WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

YARGITAY KAYSERI BOLGE ADLIYE MAHKEMESI 6. HUKUK DAIRESI

A- A A+

T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/887
KARAR NO: 2025/990
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/03/2025
ESAS NO: 2024/929
KARAR NO: 2025/241
DAVANIN KONUSU: Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız))
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/05/2025
İSTİNAF KARAR
YAZIM TARİHİ: 14/05/2025
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/03/2025 tarih ve 2024/929 E -2025/241 sayılı kararı davacı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin T.C.Ziraat Bankası ... şubesine ait Keşidecisi ..., lehtarı ... olan ... çek numaralı, 20.01.2025 keşide tarihli, 1.000.000,00 TL bedelli, çeki zilyedinde iken kaybettiğini, çekin üçüncü kişilerin eline geçme olasılığı olduğunu, müvekkilinin zararının önlenmesi için ödeme yasağı konularak çekin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "....Mahkememizce 6102 Sayılı TTK'nun 762. maddesi gereğince; Ticaret Sicili Gazetesinde söz konusu çeki elinde bulunduranın keşide tarihinden itibaren üç ay içerisinde mahkememiz dosyasına getirmeleri, aksi taktirde çekin iptaline karar verileceği hususunda Ticaret Sicili Gazetesinde ilânlar yaptırılmıştır.
T.C.Ziraat Bankası A.Ş'ye dava konusu çekin ibraz edilip edilmediği, edilmiş olması halinde ise ibraz eden kişinin kimlik bilgilerinin bildirilmesi için yazılan müzekkeremize binaen verilen 23/01/2025 tarihli cevabi yazıda; dava konusu edilen çekin, Albaraka Türk Katılım Bankası'na ibraz edildiği bildirilmekle, Albaraka Türk Katılım Bankası'na dava konusu çekin ibraz edilip edilmediği, edilmiş olması halinde ise ibraz eden kişinin kimlik bilgilerinin bildirilmesi için yazılan müzekkeremize binaen verilen... tarihli cevabi yazıda; dava konusu çekin ...T.C. Kimlik numaralı ... tarafından 20/01/2025 tarihinde ibraz edildiği bildirilmiştir.
Mahkememizin 06/02/2025 tarihli ara kararı ile dava konusu çeki ibraz edene karşı istirdat davası açmak ve açılacak olan davanın esasını mahkememize bildirmek üzere davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmesini içerir ihtaratlı davetiye çıkarılmış ve davacı vekiline 14/02/2025 tarihinde tebliğ edilmiş olup, davacı vekili tarafından istirdat davası açılıp açılmadığı hususunda mahkememize beyanda bulunulmadığı anlaşılmakla davanın reddine ve dava konusu çek üzerine konulan ödeme yasağının kaldırılmasına..." gerekçesiyle Davanın REDDİNE,
karar verilmiştir.
İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin 06.02.2025 tarihli ara kararının usulsüz tebliğ edilmiş olup mazbatada adreste bulunmama sebebi yazılmadığını ve adreste olmama sebebinin hangi komşuya sorulduğuna ilişkin isim ve imza alınmadığını, kanuna ve yargıtay içtihatlarına aykırı olarak doğrudan muhtara tebliğ yapıldığnıı, bu sebeple usulsüz tebliği öğrendiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini, davacı vekiline tebliğ çıkartılan ara kararın doğrudan muhtara tebliğ edilmiş olup tebliğ mazbatasında da adreste bulunmama sebebinin belirtilmediğini, komşulardan birinin beyanı ve imzasının alınmadığını ve mazbataya binada oturan komşulardan birinin ismi yazılmadığını, kapıya ihbar kağıdı yapıştırılmadığını, tebligat Kanunu md.10'a göre; "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir." tebligat Kanunu md.11'e göre; "Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır. Ancak, Ceza Muhakemeleri Usulu Kanununun, kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümleri saklıdır. (Ek ikinci fıkra: 11/1/2011-6099/4 md.) Avukat tarafından takip edilen işlerde, avukatın bürosunda yapılacak tebligatlar, resmî çalışma gün ve saatleri içinde yapılır. Kanuni mümessilleri bulunanlara veya bulunması gerekenlere yapılacak tebligat kanunlara göre bizzat kendilerine yapılması icabetmedikçe bu mümessillere yapılır." tebligat Kanunu md.21'e göre; "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır." tebligat Kanunu md.32/2'ye göre; "Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur." yukarıda yazılı kanun maddelerinden de görüleceği üzere vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması gerektiğini, usulsüz tebligatın, Kanuna aykırı olarak doğrudan muhtara yapılmış olup kapıya da herhangi bir ihbar kağıdı