WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

YARGITAY ISTANBUL BOLGE ADLIYE MAHKEMESI 13. HUKUK DAIRESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2025/846 Esas
KARAR NO:2025/797 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/63 D.İş Esas - 2025/64 D.İş Karar
TARİHİ:25/02/2025
TALEP:İhtiyati Haciz
TALEP TARİHİ:15/05/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:İhtiyati haciz talep eden talep dilekçesinde özetle; alacaklı ile borçlu arasında ki ticari ilişki uyarınca, alacaklı tarafından davalıya ürün tedarik edildiğini, aralarında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, davalıya son olarak ... fatura no'lu irsaliyeli fatura kesilmiş olup 20.03.2023 tarihli fatura uyarınca davalının cari hesap borcu 214.658,16 Euro'ya ulaştığını, yapılan ödemeler neticesinde davalının güncel cari borcu 28.903,66 Euro olup ekte yer alan 12.12.2024 tarihli tarafların imzasına haiz mutabakat uyarınca davalı tarafından cari hesap ilişkisi ve borç tutarı ikrar edildiğini, alacaklı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 31.01.2025 tarihli kur uyarınca toplam 1.074.825,95-TL tutarında alacaklı olduğunu, borçlunun borcundan kurtulmak maksadı ile her an mallarını gizlemesi, kaçırması veya kendisinin kayıplara karışması ihtimali bulunduğunu, alacaklarının rehinle teminat altına alındığını, bu nedenlerle borçluya ait banka hesaplarına, taşınır ve taşınmaz mallarına ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının borcu karşılamaya yeter kısmı üzerine haciz konulmasını, yargılama gideri ile vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasını dava ve talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi 04/02/2025 tarih ve 2025/63 D.İş Esas - 2025/64 Karar sayılı D. İş kararında;''1-Yukarıda hüviyeti yazılı alacaklının borçlulardan alacağı olan 1.074.825,95-TL'nin tahsilinin ifasını temin bakımından, vaki isteği İ.İ.K.'nun 257.maddesi 1.fıkrasına uygun bulunmuş, alacak rehinle temin edilmemiş ve karşı tarafla üçüncü şahısların muhtemel zarar ve ziyanlarına karşı yeterli teminat da alınmış bulunduğundan, adı geçen borçluların yukarıda gösterilen malları ile alacaklarının; İcra İflas Kanunu'nda gösterilen muayyen tahditler dairesinde ihtiyaten haczine,'' karar verilmiş ve D. İş kararına karşı İhtiyati haciz kararına itiraz eden ... vekili tarafından itiraz edilmiştir.İhtiyati haciz kararına itiraz eden vekili tarafından sunulan itiraz dilekçesinde özetle; huzurdaki değişik iş dosyasında alacaklı taraf eksik ve yanıltıcı beyanlar ile davalı şirket aleyhinde ihtiyati haciz başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin karşı iddia ve delilleri mahkememizce bilinmediğinden, gıyabında haksız ve hatalı bir şekilde karar verildiğini, alacaklı olduğunu iddia ede taraf maddi vakıaları, özellikle taraflar arasındaki ilişkinin gerçek mahiyetini, davalı şirket tarafından düzenlenen faturayı ve kendi keşide ettikleri ihtarname ile bu faturayı iade etmek suretiyle işin ihtilaflı hale geldiğini, maksatlı bir şekilde gizlendiğini, dava dilekçesinde "Taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunmaktadır" ifadesine yer verildiği ve devamında "12.12.2024 tarihli tarafların imzasını haiz mutabakat uyarınca, davalı tarafından cari hesap ilişkisi ve borç ikrar edilmiştir" denildiğini, oysa ki davalı şirket ile davacı arasında bir ticari ilişki olmakla birlikte, süregelen bir cari hesap ilişkisi