. - DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/10/2020 KARAR TARİHİ : 09/12/2021 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/01/2022 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE SAVUNMA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkil şirketle ait D420471232142041 motor seri nolu 06 ... 34 plakalı, 2017 model, Volvo S90 marka, aracın dayşlıya, satışına, yönelik olarak deneme kullanım maksadıyla davalı tarafla "Ödünç Araç Kullanım Sözleşmesi" yapılmış olduğunu, araç, 25.06.2018 tarihinde davalıya teslim edilmiş olduğunu, dava konusu araç, davalının nezninde ve zilyedliğinde iken, 17.10.2018 tarihinde, maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiş olduğunu, bu Ödünç Araç Kullanım Sözleşmesi'nin, “Kullananın Sorumluluğu” başlıklı madde 6'da; “Kullaran, taşıtı teslim alma anından geri verme anına kadar, en ufak ihmali neticesinde dahi taşıtın harap olmadığından taşıtta normal yıpranma dışında...
- K A R A R - Davacı vekili; müvekkilinin davalıdan ödünç para aldığını, ayrıca taraflar arasında ticari alışverişin de gerçekleştiğini, sözkonusu ödünç para ve ticari alışveriş nedeniyle müvekkilinin davalı tarafa bir adet 2.600-TL bedelli senet ile bir adet keşideci imzası dışındaki unsurları boş senet olmak üzere toplam iki senedi davalıya verdiğini, müvekkilinin kalan borcunun toplam 7.300-TL olmasına rağmen, davalı tarafın boş senedi sonradan 24.700-TL bedel yazarak doldurduğunu ve her iki senede dayalı olarak müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını belirterek, müvekkilinin.... İcra Müdürlüğü'nün 2009/7958 sayılı icra takip dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespiti ile müvekkilinin maaşından borçtan fazla kesilen paranın müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
Kurumu A.Ş.arasındaki ödünç sözleşmesinden doğan alacağın davacıya temlikine ilişkin temlik sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Bu durumda alacağın temliki sözleşmesine konu alacakla ilgili temel sözleşme 6102 sayılı TTK.nun 4/1-f maddesinde öngörülen “bankalara diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemeler”kapsamında kalmakta olup, mutlak ticari dava niteliğinde bulunduğundan mahkemece işin esasına bakılması gerekirken somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 17.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Borçlar Kanunu'nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa'nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef'i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.'' gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de dosya kapsamından......
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/58 KARAR NO :2024/92 DAVA:Tanıma Ve Tenfiz DAVA TARİHİ:26/01/2024 KARAR TARİHİ:01/02/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tanıma Ve Tenfiz davasının dosya üzerinden yapılan incelemesi sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 13/08/2013 tarihinde bir kredi sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin 01/07/2014 tarihinde uzatıldığını ve nihayet 06/07/2015 tarihli Kredi Uzatma Sözleşmesi No 2 imzalandığını, işbu kredi sözleşmesi kapsamında davacının davalı şirkete 30.000.000 ABD doları borç verdiğini, davalı şirketin borcunu ödemediğini, bunun üzerine davacının sözleşmenin 10.maddesinde yer alan Tahkim Sözleşmesi kapsamında ödenmiş olan 30.000.000 ABD doları ile o tarihte işlemiş olan 7.531.288,14 ABD doları tutarındaki faizi ile işleyecek faizin ödenmesini talep ettiğini, Tahkim Yargılamasının Londra Uluslararası Tahkim 2014 kurallarına göre yapıldığını ve nihai kararın 05/11/2020 tarihine...
