişinin de aynı adresi kullandığı, borçlunun ruhsatının iptal edilerek üçüncü kişi adına iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatının verildiği, haciz tarihi itibarı haciz mahallinde davacının faaliyet gösterdiği, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin üçüncü kişi yararına olduğu, ispat yükü altında olan davalıların karinenin aksini kanıtlamaya elverişli delilleri sunamadığı“ gerekçesi ile davanın kabulü ile haczedilen koltuklar dışındaki mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, tazminat talebinin reddi ve vekâlet ücreti yönünden davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1.Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir....

Mahkemece, haciz İİK'nin 96 ve 97 maddeleri uyarınca yapılmış olup, ispat yükünün davacı üçüncü şahsa ait olmak üzere istihkak davası açılması gerekirken, haczin kaldırılmasının İcra Müdürlüğünden talep edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle davacının şikayetinin reddine, şikayet icra müdürlük işleminin iptali istemine ilişkin olduğundan davalı vekili lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş, karar davalı-alacaklı ve davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, üçüncü kişinin İcra Müdürlüğü işleminin iptali ve İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. Dava dilekçesi içeriğinden davacı üçüncü kişinin şikayet talebi yanında, haczedilen biçerdöverin kendisine ait olduğunu ileri sürerek haczin kaldırılması ve istihkak istemli dava da ikamet ettiği anlaşılmaktadır....

Borçluya aitmiş gibi haczedilen menkullerin üçüncü kişiye ait olması söz konusu olduğunda üçüncü kişiye İİK'nın 97 ve devamı hükümlerine göre istihkak davası açma imkânı tanınmıştır. Ancak üçüncü kişinin bu hakkın varlığına rağmen, menfaati ihlal edilen üçüncü kişilere ihtiyati haciz kararına itiraz etme hakkı tanınarak istihkak davası açma yoluna başvurmaksızın ihtiyati haciz nedeniyle bir zararın doğması önlenmek istenmiştir. Şu hâle göre üçüncü kişinin ihtiyati hacze itiraz etmesinden sonra başlatılan takipte borçlunun takibe itiraz etmemesi nedeniyle takibin kesinleşmiş bulunmasının takip kesinleştikten sonra verilen ihtiyati haczin kaldırılması kararının icrasına bir etkisinin bulunmaması gerekir....

İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne haciz bildirisinin yapılması gerektiğini cevaben bildirmiş, üçüncü kişi tarafından takip dosyasına sunulan 26.2.2016 tarihli dilekçe ile, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğündeki hak ve alacakları üzerindeki hacizlerin kaldırılması talep edilmiş, İcra Müdürlüğü, üçüncü kişinin, 16.2.2016 tarihli talebi hakkında İcra Mahkemesi tarafından karar verilmesi gerektiğinden bahisle talebin reddine karar verilmiştir. Üçüncü kişi 14.3.2016 tarihli dilekçe ile, dosya kapak hesabının hatalı olduğunu, şirketin borçla ilgisi olmaması nedeni ile hacizlerin kaldırılmasını istemiştir. Buna göre, davacı üçüncü kişinin takip dosyasına sunduğu ve haczin kaldırılmasına yönelik dilekçeleri istihkak iddiasına ilişkin iradesini ortaya koymaktadır. Açıklamalar ışığında, davacı üçüncü kişi şirketin 26.2.2016 tarihinden önce haczi öğrendiğine dair dosyaya yansıyan bir bilgi olmadığından, süresi içerisinde üçüncü kişinin takip dosyasına istihkak iddiasında bulunduğunun kabulü gerekir....

Davalı (alacaklı) vekili, haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği yerde, borçluların huzurunda yapıldığını,üçüncü kişi ile borçluların aynı adreste faal oldukları yönünde çok sayıda belge bulunduğunu, borca itirazın kaldırılması için açılan davanın derdest olduğunu, bu dosyadaki borçlu tebligatının bile davacı tarafından alındığını, dava konusu haczin ihtiyati haciz kararı uyarınca uygulandığını,sunulan faturaların mahcuzlara uygun olmadığını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesini savunmuştur....

Davalı (alacaklı) vekili, haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği ve ihtiyati haczin uygulandığı adreste yapıldığını, yine itirazın kaldırılması davasında duruşma günü tebligatının da bu adreste yapıldığını, takibe dayanak borçla ilgili ihtarnamenin ise borçlunun eşine tebliğ edildiğini, borçlu ve eşinin alacaklıdan mal kaçırmak için üçüncü kişi şirketi kurduklarını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur....

Somut olayda borçlunun vefat eden babası adına kayıtlı taşınmazda, borçluya intikal edecek hissesine haciz konulduğu, borçlunun haciz tarihinden önce mirası reddettiği bu nedenle taşınmazda borçluya düşecek hissenin bulunmadığı, taşınmaz hissedarı üçüncü kişinin kendilerine miras yolu ile intikal eden taşınmaz üzerine konulan haczin kaldırılmasını talep ettiği görülmektedir. İstem bu yönüyle 3. kişinin taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılması talebi olup süresiz şikayete tabidir. O halde mahkemece şikayetin esasının incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken talebin yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/10/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....

Davacı üçüncü kişi, ihtiyati haciz kararının infazı sonrasında hem İİK'nin 99. maddesi uyarınca icra mahkemesinde istihkak davası, hem de İİK'nin 265. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Asliye Ticaret Mahkemesinde İİK'nin 265. maddesinin 2. fıkrası uyarınca ihtiyati haczin kaldırılması davası açmıştır. Bu davanın açıldığı tarihten sonra borçlunun icra takibinde kendisine gönderilen ödeme emrine itiraz etmemesi sonucu takip ve haciz üçüncü kişi yönünden değil borçlu yönünden kesinlemiştir. Yukarıda belirtilen ilke ve kurallar uyarınca üçüncü kişinin itirazı üzerine ihtiyati haciz kararı kaldırıldığından bu karara dayanarak yapılan ihtiyati hacizler de kalkar. Üçüncü kişinin ihtiyaten haczedilen mallarla ilgili olarak açtığı istihkak davasının konusu kalmadığından, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir....

Gerekçe ve Sonuç Haciz tarihinde borçlu adına kayıtlı üst hakkı için, üst hakkının feshi ve terkini davasının kabul edilip kesinleşmesi halinde dahi, haciz tarihindeki mülkiyet durumu değişmeyeceğinden, tescil kararı hacizden sonra kesinleştiğinden ve tapudaki hacizlerin kaldırılması yönünde bir hüküm taşımadığından, haczin kaldırılması isteminin 3. kişinin genel mahkemede açacağı davada tartışılabileceği ve bu karar sebebiyle icra müdürlüğünce haczin kaldırılmasına karar verilemeyeceği gerekçesi ile şikayetin kabulü ile; 103 Ada 20 Parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ve haciz tarihinde borçlu adına tescilli olan üst hakkına icra dosyası kapsamında konulmuş olan hacizlerin kaldırılmasına yönelik yapılan 28.09.2021 işlemin kaldırılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde üçüncü kişi istinaf başvurusunda bulunmuştur....

UYAP Entegrasyonu