T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/449
KARAR NO: 2025/441
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
EK KARAR TARİHİ: 23/01/2025
NUMARASI: 2025/38 (D. İş) 2025/37
DAVANIN KONUSU: İhtiyati Haciz
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/04/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati hacze itiraz eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:İhtiyati hacze itiraz eden vekili dilekçesinde özetle; müvekkilinin tacir olmadığını, alacaklı şirketin oto kiralama işi ile uğraşan bir firma olduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin ticari değil tüketici ilişkisi olduğunu, müvekkilinin ... marka araç kiraladığını, aracın aynı gün arıza vermeye başladığını, aracın teknik aksamında hata ortaya çıkması sonucu aracın kullanılamaz hale geldiğini, müvekkilinin aracı geri almalarını talep ettiğini ancak karşı tarafın talepleri sonuçsuz bırakarak müvekkili oyaladığını, müvekkilinin davacı şirketten yalnızca araç kiraladığını ve araç kiralama sözleşmesi imzaladığını, senet üzerindeki imzanın müvekkili tarafından tanzim edilmediğini, müvekkilinin senet doldurmadığını, senet üzerindeki imzanın sahte olduğunu, müvekkilinin hakkında başlatılan icra takibinde ve bu kararda alacaklı tarafın haksız ve kötüniyetli olduğunu beyanla verilen ihtiyati haciz kararına itirazların kabulüyle ihtiyati haciz kararlarının kaldırılmasını talep etmiştir.
CEVAP: Talep eden vekili itiraza cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile karşı taraf arasında 100.000,00 TL değerinde bir adet bono düzenlendiğini, senedin borçlu tarafından doldurulduğunu ve üzerindeki imzanın gerçek olduğunu, söz konusu aracın arızalı olduğu veya senedin geçersiz olduğu iddialarının tamamen asılsız olduğunu beyanla borçlu tarafından yapılan haksız ve kötü niyetli itirazların reddini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin ihtiyati hacze itiraz eden tarafa bırakılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,..Somut olayda Her ne kadar ihtiyati hacze itiraz eden vekili taraflar arasında kira ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin tüketici olduğunu, senedin emre yazılı olduğunu geçersiz olduğunu ileri sürmüş ise de; İstanbul 17. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/ 1153 Esas, 2024/755 Karar sayılı dosyası UYAP sisteminden celbedilip incelenmiş, dosyada bulunan kira sözleşmesinde talebe konu senede ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı, senet üzerinde de bu yönde bir açıklama olmadığı, senedin kira ilişkisi kapsamında verildiğine dair yazılı bir delil sunulmadığı gibi öyle olduğu kabul edilse dahi bu durumun ihtiyati haciz kararı verilmesine engel bir durum olmadığı, ihtiyati haciz kararının, rehin ile temin edilmemiş ve vadesi gelmiş (muaccel) olan, yasal unsurları taşıyan kambiyo senedinden kaynaklı borç için görevli ve yetkili mahkememizce alacaklının talebi doğrultusunda verildiği, yasa gereği gerekli teminatın alındığı ve tayin edilen %20 oranındaki teminat miktarının dosya kapsamına uygun olduğu görülmüştür. Ayrıca imza itirazı, ihtiyati hacze itiraz nedenleri arasında sayılmadığından, bu itiraz da yerinde görülmemiş ve karşı tarafın ihtiyati haciz kararına itirazının reddine," karar verilmiştir.
Bu karara karşı ihtiyati hacze itiraz eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati hacze itiraz eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; dayanak senedin tüketici senedi olduğunu, emre yazılı olan ve takside bölünmeyen tüketici senedinin geçersiz olduğunu, ihtiyati haciz kararı veren mahkemenin görevsiz olduğunu, davacı şirket hakkında onlarca "sahte senet" şikayeti bulunduğunu, davacı şirket hakkındaki sahte senet ve dolandırıcılık konulu internet yorumlarının bir kısmının, itiraz dilekçesi ekinde mahkemeye sunulduğunu, ayrıca mahkemeden, davacı şirket hakkında ikame edilen soruşturma ve kovuşturma dosyalarının araştırılıp celp ve tetkik edilmesinin talep edildiğini, ancak bu yönden hiçbir inceleme yapılmadığını, senet üzerindeki imza ve yazıların davalı tarafından tanzim edilmediğini, senedin sahte olduğunu, davalının senet doldurmadığını, senedin sahte olduğunun daha ilk bakışta anlaşıldığını, davacı tarafın ya sahte imza ile sahte senet düzenlediğini ya da davalı sözleşmeyi imzalarken, sözleşmenin imza satırı altına gizleyerek koyduğu senet ile dolandırıcılık yaptığını, her iki ihtimalde de senedin sahte ve geçersiz olduğunu, senet üzerindeki adresin, davalının güncel adresi de olmadığını, mernis sorgusu yapılması halinde bu hususun da aydınlatılabileceğini, senet üzerindeki imzanın imza taklit makineleri yapay zeka yazdırıcı ya da özel baskı ile senet evrakı üzerine yerleştirilmiş olması ihtimalinin de kuvvetle muhtemel olduğunu, işbu hususun, bilirkişi grafoloji ve sahtecilik incelemesi üzerine de ortaya çıkacağını, her halükarda, senedin daha ilk bakışta alacaklısı lehine bir karine oluşturacak güvenilirlikte olmadığının ortada olduğunu, imza incelemesi ve sahtecilik tespiti yapılmadan verilen ihtiyati haciz kararının hatalı olduğunu, taraflar arasında bu denli kapsamlı bir hukuki ihtilaf mevcutken, 2022 vade tarihli senet hakkında senelerce hiçbir işlem yapılmamasının da olağan akışına açıkça aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen ihtiyati haczin kabulüne ilişkin kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Talep, kambiyo senedine(bono) dayalı olarak verilen ihtiyati haczin itirazen kaldırılması istemidir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; Asliye Ticaret Mahkemesinin eldeki uyuşmazlığın çözümünde görevli olup olmadığı ve ihtiyati haczin şartlarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. İhtiyati haciz isteyen tarafça, 23/05/2022 keşide ve 21/06/2022 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli bononun ödenmediğinden bahisle ihtiyati haciz kararı verilmesi talep edilmiş, Mahkemece talep kabul edilerek ihtiyati haciz kararı verilmiştir.
