T. C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/278
KARAR NO: 2025/669
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/12/2023
NUMARASI: 2020/733 Esas, 2023/1117 Karar
DAVANIN KONUSU: Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
DAVA TARİHİ: 27.10.2020
İSTİNAF KARARININ
VERİLDİĞİ TARİH: 10.04.2025
YAZILDIĞI TARİH: 10.04.2025
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/733 Esas, 2023/1117 Karar sayılı kararına karşı davalılar vekilinin istinaf başvurusu nedeniyle Dairemize gönderilmiş olmakla inceleme aşamasında dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde, davacının içinde yolcu olarak bulunduğu dava dışı ...'un sevk ve idaresindeki ...plaka sayılı araç ile davalı şirket tarafından sigortalanan davalı ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın çarpışması sonucu davacının ağır yaralandığını, bu kaza nedeni ile davacının geçici iş göremezlik, kalıcı işgöremezlik, tedavi gideri ve manevi zararlarının oluştuğunu, davalı araç sürücüsü ...’un KTK’nın 53/1- b maddesini ihlal ederek tam kusurlu olduğunu, davacının ise yolcu olarak tamamen kusursuz olduğunu, kaza nedeni ile Kayseri C.Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldığını, davacının kaza sonucu ağır yaralanması ile bedensel zararlarının oluştuğunu ve bu durumun TBK madde 54’de açıklandığını, Şehir Hastanesi tarafından hazırlanan rapora göre davacının %15 oranında engelliğinin oluştuğunu, ancak davacının bunun üzerinde engelliği olduğunu, bu nedenle Anaya Mahkemesi’nin iptal kararı da dikkate alınarak davacı hakkında yeniden rapor alınması gerektiğini, davacının tedavisi devam ettiği için bu konuda da zararı oluştuğunu ve bu konuda uzman bilirkişiden rapor alınması gerektiğini, bu zarardan davalıların sorumlu olduğunu, Anaya Mahkemesi’nin iptal kararı gereği hesaplamanın eski sisteme göre yapılması gerektiğini, davalı ... şirketinin maddi zararlardan sorumlu olması nedeni ile sigortaya başvuru yapıldığını, zararın karşılanmamış olması nedeni ile arabuluculuğa başvurulduğunu ve sonuç alınamadığını, davacının kaza nedeni ile manevi zararınında oluştuğunu sigorta dışındaki davalıların bu zarardan sorumlu olduğunu belirterek şimdilik maddi tazminat yönünden 200 TL geçici , 200 TL kalıcı iş göremezlik ile 100 TL tedavi giderinin tüm davalılardan, 50.000 TL manevi tazminatın ise sigorta dışındaki davalılardan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: başvuru (dava) Şartı usulüne uygun şekilde yerine getirilmediğini ve davalının temerrüte düşürülmediğini, bu nedenle davanın usulden reddini talep ettiklerini, somut olayla ilgili varsa açılmış davalar ve tahkim başvuruları araştırılmalı ve dosyaların sonucu değerlendirilmeli, henüz sonuçlanmamışsa iş bu dosya açısından bekletici mesele yapılması gerektiğini, somut olayla ilgili "uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının, uzlaşma sağlanmışsa herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının" Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı Uzlaştırma Bürosuna sorulmasını ve tutanak var ise dosyaya istenmesini talep ettiklerini, davaya konu olan kaza neticesinde SGK başta olmak üzere kurum ve kuruluşlardan davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı irdelenmesi gerektiğini, meydana gelen trafik kazasında kusur oranının belirlenmesi gerekmekte olduğunu, dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilerek kusur oranının tespit edilmesini talep ettiklerini, dava dışı ...'un tam kusurlu kabul edilmemesi halinde; ağır kusurlu olduğunun kabul edilmesini, bu nedenle illiyet bağı kesildiğinden ve KTK M.86 gereğince davalı yönünden davanın reddini, aksi takdirde; davacının araçta yolcu olduğunun kabul edilmesi durumunda emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılmasını talep ettikelirini, davacı dava konusu trafik kazası ile ilgili olmak üzere maluliyeti olduğunu iddia ediyorsa bu iddiasını ispatla mükellef olduğunu, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden maluliyet raporu alınmasını talep ettiklerini, "geçici iş göremezlik zararı” ve "tedavi giderleri" poliçe teminatı kapsamında olmadığını, bu nedenle davalı şirket yönünden bu taleplerin reddini talep etiklerini, davacı gelirine ilişkin vergilendirilmiş resmi delil sunamamış olup olası tazminat hesabında asgari ücretin esas alınması gerekmekte olduğunu, davalı şirketin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu, yapılacak