WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Haziran 2026

YARGITAY ISTANBUL BOLGE ADLIYE MAHKEMESI 43. HUKUK DAIRESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/445
KARAR NO: 2025/440
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/01/2025
NUMARASI: 2024/27 Esas - 2025/11 Karar
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/04/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; bir kişinin hakkını kullanırken iyi ve doğru hareket etmesi, hakkın kullanılmasının adalet ve hakkaniyet duygusunu incitmemesi yasal zorunluluk olduğunu, bu anlamda Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi, hakların kullanılmasında dürüstlük kurallarına uyulmasını şart koştuktan sonra, hakkın açıkça kötüye kullanılmasını da hukuk düzeninin korumayacağını hükme bağlandığını, davalılar, çok uzun süredir devam eden kredi ilişkisi nedeni ile Müvekkili Banka’ya büyük miktarda borçlu bulunduğunu,davalı, müvekkili banka’ya borçlu olduğunu, borçlunun kredi hesapları kat edilmiş olduğunu, müvekkili banka’nın alacağı kesinleşmiş ve muaccel hale gelmiş bir alacak olduğunu buna ek olarak, davalı tarafın beyanlarında yer verdiği hiç bir husus kredi borcunun keşide edilen ihtarla muaccel hale geldiği durumunu değiştirmediğini, müvekkili Banka'nın Kızıltoprak Şubesi ile ... YAT. TİC. A.Ş. VE ... İNŞ. SAN. VE TİC. A.Ş. firmaları arasında imzalanan, 20/02/2019 tarihli 3.000.000,00.-TL bedelli Kredi Çerçeve Sözleşmesi, 28/08/2015 tarihli 1.500.000,00.-TL bedelli Kredi Çerçeve Sözleşmesi, 21/02/2019 tarihli 3.000.000,00.-TL bedelli Kredi Çerçeve Sözleşmelerine istinaden davalılara kredi kullandırıldığını, davalılara kredi hesapları Beşiktaş ... Noterliği’nin 16/05/2019 tarih ve ... yevmiye no’lu ihtarnamesi ve Beşiktaş ... Noterliği’nin 21/06/2019 tarih ve ... yevmiye no’lu ihtarnamesi ile kat edildiğini ve kredi borcunun ihtarnamelerin tebliğini izleyen 1 gün içerisinde ödenmemesi halinde müvekkili kademeli cari ticari faiz oranları üzerinden hesaplanacak faizi, faizin B.S.M. Vergisi, fonu, vs. yasal fer’ileri ile birlikte müştereken ve müteselsilen ödenmesi; bu sürenin sonundan itibaren ise %57 oranında temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi, faizin gider vergisi ve yasal fer’ileri ile birlikte müştereken ve müteselsilen ödenmesi ihtar edildiğini, ancak davalı , bu sürede borcun ifasını gerçekleştirmediği için temerrüde düştüğünü, borcun muaccel hale geldiğini, müşterek ve müteselsil kefil ... borçlu şirket yetkilisi olup kefalet için eş rızası aranmasına gerek olmadığını, davalıların İstanbul ...İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına itirazlarının iptalini, %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini, tüm bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ... aleyhinde müteselsil kefil olduğundan bahisle İstanbul ...İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasından ilamsız usulde icra takibi başlatıldığını, Müvekkili ... ile davacı arasında İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri'nin yetkili kılındığına dair herhangi bir anlaşma bulunmadığını, asıl borçlu ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ile davacı arasında İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri'nin yetkili kılındığına dair bir anlaşma olsa dahi İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında asıl borçlu ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne yer verilmediği için asıl borçlu ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ile davacı arasındaki yetki anlaşması müvekkili ... yönünden geçerli olmayacağını, müvekkili ...'ın tebliğe yarar adresi "... Mah. ... Sk.No:... Kartal/İstanbul" olduğunu, bu durumda müvekkili ... aleyhinde ilamsız usulde başlatılacak icra takibi için yetkili icra dairesi "İstanbul Anadolu İcra Dairesi" olduğunu, bu nedenle 15/08/2019 tarihli borca itiraz dilekçemizde İstanbul ..İcra Dairesi’nin yetkisine itiraz edildiğini, Müvekkili ... aleyhinde ilamsız usulde başlatılan takip için İstanbul ... İcra Dairesi yetkisiz olması ve müvekkilin tebliğe yarar adresinin "... Mah. ... Sk.No:... Kartal/İstanbul" olması nedeniyle İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkisine itiraz ettiklerini, borcun sebebi olarak gösterilen kredi sözleşmesi ve sair belgelerde borçlu özel hukuk tüzel kişisi şirket yetkililerinin ve gerçek kişi müvekkilin imzasını taşımayan sayfalardaki aleyhe düzenlemeler bakımından İstanbul ...İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasından ilamsız usulde başlatılan icra takibinde borcun sebebi “Beşiktaş ...Noterliği'nin 21/06/2019 tarih, ... yevmiye no'lu ihtarnamesi, 21/02/2019 tarihli 3.000.000,00.-TL bedelli kredi sözleşmesi," olarak gösterildiğini, İstanbul ...İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takibe ve alacak iddiasına dayanak yapılan kredi sözleşmesindeki müteselsil kefil sıfatı ve sorumluluğu bakımından müvekkili ...'ın eşi ...'dan yazılı muvafakat alınmadığını, bu nedenle İstanbul ...İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takibe ve alacak iddiasına dayanak yapılan kredi sözleşmesinde eşi ...'dan yazılı muvafakat alınmadığından müvekkili ...'ın müteselsil kefil sıfatı ve sorumluluğu doğmadığını, bu nedenle müvekkili ...'ın İstanbul ...İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takibe ve alacak iddiasına dayanak yapılan kredi sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatı ve sorumluluğu bulunmadığından davanın reddine dair karar verilmesini talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Usulüne uygun olarak açılmış bir icra takibinin dava şartı olduğu ve Mahkemenin yetkisinden önce incelenmesi gerektiği, icra dosyasında birkaç sayfası taranan 20.02.2019 tarihli sözleşmenin 5.2 maddesinde uyuşmazlıklarda yetkili mahkeme el yazısı ile İstanbul olarak doldurulmuş olmakla birlikte davacı vekilinin 01.02.2024 tarihinde sunduğu 20.02.2019 tarihli sözleşmenin 5.2 maddesinde yetkili mahkeme kısmının boş olduğu, sonradan, muhtemelen icra takibi açılmadan önce doldurulmuş olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla sözleşmenin tanzim tarihinde taraflarca usulüne uygun düzenlenmiş bir yetki sözleşmesinin olmadığı, boş kısmın sonradan tek taraflı olarak doldurulduğunun açık olduğu, davalıların adresinin Kartal /İstanbul, davacının adresinin Ataşehir/ İstanbul olduğu, buna göre takibin yetkisiz İstanbul icra müdürlüğünde açıldığı, usulüne uygun bir takibin varlığının itirazın iptali davası için dava şartı olduğu, anlaşılmakla açılan davanın 6100 Sayılı HMK'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca usulüne uygun bir icra takibi başlatılmaması dava şartı eksikliği sebebiyle usulden reddine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesinde uyuşmazlıklara bakmakla İstanbul Mahkemesi ve İcra Dairesinin yetkili kılındığını, dosya kapsamında 01.02.2024 tarihinde sunulan evrakların, kredi sözleşmesinin son hâlinin başka bir hukuki ihtilafın incelendiği mahkemede olması sebebiyle şube nezdinde bulunan ve sözleşmenin son hâli olmayan evrakların sunulma zorunluluğunun hâsıl olduğunu, aksi kanaatte olunması durumunda ise hukuki ihtilafa konu yetki hususunun sözleşmenin usulüne uygun olarak imzalandığı dikkate alınarak nasıl doldurulacağı hususunun da davacı bankaya bırakıldığının incelenmesi gerektiğini, davalı / borçluların kötü niyetli hareket ettiğini, dosyanın esası incelendiğinde davalı borçluların itirazlarının haksız olduğunun anlaşılacağını, davacı bankanın süreç içerisinde gerekli tüm işlemleri usulüne uygun yerine getirdiğini, davacı bankanın alacağının likit ve davalı borçlular tarafından bilinecek durumda olduğunu, hâl böyle olunca itirazın iptali davasının kabulüne, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine yönelik karar verilmesinin önünde usule ve esasa yönelik bir engel bulunmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını dosyanın yeniden incelenmek ve karar verilmek üzere hükmü bozulan İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı başlatılan ilamsız icra takibine borçluların itirazının iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince yukarıdaki nedenler ile istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; takibe dayanak sözleşmede yer alan yetki şartının geçerli olup olmadığı noktasındadır. Davalılar hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ferileri ile birlikte toplam 547,041,84 TL alacakları bulunduğu belirtilerek ve "Beşiktaş ... Noterliğinin 21/06/2019 tarihli ihtarnamesi, 21/02/2019 tarihli 3.000.000 TL bedelli kredi sözleşmesi" borcun sebebi gösterilerek ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip talebine ihtarname ve tebliğe ilişkin evraklar ile 20/02/2019 tarihli Kredi Çerçeve Sözleşmesinin bazı sayfalarının eklendiği, borçlunun itirazı üzerine eldeki itirazın iptaline ilişkin davanın açıldığı görülmektedir. Takip talebine eklenen sözleşme suretinde 5.2 maddesinde "İstanbul" mahkeme ve icra dairelerinin yetkili kılındığına dair düzenleme bulunduğu, "İstanbul" sözcüğünün sözleşme maddesinin boş kısmına el yazısı ile yazılmış olduğu, dava delikçesine eklenen sözleşme suretinde de aynı sayfanın eklendiği, ilk derece mahkemesince sözleşmenin aslının sunulmasının talep edildiği, sözleşme aslının bulunduğu İstanbul 4. Aile mahkemesindeki asıl nüshanında aynı şekilde olduğu sabittir. Mahkemece talep edilmesi üzerine davacı vekilince 01/02/2024 tarihli dilekçe ekinde sunulan sözleşme suretinde ise yetki şartının düzenlendiği 5.2. Maddesindeki boşluk kısmında "İstanbul" ibaresinin bulunmadığı, boşluğun doldurulmamış olduğu görülmektedir. Türk hukukunda açığa imza atan sonucuna katlanır. Sözleşmede boş bırakılan yetki şartının davacı tarafça sonradan doldurulması mümkündür. Sonradan yapılan ilavenin taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiası ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. Açığa imzanın kötüye kullanılmasına ilişkin ceza yargılamasında dahi evrakın verilme nedeninden farklı şekilde doldurulduğu iddiasının ceza usulu kuralları ile değil hukuk usulü kurallarınca ispatlanması gerektiği yargıtayın istikrarlı uygulamasıdır. (Emsal Yargıtay Ceza Genel Kurulu da 09.07.2020 Tarih, 2017/5-31 Esas ve 2020/354 Karar) Davalı taraf sözleşme maddesinin aradaki anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia etmemiş, yetki şartının bulunmadığını aksinin kabulü halinde ise yetki şartının sadece asıl borçluyu bağlayacağını, kefiller yönünden sözleşmede yer alan yetki şartının bağlayıcı olmadığını ve icra takibinde asıl borçlu hakkında takip bulunmadığından yetki şartının uygulanmayacağını savunmuştur. Takip dosyasına ve dava dosyasına sunulan sözleşme suretlerinde yekti şartının bulunduğu, aynı şeklide Aile mahkemesinden getirilen orijinal metinde de yetki şartının bulunduğu, davacı vekilince İlk Derece Mahkemesi'nin istemi üzerine sunulan fotokopi metninde ise yetki şartının bulunmadığı sabittir. İlk Derece Mahkemesince yetki şartının sonradan muhtemelen icra takibi açılmadan doldurulmuş olduğu, dolayısıyla sözleşmenin tanzim tarihinde taraflarca usulüne uygun düzenlenmiş bir yetki şartının bulunmadığı, boş kısmın sonradan tek taraflı olarak doldurulduğunun açık olduğu, davalı ve davacı adreslerinin de Kartal ve Ataşehir olduğu gerekçeleriyle usulüne uygun yetkili yerde takip yapılmadığından bahisle, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş ise de az yukarıda açıklanan şekilde sözleşmedeki boşlukların davacı tarafça doldurulmasının mümkün olduğu, ilavenin taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı bir şekilde doldurulduğu iddiasının ancak yazılı bir belge ile ispatlanabileceği bu yönde bir iddianın ve delilin bulunmadığı anlaşılmakla mahkemenin bu yöne ilişen gerekçesi yerinde değildir. Bu durumda taraflar arasında düzenlenen kredi çerçeve sözleşmesinin 5/2 maddesinde yetki şartı ile İstanbul İcra Daireleri ve Mahkemeleri yetkili kılındığı, sözleşmede davalıborçluların müteselsil kefil olarak yer aldığı ihtilafsız olup, Çerçeve Kredi Sözleşmesi tacirler arasında düzenlenmiş ticari nitelikte bir sözleşme olduğundan HMK'nın 17.maddesi uyarınca, bu sözleşmedeki yetki şartının geçerli olduğu gibi, kefaletin feriliği ilkesi ve 6102 sayılı TTK'nın 7.maddesindeki ticari teselsül karinesi uyarınca genel kredi sözleşmesindeki yetki şartı sözleşmenin müteselsil kefili olan borçluları bağladığından takibin yetkili icra dairesinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda ilk derece mahkemesince yetkili yerde yapılmış takip bulunmadığından bahisle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi isabetli değildir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.10/04/2025