T. C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/298
KARAR NO: 2025/667
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/10/2023
NUMARASI: 2023/315 Esas, 2023/852 Karar
DAVANIN KONUSU: Haksız Fiilden Kaynaklanan Tazminat
DAVA TARİHİ: 16.09.2022
İSTİNAF KARARININ
VERİLDİĞİ TARİH: 10.04.2025
YAZILDIĞI TARİH: 10.04.2025
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/315 Esas, 2023/852 Karar sayılı kararına karşı davalı ...vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusu nedeniyle Dairemize gönderilmiş olmakla inceleme aşamasında dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... günü davalı ...sevk ve idaresindeki ...plakalı aracın murisi ...ve ...'a çarptığından bahisle davacı ...için ve Çocuk ... ve ... için 500,00'er TL destekten yoksun kalma tazminatı ve her bir davacı için vefat nedeni ile şimdilik 500,00 TL'lik manevi tazminat, ...'ın yaralanması için 500,00 TL efor kaybı tazminatı, 500,00 TL'lik belirsiz manevi tazminat, 500,00 TL'lik kalıcı iş göremezlik nedeni ile tazminat, 500,00 TL tedavi giderinin tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...A.Ş. vekili süresinde olmayan cevap dilekçesinde özetle; manevi tazminat bölünemediği için bedel artırım ve ıslah yapamayacağını ZMSS poliçesinin manevi tazminattan sorumlu olmadığını, 410.000,00 TL limitleri bulunduğunu, kusura itiraz ettiğini, teknik faiz ve TRH 2010 tablosunun uygulanması gerektiğini belirterek, ... için rapor alınması gerektiğini kaza tarihindeki maluliyet yönetmeliklerinin uygulanması gerektiğini, tedavi masraflarının teminat dışı olduğunu, faiz itiraz ettiklerini belirterek davanın reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan manevi tazminat kısmını kabul ettiklerini, trafik kazası öncesinde müvekkilinin önünde seyreden aracın müvekkilinin önünde trafiği tehlikeye düşürücü manevra yapmasının kazanın oluşmasına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin vicdan azabı çektiğini, müvekkilinin ZMMS şirketi olan ...A.Ş.'nin sigorta poliçesi kapsamında sorumluluğu bulunduğunu savunarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; mahkememiz ana dosya 2022/826 Esas sayılı dosyasında, davacı vekiline ... için maddi tazminat tutarını somutlaştırmak için 1 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde davacı vekili tarafından beyanda bulunulmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına karar vermiş ancak davacı taraf açıklama yapmamıştır. Davacının talebi belirsizdir. İzah edilen nedenle davanın HMK'nun 119/1-ğ ve 119/2 maddeleri uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Manevi tazminata dair değerlendirmede ise, 6100 sayılı HMK'nın "Belirsiz Alacak ve Tespit Davası" başlıklı 107.maddesinde; "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir." ifadelerine yer verilmiştir.
Manevi zararın tespiti istemine ilişkin olarak; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.03.2006 tarih ve 2006/2-14 E., 2006/26 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere; manevi tazminat, zarar görenin kişilik değerlerinde bedensel bütünlüğünün iradesi dışında ihlali hallerinde meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir. Zarar görene tanınmış olan manevi tazminat hakkı kişinin sosyal, fiziksel ve duygusal kişilik değerlerinin saldırıya uğraması durumunda öngörülen bir tazminat türüdür. Amacı ise kişinin, hukuka aykırı olan eylemden dolayı bozulan manevi dengesinin eski haline dönüşmesi, kişinin duygusal olarak tatmin edilmesi, zarar vereni bir daha böyle bir eylemde bulunmaktan alıkoyması gibi olguları karşıladığı bir gerçektir. Manevi tazminat, kişinin çekmiş olduğu fiziksel ve manevi acıları dindirmeyi, hafifletmeyi amaçlar. Bu tazminat bizzat yaşanan acı ve elemin karşılığıdır. Bu tazminat türü, kişinin haksız eylem sonucu duyduğu acı ve elemin giderilmesini amaçladığı için, zarar gören kişi, öngördüğü miktarı belirleyerek istemde bulunabilir. Manevi zarar, haksız eylemin sonucunda, uğranılan kişilik değerlerindeki azalmanın karşılığı olduğu ve zarar gören tarafından da takdir ve tayin edilebilir bulunduğu için birden fazla bölümler halinde istenemez. Bu tazminat bizzat yaşananın acı ve elemin karşılığı olduğu için, haksız eylemin meydana geldiği anda gerçekleşir. Acı ve elemin bölünerek bir kısmının açılacak kısmi dava ile, kalanının açılacak başka bir davada talep edilmesi, manevi tazminatın özüne ve işlevine aykırı düşer. Ödemenin uzaması, para değerindeki düşüşler, enflasyon nedeniyle alım gücünün azalması gibi nedenlerle hükmedilecek miktarın faizi ile birlikte tahsili zararı karşılamaktan uzak olması, manevi tazminatın bölünerek istenmesini haklı göstermez. Anılan değerlendirmeler ve Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2019/3199 E., 2020/356 K. Sayılı ilamı uyarınca; davacı ...'