bir tazminat hesaplamasında davalı şirketin poliçedeki sorumluluğunun göz önüne alınması gerekmekte olduğunu, talep edilen faizi ve faiz başlangıç tarihini kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle: öncelikle davacının KTK madde 97 "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiğini, Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." hükmü gereği dava açmadan önce dava şartı olarak sorumlu sigortacıya usulüne uygun olarak başvurması gerekirken başvurmadığını, bu sebeple davanın usulden reddini talep ettiklerini, olay günü olan ... tarihinde davalı ...'a ait olan ... plakalı aracın davalı ... tarafından kullanılmakta olduğunu, ...plakalı araç ise ... tarafından kullanılmakta olup davacı ... ise yolcu olarak bulunmakta olduğunu, davalı ...'un 14:00 sıralarında ... Mahallesi ... Caddesi üzerinden ... Caddesi üzerine çıkış yapmış, cadde üzerinden gelen araçların geçişlerini tamamlamalarını beklemiş ve trafiğin uygun olduğunu görerek kontrollü bir şekilde kavşak üzerinden sola dönmek için hamle yapmış olduğunu, Ancak sol kısımdan davacının içinde bulunduğu ...plakalı araç gelerek davalının aracına çarpmış olduğunu, cevap dilekçesinde açıklandığı üzere davalıların davaya konu kazada hiçbir kusuru olmamasına rağmen tazminat talebiyle karşı karşıya kalmasının hukuka aykırı olduğunu, kazada tam ve asli kusurlu olan davacının içinde bulunduğu araç sürücüsü ... olduğunu, Kusur tespitinin yapılabilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne yollanması gerekmekte olduğunu, ayrıca kazanın oluşu ve kusurun tespiti açısından mahkemeniz nezdinde olay yerine keşfe gidilmesini talep ettiklerini, davacının bu araçta yolcu olduğunun, emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusurlu olduğunun ve hatır taşıması yapıldığının nazara alınarak tazminat miktarından indirim yapılmasını talep ettiklerini, TBK madde 49 gereğice kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlü olduğunu, davalıların dava konusu kazada herhangi bir kusurları olmaması sebebiyle davacının maddi ve manevi tazminat talepleri yerinde olmadığını, Yargıtay'ın içtihatlarında da açıkça görüldüğü üzere maddi- manevi tazminat hesaplamalarında müterafik kusur ve somut olayın gerekleri göz önünde bulundurulması gerektiğini, davacının talep etmiş olduğu tedavi giderleri, geçici - kalıcı iş göremezlik tazminatı hesaplamaları uzman görüşü gerektirmekte olduğunu, Hesaplama sonucundan ise, kaza neticesinde davacıya SGK veya diğer kurum ve kuruluşlardan ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilerek, bu ödemelerin düşürülmesi gerekmekte olduğunu, Bu sebeple tazminat miktarının hesaplanması için bilirkişi raporu alınması gerekmekte olduğunu olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; her ne kadar davalı tarafça ... tarihinde meydana gelen kazadan kaynaklı açılan tazminat davasının reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, olayın meydana gelmesine ilişkin olarak tarafların kusur durumunun tespiti amacı ile alınan Ankara Adli Tıp Kurumunun...tarihli raporunda, davalı sürücü ...’un %100 kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmüş olup daha önce olaya ilişkin ceza Mahkemesince alınan rapor ile Mahkememiz tarafından alınan rapor arasında çelişki olması nedeni ile çelişkini giderilmesi için İTÜ Kürsüsünden seçilen Trafik Makine Mühendisi 3'lü bilirkişi heyetinden rapor alınması yoluna gidilmiş ve 22/01/2022 tarihli raporda; Davalı ...'un kural ihlali ve tedbirsizliği kazanın meydana gelmesinde %100 oranında etkili olduğunu, davacının içerisinde yolcu olduğu aracın sürücüsü ...'un kural ihlali olmadığı kanaatine varıldığını, kazanın davacı ...'un inisiyatifi dışında meydana geldiğinin belirtildiği görülmekle Mahkememizce kararda iş bu kusur oranları dikkate alınmıştır. Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Kurumu’nun 22/03/2023 havale tarihli olup olay tarihinde geçerli olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik uyarınca düzenlenen raporunda, davacının olay nedeni ile 3 ay süre ile mutat iş ve gücünden kaldığı, dört (4) ay süreyle bakıcı/yardımcı desteğinin tıbben uygun olacağı, tüm vücut fonksiyon kaybı/ özür oranının % 24 oranında olduğunun tespit edilmesi ile 14/03/2023 tarihli hekim bilirkişi raporunda ise davacının tedavi gideri zararının 18.535,00 TL olacağının belirtilmesi sonucu bu raporlar ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2020/8835 E, 2021/2355 K sayılı kararı dikkate alınarak düzenlenen aktüer bilirkişisinin 22/09/2023 havale tarihli raporda ise, davacının olaydan kaynaklı geçici iş göremezlik zararının 8.400,00TL, kalıcı iş göremezlik zararının ise 484.485,97 TL olduğunun belirtilmesi ile davacının toplam maddi zararının 511.420,97 TL olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekilinin sunduğu 09/10/2023 tarihli talep artırım dilekçesi ile 04/12/2023 tarihli poliçe limiti olan 410.000 TL ödeme nedeni bu miktar yönünden maddi tazminata ilişkin davanın konusuz kaldığına ilişkin beyan dilekçesi de dikkate alınmış ve davalı sürücü ...’un kusurlu araç sürücüsü, davalı ...’un araç maliki/işleteni ve davalı ... şirketinin ise kusurlu sürücünün kullandığı aracın olay tarihi itibari ile geçerli ZMSS poliçesini düzenlemekle hesaplanan tazminat miktarından davalının sürücünün kusuru oranında sorumlu oldukları anlaşılmış ve böylece, dava tarihinden sonra yapılan 410.000 TL maddi tazminat ödemesi nedeni ile 410.000 TL maddi tazminat talebi yönünden davanın konusuz kalması nedeni ile davalılar hakkında bu miktar için karar verilmesine yer olmadığına, maddi tazminat bedelinden geri kalan 101.420,97 TL yönünden davanın kabulü ile, 101.420,97 TL’nin davalılar ... ile ...’tan olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsiline tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir. Davacının manevi tazminat davası yönünden ise, davalı sürücünün olaydaki kusur durumu, davalıların sosyal ve ekonomik durumları, davacının olaydan kaynaklı yaralanma ve maluliyet durumu-oranı, davacının yaşamış olduğu acı ve sıkıntılar, tanık beyanları hep birlikte dikkate alınmış ve dava tarihinden sonra yapılan 410.000 TL maddi tazminat ödemesi nedeni ile 410.000 TL madde tazminat talebi yönünden davanın konusuz kalması nedeni ile davalılar hakkında bu miktar için karar verilmesine yer olmadığına, maddi tazminat bedelinden geri kalan 101.420,97 TL yönünden davanın kabulü ile, 101.420,97 TL’nin davalılar ... ile ...’tan olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsiline tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat davasının kabulü ile, 50.000 TL tazminat bedelinin davalılar ... ile ...’tan olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsiline tahsili ile davacıya verilmesine, dair karar verildiği anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili süresi içerisinde sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verile kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, TBK'ya hakim olan ilkenin zarar verene karşı zarar verenin kusuru oranında tazmin sorumluluğunun olduğunu, istisna olanın kusursuz sorumluluk halleri kanunda sayıldığını, dava konusu trafik kazasının bu kapsamda olmadığını, davaya konu kazada müvekkilinin kusurunun bulunmadığından meydana gelen zarardan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, dava konusu kazada kusurun tespiti ve meydana gelen zararlardan sorumluluğunun tespiti amacıyla aldırılan bilirkişi raporlarında açıkça dava konusu araçta 2. Çarpma sonrası meydana gelen zararlardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağı belirtilmiş olmasına rağmen ilk derece mahkemesince raporlar dikkate alınmadan ve raporların neden dikkate alınmadan karar verildiği de gerekçelendirilmeden hüküm kurulduğunu, hükme esas alındığı belirtilen İTÜ raporunun tartışılabilir denetlenebilir hiçbir ibare barındırmadığı gibi somut olayın oluşu ile ilgili ihtilafsız olan hadiseler (araçların hareket halinde olduğu gibi) dahi yanlış yazıldığını, dosya arasında müvekkili davalılar lehine 2 adet rapor mevcut olduğunu, bu raporların hükme neden esas alınmadığı, diğer rapora neden üstünlük tanındığı da gerekçelendirilmediğini, 02.03.2022 tarihli ATK raporunda açıkça ...'un aldığı hatalı tedbirler neticesinde ilk çarpmadan sonra da hasar meydana geldiğini ve bu hasarlardan müvekkili sürücünün sorumluğu tutulamayacağının belirtildiğini, dosya arasındaki raporlar arasında çelişkinin giderilemediğini, HMK gereğince iddia sahibi davacı, kusuru, zararı ve zarar ile kusur arasındaki illiyet bağını ispatlamak zorunda kaldığını, bu olguların ispatlanmaması halinde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dışı 3. Kişinin ağır kusuru ile illiyet bağının kesildiğini ve dosya arasındaki raporlar da bu yönde iken eksik değerlendirme ile ispatlanamamış davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yine davacı