Geçici iş ilişkisiyle (ödünç iş ilişkisiyle) çalışan işçinin altı aylık kıdemi, 4857 sayılı İş Kanununun 7'nci maddesinden hareketle, işçinin başka işverende (ödünç alan) geçen süresi, işverende (ödünç veren) geçirilmiş gibi sayılır. Söz konusu işçinin daha sonra ödünç alan işverenin işyerinde yeni bir iş ilişkisi kapsamında istihdam edilmesi halinde, onun nezdinde ödünç iş ilişkisi kapsamında geçirilmiş süreler, yeni iş ilişkisindeki altı aylık kıdem süresinin hesabında dikkate alınmaz. Çıraklık ilişkisi, İş Kanununun 4'üncü maddesindeki istisnalar arasında sayıldığından, altı aylık kıdem süresinin hesabında dikkate alınmaz....
Kulübüne gönderildiğinin anlaşıldığını, kulüp yöneticilerinin kulüplerine çeşitli miktarlarda parasal yardımda bulundukları hususunun bilinen bir gerçek olduğunu, olayda gerçekleşen havalenin de "ödünç” olarak nitelendirilemeyeceği gibi çekteki imzanın kendisine ait olmadığını savunarak davanın reddini dilemiş; diğer davalı ..., davacının kulüp yöneticiliği yaptığını, gerçekleşen havalenin ödünç niteliğinde değil, kulübe yardım mahiyetinde olduğu gibi aralarında yazılı ... sözleşmesi de bulunmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur. Diğer davalı ... Yönetimi davaya cevap vermemiştir....
Tefecilik suçunda; tefecilik yapan failden faiz, komisyon veya başka adlar karşılığında ödünç para alan kişiler, suçun doğrudan mağduru olmadıklarından, CMK'nın 231. maddesinin uygulanmasında bu kişilerin maddi zararlarının göz önüne alınamayacağı açıktır. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Kesin hükümsüzlük" başlıklı 27. maddesi karşısında yasanın emredici normlarına aykırı olarak düzenlenen bir tefecilik sözleşmesi nedeniyle, sözleşme taraflarının doğrudan veya dolaylı olarak hukuki korumadan yararlanmaları olanaksızdır....
Geçici iş ilişkisiyle (ödünç iş ilişkisiyle) çalışan işçinin altı aylık kdemi, 4857 sayılı İş Kanununun 7'ni maddesinden hareketle, işçinin başka işverende (ödünç alan) geçen süresi, işverende (ödünç veren) geçirilmiş gibi sayılır. Söz konusu işçinin daha sonra ödünç alan işverenin işyerinde yeni bir iş ilişkisi kapsamında istihdam edilmesi halinde, onun nezdinde ödünç iş ilişkisi kapsamında geçirilmiş süreler, yeni iş ilişkisindeki altı aylık kıdem süresinin hesabında dikkate alınmaz. Çıraklık ilişkisi, İş Kanununun 4'ncü maddesindeki istisnalar arasında sayıldığından, altı aylık kıdem süresinin hesabında dikkate alınmaz....
Geçici İş İlişkisi (Ödünç İş İlişkisi) 4857 sayılı İş Kanunu ile getirilen yeni bir sözleşme türüdür. Üçlü bir şekilde ortaya çıkar. Şirket topluluklarında veya holdinglerde vasıflı işgücü ihtiyacının karşılamasına yöneliktir. Buna göre, İşveren devir sırasında yazılı rızasını almak suretiyle bir işçiyi holding bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir işyerinde veya yapmakta olduğu işe benzer işlerde çalıştırılması koşuluyla başka bir işverene iş görme edimini yerine getirmek üzere geçici olarak devrettiğinde geçici iş ilişkisi gerçekleşmiş olur. 4857 sayılı Yasa'nın 7/1. maddesinde geçen "Bu halde iş sözleşmesi devam etmekle beraber, işçi bu sözleşmeye göre üstlendiği işin görülmesini geçici iş ilişkisi kurulan işverene karşı yerine getirmekle yükümlü olur." hükmünden de anlaşılacağı üzere ödünç iş ilişkisinin temeli, işveren (ödünç veren işveren) ile işçi arasında önceden kurulmuş bir iş sözleşmesi ilişkisidir....


