T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/613 Esas
KARAR NO: 2025/575 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI: 2024/796 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİH: 19/02/2025 (Ara Karar Tarihi)
DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 10/04/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının saklayanı olduğu davacıya ait malların fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davacıya aynen iadesi talebiyle açılacak dava öncesinde, gecikmesinde sakınca bulunması ve telafisi zor zararlara düçar kalınması nedenleriyle davacıya ait 9.532 ton emtianın şimdilik 516,8 ton kısmının tedbiren davacıya teslim edilmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/1217 D.İş sayılı 11/10/2024 tarihli kararı ile; "İhtiyati tedbir talebinin takdiren ve maktuen 1.000.000 TL teminata bağlı olarak KABULÜ ile; Tedbir isteyen tarafından 3. kişi ... Çelik A.Ş.'ye hitaben düzenlenen 04/10/2024 tarihli ve toplam 238.088,49 EURO bedelli proforma fatura ile aynı tarihli ve toplam 124.675,96 EURO bedelli proforma fatura olmak üzere söz konusu 2 proforma faturada dökümü yer alan emtianın ihtiyati tedbir yoluyla tedbir isteyen tarafa teslimine, Karara konu emtianın özgülenmesi ve kararın infazının mümkün olması yönünden bir anlam içermek üzere söz konusu proforma faturaların dosyadaki örneklerine göre yazı işleri müdürlüğünce onaylanacak örneklerinin bu kararın eki sayılmasına," karar verilmiştir. Davalı vekili İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/1217 D. İş sayılı dosyasına vermiş olduğu 16/10/2024 tarihli itiraz dilekçesi ile verilen 11/10/2024 ihtiyati tedbir kararına itiraz ettiği, esas hakkında davanın ilk derece mahkemesinin yukarıdaki esas numarasına açılmış olması nedeniyle itiraz evrakı ile değişik iş dosyasının gönderildiği, itirazın ve talebin değerlendirilmesi hususunda, HMK'nın 394/4 maddesi uyarınca duruşma açıldığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 19/02/2025 Tarihli ve 2024/796 Esas sayılı kararı ile; "Talep; davacının kendisine ait olup davalıya ait depoda bulunan emtiasının tedbiren kendisine teslimi yönünde verilen İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/10/2024 tarihli, 2024/1217 D.İş sayılı dosyasından verilen ihtiyati tedbir kararına yönelik itiraza ilişkindir. İhtiyati tedbir talep eden; kendisine ait olup taraflar arasında düzenlenen saklama sözleşmesi gereği davalıya ait depoda bulunan emtiasının kendisine teslim edilmediğini iddia ederek malların kendisine teslimi yönünde ihtiyati tedbir talep etmiştir.Bilindiği ve öğretide de kabul edildiği üzere ihtiyati tedbir "...kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır." şeklinde tarif edilmiştir. (Medeni Usul Hukuku 12.Baskı Sh.714-Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, Prof. Dr. Oğuz Atalay, Prof. Dr. Muhammet Özekes) Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbir diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır.Nitekim 6100 sayılı HMK'nın onuncu kısmının birinci bölümünde düzenlenen ihtiyati tedbir müessesesi 389. madde başlığında "geçici hukuki korumalar" olarak vasıflandırılmış ve aynı maddenin birinci fıkrasında "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" şeklinde şartları belirtildikten sonra takip eden maddelerde bu konudaki talep verilecek karar ve içereceği hususlar, teminat, kararın uygulanması gibi sair hususlar da duraksamaya yer bırakmayacak şekilde takip edilmesi ve yapılması gerekli usul ve prosedür vazedilmiştir. Uygulamada da kabul edildiği gibi ( Emsal: Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 01.06.2012 tarih, 2012/12474 E. -2012/14232 K. Sayılı ilamı) ve HMK'nun 391. maddesi gerekçesinde açıklandığı üzere “dava sonunda elde edilecek faydayı sağlayacak şekilde”, başka bir deyişle “davanın ve uyuşmazlığın esasını halleder şekilde” ihtiyati tedbir kararı verilmesi doğru değildir. Davanın ve uyuşmazlığın esasını halleder şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi HMK'nu 394/5'ne de aykırıdır. Mahkeme ancak mevcut durumda gecikmesi halinde doğabilecek tehlikeyi önleme veya ciddi zararı dava süresince (geçici olarak) önlemek için yalnız bu amaçla sınırlı olmak üzere gereken tedbirlerin alınması için ihtiyati tedbir kararı verebilir. HMK'nun 390/3.maddesi uyarınca, tüm dosya kapsamı nazara alındığında, taraflar arasında saklama sözleşmesi bulunduğu, aleyhine tedbir kararı verilen davalı tarafından sözleşmenin feshedildiği ve dava dışı şirketle saklama sözleşmesinin devam ettiği iddiasıyla husumet itirazında ve ödenmeyen fatura alacakları nedeniyle hapis hakkı bulunduğu savunmasını ileri sürdüğü, dosyanın geldiği aşama itibarı ile ibraz edilen deliller, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli olan yaklaşık ispata elverişli olmadığı ve tarafların talep ve iddialarının yargılamayı gerektirdiği gibi İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/10/2024 tarihli, 2024/1217 D.