T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/916 - 2025/1061
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/916
KARAR NO : 2025/1061 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/10/2021
NUMARASI : 2021/84 E. - 2021/380 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/10/2021 tarih ve 2021/84 E. - 2021/380 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2019/86273 sayılı “...” ibareli 29.sınıftaki marka başvurusuna davalı tarafından "..." ibareli markalarına dayalı olarak yapılan itiraz üzerine SMK 6/1. madde bağlamında iltibasa sebebiyet verecek ölçüde benzer olduğu gerekçesiyle başvurunun reddine karar verildiğini, müvekkilinin 1997 yılından bu yana çok çeşitli sınıflarda ve ortak 29. sınıftaki aynı emtialarda tescilli çok sayıda “...” ve “...” ibareli markası bulunduğunu, “...” markasının TÜRKPATENT nezdinde tanınmış marka olarak tescil edildiğini, davalı kurum tarafından benzer bulunan markaların bütün olarak görsel, işitsel ve anlamsal olarak farklı olduğunu, müvekkiline ait marka başvurusunda “...” ibaresinin arka planda kaldığını, farklı bir yazı karakteriyle ve küçük harflerle yazıldığını, “...” ibaresi ve şekil unsurunun ön plana çıkarıldığını, “...” markasının müvekkilinin sair “...” ibareli markalarının serisi niteliğinde olduğunu ileri sürerek, ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun 22.01.2021 tarihli 2021-M-354 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu marka ile redde mesnet markaların aynı/aynı türden emtiaları içerdiklerini, markaların iltibasa sebebiyet verecek ölçüde benzer olduğunu, dava konusu 2019/86273 sayılı “...” ibareli başvuruda "..." ibaresinin esas unsur olarak yer aldığını, “...” ibaresinin davacının çatı markası konumunda olduğunu, bu başvuru ile markalaştırılmak istenen unsurun ... ibaresi olduğunu, bu haliyle kendi serisinin dışına çıkarak davalı markalarına yakınlaşma çabası içerisine girildiğini, ... ibaresinin, davalı markasında da aynen ve esas unsur olarak yer aldığını, markaların aynı seriden algılanacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin 1961 yılından bu yana faaliyette bulunduğu "..." markasının ... tarafından tanınmış marka olarak kabul edildiğini, yine müvekkilinin "..." ibaresini de ilk kez 1990 yılında tescil ettirdiğini ve tanınmış hale getirdiğini, davacının markasının müvekkili markası ile iltibasa neden olacak düzeyde benzer olduğu yönündeki kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, müvekkili şirket adına tescilli “...” ibareli markaların, 6769 sayılı SMK’nın 6/4 ve 6/5 maddeleri uyarınca tanınmış markalar olduğunu, davacının “...” ibareli markasının çatı marka olduğunu, çatı markaların benzerlik incelemesinde öneminin bulunmadığını, müvekkiline ait “...” ibareli markaların zayıf/tanımlayıcı marka olarak kabul edilebilmesinin mümkün olmadığını, bir an aksi düşünülse dahi çağrışımsal gücü yüksek bir marka, zayıf dahi olsa tescilli olduğu sürece asgari korumayı haiz olduğunu, ortalama gıda tüketicisinin dava konusu marka ile müvekkili markasını benzer olarak algılayabilecek yahut iki marka arasında iktisadi bir bağ olduğunu düşünebileceğini, davacının marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davaya konu marka başvurusunda ön plana çıkan unsurun ve davalıya ait itiraza mesnet markaların esaslı unsurunun “...” ibaresi olduğu, davaya konu markada “...” ibaresinin bağımsız varlığını koruması karşısında markaların görsel olarak benzer bulunduğu, davaya konu marka başvurusunda “...” ibaresinin davacıya ait çatı marka olduğu, davalıya ait markalarda 2018/92162 sayılı “... ye ...” markası hariç “...” ibaresinin bağımsız olarak kullanıldığı, 2018/92162 sayılı marka hariç taraf markalarının düşük dereceli kavramsal benzerlik taşıdığı, markaların ortak “...” ibaresini içermesi karşısında ortalama tüketicilerin bu ibareyi işitsel olarak rahatlıkla seçebileceği, markaların aynı şekilde okunacağı karşısında taraf markalarının sesçil benzerlik taşıdığı, çekişme konusu emtiaların herhangi bir uzmanlığa ilişkin olmadığı, hedef tüketici kitlesinin dikkat seviyesinin düşük olduğu, sonuç olarak markaların görsel, sesçil ve kavramsal olarak benzer olduğu, markalarda müşterek olarak bulunan "..." ibaresinin davaya konu emtiaları veya bu emtiaların karakteristik özelliklerini hemen ve ilk bakışta tanımlamadığı, bu nedenle asgari düzeyde somut ayırt edici niteliği haiz olduğu, başvuru/tescil sınıflarının yüksek dereceli benzerliği karşısında 2019/04664, 2019/04662, 2018/93389, 2018/59250 tescil sayılı markalar ile davacıya ait marka başvurusu arasında çekişme konusu emtialar bakımından SMK m.6/1 hükmü bağlamında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, dava konusu marka başvurusunun 13.09.2019 tarihinde tescil başvurusuna konu edildiği, davacı yanın TÜRKPATENT sicil kayıtlarında "..." veya "..." ibaresini asli unsur olarak içerir başkaca bir markasına rastlanılmadığı, uyuşmazlığın taraf markalarında “...” ibaresinin ortak kullanımından kaynaklı bulunduğu, davacının salt “...” çatı markasından kaynaklı bir müktesep hakkının var olamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, “...” ibareli markalarının, yoğun kullanım, reklam ve tanıtım faaliyetleri ve ürün kalitesi ile tüketiciler nezdinde müvekkiliyle özdeşleştiğini, bu markanın kullanım ve tescilinin taraflar arasında çekişme konusu olmadığını, müvekkilinin “...” ibareli markaları gözetildiğinde, başvuru konusu “...” markasının, “...” ibaresine çeşit/vasıf bildirmek üzere tali unsur olarak eklenen “...” ibaresiyle ve şekil unsuruyla birlikte, önceki markaların kapsadığı 29. sınıftaki ürünlerin tüketiciye yenilenmiş bir marka imajı ile sunulması, belirtilen şekilde seri markalar yaratılması mahiyetinde bulunduğunu, müvekkilinin “...” ibaresi ile başlayan markalar üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu, başvurudaki "..." ibaresinin çatı marka olarak değerlendirilemeyeceğini, asli unsurun "..." ibaresi olduğunu, "..." ibaresinin tüketicinin zihninde yaratacağı tek algının ürünün az kalorili/light niteliğe sahip bulunduğunu göstermek olacağını, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıflığı nedeniyle dava konusu başvurudaki sair unsurların iltibas tehlikesini bertaraf ettiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." ibareli başvuru ile davalı Şirket adına tescilli "..." asıl unsurlu redde mesnet markalar arasında, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira gerek dava konusu başvurunun gerekse redde mesnet markaların asli unsularının "..." ibaresinden oluştuğu, dava konusu başvuruda yer verilen "..." ibaresi davacının çatı markası olduğundan, iltibas değerlendirmesinde dikkate alınamayacağı, dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği malların redde mesnet markaların kapsamında da bulunduğu, davacı lehine müktesep hak koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/05/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!