yanın emniyet kemeri takmadığı ve oluşan zararların engellenmesi için KTK gereğince zorunlu olan tedbirleri almadığının da raporlarda belirtildiğini, tazminat hesaplaması yapılırken bu hususun dikkate alınmamasının da açıkça hukuka aykırı olduğunu, Yine davacı tarafından tazmini talep edilen tedavi giderlerininden bir kısmına ilişkin dekontlar, faturalar dosya arasına sunulmuş ancak bu evraklara dayanılarak yapılan hesaplamada 13.535,00 TL tedavi gideri hesaplanmışken hiçbir gerekçe ve evraka dayanamadan SGK tarafından karşılanmayan bir kısım giderlere 5.000 TL ödenmesinin uygun olacağının değerlendirildiğini, bu giderlerin davacı tarafından somutlaştırılmadığını, yol masrafı için ev ve hastane adresleri arasındaki mesafe davaya konu dahi edilmemişken bilirkişinin talepsiz böyle bir hesaplama yapmasının hukuki bir dayanağının olmadığını, kararın bu haliyle hukuka tamamen aykırı olduğunu, raporlar ışığında yaralanmanın ne kadarının ilk çarpma, ne kadarının 2. çarpma neticesinde oluştuğu tespit edilerek müvekkilinin sorumlu tutulacağı miktarın belirlenmesi gerekirken dava konusu edilen tüm tazmin kalemlerinden müvekkillerinin sorumlu tutulmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, dosyada bu hususa ilişkin bir tespit olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dairemizce, HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınmak suretiyle yapılan incelemede;
Dava, ... tarihinde meydana gelen kaza nedeni ile davacının yaralanmasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporlarına göre davalı sürücü ...'un kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğu, davacının yolcu olarak içinde bulunduğu ...Plakalı dava dışı araç sürücüsü ...'un herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmış, mahkemece bu kusur raporuna göre hüküm kurulmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Nitekim dairemizin 2023/1878 Esas 2024/1846 Karar sayılı dava dosyasında aynı kaza nedeniyle araç maliki ... Ltd. Şti. tarafından davalılar ... ve ... aleyhine açılan araçtaki hasardan kaynaklı tazminat davasında ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi yapılmış olup aynı kazada davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğu yönündeki rapora itibar edilerek bu husustaki davalıların istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. Bu nedenle işbu dava dosyasında da davalılar vekilinin kazadaki kusur oranlarına ilişkin istinaf talebi yerinde bulunmamıştır.
Davalılar vekili yolcu konumunda olan davacı ...'un müterafik kusuru olduğunu ileri sürmüş ise de; kaza tespit tutanağının incelenmesinde yolcu konumunda olan davacı ...'in emniyet kemerinin takılı olup olmadığı hususunun "belirsiz" olarak işaretlendiği, bu durumda bu iddianın davalı tarafça ispat edilmesi gerektiği, ancak bu yönde herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmakla bu istinaf talebi de yerinde görülmemiştir.
Bu nedenlerle ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu görülmekle dairemizce istinaf kanun yoluna başvuran davalılar ... ve ... vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde görülmeyerek 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince başvurunun esastan reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-) Davalılar ... ve ...'un istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-) İstinaf başvurusu nedeniyle maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden alınması gereken toplam 10.343,57 TL istinaf karar harcından davalı ... tarafından başvuru sırasında peşin yatırılan 2.586,00 TL harcın ve davalı ... tarafından başvuru sırasında peşin yatırılan 2.586,00 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 5.171,57 TL istinaf karar harcının istinaf eden davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına,
3-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-) Davalılar ... ve ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
5-) İstinaf yargılaması bakımından davalılar ... ve ... tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana iadesine,
6-) Kararın kesin olmaması nedeniyle taraflara tebliği işlemlerinin Dairemizce yapılmasına,
Dair; tarafların yokluğunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b/1. ve 2. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca Yargıtay yolu AÇIK olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 10/04/2025
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!