WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

YARGITAY ISTANBUL BOLGE ADLIYE MAHKEMESI 37. HUKUK DAIRESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
37. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/3122
KARAR NO: 2025/1397
KARAR TARİHİ: 16/05/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/09/2024
NUMARASI: 2024/34 2024/676
KARAR Dava,İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) talebine ilişkindir. İstanbul Anadolu 1.Tüketici Mahkemesince,"... davacının basın danışmanlığı almak için davalı ile anlaşma yaptığı, bu anlaşmaya aykırılık iddiası kapsamında icra takibine giriştiği, davacının belirli gazetelerde reklamının yapılması konusunda tarafların anlaştıkları hususu nazara alındığında davacının mesleki kaygılar ile hareket ettiği, bu anlamda tüketici olmadığı, davalının ise basın danışmanlığını meslek olarak yaptığı, taraflardan herhangi birinin tüketici olmadığı anlaşılmıştır. Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilebilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekmektedir. Tarafların 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici vasfı taşımadıkları anlaşılmış olup, Aynı yasanın 4. ve 5. maddelerinde, tacirler arasındaki ihtilafların Ticaret Mahkemesi bulunan yerlerde bu mahkemelerce, bulunmayan yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemelerince çözümleneceği açıkça belirtilmiştir. HMK'nun 115. maddesine göre dava şartlarının mevcut olup olmadığı mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılabileceğinden, yukarıda açıklandığı üzere bu davaya bakmakta mahkememizin görevsiz olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine, dava dilekçesinin bu nedenle reddine, karar kesinleştiğine ve süresi içerisinde istenilmesi halinde dosyanın İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, ..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesince,"... Huzurdaki dava, sözleşme ihlalinden doğan alacağın konu edildiği icra takibine vaki davalı itirazının iptaline ilişkindir. Düzenlemeler karşısında somut uyuşmazlığa baktığımızda; Huzurdaki dava ile taraflar arasında "Basın danışmanlığı hizmeti" konulu sözleşme bulunduğu ve hizmet bedelinin ödendiği, ancak davalı tarafın sözleşme ile yükümlendiği edimi yerine getirmediği ileri sürülmüş, icra takibine konu alacağın ödemesi yapılan sözleşme bedelinin davalıdan istirdatına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda uyuşmazlığa genel hükümlerin uygulanması gerektiğinden tarafların tacir sıfatının bulunup bulunmadığının üzerinde durulması gerekmiştir. Pendik Vergi Dairesinden gelen müzekkere cevabından davalının 2021 ve 2022 yıllarında bilanço usulüne göre defter tuttuğu ve tacir olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevapta, davacı ...'ın İstanbul Ticaret Sicili Müdüğü'ne kayıtlı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ortağı ve yetkilisi, davalı ...'ın ise İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne kayıtlı olan ... ünvanlı işletme sahibi olduğunun bildirildiği görülmüştür. Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 06/04/2024 tarihli müzekkere cevabından; Davacı hakkında kayıtdışı hasılata rastlanması nedeniyle 01/01/2017-31/12/2017 dönemi için mükellefiyet tesis edildiği, sonrasında 05/03/2018 tarihi itibari ile "Radyo, Tv, Posta Yoluyla Veya İnternet Üzerinden Yapılan Perakende Ticareti" faaliyetine başladığı ve 31/10/2019 tarihinde faaliyetine son verdiği ile 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ait Gelir Vergisi Beyannamesi bulunmadığının bildirildiği görülmüştür. Esnaf Odasına yazılan müzekkere cevabından ise tarafların esnaf kaydı bulunmadığı anlaşılmıştır. Celp edilen müzekkere cevapları ile her ne kadar davalı tarafın bilanço usulünde defter tuttuğu ve tacir olduğu anlaşılmış ise de davacı asilin vergi kayıtlarından tacir sıfatının bulunmadığı, davacının limited şirket ortağı olmasının kendisine sırf bu sebeple tacir sıfatını kazandırmayacağı, davalı açısından işin ticari olmasının da davacıya tacir sıfatı vermeyeceği, davanın TTK'da düzenlenen mutlak ticari dava olmadığı gibi nispi ticari dava niteliğinde de olmadığı, uyuşmazlığa konu hizmet bedeline yönelik faturanın dava dışı şirket adına keşide edilmiş olmasının da davayı ticari dava niteliğine dönüştürmeyeceği, yargılamada Mahkememizin görevli olmayıp Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla davanın usulden reddine..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. İstanbul Anadolu 3.Asliye Hukuk Mahkemesince,"...Mahkememizce Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevap verildiği, ...'ın İstanbul Ticaret Sicili Mü üğü'ne kayıtlı olan ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ortağı, ...'ın ise İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne kayıtlı olan ... unvanlı işletmenin sahibi olduğu bilgisi tespit edildiğinin bildirildiği görülmüştür. Eldeki dava, sözleşme gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle, ödendiği iddia edilen sözleşme bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/I-a maddesinde, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıkça düzenlenmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, tarafların tacir sıfatına sahip olduğu ve davaya konu alacağın tarafların ticari işleri ile ilgili olduğu anlaşıldığından eldeki davada Ticaret mahkemelerinin görevli olduğu kanaati varılmıştır. Bu nedenle mahkememizin görevsizliğine..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir. TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. Somut olayda, her ne kadar davacı tarafça danışmanlık hizmetin yerine getirilmediği gerekçesi ile ödenen bedelin iadesine ilişkin alacağına dayalı olarak ilamsız takip başlatılmış olup, ticaret sicil müdürlüğü ve vergi dairesinden yapılan araştırmaya göre, davacının tacir sıfatının bulunmadığı, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı anlaşılmakla davanın İstanbul Anadolu 3.Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul Anadolu 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 16/05/2025 gününde oy birliği ile karar verildi.