olmadığını, bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığını, davacı tarafça kesilen faturaların tamamının ödendiğini, ancak bu ürünlerden arızalı ve hatalı olduğu tespit olunan toplam 52 kalem ürüne ilişkin toplam 24.374,85 Euro'luk "Hatalı Ürün Zarar Tazmini" faturası düzenlendiğini, davalı şirket tarafından düzenlenen 28.01.2025 tarih ve 1.095.666,08 TL bedelli fatura bulunduğunu, bu fatura ile beraber sonuç olarak bu iki işlem farkı bakımından davalı şirket ... Otomotiv 346,16 Euro alacaklı olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde "yapılan ödemeler neticesinde" ifadesi ile kabul ettiği üzere 214.658,16 Euro'nun sadece 28.903, 66 Euro'luk kısmı ödenmediğini, kalan kısmın ise ödendiğini, mahkememize sunulan deliller arasında 12.12.2024 tarihli cari hesap mutabakatının yer aldığını, davalı şirketin finans direktörü ...'e ait olduğunu, kedisinin tek imza ile mutabakat yapma yetkisinin olmadığını, davacı şirketin mal kaçırmayacak kadar büyük kurumsal ve köklü bir şirket olduğunu, deliller bir bütün olarak ele alındığında davacının kötü niyetli olduğunu, dürüstlük kuralına uymadığını, bu nedenlerle davalının nakit akışı tamamen durduğunu, maaş ödemelerini ve diğer ticari ödemelerini yapamadığını, davalı şirketin, haksız bir şekilde uygulanan bu hacizlerden dolayı uğradığı zararlar için yasal haklarının saklı olduğunu, dosyaya yatırılan teminat tutarının, yasal süreçler nihai olarak sonuçlanıncaya kadar, davacı tarafa iade edilmemesine karar verilmesini, itirazımızın kabulünü, 04.02.2025 tarihli ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını, masraf ve ücret-i vekaletin davacı tarafa yüklenmesini ve davacı tarafça yatırılan teminatın, yasal süreç nihai olarak sonuçlanıncaya kadar iade edilmemesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 25/02/2025 tarih ve 2025/63 D.İş Esas - 2025/64 D.İş Karar sayılı ek kararında;"....Ayrıca itiraz eden vekili müvekkilinin 20.03.2023 tarihli takibe konu faturadan dolayı borcunun bulunmadığını, davacı tarafça kesilen faturaların tamamının ödendiğini, ancak bu ürünlerden arızalı ve hatalı olduğu tespit olunan toplam 52 kalem ürüne ilişkin toplam 24.374,85 Euro'luk "Hatalı Ürün Zarar Tazmini" faturası düzenlendiğini, davalı şirket tarafından düzenlenen 28.01.2025 tarih ve 1.095.666,08 TL bedelli fatura bulunduğunu, bu fatura ile beraber sonuç olarak bu iki işlem farkı bakımından davalı şirket ... Otomotiv 346,16 Euro alacaklı olduğunu, 12.12.2024 tarihli cari hesap mutabakatının yer aldığını, davalı şirketin finans direktörü ...'e ait olduğunu, kedisinin tek imza ile mutabakat yapma yetkisinin olmadığını bu sebeplerle itirazın kabulü ile haczin kaldırılmasını talep etmişse de, taraflar arasında imzalı 12.12.2024 tarihli cari hesap mutabakatının bulunduğu gözetildiğinde itiraz eden vekilinin esasa ilişkin sair itirazlarının yasada tahdidi olarak sayılan itiraz sebeplerinden olmaması ve esas mahkemesinde yargılamayı gerektirmesi sebebiyle ihtiyati hacze itiraz kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek ihtiyati hacze itirazın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir...."gerekçesi ile,"1-İhtiyati hacze itirazın REDDİNE,"karar verilmiş ve Ek karara karşı İhtiyati haciz kararına itiraz eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati haciz kararına itiraz eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; alacaklı tarafın eksik ve yanıltıcı beyanlar ile müvekkil şirket aleyhinde uygulanmak üzere ihtiyati haciz