T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2025/858
KARAR NO: 2025/986
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/01/2025
ESAS NO: 2024/786
KARAR NO: 2025/98
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/05/2025
İSTİNAF KARAR
YAZIM TARİHİ: 14/05/2025
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/01/2025 tarih ve 2024/786 Esas - 2025/98 sayılı kararı davacı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; müvekkili şirket ile davalı arasındaki ticari ilişki dolayısıyla; davalı, müvekkili şirkete borçlandığını, ancak borcunu ödemediğini, bu nedenle davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirket ile davalı arasında bulunan ticari iş gereği müvekkili şirket davalıya birtakım mallar sattığını ve aralarında cari hesap ilişkisi kurulduğunu, taraflar arasındaki şifahi anlaşma ve ticari teamüle göre; davalıya satılan malların bedelinin döviz endeksli olarak (merkez bankası’nın uyguladığı amerikan doları-usd kuru üzerinden) hesaplanacağını, faturaların vade tarihindeki kur üzerinden düzenleneceği ancak vadesinde ödeme yapılmaması halinde türk borçlar kanunu’nun 99. maddesi uyarınca fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden satış bedelinin ödeneceğini, dolayısıyla vadesinde ödeme yapılmaması üzerine ortaya çıkacak kur farkından davalının sorumlu olduğu kararlaştırıldığını, vergi usul kanunu’nun 215. maddesi uyarınca satış bedelinin vade tarihindeki kura göre türk lirası karşılığı üzerinden faturalar düzenlendiği ve faturaların üzerine vade tarihindeki merkez bankası kur oranın da ayrıca belirtildiğini, bu faturaların davalıya gönderildiğini, davalının da hesap mutabakat formlarını kabul edildiğini gösterir şekilde kaşeleyerek müvekkili şirkete gönderdiğini, ancak davalı bu faturalara yasal süresi içerisinde hiçbir itirazda bulunmadığını, bu fatura bedellerini vadesinde ödemediğini, davalıya karşı işbu dava öncesinde kayseri 2. asliye ticaret mahkemesi 2017/1059 esas sayılı dosyasıyla dava açıldığını, açılan davada bilirkişi raporuyla alacaklarının sabit olmasına rağmen daha sonrasında alacağın faturaya ilişkilendirilmesi ve ilişkilendirilen faturalardan sonrasında ödeme olması sebebiyle davanın reddedildiğini, ancak anılan dosyayla da sabittir ki davalının müvekkiline cari hesaptan kaynaklı borcunun bulunmadığını, davalının takibe itiraz ettiğini, takibin durdurulduğunu, tüm bu izah edilen nedenlerle; takibe devam edebilmek için, açıklanan nedenlerle davalı/borçlunun, davacı/alacaklıya borçlu olduğunun tespiti ile davalı tarafından kayseri genel icra müdürlüğü ... e. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamını,
davalı/borçlu aleyhine, alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesini,
yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; taraflar arasında aynı alacağa ilişkin Kayseri 2. ATM'nin 2017/1059 esas sayılı davasının cereyan ettiğini, mahkeme tarafından reddedildiğini, kararın kesinleştiğini, taraflar arasında kesin hüküm olduğunu, kesin hüküm nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı tarafın alacağın cari hesap ilişkisinden kaynaklandığını, iddia ettiğini, taraflar arasında böyle bir cari hesap ilişkisi bulunmadığını, açıklanan nedenlerle; davanın reddini, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere takip tazminatının davacıdan alınarak müvekkiline ödenmesini, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davacıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "....Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan deliller sonucunda; davacının cari hesaptan ve (davalıya dövize endeksli mallar satıldığı için) kur farkından kaynaklı alacaklı olduğunu ileri sürerek davalı hakkında icra takibi başlattığı, itiraz üzerine icra takibinin durduğu, bunun üzerine davacının itirazın iptali davası açtığı anlaşılmaktadır.