ın tefrik edilen taleplerinden 500,00 TL maddi tazminat talebinin açılmamış sayılmasına, davacılar ..., ..., ...'ın manevi tazminat istemlerinin usulden reddine, dair karar verildiği anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ...vekili süresi içerisinde sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince tarafından davacıların manevi tazminat taleplerinin usulden reddine karar verilmesinin gerekçesi olarak, 6100 sayılı HMK'nın "Belirsiz Alacak ve Tespit Davası" başlıklı 107. maddesine atıfta bulunarak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.03.2006 tarih ve 2006/2-14 E., 2006/26 K. sayılı ilamında belirtilen hususlara dikkat çekilerek, davacıların manevi tazminat istemlerinin usulden reddedildiğinin belirtildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından; davayı, manevi tazminat talepleri yönünden kabul etmiş oldukları nazara alınarak kabul beyanının davayı bitirecek nitelikte olduğu göz önünde bulundurulduğunda; davacının talebi ile bağlı kalınarak manevi tazminat taleplerinin kabulü yönünde karar verilmesi gerektiğini, bu hususa ilişkin olarak Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da mevcut olmakla birlikte Yargıtay, ele alınan dosya ile aynı şekilde belirsiz alacak davası şeklinde yöneltilen manevi tazminat taleplerine ilişkin; davacının talebi aşılmayacak şekilde manevi tazminatın takdir edilebilmesinin mümkün olduğu ve bu minvalde taleple bağlı kalınarak manevi tazminat takdir edilmesi gerektiğine işaret ettiğini, bu kadar açık ve tartışmasız bir konuda dosyanın tefrik edilerek manevi tazminat taleplerinin belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğinden hareketle davanın usulden reddine karar verilmiş olmasını anlayamadıklarını, ilk derece mahkemesi tarafından davanın usulden reddine yönelik verilen kararın gerekçesinin doyurucu olmadığını, verilen kararın hukuka uygunluğunun tam anlamıyla ortaya konulamadığını, tam aksine verilen kararın dayanağı olarak gösterilen Yargıtay ilamının da baştan itibaren açıklanmaya çalıştıklarını destekler nitelikte olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davacının manevi tazminat talepleri yönünden kabul beyanları dikkate alınarak davanın kabulü yönünde hüküm kurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili süresi içerisinde sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince hukuka aykırı olarak karar verildiğini, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında dayandığı Yargıtay içtihadının da gerekçesine uygun olmadığını, davaya konu kaza ile müvekkili ...'nin herhangi bir illiyet bağı bulunmadığını, müvekkilinin huzurdaki davaya konu aracı kaza tarihinden sonra dava dışı 3. kişiden gerçek bir satış işlemi ile satın aldığını ve bu sebeple huzurdaki davaya konu tazminat ve müvekkiline yöneltilen diğer talepler bakımından herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, manevi tazminat istemlerinin usulden reddedildiğini, manevi tazminatın bir kısmının davaya konu edilip bir kısmının saklı tutulması olanağının bulunmadığını, ilk derece mahkemesi gerekçesinde belirttiği Yargıtay kararlarının aksine bir karar verdiğini, somut olayda davacı tarafından daha önceden açılmış bir manevi tazminat davasının bulunmadığını, yapılması gereken manevi tazminat yönünden 500,00 TL üzerinden esastan ya ret ya da kabul kararı vermek olduğunu, müvekkilinin kaza tarihinden sonra dava dışı 3. kişiden gerçek bir satış işlem ile satın almış ve bu sebeple huzurdaki davaya konu tazminat ve müvekkiline yöneltilen diğer talepler bakımından herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, ancak ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında davacılar ..., ..., ...'ın manevi tazminat istemlerinin usulden reddine karar verdiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dairemizce, HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınmak suretiyle yapılan incelemede;
Taraflar arasındaki uyuşmazlık manevi tazminat davasının belirsiz alacak şeklinde açılıp, açılamayacağı noktasındadır.
"... 6100 sayılı HMK'nın "Belirsiz Alacak Davası" başlıklı 107 nci maddesine göre " Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (Değişik:22.07.2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.
