T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2236
KARAR NO: 2025/1286
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/04/2023
NUMARASI: 2021/811 Esas - 2023/272 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/03/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalının haksız haczi sebebiyle müvekkili şirketin tasfiye edilmek zorunda kaldığını belirterek davalı şirketin haksız ve hukuka aykırı yaptığı hacizler sebebiyle müvekkilince ödenen kira, tasfiye memuru ücreti, mali müşavir ücreti, 372.324,32 TL ve 22.260 USD maddi zararın, kar kaybı olarak şimdilik 60.000,00 TL belirsiz tazminatın ve kiralanan taşınmaza yapılan inşaat ve tadilat masrafı, KDV dahil 91.533,20 TL değer kaybından dolayı 20.000,00 TL olmak üzere şimdilik 101.533,20 TL belirsiz tazminatın, 10.791,12 TL ihbar tazminatı ile 22.260,00 kira bedeli tam maddi zararın ve 200.000,00 TL tam manevi zararın, ilk haksız haczin uygulandığı 11/02/2016 tarihinden başlayarak kısa vadeli iskondto faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davalının görevsiz mahkemede açıldığını belirterek öncelikle davanın görevsizlik sebebiyle reddine, yasal süresi geçmiş olması sebebiyle davanın zaman aşımı sebebiyle reddine, haksız ve hukuka aykırı açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince; "...Bir haczin haksız sayılabilmesi için; haciz işlemi borçlu olmadığı bilinen bir kişi veya borçluya ait olmadığı bilinen bir eşyaya yönelik yapılması durumunda haksız olarak nitelendirilir. Somut olayda ;dava dışı ... Turizm Tic. Ltd. Şti.'ye davalı ... tarafından yöneltilen takipte haciz gerçekleştirilmek üzere davacı şirketin adresine gidildiği, evrak araması sırasında dava dışı ... şirketine ait kredi kartı hesap bilgisi dökümü tespit edilmesi üzerine haczin gerçekleştirildiği davacı tarafça ileri sürülen istihkak iddiasının Bursa 5. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından " davacı şirket yetkilisi ile dava dışı ....şirketinin yetkilisinin aynı kişi olduğu ve dava dışı ...l şirketinin haciz gerçekleştirilen adresle fiilen ilgili olduğunun anlaşıldığından bahisle haczin borçlunun elinde bulunan mal hakkında uygulandığını kabul ederek takibin devamına karar verdiği," takibin devamına yönelik olarak verilen bu karar sonrasında yeniden davacı şirketin adresine hacze gidilmiş, davacı şirketin dosya borcuna yeter parayı ihtirazi kayıtla ödemesi üzerine herhangi bir muhafaza işlemi yapılmaksızın haciz mahallindeki işlemlere son verildiği, Bursa 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/269 E.2016/1325 K. Sayılı 18.10.2016 tarihli kararda "Bursa 8. İcra Müdürlüğü'nün 2016/2018 esas sayılı icra dosyası işlemden kaldırılmış olmakla; tüm hacizler kaldırıldığından dava konusuz kalmıştır, bu nedenle karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının sunmuş olduğu faturaların hacizli mallarla örtüştüğü, defter kayıtlarına da işli olduğu anlaşılmış, borçlu şirket ile istihkak iddiacı şirketin ticaret sicil adresinin farklı olması göz önünde alındığında malların davacı şirkete ait olduğuna kanaat getirilmiş, organik bağ hususunda ise davacı şirketin ortağı ile borçlu şirketin ortağının aynı olması tek başına organik bağ kabul edilmemiştir., bu nedenle yargılama gideri ve vekalet ücreti davalı alacaklı üzerinde bırakılmış olup; aşağıdaki hüküm kurulmuştur. 1- Davanın konusuz kalması sebebiyle Karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiği, verilen bu kararın ... Faktoring A.Ş. tarafından istinaf edildiği, istinaf incelemesini gerçekleştiren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 16/12/2016 tarihinde tesis ettiği 2016/168 E., 2016/148 K. sayılı kararla, istinaf başvurusunun kesin olmak üzere esastan reddine karar verdiği anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı tarafından davalı aleyhine açılan istihkak davasında davanın konusuz kaldığı belirtilmekle beraber davacının iddiaları haklı görülerek davalı ... aleyhine yargılama giderine hükmedilmiş ise de istihkak davası sonucunda verilen kararların, haksız hacze dayalı olarak genel hükümler dairesinde açılan tazminat davaları bakımından bağlayıcı bir yönünün bulunmadığı bu kapsamda; Bursa 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 18/02/2016 tarih ve 2016/214 E., 2016/220 K. sayılı kararı 11.02.2016 tarihli haciz tutanağındaki ifadeler mahkememizce dinlenilen tanık anlatımları bir arada değerlendirildiğinde dava konusu edilen haciz işleminin, borçlu olmadığı bilinen bir kişi veya borçluya ait olmadığı bilinen bir eşyaya yönelik olarak yapılmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça manevi tazminat isteminde de bulunulmuş olup Dava, haksız eylem iddiasına dayalı olup; sorumluluğun kaynağı konusunda da özel bir düzenleme bulunmadığı TBK.m.49 vd. hükümlerinin gözönünde bulundurulduğunda haksız haciz işlemi söz konusu olmadığı gibi kişilik haklarına saldırı oluşturacak şekilde bir haciz işlemi de bulundurulmadığından, sorumluluk koşullarından olan hukuka aykırılık unsuru gerçekleşmediği nazara alınarak manevi tazminat isteminin reddi gerektiği kanaatine varılmıştır.1-Zamanaşımı def'inin REDDİNE,2-Maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerinin ayrı ayrı REDDİNE, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, kesinleşmiş mahkeme kararı ile müvekkilinin işyerinde uygulanan haciz işleminin haksız olduğunun sabit olduğunu, yapılan hacze karşı açılan kesinleşmiş istihkak iddiasının kabulü kararlarının haczin haksızlığına ilişkin taraflar arasında kesin delil teşkil ettiğini, Mahkemece bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, açmış oldukları davada tazminat koşullarının oluştuğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız haciz iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Haciz işleminin, borçlu olmadığını bildiği kişi veya borçluya ait olmadığını bildiği eşyaya yönelik yapılması durumunda haksız haciz söz konusu olur. Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler gereğince; Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (Yargıtay 4 HD'nin 2021/17980 E. - 2022/9874 K. Sayılı ilamı).Haciz isteminin dayanağının bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerek ve yeterlidir. Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur. Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunludur (Yargıtay 4 HD'nin 2016/14413 E. - 2019/483 K. Sayılı ilamı). Haksız icra takibi veya hacze dayalı manevi tazminat istemi 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098 sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz. Somut olayda; Davalı firmanın Bursa ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasında dava dışı ..., ... Turizm Tic. Ltd. Şti., ... Tic. Ltd. Şti. ve ... San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine takibe geçtiği ve ihtiyati haciz kararı aldırdığı, Bursa ... İcra Müdürlüğü'nde başlatılan takip ile ilgili İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Talimat sayılı dosyasından davacı ... firması hakkında fiili haciz başlattığı,11.02.2016 tarihinde davacı şirkete ait adreste haciz gerçekleştirildiği, 11.02.2016 tarihinde gerçekleştirilen hacze ilişkin tutanakta "Verilen karar gereği yukarıda yazılı borçlu adresine gelindi. Çalışan ... hazır. Geliş sebebi ve karar anlatıldı. Borçlu şirket yetkilisi ... Bey soruldu. Şu an kendisi yok, dedi. Telefonla, ... Bey arandı. Şu an adreste olmadığını söyledi. Haciz ve muhafaza işlemi yapılacağı hususu borçlu şirketin yetkilisi ... Bey'e iletildi. İstediğiniz işlemi yapabilirsiniz, dedi. Ayrıca ... hanım söz aldı; Burası sadece ... Bey'e ait değildir, ortakları vardır, dedi. " ifadelerinin yer aldığı görülmüştür. Bursa 5. İcra Hukuk Mahkemesince 18/02/2016 tarihinde tesis edilen 2016/214 E., 2016/220 K. sayılı kararda, "Bursa ... İcra Dairesinin ... takip dosyasının tetkikinden haczin borçlunun adresinde uygulandığı, haciz tutanağına göre istihkak iddia eden şirket ile borçlu şirket yetkilisinin aynı kişi olduğu, borçlunun takip adresiyle fiilen ilgili olduğu, adres ve ilgililik itibari ile İİK'nun 97/A maddesi gereğince alacaklı lehine karinenin varlığı, böylece haczin borçlu elinde bulunan mal hakkında uygulandığının kabulüyle karar verilmesi gerektiği kanaatiyle İstihkak konusu menkul yönünden Davanın Reddine, Takibin Devamına" karar verildiği, bu doğrultuda davalının tekrar haciz işlemi yapmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, ufak emarelerin dahi işlemi haksız olmaktan çıkartacağı, davalının takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve ağır kusurlu olmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Vekalet ücreti yönünden yapılan istinaf incelemesinde; Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince; MADDE 10 – (1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.(2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.(3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.(4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir.MADDE 13/(4)'e göre de; Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. Hükümleri gereğince maddi ve manevi tazminat davasının reddedilmesi sebebiyle her iki dava yönünden davalı lehine ayrı ayrı maktu vekalet ücreti verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davalı lehine tek ve nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsiz olup davacı vekilinin bu yöne değinen istinaf isteminin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.Yukarıda açıklanan hususular gereğince davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılmasına, ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davacı tarafında davalı aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasının ayrı ayrı reddine, reddedilen maddi tazminat yönünden davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden İlk Derece Mahkemesi'nin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, reddedilen manevi tazminat yönünden davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden İlk Derece Mahkemesi'nin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesi yönünde yeniden karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/811 Esas 2023/272 Karar sayılı 11/04/2023 günlü kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden bu kapsamda; 2- Davacı tarafından davalı aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasının ayrı ayrı davadan REDDİNE, 3- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 3/a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin ve fazla yatırılan 7.810,30 TL'den mahsubuyla fazla alınan 7.194,90 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3/b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 3/c-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/(2). maddesine göre reddedilen maddi tazminat yönünden 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 3/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/(1-2). maddelerine göre reddedilen manevi tazminat yönünden 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı'ya verilmesine, 4- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 4/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 476,25 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 968,25 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6- Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile 6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 26/03/2025
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!