WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Haziran 2026

YARGITAY ISTANBUL BOLGE ADLIYE MAHKEMESI 43. HUKUK DAIRESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/435
KARAR NO: 2025/455
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/02/2025
NUMARASI: 2025/114 Esas (Derdest)
DAVA: Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/04/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen ara kararın ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP:Davacı vekili ihtiyati tedbir istemli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin uluslararası pazarda sektöründe haklı bir saygınlığa sahip, ihracat ve ithalat alanında ülkemize ciddi manada katkılar ve geniş iş gücüyle istihdam sağlayan bir ticaret şirketi olduğu, müvekkil şirket, 12.11.2023 tarihinde ... Ltd. isimli Hindistan menşeili yabancı bir şirketten, dokuma kumaş niteliğinde olan ürünleri 34.669,00 USD bedelle satın almış olup taraflar arasında karşılıklı olarak imzalanan sözleşmenin akabinde işbu ticari sözleşmeye konu olan ürünlerin ithalatı yapılarak, 28.12.2023 tarihinde ürünlerin Türkiye’ye girişi için gümrük beyannamesi tanzim edilmiş olduğunu, İthal edilen ürünlerin Türkiye’ye gelmesinin akabinde müvekkil şirket ile davalı şirket arasında 05.01.2024 tarihinde davalı şirket tarafından ürünlerin saklanması ve muhafaza edilmesi maksadıyla ardiye sözleşmesi imzalanmış olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalı şirket söz konusu ürünleri saklamak ve muhafaza etmek amacıyla 05.01.2024 tarihinden başlamak üzere davalı şirkete ait “Beylikdüzü ... Mah. ... Cad. No: ... İç Kapı No:.. Beylikdüzü/İstanbul” adresinde bulunan depoya konularak burada muhafaza altına alınması konusunda anlaşmış olduğunu, ardiye sözleşmesi uyarınca müvekkil şirket, davalı şirketin sağlamış olduğu bu hizmet bedeli karşılığı olarak her ay 22.000,00 TL ödeme yapmayı taahhüt ettiğini, nitekim 05.01.2024 tarihinden itibaren her ay davalı şirket, ardiye sözleşmesi kapsamındaki faturaları tanzim etmiş olup bu faturaların tamamı müvekkil şirket tarafından düzenli olarak ödenmiş olduğunu, sözleşme devam ederken bahsi geçen deponun bulunduğu binada yangın meydana gelmiş ve gümrüklü antrepo mahiyetinde olan davalı şirkete ait depoda bulunan müvekkil şirkete ait ürünlerin hepsi tamamen zayi olmuş olduğunu, müvekkil şirket 05.01.2024 tarihinden 23.11.2024 (yangının tarihi) tarihine değin davalı şirkete olan ardiye borcunu eksiksiz olarak banka vasıtasıyla ödemiş olup yangın esnasında müvekkile ait ürünlerin davalı şirkete ait depoda bulunduğu izahtan vareste olduğunu, yangının akabinde yangının nereden ve ne şekilde meydana geldiğinin tespiti amacıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Başkanlığı Avrupa Yakası İtfaiye Şube Müdürlüğü tarafından 17.12.2024 tarihli İtfaiye Olay Raporu düzenlenmiş olduğunu, her ne kadar davalı şirketin sorumluluğu kusursuz sorunluluk olsa da davalı şirket, müvekkil şirket nezdinde meydana gelen zararda ağır derecede kusurlu olduğunu, zira; yangına ilişkin herhangi bir önlem almamış ve hatta sigorta dahi yaptırmamış olmasının yanı sıra aynı zamanda, müvekkil şirkete ait malların bulunduğu depoda bir yangın meydana geldiğini, müvekkil şirkete ait ürünleri tamamen zayi olduğunu müvekkil şirkete bildirmesi gerekli olduğu halde bu yükümlülüğünü de yerine getirmemiş olduğunu, müvekkil şirket yetkililerinin, mezkur yangından haricen haberi olmuş ve derhal, davalı şirket yetkilisi ... ile görüşme yapılarak geçmiş olsun dilemiş akabinde de ve kendisine zayi olan malın bedelini gösterir gümrük beyannamesi Whatsapp üzerinden gönderilerek zararın karşılanması talep edildiğini, akabinde davalı şirket yetkilisi, müvekkil şirket yetkilisine