2.Manevi zararın tespiti istemine ilişkin olarak; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.03.2006 tarih ve 2006/2-14 E, 2006/26 K. sayılı kararında ifade edildiği üzere manevi tazminat, zarar görenin kişilik değerlerinde bedensel bütünlüğünün iradesi dışında ihlali hallerinde meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir. Zarar görene tanınmış olan manevi tazminat hakkı kişinin sosyal, fiziksel ve duygusal kişilik değerlerinin saldırıya uğraması durumunda öngörülen bir tazminat türüdür. Amacı ise kişinin, hukuka aykırı olan eylemden dolayı bozulan manevi dengesinin eski haline dönüşmesi, kişinin duygusal olarak tatmin edilmesi, zarar vereni bir daha böyle bir eylemde bulunmaktan alıkoyması gibi olguları karşıladığı bir gerçektir. Manevi tazminat, kişinin çekmiş olduğu fiziksel ve manevi acıları dindirmeyi, hafifletmeyi amaçlar. Bu tazminat bizzat yaşanan acı ve elemin karşılığıdır. Bu tazminat türü, kişinin haksız eylem sonucu duyduğu acı ve elemin giderilmesini amaçladığı için, zarar gören kişi, öngördüğü miktarı belirleyerek istemde bulunabilir. Manevi zarar, haksız eylemin sonucunda, uğranılan kişilik değerlerindeki azalmanın karşılığı olduğu ve zarar gören tarafından da takdir ve tayin edilebilir bulunduğu için birden fazla bölümler halinde istenemez. Bu tazminat bizzat yaşananın acı ve elemin karşılığı olduğu için, haksız eylemin meydana geldiği anda gerçekleşir. Acı ve elemin bölünerek bir kısmının açılacak kısmi dava ile, kalanının açılacak başka bir davada talep edilmesi, manevi tazminatın özüne ve işlevine aykırı düşer. Ödemenin uzaması, para değerindeki düşüşler, enflasyon nedeniyle alım gücünün azalması gibi nedenlerle hükmedilecek miktarın faizi ile birlikte tahsili zararı karşılamaktan uzak olması, manevi tazminatın bölünerek istenmesini haklı göstermez. (Yargıtay Kapatılan 21. Hukuk Dairesinin 06.03.2013 tarih ve 2013/3004 E- 2013/4066 K sayılı ilamı da bu yöndedir)
3.İş kazasında zarar gören davacı, davanın açıldığı tarihte manevi tazminat alacağının miktarını kendisi belirlediğinden, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu söylenemez.
4. O halde manevi tazminatın bölünemezliği ilkesi kapsamında, manevi tazminat isteminin kısmi veya belirsiz olarak değil, istemin tam olarak belirli olduğu davada değerlendirilip karara bağlanmasının mümkün olması, bu yönle davacının kısmi veya belirsiz alacak davası olarak manevi tazminat isteminde bulunmasında hukuki yararının olduğundan bahsedilemeyeceği gözetilerek, bu kısma ilişkin istemin usulden reddi gerekirken, somut olayda olduğu gibi belirsiz alacak davasında asgari miktar olarak gösterilen 2.500 TL'lik manevi tazminat isteminin, davacının manevi tazminat isteminin tamamını kapsadığı kabul edilerek yazılı şekilde bu istemle sınırlı hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olmuştur." (Yargıtay 10. HD.'nin 12.03.2024 tarih ve 2022/5629 Esas, 2024/2589 Karar sayılı ilamı)
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada davacıların belirsiz alacak davası şeklinde her bir davacı için 500 TL manevi tazminat talebine ilişkin davalarının usulden reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bu nedenlerle ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu görülmekle dairemizce istinaf kanun yoluna başvuran davalı ...vekili ve davalı ... vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde görülmeyerek 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince başvurunun esastan reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-) Davalı ...ve davalı ...'nin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-) İstinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davalı ...tarafından başvuru sırasında peşin yatırılan 269,85 TL harcın ve davalı ... tarafından peşin yatırılan 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 82.05 TL'nin talep halinde davalılara iadesine,
3-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-) Davalılar ...ve davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin bu davalılar üzerinde bırakılmasına,
5-) İstinaf yargılaması bakımından davalılar tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana iadesine,
6-) Kararın kesin olmaması nedeniyle taraflara tebliği işlemlerinin Dairemizce yapılmasına,
Dair; tarafların yokluğunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b/1. ve 2. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca Yargıtay yolu AÇIK olmak üzere oybirliği ile karar verildi.10/04/2025
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!