Davacının cari hesaptan ve kur farkından kaynaklandığını ileri sürdüğü alacağın, davacı tarafından daha önce de icra takibine konu edildiği, Kayseri (Kapatılan) 8. İcra Dairesinin ...esas sayılı dosyasında davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu, davacının dava sebebi aynı olan Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1059 Esas, 2019/49 Karar sayılı dosyası kapsamında itirazın iptali davası açtığı, bu dava dosyası kapsamında yargılama yapıldığı, karar verildiği, verilen kararın kanun yolu denetiminden geçerek kesinleştiği, önceki davada alınan bilirkişi raporuna göre davacının kendi tuttuğu ticari defterlerinde kayıtlı olan alacağın 40.974,84-TL olduğu, davacının bu tutara neredeyse denk bir şekilde 40.974,78-TL üzerinden aynı surette "cari alacak" açıklaması ile birlikte yeni bir icra takibi başlattığı, daha önce takip ve dava konusu edilen alacağın yeniden takip ve dava konusu edildiği, iki takip arasındaki tek farklılığın, önceki takipte 11.571,14 USD ve döviz cinsi bu alacağın karşılığı olan 41.117,14-TL üzerinden tahsilinin istendiği, bu kez önceki itirazın iptali davasında alınan bilirkişi raporu çerçevesinde davacının kendi tuttuğu ticari defterlerdeki kayıtlara göre davalıdan kayden alacaklı göründüğü tutara neredeyse denk bir alacağının takip ve tahsilini istediği, takip dayanağı faturaların dahi aynı olduğu anlaşılmış olup; 6100 sayılı HMK'nun 114/1-i bendi gereğince aynı davanın daha önceden açılmış ve hükme bağlanmış olmamasının dava şartlarından olduğu, dava şartlarının davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılması gerektiği, dava şartı noksanlığı tespit edilmesi halinde davanın HMK'nun 115/2 maddesi gereğince usulden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış...." gerekçesiyle Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK m.114/1-i, 115/2 uyarınca usulden reddine, karar verilmiştir.
İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasındaki ticari ilişki dolayısıyla; davalı, müvekkili şirkete borçlandığını, ancak borcunu ödemediğini, bu nedenle davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçların vadesinde ödenmemesi üzerine kur farkı oluştuğunu, davalının ödemekle yükümlü olduğu bu kur farkının borcu faturalandırıldığını, Kayseri 10. Noterliği tarafından gönderilen ... tarihli ... yevmiye Numaralı ihtarname ile, kur farkı faturasının davalıya gönderildiğini, faturanın ödenmemesi halinde yasal yollara müracaat edileceğinin ihtar edildiğini, Yargıtay içtihatları gereğince fatura içeriğinde yazılı bedelin de kesinleştiğini, YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ, E:2015/18039, K:2016/3759, T:03.03.2016 daha sonra müvekkili şirketin, davalı ile olan cari hesabını kat ettiğini, bu cari hesaba göre; bakiye borcun içinde ödenmeyen kur farkı faturasının borcu da yer aldığını, davalıya karşı işbu dava öncesinde Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1059 esas sayılı dosyasıyla dava açıldığını, davalının, takip dosyasını semeresiz ve sürüncemede bırakmak amacıyla borca itiraz ettiğini, bu haksız ve kötü niyetli itiraz üzerine takibin durduğunu, davalının itirazında kötü niyetli olduğunu, YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ 2012/9853 E. 2013/14066 K. 18.9.2013 K.T., YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ 2015/853 E. 2015/12740 K. 14.10.2015 K.T., YARGITAY 23. HUKUK DAİRESİ 2014/7976 E. 2015/4126 K. tarafların tacir olması ve de aradaki alacağın da ticari alacak olması nedeniyle söz konusu alacaklara 3095 sayılı kanunun 2/2 maddesi uyarınca avans faizi işletilmesinde de herhangi bir usule ve kanuna aykırılık da bulunmadığını, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte söz konusu kararda müvekkili aleyhine verilen vekalet ücretinin de hatalı olduğunu, kararın başlı başına kabul edilemeyeceği gibi hükmedilen vekalet ücretinin de hatalı olduğunu, bu sebeple de söz konusu kararın kaldırılması gerektiğini belirterek; istinaf dilekçesinde izah edilen nedenlerle; yerel mahkemece, genel geçer, dayanaksız ve yeterli inceleme yapılmaksızın verilen kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, kararın kaldırılarak takibe devam edebilmek için, davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve kötü niyetli davalıdan %20 inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Dava, itirazın iptali istemidir.
Davacı tarafından davalı aleyhine Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile 28/07/2023 tarihinde başlatılan ilamsız icra takibinde, 40.974,78 TL bedelli fatura olmak üzere toplam 40.974,78 TL alacak talep edildiği, takibin dayanağı olarak cari hesap belirtildiği görülmektedir.
İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.
Dava şartları, Mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, Mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların talep ve beyanları ile bağlı değildir.
Dava şartları dava açılmasından hüküm verilmesine kadar var olmalıdır. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda, mahkemenin davayı dinlenebilir olmadığından reddetmesi gerekir.
Dava şartlarından bazıları olumlu (davanın açılması sırasında var olması gerekli); bazıları ise olumsuz (davanın açılması sırasında bulunmaması gereken) şartlar olup, derdestlik ve kesin hüküm olumsuz dava şartları arasında yer alır.