yapıştırılmadığını, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. H.D. , E.2025/112, K.2025/25,21.01.2025 Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2016/13058 esas ve 2018/108 karar sayılı, İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ, 3. HUKUK DAİRESİ, ESAS NO : 2021/319, KARAR NO : 2021/757 Yargıtay kararından da görüleceği üzere; davacı vekiline yapılan tebliğin T.K. Md.21/1'e göre davacı vekiline tebliğ edildiği ve davacı vekilinin adreste bulunmama sebebinin belirtilmemesi, adreste olmama sebebinin hangi komşuya sorulduğuna ilişkin isim ve imza bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf talebinin kabul edildiğini ve usulüne uygun tebligat çıkartılması amacıyla dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiğini, usulsüz tebligatı öğrendiği tarihin 17.03.2025 tarihinden sonra yerel mahkemenin vermiş olduğu 2 haftalık süre içerisinde çeki ibraz eden ...'a karşı çekin iadesi istemiyle istirdat davası açıldığını, istirdat davası açıldığına dair yerel mahkemeye beyanda bulunulduğunu belirterek; istinaf dilekçesinde arz ve izah ettiği nedenler ve mahkemece re'sen dikkate alınacak sair sebepler ile; istinaf başvuru dilekçemizin kabulüne, usulsüz tebligatı öğrendiğimiz tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edilmesine, yerel mahkemenin vermiş olduğu yasal süre içerisinde istirdat davası açmış olduğumuzdan dolayı istinaf incelemesi sonucunda aleyhimize olan kararın kaldırılarak dosyanın yeniden hüküm kurulmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Çek iptali davaları, özelliği itibari ile hasımsız açılan davalardan olup, yapılan yargılama sırasında çek hamilinin ortaya çıkması durumunda, çek iptali davasını açan davacıya, mevcut çek hamiline karşı çek istirdadı davası açması konusunda süre verilmeli, istirdat davasının açılması halinde, çek iptali davasının konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığı, istirdat davası açılmaması halinde ise çek iptali davasının reddi yönünde hüküm kurulmalıdır.
Uyuşmazlık davacı vekiline çıkarılan tebliğin usulüne uygun olup olmadığı, davacının süresinde çeki ibraz edene karşı dava açıp açmadığına ilişkindir.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun bilinen adrese tebligatı düzenleyen 10. maddesinin 1. fıkrasına göre; tebligat, muhatabın bilinen en son adresinde yapılır. 6099 Sayılı Yasa'nın 3. maddesi ile eklenen aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat bu adrese yapılır.
Aynı Kanun'un tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina başlıklı 21. maddesine, 6099 Sayılı Yasa'nın 5. maddesi ile eklenen 2. fıkrasında; "Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğmemuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır" hükmü yer almaktadır.
Söz konusu 7201 Sayılı Yasa'nın 10. maddesi ile ilgili değişikliğe ilişkin kanun gerekçesinde, kişilere getirilen adres kayıt sistemi zorunluluğu ile birlikte işleyişin kolaylaştığı dile getirilmiş, ancak yapılan yeni düzenlemeyle, öncelikle yine bilinen en son adrese tebligat yapılacağı, tebligatın yapılmasını isteyenin veya tebligatı çıkartan makamın bildirdiği adresin, tebligata elverişli olmadığının anlaşılması ya da bu adrese tebligat yapılamaması halinde, muhatabın 5490 Sayılı Kanun'a göre adres kayıt sistemindeki adresinin bilinen en son adresi olarak kabul edileceği ve tebligatın buraya yapılacağı açıklanmış, değişiklik ile birlikte adres kayıt sistemi dışında başkaca adres araştırması yapılmasının gerekmeyeceği vurgulanmıştır.
7201 Sayılı Yasanın 21. maddesi ile ilgili değişikliğe ilişkin kanun gerekçesinde ise,TK'nun 21/1. maddesine göre bilinen en son adrese çıkartılan tebligattan sonuç alınamazsa, 10. madde gereği adres kayıt sistemindeki adres esas alınarak başkaca araştırma yapılmaksızın o adrese tebligat çıkarılacağı açıklanmıştır. Bunun yapılabilmesi için de, tebligatı çıkaran merciin, adresin, adres kayıt sistemindeki mernis adresi olduğunu ve bu adrese tebligat yapılacağını tebliğ evrakında belirtmesi gerekmektedir. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda kişiye önce bilinen en son adresi esas alınarak Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebligat çıkartılmalı, adres tebligata elverişli değilse ya da tebligat yapılamazsa, adres kayıt sistemindeki adresine, buna ilişkin şerh verilerek TK'nun 21/2. maddesi uyarınca tebligat çıkartılmalıdır.