başvurusunda bulunduğunu, müvekkil şirketin karşı iddia ve belgeleri/delilleri mahkemece bilinmediğinden, gıyabında haksız ve hatalı bir şekilde karar verildiğini, sundukları itiraz dilekçesi üzerine mahkemenin duruşma günü tayin ettiğini ve duruşmada sözlü savunmalarının alındığını, delilleriyle belgeledikleri somut iddia ve itirazlarına rağmen itirazlarının reddediğldiğini ve gerekçe olarak sadece"taraflar arasında cari hesap mutabakatı" bulunmasının gösterildiğini, bunun dışında başka bir dayanak ve gerekçe olmadığını, oysa ki mutabakatın neden geçerli olmadığının belgeleriyle ortaya konulduğunu, dosyada mübrez olduğunu,Usul hukukunda kuralın, “taraflarca hazırlama” ilkesi olduğunu, ancak adil yargılama için taraflara yükümlülükler düşmekte olduğunu, HMK md. 29 hükmüne göre “Taraflar, dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadırlar.Taraflar, davanın dayanağı olan vakıalara ilişkin açıklamalarını gerçeğe uygun bir biçimde yapmakla yükümlüdürler.” yükümlülüğün ana noktalarının vakıalar ve deliller olduğunu, bu temel kurala rağmen, alacaklı olduğunu iddia eden tarafın maddi vakıaları, özellikle taraflar arasındaki ilişkinin gerçek mahiyetini, müvekkil şirket tarafından düzenlenen faturayı ve kendi keşide ettikleri ihtarname ile bu faturayı iade etmek suretiyle işin ihtilaflı hale geldiğini, maksatlı bir şekilde gizlediklerini, yerel mahkemenin itirazlarına ve sundukları delillere rağmen verdiği hatalı kararı değiştirmediğini, Müvekkil şirketin düzenlediği zarar faturası ve davacı ihtarnamesinin gizlendiğini, dava dilekçesinde; "Taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunmaktadır" ifadesine yer verildiğini ve devamında "12.12.2024 tarihli tarafların imzasını haiz mutabakat uyarınca, davalı tarafından cari hesap ilişkisi ve borç ikrar edilmiştir" denilerek mahkeme nezdinde İİK md. 258'de aranan "alacak hakkında kanaat" uyandırma çabası içie girildiğini, müvekkil şirket ile davacı arasında bir ticari ilişki olmakla birlikte, süregelen bir cari hesap ilişkisi olmadığını, nitekim dava dilekçesi eklerinde böyle bir sözleşme vs. belgenin de yer almadığını, Müvekkil şirketin, elektrikli araç üretimine ilişkin ana üretim faaliyetinde kullanılmak üzere davacıdan su pompası, kablo, ıstıcı montaj vidası, sirkülasyon pompası, yüksek voltaj ısıtıcı gibi endüstriyel ürünler satın aldığını, buna mukabil davacı tarafça kesilen faturaların tamamının ödendiğini, ancak bu ürünlerden arızalı ve hatalı olduğu tespit olunan toplam 52 kalem ürüne ilişkin toplam 24.374,85 Euro'luk "Hatalı Ürün Zarar Tazmini" faturası düzenlendiğini, müvekkil şirket tarafından düzenlenen 28.01.2025 tarih ve 1.095.666,08 TL bedelli fatura ile eki olan listenin ekte sunulduğunu, bu fatura ile beraber sonuç olarak bu iki işlem farkı bakımından müvekkil şirketin ... Otomotiv'den 346,16 Euro alacaklı olduğunu, Nitekim davacı tarafın dava dilekçesinde "yapılan ödemeler neticesinde" ifadesi ile kabul ettiği üzere 214.658,16 Euro'nun sadece 28.903, 66 Euro'luk kısmının ödenmediğini, kalan kısmın ise ödendiğini, ne var ki davacı tarafın bakiye tutarın neden ödenmediğini mahkemeden gizlediğini, zira müvekkil şirket tarafından keşide edilen 28.01.2025 tarihli faturaya İzmir ...Noterliği'nin 31.01.2025 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesi ile itiraz ettiklerini, dolayısıyla 31.01.2025 tarihinde keşide ettikleri ihtarname ile müvekkil şirket tarafından düzenlenen faturayı iade ederek, aradaki