İş sayılı dosyasından verilen ihtiyati tedbir kararının Mahkememizin işbu 2024/796 Esas sayılı dosyasındaki uyuşmalığın esasını çözer mahiyette olduğu, nitekim İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesinin 2024/514 Esas, 2024/617 Karar sayılı ilamının da benzer mahiyette olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/10/2024 tarihli, 2024/1217 D.İş sayılı dosyasından verilen ihtiyati tedbir talebine yönelik itirazının kabulü ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, ''1-Davalı vekilinin itirazının kabulü ile İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/10/2024 tarihli 2024/1217 D.İş , 2024/1210 karar sayılı ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına dair verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanan 03/09/2019 tarihli ardiye sözleşmesinin feshedilmediğini, iş bu sözleşmenin 5. maddesinde devir yasağı bulunduğunu, davalı taraf her ne kadar iş bu dosya kapsamında dava dışı şirketle saklama sözleşmesinin devam ettiğinden bahisle husumet itirazında bulunmuş ve dava dışı şirketin ödenmeyen faturalar nedeniyle hapis hakkı bulunduğunu ileri sürmüşse de, davalı şirketin feshedilmeyen ardiye sözleşmesi kapsamında sorumluluğunun devam ettiğini, bu kapsamda yapmış olduğu itirazın mesnetsiz olduğunu, davaya konu ürünlerin de içinde olduğu ürünlere ilişkin taraflar arasında yapılan 13.08.2024 tarihinde imzalanan mutabakat ile dava konusu ürünlerin saklayanın davalı olduğunu, davalı vekilinin İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/1217 D.İş ve 2024/1210 D.İş Sayılı kararına ilişkin itirazın değerlendirildiği 08.01.2025 tarihli ekte zaptını sunmuş oldukları duruşmada mahkemece verilen kararın "müvekkilin hapis hakkının engellemeye yönelik" olduğunu beyan ederek tedbire konu ürünlerin saklayanının müvekkili ... A.Ş. olduğunu kabul ve beyan ettiğini, hal böyle iken sözleşmeye ve taraflar arasındaki mutabakata açıkca aykırı olarak düzenlenmiş bır kısım dava dışı şirket faturalarından bahisle yapılan itirazın mesnetsiz olduğunu; HMK'nın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâllerin, genel bir ihtiyatî tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edildiğini, Mahkemece, ihtiyatî tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesinin mümkün olacağını, aynı Yasa'nın 390/3 maddesine göre ise, tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebi ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğunu; Kendileri tarafından ihtiyati tedbir talep dilekçesi ekinde sunulan; taraflar arasında düzenlenen ardiye sözleşmesi, sözleşmede devir yasağını düzenleyen 5. madde hükmü, mutabakat listesi, talebe konu malların 3. kişiye satıldığına ilişkin proforma fatura içeriği, bu satış nedeniyle malların teslim edilmemesi halinde müvekkili şirketin uğrayacağı ciddi zarar, Gebze C. Başsavcılığı'nın 2024/33065 sayılı soruşturma evrakı bir arada değerlendirildiğinde tedbir talebine konu emtianın mülkiyetinin ihtiyati tedbir talep eden müvekkili şirkete ait oluşu da dikkate alındığında, ihtiyati tedbir talebinin şartlarının oluştuğunu, dosyaya sunmuş oldukları bilgi ve belgelerle de yaklaşık ispat şartının sağlandığını, hal böyle iken Yerel mahkeme tarafından verilen kararın usul ve yasaya dosya içeriğine açıkça aykırı olduğunu, İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/796 E sayılı dosyasında 20.02.2025 tarihinde verilen Davalı vekilinin itirazının kabulü ile İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/10/2024 tarihli 2024/1217 D.İş, 2024/1210 karar sayılı ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ilişkin ara kararın kaldırılarak İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/10/2024 tarihli 2024/1217 D.