T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1257 - 2025/1025
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1257
KARAR NO : 2025/1025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/04/2024
NUMARASI : 2021/668 Esas - 2024/232 Karar
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVACI : ...
VEKİLİ : Av...
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALILAR : 1-...
2-...
VEKİLLERİ : Av...
DAVALI : ETHİCA SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLLERİ : Av. MEHMET MURAT EYİ [16488-84362-57974] UETS
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.)
BAŞVURU TARİHİ : 21.05.2024 - 29.05.2024
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 02.09.2024
KARAR TARİHİ : 21.05.2025
YAZIM TARİHİ : 21.05.2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 29.06.2018 tarihinde davalı sigorta şirketinin sigortalısı, davalı ...'nın maliki olduğunu, ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı minübüsün karşıdan karşıya geçmekte olan davacıya çarpması neticesinde yaralandığını, kaza neticesinde Sakarya CBS'nın 2018/24668 Soruşturma Sayılı dosyasında alınan hekim raporunda davacının kemik kırıklarının olduğunu ve yaralanmasının basit tıbbi müdahele ile giderilebilecek nitelikte olmadığının belirlendiğini, davacının, davalı sigorta şirketine 02.03.2021 tarihinde yapılan başvurusuna sigorta şirketi tarafından dönüş yapılmadığını, yaşanan kazada davacının kaburga kemikleri ile elmacık kemiğinin kırılmasına yol açtığı gibi daha önceden belinde takılı olan platinin de dağılmasına yol açarak yeniden ameliyat işlemleri yapılmasına sebep olduğunu ve iyice çalışamaz hale geldiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 3.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan (manevi tazminat yönünden sigorta şirketi dışındaki davalılardan) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; öncelikle zamanaşımı itirazlarının olduğunu, davanın yasal süresi içinde açılmadığını, davayı hiçbir şekilde kabul etmediklerini, davanın dayanağı trafik kazasında davalılardan araç sürücüsü ...'ın kusurunun bulunmadığını, tüm kusurun davacı yayanın olduğunu, davacı yayaya araç aynasının çarptığı ve bedenine zarar verdiği iddiasının kabul edilemez olduğunu, davacının bağkurlu olduğunu ve devletten sağlık hizmeti aldığını, maddi ve manevi zararın oluşmadığından bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde; sigortalı araç sürücüsünün atfı kabil herhangi bir kusuru bulunmadığını, ZMSS sigortası ile işletenin veya araç sürücüsünün kusurlu davranışı bu tür sigorta ile teminat altına alındığını, maddi giderler için geçerli olan teminatın her halükârda verilecek bir teminat olmadığını, davacı tarafın taşıt yolundaki araçların seyir durumlarını ve mesafelerini dikkate alması gerektiğini, geçiş hakkını sigortalı araç sürücüsüne vermesi, akabinde yolun müsaitlik durumuna göre karşıdan karşıya geçmesi gerekmekteyken KTK tarafından kendisine atfedilen yükümlülükleri ihlal ederek kazanın meydana gelmesine tam ve asli kusuru ile sebebiyet verdiğinden bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından maddi tazminat talebi yönünden; davanın kısmen kabulü ile, 3.264,55 TL geçici iş göremezlik tutarının 1.500,00 TL'sine davalılar ... ve ... yönünden kazanın meydana geldiği tarih olan 29.06.2018 tarihinden itibaren, davalı Ethica Sigorta A.Ş. yönünden 16.03.2021 tarihinden itibaren, bakiyesine ıslah tarihi olan 20.03.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, (Ethica Sigorta A.Ş.'nin poliçede yazılı limitle sınırlı olmak üzere), Manevi tazminat talebi yönünden; davanın kısmen kabulü ile 60.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 25.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine dair karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacı vekili ile davalılar ..., ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Sakarya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/1079 Esas-2019/110 Karar sayılı dosyasında davalı ...'ın taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan cezalandırılmasına karar verildiğini ve kararın 21.02.2019 tarihinde kesinleştiğini, davacının yaşanan kaza sebebiyle maddi ve bedeni zararlarının giderilmesi konusunda davalı sigorta şirketine 02.03.2021 tarihinde yaptığı başvuruda evrakların istenildiğini, ancak dönüş yapılmadığını, kaza sebebi ile beynindeki kılcal damarların hasar gördüğü ve beyin fonksiyonlarının bozulmaya başladığının Sakarya EAH tarafından bildirildiğini, davacının yaşanan bu kazadan sonra iyice çalışamaz ve geçimini sağlayamaz hale geldiğini, işbu davaya esas olmak üzere Sakarya Arabuluculuk Bürosunun 2021/99509 Arabuluculuk dosyası üzerinden yapılan görüşmelerde anlaşma sağlanamadığını, ceza dosyasında kusur oranlarının tespiti için ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda davalı ...'