ticari ilişkiyi ihtilaflı hale getiren davacı tarafın aynı gün, yani 31.01.2025 tarihinde kötü niyetli bir şekilde ve oldu bittiye getirerek mahkemeye başvurduğunu, müvekkil şirket davacı tarafça gönderilen ihtarnameyi tebliğ alıp hatalı ürünlerin ne olduğu, zararın nereden kaynaklandığı gibi hususlar iki tarafça da değerlendirilmeden, ticari hayatın olağan akışına aykırı bir şekilde ihtiyati haciz talep edildiğini, taraflar arasındaki ilişkide zaten müvekkil şirket tarafından halihazırda yaklaşık %87'lik ödeme yapılmışken, bakiye %13'ün neden ödenmemiş olabileceğinin irdelenmediğini, mahkemece de bu detayın üzerinde durulmadığını,Hesap mutabakatının geçerli olmadığını, mahkemenin verdiği ihtiyati haciz kararında ibraz edilen deliller arasında12.12.2024 tarihli cari hesap mutabakatının da yer aldığını, nitekim karşı tarafın yanıltıcı bir şekilde, 10.12.2024 tarih ve 12.12.2024 tarihlerinde taraf şirketleri temsilen atılan imzaları içeren Hesap Mutabakatı başlıklı yazıyı, müvekkil şirketin borcu ikrar ettiğini ileri sürerek mahkemeye sunduğunu, oysa ki dikkatli incelendiğinde müvekkil şirket adına atılan imzanın, müvekkil şirketin finans direktörü ...'e ait olduğunun görüleceğini, güncel ve geçerli imza sirkülerine göre kendisinin tek imzası ile mutabakat yapma yetkisinin olmadığını, ...'in imza sirkülerine göre "ikinci derece"imza yetkilisi olduğunu, imza sirkülerine göre yapılacak işlerin ve buna karşılık ihtiyaç duyulan yetkinin ne şekilde kullanılacağının açıkça sıralandığını, buna göre alacak-borç mutabakat mektuplarında ikinci derece imza yetkilisinin yanında bir de birinci derecede imza yetkilisi bir kişinin müşterek imzasının arandığını, mahkemenin davacı tarafça sunulan ve karara dayanak alınan hesap mutabakatındaki imzanın kime ait olduğunu ve geçerli olup olmadığını irdelemediğini, Ticaret Sicil Kayıtları üzerinden erişilebilir olan güncel imza sirkülerini dosyaya celp etmediğini, bu yönüyle kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu, davacı tarafın ise dosyaya sadece hesap mutabakatını sunduğunu ancak kendilerinde mevcut olduğu halde imza sirkülerini sunmadıklarını,Müvekkil şirketin mal kaçırmayacak kadar büyük, kurumsal ve köklü bir şirket olduğunu, yerel mahkemenin müvekkil şirkete herhangi bir tebligat yapmadan, gıyabında ve dosya üzerinden bu kararı verdiğini, davacının gerçek dışı beyanlarına itibar ettiğini, davacı tarafın bu iddiasını temellendiren hiçbir delil, belge vs. ibraz etmediğini,Davacı tarafın da kabul ettiği üzere müvekkil şirketin 214.658 Euroluk fatura borcunun %87'sini ödediğini, sadece 28.903 Euroluk bir tartışmalı bakiye kaldığını, eğer aradaki ticari ilişkinin konusu sadece bu 28.903 Euro'luk alacaktan ibaret olsa idi ve karşı taraf hiçbir tahsilat yapamamış olsa idi, bunun şüphe uyandıran bir tablo olduğunun varsayılabileceğini, ne var ki mal kaçıracak bir şirketin, borcunun neredeyse tamamını ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Asıl üzerinde durulması gereken noktanın müvekkil şirketin organizasyon yapısı ve profili olduğunu, uzun yıllardır elektrikli araç sektöründe faaliyet gösteren müvekkil şirketin esasen Türkiye'nin de ilk elektrik araç üreticisi konumunda olduğunu, şirketin 100'e yakın personelinin bulunduğunu, Yönetim Kurulu Başkanının ... olduğunu, kendisinin ... üyesi olduğunu, mevcut tabloda, esasen karşı tarafın da müvekkil şirketin hiçbir surette mallarını kaçıracak profilde bir şirket olmadığını bildiğini, buna