Ayrıca Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesinde; "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır, ayrıca başkaca adres araştırması yapılmaz. 79. maddenin ikinci fıkrasına göre renkli bastırılan tebligat zarfında, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek bu adrese tebligat yapılacağına dair meşruhata yer verilir" hükmü yer almaktadır. Bu yönetmeliğe göre; 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereğince tebligat yapılabilmesi için, tebliği çıkaran mercice, tebligat çıkarılan adresin, muhatabın, adres kayıt sistemindeki adresi olduğuna ve bu adrese tebligat yapılacağına dair tebliğ evrakı üzerine kayıt düşülmesi zorunludur. Yani; tebligatı çıkaran merci tarafından, adres kayıt sitemine ilişkin olarak şerh verilmeden, tebliğ memuru tarafından Tebligat Kanunu'nun 2l/2. maddesine göre tebliğ işlemi yapılamaz.
Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. maddesinin 1.fıkrası; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenlerin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” hükmünü içermektedir.
Söz konusu hüküm, bu şekliyle iki hali birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki “ adreste bulunmama”, diğeri ise “ tebellüğden imtina”dır. Tebligat görevlisi tarafından belirtilen adrese gidildiğinde adresin doğru olduğu ancak muhatap ya da muhatap adına tebliği almaya yetkili diğer kimselerin adreste bulunmadığının tespit edilmesi halinde tebliğ imkansızlığı, adreste bulunan kimseler tarafından tebliğ evrakının kabulden kaçınılması halinde ise tebellüğden imtina söz konusu olur. Mernis adresi şerhi verilerek yapılan tebliğler (TK. m. 21/2) hariç, muhatap ya da muhatap adına tebliği almaya yetkili diğer kimselerin adreste bulunmaması veya tebellüğden kaçınılması halinde tebliğ işlemleri Tebligat Kanunu’nun 21/2 ve 23/7. maddeleri ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30/1 ve 35/f maddelerinde öngörüldüğü şekilde yapılmalıdır. Aksi halde tebligat usulsüz olur. (Muşul, Tebligat Hukuku, Ankara 2018, s.347-348).
Muhatabın ya da muhatap adına tebliği almaya yetkili diğer kimselerin adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanununun Uygulanmasında Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin 1. fıkrası; “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Tebligat Kanunu'nun "Tebligat mazbatası" başlıklı 23. maddesinde, tebliğin mazbata ile tevsik edileceği belirtildikten sonra bu mazbatanın ihtiva etmesi lazım olan hususlar düzenlenerek, 7. bendinde; "21 inci maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara muttali muamelenin yapıldığını, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebi"nin tebligat mazbatasına yazılması zorunlu kılınmış, benzer şekilde Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin "Tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve tanzimi" başlıklı 35/1-f maddesinde "30 uncu ve 31 inci maddelerdeki durumların gerçekleşmesi hâlinde bu hususlarla ilgili hangi işlemlerin yapıldığını, adreste bulunmama ve kaçınma için gösterilen sebebi" nin tebligat mazbatasına yazılacağı hüküm altına alınmıştır. Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Burada tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp, bunu tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu Tebligat Kanunu'nun 23/7 ve Yönetmeliğin 35/1-f bendi gereğince tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Muhatap veya yerine tebligat yapılacak kimseyi bulamayan tebligat memuru, önce o kimsenin sürekli mi geçici mi o adreste bulunmadığını ve bulunmama sebebini doğru şekilde araştırmakla yükümlüdür. Bu araştırma, özellikle muhatabın geçici belirli bir süre mi, yoksa tamamen mi adresten ayrılmış olup olmadığını tespit bakımından önemlidir. Böyle bir araştırma yapmadan ve bunu tutanağa geçirmeden, bir tebligat yöntemi belirlemek mümkün ve doğru değildir. Zira, muhatabın adreste geçici olarak bulunmaması ile tamamen ayrılmış olması hâlinde izlenecek tebligat usulü birbirinden farklıdır (Hanağası, E./Özekes, M.: Yargı Örgütü ve Tebligat Hukuku, Eskişehir 2017, 3. B., s. 120).