müvekkil şirketin zararını tazmin edeceklerini ve sıraya girmelerinin gerektiğini beyan ettiğini, davalı şirketin, mezkur zararın tazminine ilişkin herhangi bir girişimde bulunmaması üzerine müvekkil şirket tarafından mezkur zararın tazmini istemiyle 02.12.2024 tarihinde Büyükçekmece ... Noterliğinin ... Yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilmek zaruretinde kalındığını, ihtarname 02.12.2024 tarihinde davalı şirkete tebliğ edilmişse de davalı şirket tarafından müvekkil şirketin zararının tazminine yönelik yine herhangi girişimde bulunmamış olduğunu, ardından davalı şirket, müvekkil şirkete yasal sorumluluğunu ve genel manada hukuki kaideleri yok sayarak son derece kötü niyetli şekilde Kartal ... Noterliğinin 06.12.2024 Tarihli ve ... Yevmiye numaralı cevabı ihtarnamesini keşide etmiş bu zarardan güya sorumlu olmadığını iddia ettiğini, davalı şirketle hem şifahen yapılan görüşmeler hem de ihtarname yoluyla yapılan bildirimlerin sonuçsuz kalması sebebiyle tarafımızca dava yoluna başvurma zarureti hasıl olduğunu, hal böyle olunca aşağıda detaylıca açıklanacak ilgili hükümler ile taraflar arasında mübrez sözleşme hükümleri uyarınca davalı şirketin, yasal sorumluluğu kapsamında müvekkil şirkete ait 34.669,00 USD’nin karşılığı olan1.248.808,58 TL bedelli ürünlerin zayi olmasından sebeple meydana gelen zararın tazmini talebiyle huzurdaki davayı açtıklarını, davalı şirket yetkilileriyle yapılmış olan görüşmelerde de “Bakalım dava ile ne tahsil edebileceksiniz, tahsil edebilecek ne bulacaksınız” şeklindeki ifadelerle karşılaştıklarını, bu sebeple ihtiyati tedbir kararı verilmesi hayati önem teşkil etmekte olduğunu, davalı şirketin mal kaçırmasını önlemek için adlarına kayıtlı mal varlıklarının tespit edilerek tespit edilen mal varlıkları üzerine ivedilikle ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkilinin maruz kaldığı zararlar neticesinde toplamda 34.669,00 usd tutarındaki tazminatın ödenmesine, mahkeme aksi kanaatte ise toplamda 34.669,00 usd tutarındaki tazminatın ödenmesine 1.248.808,58 TL tutarındaki alacağın tahsiline, alacağın dava tarihinden itibaren işlemiş olan Devlet Bankalarınca USD üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faizi ile fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden yapılacak hesaplamayla müvekkil şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda 04.02.2025 tarihli ara karar ile " ..6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 389/1 maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.Geçici hukuki koruma kararlarından olan ihtiyati tedbir kararı asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte olmamalı ve de tarafların çıkar dengesi ve ihtiyati tedbirin amacının gözetilmesi gerekmektedir. Dava konusunun ticari nitelikteki emanetin zayi olması nedeniyle tazminat istemlerine yönelik olduğu, HMK'nin 389.maddesi gereğince ihtiyati tedbirin sadece "uyuşmazlık konusu şey hakkında" verilebileceği, davalının taşınır ve taşınmazları dava konusu olmadığından, davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ardiye sözleşmesi gereği davaya konu ürünlerin davalı yana ait antrepoda bulunurken bahsi geçen deponun bulunduğu binada 23.11.2024 tarihinde yangın meydana geldiğini ve gümrüklü antrepo mahiyetinde olan davalı şirkete ait depoda bulunan müvekkili şirkete ait ürünlerin hepsinin tamamen zayi olduğunu, taraflar arasında mübrez sözleşme hükümleri uyarınca davalı şirketin, yasal sorumluluğu kapsamında müvekkili şirkete ait 34.669,00 USD’nin karşılığı olan 1.243.961,86 TL bedelli ürünlerin zayi olmasından sebeple meydana gelen zararın tazmini talebiyle Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/114 E sayılı dosyasıyla dava açıldığını, uyuşmazlık