ın %75, davacının ise %25 oranında kusurlu olduğu tespit edildiğini, ayrıca kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkında yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen raporda fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğunun, kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır), iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceği yönünde mütalaada bulunulduğunu oysa ki kazanın kaburga kemikleri ile elmacık kemiğinin kırılmasına yol açtığı gibi, davacının daha önceden belinde takılı olan platinin de dağılmasına yol açarak yeniden ameliyat işlemleri yapılmasına sebep olduğunu, ATK'dan alınan raporda maluliyet oranının %0 verilmesinin davacının gerçek sağlık durumunu yansıtmadığını, rapora itiraz ederek Adli Tıp Genel Kurulundan rapor alınması talep etmelerine rağmen mahkemece taleplerinin reddedildiğini ve dosya hesap bilirkişisine tevdi edildiğini, aktüerya bilirkişisinin davacının iyileşme sürecindeki net zararı ile geçici iş göremezlik zararının hesaplandığını, geçici iş görmezlik hususunda yaptığı zarar değerinin 1.450,91 TL üzerinden hesaplama yapıldığını ancak bu değerin esas alındığı kaynak belirtilmeden, hesaplama yapıldığını, belirlenen değerin asgari ücret üzerinden hesaplandığında dahi çok düşük olduğunu, davacıda meydana gelen kemik kırılması ile takılı platinin kaza nedeniyle dağılması ile geçirdiği ameliyat ile beynindeki kılcal damarların zarar görerek beyin fonksiyonlarında meydana gelen azalmaya ilşkin hesaplamaların bilirkişi tarafından yapılmadığını, yerel mahkemece verilen karar ile dosya içeriğinin bağdaşmadığını, dosya içerisindeki tanık beyanlarından da anlaşıldığı üzere davacının kaza öncesi ihaleli orman kesim işleri yapmasına rağmen aktüerya bilirkişisi raporunda Bağ-kur kaydı olduğunu belirtmişse de yaptığı işle ilgili kazanç bilgilerinin yer almadığını, bu nedenle kazancının asgari ücret düzeyinde esas alınarak bedensel zararının hesaplandığının beyan edildiğini, rapora itiraz etmelerine rağmen itirazlarının red edildiğini, meydana gelen kaza ve davacının yaşadığı travmalar karşısında hükmedilen manevi tazminat miktarının çok cüzi olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve maddi zarar kalemlerinin tespiti ve iş görmezlik ile maluliyet miktarının belirlenmesi açısından yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına, talepleri gibi 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece gerek maddi tazminat, gerekse manevi tazminat yönünden mahkemece eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, ayrıca davanın yasal süresi içinde açılmadığını, kusur incelemesi ile verilen 05.04.2022 tarihli ATK raporunun yetersiz olduğunu, ATK''nın bir üst kurulundan kusur raporu alınması talepleri değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, zenginleşmeye yönelik olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
Somut olayda 29.06.2018 tarihinde, karşıdan karşıya geçmekte olan davacıya,
davalıların sürücüsü, maliki ve zorunlu trafik sigortacısı oldukları aracın çarpması sonucu yaya olan davacı yaralanmıştır.
Kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağında hem davacı yayaya hemde davalı sürücüye kural ihlali verildiği, kazaya dair yürütülen ceza dosyasında kaza tespit tutanağı esas alınarak davalı sürücünün taksirle yaralama suçu sabit bulunarak cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Mahkemece ATK Trafik İhtisas Dairesinde alınan raporda kazanın oluşumunda davalı sürücünün %75 oranında, davacı yayanın % 25 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Yine hükme esas alınan Adli Tıp 2. İhtisas Kurulundan alınan maluliyet raporlarına göre trafik kazası ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunduğu, davacının dava konusu yaralanmasının maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadığı, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 3 ay olduğu tespit edilmiştir.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davaya konu kazanın yaralamalı trafik kazası olması nedeniyle gerçekleştiği tarih ile dava ve ıslah tarihi arasında Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. Maddesi ve TBK 72. Maddesi gereğince uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağından davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının yerinde görülmediği, İş göremezlik raporunun olay tarihi olan 29.06.2018 tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin esas alındığı ve dosyadaki tıbbi evraklara göre sürekli iş göremezliğe neden olarak bir araz bulunmadığının belirlendiği, davacının sürekli iş göremezlik bulunduğunu ispat edemediği, Anayasa Mahkemesinin KTK'nın 90.maddesinde yapılan değişikliği iptal etmesi üzerine Yargıtay uygulama birliği sağlanması için tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasını, ancak hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen devredeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması yönünde içtihat geliştirildiği, hükme esas alınan hesap raporunun bu yöntemle hazırlandığı, emekli olduğu anlaşılan davacı bakımından geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin hesaplamanın, AGİ dahil edilmemiş asgari ücret üzerinden yapılması gerektiği ve hesaplamanın AGİ dahil edilmemiş asgari ücret üzerinden yapıldığı, olay tarihi, olayın oluş şekli, kusur durumu, maluliyet oranı, tarafların sosyal ekonomik durumları ve manevi tazminata ilişkin ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının olaya ve hakkaniyete uygun düştüğü kanaatine ulaşılmış, taraf vekillerinin istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19.04.2024 tarih ve 2021/668 Esas, 2024/232 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekili ile davalılar ..., ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi uyarınca davacıdan alınması gereken 615,40 TL ilam harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi uyarınca davalılar ... ve ...'dan maddi tazminat yönünden alınması gereken 615,40 TL ile manevi tazminat yönünden alınması gereken 4.098,60 TL ilam harcından peşin alınan 3.791,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 923,00 TL'nin adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4- Tarafların istinaf başvurusu için yapmış olduğu giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine,
5-Karar tebliği ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dairemize dilekçe vermek suretiyle Yargıtay'da temyizi kabil olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 21.05.2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!