Muhatabın tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi hâlinde ancak; maddede sayılan kişilerden birisine, imza karşılığı tebliğ edilip 2 numaralı ihbarnamenin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir. Tahkikatta muhatabın adresten kesin olarak ayrıldığının ya da öldüğünün tespiti hâlinde ise Yönetmeliğin 30. maddesinin 2, 3 ve 4. fıkraları gereğince işlem yapılacaktır. Tebliğ tutanağında; beyanına başvurulmuş olup da isim ve imzadan imtina etmiş komşunun ad ve soyadının belirtilmemesi, haber bırakılan komşunun isminin, kim olduğunun, imzadan imtina edip etmediğinin tebliğ memuru tarafından tutanağa yazılıp imzalanmaması hâlinde tebliğ işlemi, Tebligat Kanunu’nun 21/1 ve 23/7. maddeleri ile Tebligat Kanunu Yönetmeliğinin 30/1. maddesine hükümlerine göre usulsüz olur (Muşul, s. 359).
Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre, yapılan tebligatlarda tebliğ tarihi, maddenin son cümlesinde açıkça belirtildiği üzere, 2 numaralı ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir. Tebliğ tarihinin bu şekilde belirlenmesi ve geçerli sayılabilmesi, tebliğ memurunun yukarıda açıklanan araştırmayı mutlaka yapmasına ve belgelemesine bağlıdır.
Hemen belirtilmelidir ki, tebligat ile ilgili Kanun ve Yönetmelik hükümleri tamamen şeklidir. Değinilen işlemler, bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemi olmakla, gerek tebliğ işlemi ve gerekse tebliğ tarihi ancak Kanun ve Yönetmelikte emredilen şekillerle tevsik ve dolayısıyla ispat olunabilir.
Somut olayda çeki ibraz edene karşı dava açılması için kesin süre içeren ihtarlı davetiyenin davacı vekilinin ... Mah.... Cad. ... No......./Kayseri adresine tebliğ edilmesi için davetiye çıkarıldığı, tebliğ işlemi, tebligat parçasında "muhatabın tebliğ adresine gidildiği adresin kapalı olmasından imza vermekten imtina eden ... tarafından geçici olarak gittiği üzerine tebliğ evrakı ilgili mahalle muhtarına teslim edilerek tebliğ adresine 2 nolu haber kağıdı yapıştırılıp ...'e haber verilmiştir." şerhi ile yapılmıştır. Tebliğ şerhini içeren tebligat parçasından tebligatın TK 21/1. maddesine uygun olarak yapılmadığı muhatabın adreste bulunmama nedeninin ... beyanına dayalı olarak belirlendiği, kişinin kim olduğunun anlaşılamadığı, tespit ve tevsik edilmediği anlaşılmamaktadır. Davacı tebliğ işleminin TK 21.maddesi hükümlerine göre usulsüz yapıldığını belirttikten sonra, haber bırakılanın komşusu olmadığı, tevsik ve tahkikatın yanlış yapıldığı yönünde bir iddiası bulunmaktadır. Yargıtay yerleşik içtihatlarında komşunun, apartman görevlisi veya yöneticisi gibi kimselerin muhatabın işe gittiği “çarşıya çıktığı” gibi beyanları muhatabın tebliğ adresinden geçici olarak ayrıldığını kabul etmek için yeterli görülmektedir. Fakat buna dair bir ibare bulunmadığı görülmektedir. Bu nedenlerle yapılan tebligat usulsüz olup davacının süresi içinde çeki ibraz edene karşı istirdat davası açtığı kabulü ile davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekmiştir. Fakat bu husus ayrıca yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davacının istinaf isteminin bu nedenle kabulü ile kararın kaldırılarak, hükmün bu yönleriyle HMK.353/1-b.2 mad gereği düzeltilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; HMK'nın 353/1-b,2. maddesi gereğince düzelterek yeniden karar verilmek üzere KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 07/03/2025 tarih ve 2024/929 E - 2025/241 sayılı nihai kararının KALDIRILMASINA,
Düzeltilerek yeniden bir karar verilmesine, buna göre;
"1-Davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
2-Mahkemece verilen 18/11/2024 tarihli tedbir kararının devamına,
3-İhtiyati tedbir kararı için alınan teminatın HMK'nun 392/2 maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden itibaren bir ay içinde tazminat davası açıldığının dosyamıza bildirilmemesi halinde davacıya iadesine,
4-Alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcı, dava başında peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama harç ve giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından, karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,"
2-Davacı tarafın istinaf aşamasında yatırmış olduğu 615,40 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafın istinaf aşamasında yapmış olduğu posta gideri 582,50 TL'nin ve 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davanın hasımsız olması nedeniyle kendisi üzerinde bırakılmasına ,
4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile, HMK’nın 382/(1) e-6 maddesi yollamasıyla 362/1-ç uyarınca bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 14/05/2025