İş 2024/1210 karar sayılı ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, ardiye sözleşmesi ile davalı tarafa teslim edilen malların kısmen davalıdan alınarak davacıya teslim edilmesi konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir. İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/10/2024 tarihli, 2024/1217 D.İş , 2024/1210 karar sayılı kararı ile talebin kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı taraf itiraz etmiş, İlk Derece Mahkemesi'nce yukarıda açıklanan gerekçe ile itirazın kabulü ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrasında; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmü düzenlenmiştir. Buna göre şartların mevcut olması durumunda ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. 6100 Sayılı HMK'nın 390/3. maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut olayda; taraflar arasında 03/09/2019 tarihli ardiye sözleşmesi ve 28/07/2022 tarihli ek protokolün imzalandığı, davacının ihtiyati tedbir konusu ettiği ve üçüncü kişiye satışını yaptığı malların, bu sözleşme kapsamında davalıya ait depoda bulunduğunu ve davalı tarafından yapılan ihtara rağmen teslim edilmediğini, davalı tarafın ise, taraflar arasındaki ardiye sözleşmesinin 2024 yılı başında dava dışı ... Lojistik A.Ş.'ye devredildiğini, adı geçen şirket tarafından davacı adına faturalar düzenlendiğini, fatura bedellerinin ödenmemesi sebebiyle bu şirketin davacıya ait mallar üzerinde hapis hakkını kullandığını iddia ettiği, tarafların imzalarını taşıyan 13/08/2024 tarihli mutabakat metninde dava ve tedbir konusu malların 03/09/2019 tarihli ardiye sözleşmesi kapsamında davalı tarafından muhafaza edildiğinin kabul edildiği, davalı tarafça sunulan fesih protokolünün davacı tarafından imzalanmış bir protokol olmadığı, bu fesih protokolünde taraflar arasındaki 03/09/2019 tarihli ardiye sözleşmesinden bahsedilmediği, 29/11/2023 tarihli sözleşmeden bahsedildiği, yine davalı tarafından sunulan devir protokolünde de 03/09/2023 tarihli sözleşmenin ... A.Ş.'ye devrinden bahsedildiği, 03/09/2019 tarihli sözleşmenin devrinden bahsedilmediği, kaldı ki protokolün imzasız olduğu, ... A.Ş. tarafından düzenlenen faturaların dava ve tedbir konusu malların saklanmasına ilişkin olup olmadıklarının anlaşılamadığı, malların mülkiyetinin davacıya ait olduğu ve üçüncü kişiye satışının yapıldığının ihtilafsız olduğu, davalı tarafından ardiye sözleşmesinden doğmuş ve ödenmemiş bir alacağının olduğu ve hapis hakkının kullanıldığına yönelik bir savunmanın ileri sürülmediği, aksine davacıdan alacağının olmadığını beyan ettiği, davalı tarafın husumet itirazının yargılama neticesinde belirlenebileceği, davacının kendisine ait olması sebebiyle satışını yaptığı malları teslim edememesi halinde zarara uğrayacağı ve ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde gecikme sebebiyle ciddi bir zararın doğacağının açık olduğu, bu itibarla İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen ihtiyati tedbir kararının usul ve yasaya uygun, İlk derece mahkemesinin itirazın kabulü ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ilişkin kararının ise isabetsiz olduğu anlaşılmıştır.Sonucu itibariyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca İlk derece mahkemesi'nin 19/02/2025 tarihli ara kararının kaldırılmasına, Dairemizce itiraz hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/796 Esas (Derdest Dava Dosyası) 19/02/2025 (Ara Karar Tarihi) tarihli ara kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce talep hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 2-Davalının İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/10/2024 tarihli, 2024/1217 D.İş, 2024/1210 Karar sayılı kararına itirazının REDDİNE, 3-İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/10/2024 tarih ve 2024/1217 D.İş - 2024/1210 Karar sayılı ihtiyati tedbir kararı geçerliliğini koruduğundan Dairemizce yeniden ihtiyati tedbir kararı verilmesine yer olmadığına, 4-Davalı tarafından istinaf aşamasında yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 5-İstinaf yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte İlk derece mahkemesince değerlendirilmesine, 6-Artan gider avansı bulunması halinde davacıya iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından davacı tarafa tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!