6100 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “maddi anlamda kesin hüküm”, “şekli anlamda kesin hüküm” ayrımı yapılarak, maddi anlamda kesin hüküm; "Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması şarttır.” şeklinde açıklanmıştır.
Dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hüküm ile çözümlenmiş olması olumsuz dava şartıdır. Birinci dava ile ikinci davanın müddeabihlerinin (konularının) dava sebeplerinin yani davanın dayandığı olayların ve davanın taraflarının aynı olması halinde maddi anlamda kesin hüküm oluşur (HMK m. 303).Yargısal kararlara tanınan bu yasal gerçeklik niteliğinden dolayı, aynı konuda yeni bir dava açılamaz. Açılırsa bu dava dinlenmez, HMK'nın 114/1-i, 115/2 maddeleri uyarınca dava koşulu (şartı) yokluğundan reddedilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.04.2013 tarihli ve 2012/1-1133 E. - 2013/421 K. sayılı kararı da aynı yöndedir).
Kesin hüküm itirazı, davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve Mahkemenin de davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip, davayı kesin hüküm bulunduğu (dava şartı yokluğu) gerekçesiyle reddetmesi gerekir. Yine kesin hüküm itirazı Mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi ilk defa Yargıtayda (temyiz veya karar düzeltme aşamasında) ve dahası bozmadan sonra da ileri sürülebilir ve tarafların iradesine de bağlı olmayan mutlak bir etkiye sahiptir. O nedenle kesin hükmün varlığının, yargılamanın bir kesiminde nazara alınmamış olması diğer bir kesiminde ele alınmasını engellemez (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, 2001, C. V, s. 4980 vd.).
Kesin hüküm öncelikle (hükmü veren Mahkeme de dâhil) diğer bütün Mahkemeleri bağlar. Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse Mahkemeler aynı konuda, aynı dava sebebine dayanarak, aynı taraflar hakkında verilmiş olan hüküm ile bağlıdırlar; aynı uyuşmazlığı bir daha (yeniden) inceleyemezler ve aynı konuya ilişkin yeni bir davada, önceki davada verilmiş olan kesin hüküm ile bağlıdırlar (Kuru, C. V, s. 5051- 5053).
Birinci davada verilmiş olan hüküm, aynı taraflar arasında aynı dava sebebine dayanarak aynı konuya ilişkin olarak açılan ikinci davada kesin hükme bağlanmış olan husus yönünden kesin delil teşkil eder. (6100 sayılı Kanun m.303/1,2) Aynı taraflar arasında aynı dava sebebine dayanarak ve aynı hukuki ilişki hakkında açılan ikinci davanın konusu, birinci davadakinden farklı olsa bile iki davanın da temelini oluşturan aynı hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığı hakkında (birinci davada) verilmiş olan (kesin) hüküm, ikinci davada kesin delil teşkil eder. Bir davada verilen kesin hüküm, bu davanın tarafları dışındaki başka birine (üçüncü kişiye) karşı açılan (veya üçüncü kişi tarafından birinci davanın taraflarından birine karşı açılan) ve konusu ile dava sebebi (vakıalar) aynı olan ikinci davada kesin delil teşkil etmez; çünkü iki davanın tarafları farklıdır. Fakat birinci davada verilen kesin hüküm, ikinci davada kuvvetli (güçlü) bir takdiri delil teşkil eder. Aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.03.2021 tarihli ve 2017/(22)9-3108 E., 2021/380 K.; 09.02.2021 tarihli ve 2016/(7)9-1247 E., 2021/54 K.; 17.11.2020 tarihli ve 2016/(7)9-1867 E., 2020/908 K. ve 15.09.2020 tarihli ve 2017/(22)9-1293 E., 2020/588 K. sayılı kararlarında da yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinde; iş bu davanın davacının davalıya karşı Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1059 esas 2019/49 karar sayılı dosyasında üç adet faturadan ötürü alacak isteminde bulunduğu, faturaların davacı tarafından 27.03.2018 havale tarihli dilekçe ile somutlaştırıldığı, yargılamanın bu üç fatura üzerinden devam ederek karar tesis edildiği anlaşılmıştır. Burada takipte ise davacının cari alacak isteminde bulunduğu anladığından davanın esasına girilerek taraf delilleri toplanarak sonuca gidilmesi gerekirken dava şartı yokluğundan usulden red kararı yerinde görülmemiştir.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 30/01/2025 tarih ve 2024/786 Esas - 2025/98 sayılı nihai kararın KALDIRILMASINA,
3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
7-HMK'nın 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 14/05/2025
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!