Bunun üzerine ihtiyati hacze itiraz eden tarafından, senedin sahte olarak tanzim edildiği, senetteki imzanın kendisine ait olmadığı, bononun tüketici senedi niteliğinde olduğu, yasal unsurları taşımadığı, görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu iddiasıyla ihtiyati haczin kaldırılması istemiyle incelemeye konu itiraz yapılmıştır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Borçlu tarafından kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati hacze karşı İİK'nın 265/1. maddesine uyarınca, ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzurunda yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edilebilir. İİK'nın 265/3. Maddesinde ise, Mahkemenin, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddedeceği, düzenlenmiştir. Buna göre mahkemece ihtiyati hacze vaki itiraz, ancak kanunda gösterilen ve itiraz eden tarafından ileri sürülen itiraz sebepleriyle sınırlı olarak incelenebilir. İhtiyati hacze itiraz eden tarafça bonodaki imzanın kendisine ait olmadığı ileri sürmüş ise de, keşideci imzasının inkar edilmesi hususu bir menfi tespit davasına konu olabilecek nitelikte olup, kanunda sayılan ihtiyati hacze itiraz nedenleri arasında sayılmadığı değerlendirildiğinde imza inkarının ihtiyati hacze itiraz aşamasında değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu yöne ilişen istinaf sebepleri yerine görülmemiştir. İhtiyati haciz kararı için hangi mahkemenin görevli olduğu konusunda İİK.'nun 258. maddesinde açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Anılan maddede sadece, genel olarak mahkemeden söz edildiğine göre, görev konusunda HMK.'nun göreve ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Mahkemelerin görevi, kamu düzenine ilişkin olduğundan, kendisinden ihtiyati haciz talep edilen mahkeme, re’sen yada itiraz üzerine görevli olup olmadığını inceleyebilir. (Yargıtay 19 HD'nin 2007/11636 e-2008/975 karar ve 8.2.2008 tarihli emsal kararı) Somut olayda ibraz olunan araç kira sözleşmesi, Whatsapp yazışmaları ile taraflar arasında araç kiralama ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak ihtiyati hacze itiraz eden taraf; ihtiyati haciz kararına dayanak bononun "ya sahte imza ile senet düzenlendiği yada müvekkil sözleşmeyi imzalarken sözleşmenin imza satırı altına gizleyerek koyduğu senet ile dolandırıcılık yaptığı" iddiasına dayanmaktadır. Bahsi geçen bono üzerinde yapılan incelemede; ihdas nedeni olarak "nakden" kaydının bulunduğu, taraflar arasındaki araç kiralama sözleşmesine dair herhangi bir atıf bulunmadığı gibi muteriz tarafından dosyaya sunulan araç kira sözleşmesinde de uyuşmazlık konusu bonoya ilişkin bir kayıt bulunmadığı görülmektedir. İddianın bu ileri sürülüş biçimine göre uyuşmazlık konusu bono araç kiralama sözleşmesinin eki veya ona bağlı olarak düzenlendiği iddiası dosya kapsamındaki delillere göre ispatlanmadığı, tamamen sahte olarak düzenlendiği iddia edilmekle Sulh Hukuk Mahkemesi görevli olmadığı gibi herhangi bir tüketici işleminden bahsedilemeyeceğinden Tüketici Mahkemesi de görevli değildir. TTK. 4. maddesinde; Uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen bir hususa ilişkin olması veya davanın ticaret mahkemesinde görüleceğine dair açık bir yasal düzenlemenin bulunması halinde mutlak ticari dava bulunduğu kabul edilmiştir. Somut uyuşmazlığın da TTK da düzenlenen bonodan kaynaklandığı anlaşılmakla eldeki uyuşmazlıkta ihtiyati haciz kararı vermeye Asliye Ticaret Mahkemesi görevli bulunmakla bu yöne ilişen istinaf istemi de yerinde değildir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati hacze itiraz eden vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-İhtiyati hacze itiraz eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati hacze itiraz eden tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati hacze itiraz eden tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 10/04/2025
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!