konusu “şeyler” zayi olduğundan uyuşmazlık konusu malın değerinin talep edildiğini, alacak davasının uzun yıllar sürecek olmasından mütevellit davalı şirketin adına kayıtlı mal varlığını tasfiye etmesini önlemek adına davalı şirket adına kayıtlı mal varlıkları üzerine ivedilikle ihtiyati tedbir kararı verilmesinin son derece önem teşkil ettiğini, zira ihtiyati tedbir kararı verilmez ise davalı şirketin, adına kayıtlı mal varlığını tasfiye edeceğini ve haklı davalarının kabulüne karar verilse dahi alacağımızın tazmini imkansız bir hale geleceğini, Yerel Mahkeme tarafından ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde son derece bilinçli ve ciddi manada kötü niyetli olan davalı şirket aleyhine açılacak tazminat davaları neticesinde alacağı tahsil etmenin imkansız olacağını ve bu davada sağlanmış olan ispata rağmen ciddi manada hak kaybı yaşanacağını, davalı şirket adına kayıtlı mal varlıklarına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesi için tüm şartların oluştuğunu, zayi olan bir mal üzerinde ihtiyati tedbir kararının uygulanmasının mümkün olmadığını , bu sebeple de alacağın tahsili adına davaya konu edilen malın bedeli üzerinde tedbirin kabulünün usul ve yasa gereği olduğunu beyanla istinaf taleplerinin kabulüne, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.02.2025 tarihli ara kararının müvekkili şirket lehine kaldırılmasına, davalı şirketin, mal kaçırmasını önlemek için davalı şirket adına kayıtlı mal varlıklarının tespit edilerek tespit edilen mal varlıkları üzerine ivedilikle duruşma yapılmasını beklemeksizin ve teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine, teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulması taleplerine onay vermemesi halinde taraflarına süre verilerek tespit edilen teminatın yatırılması suretiyle davalı şirket adına kayıtlı mal varlıkları (taşınır ve taşınmazları, banka hesapları, davalı şirkete ait hisse senetleri vesair) üzerine ivedilikle ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Talep, tazminat istemli açılan davada ihtiyati tedbire kararı verilmesi istemine ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep konusuna ilişkin olarak ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.İhtiyati tedbir isteyen davacı tarafça, zayi olan bir mal üzerinde ihtiyati tedbir kararının uygulanmasının mümkün olmadığı, bu sebeple alacağın tahsili adına davaya konu edilen malın bedeli üzerinden davalı şirket adına kayıtlı mal varlıkları hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. İhtiyati tedbirler hali hazırda görülmekte olan veya ileride açılacak bir davanın sonucunun etkisiz veya anlamsız kalmasını önlemek için başvurulan geçici nitelikte ve kural olarak kanunla belirlenmiş önlemlerdir. Özel düzenlemeler bir kenara bırakılacak olursa ihtiyati tedbirlere ilişkin temel düzenleme Hukuk Muhakemeleri Kanununun 389 ve devamı maddelerinde yer almaktadır. İhtiyati tedbirde ferdileştirilmiş muayyen bir talebin teminini hedef tutulmaktadır. Bu nedenle para alacağına ilişkin bir davada ihtiyati tedbir kararı verilmesi hukuka uygun değildir. Ayrıca, HMK'nın 389/1. Maddesinde belirtildiği gibi ihtiyati tedbir ancak uyuşmazlık konusu hakkında verilebilir. Somut olayda ihtiyati tedbir yargılaması devam eden bir dava içerisinde talep edilmiş olup, yargılamaya konu dava, bir para alacağına ilişkindir. Bu halde, para alacağı hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün değildir. Ayrıca davalı tarafın üzerine tedbir konulması talep edilen malvarlığı uyuşmazlık konusu değildir. Buna göre ihtiyati tedbirin şartları oluşmamış olup, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi ara kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.10/04/2025