rağmen dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde mahkemeyi yanıltıcı beyanda bulunduklarını,İtiraz konusu somut olayda davacı tarafın müvekkil şirketin mal kaçırma riskinin kesinlikle söz konusu olmadığını bildiği halde, özellikle maaş ödemelerinin olduğu ayın ilk haftasında hesaplara bloke koymak ve haciz baskısı altında müvekkil şirketi zor duruma düşürmek için, böyle bir yola başvurduğunu, nitekim davacı tarafın derhal haciz uygulamak üzere mahkemeye, kesin takibe geçtikleri ...'ne müzekkere yazılması için başvuruda bulunduğunu, bunu takiben davacı tarafın mahkemeden aldığı ihtiyati haciz kararında sadece "1.074.825,95 TL'nin tahsilinin ifasını temin bakımından" ifadesi yer almasına rağmen Türkiye bankacılık sektöründe faaliyet gösteren bankaların tamamına bloke koyduğunu, müvekkil şirket adına kayıtlı araçların tamamına haciz şerhi işlenmesini sağladığını, müvekkil şirketin nakit akışının tamamen durduğunu, maaş ödemelerini ve diğer ticari ödemelerini yapamadığını, dosyaya sunulan teminatın iade edilmesine muvafakatlerinin olmadığını belirterek dosyaya yatırılan teminat tutarının yasal süreçler nihai olarak sonuçlanıncaya kadar, davacı tarafa iade edilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, faturaya dayalı bakiye alacak hakkında ihtiyati haciz verilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece 04/02/2025 tarihli karar ile, İhtiyati haciz talebinin kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı muteriz vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine duruşma açılmak suretiyle itiraz değerlendirilmiş ve 25/02/2025 tarihli ek karar ile;İhtiyati hacze itirazın REDDİNE, karar verilmiş ve ek karara karşı ihtiyati haciz kararına itiraz eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 2004 sayılı İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haczin şartları düzenlenmiştir.Buna göre rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir.Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır. (Yargıtay 19. HD 2016/18235 E. 2018/731 K.)İİK 265/1 maddesinde itiraz nedenleri sınırlı olarak sayılmış olup, buna göre uyarınca borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı itiraz edebilir.Somut olaya döndüğümüzde, talep eden vekilinin talep dilekçesi ekinde sunduğu, 10/12/2024 tarihli mutabakat belgesi, satış faturası, mail yazışmaları, ihtiyati haciz talebine konu muaccel ve rehinle temin edilmemiş alacağının bulunduğunu İİK'nun 258 maddesi kapsamında yaklaşık düzeyde ispat ettiği, muteriz vekilince ileri sürülen hesap mutabakatı başlıklı belgede müvekkili şirket adına atılan imzanın, müvekkil şirketin finans direktörü ...'e ait olduğu, güncel ve geçerli imza sirkülerine göre kendisinin tek imzası ile mutabakat yapma yetkisinin olmadığı, davacı tarafça teslim edilen ürünlerden arızalı ve hatalı olduğu tespit olunan toplam 52 kalem ürüne ilişkin toplam 24.374,85 Euro'luk "Hatalı Ürün Zarar Tazmini" faturası düzenlendiğine yönelik itirazlar İİK'nun 265 maddesinde sınırlı şekilde sayılan itiraz sebepleri arasında yer almadığı, açılacak bir menfi tespit davasında ileri sürülebileceği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz kararına yönelik yapılan itirazın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup, muteriz vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, muteriz vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Muteriz vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.