T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/844
KARAR NO : 2025/1106
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/03/2023
NUMARASI : 2022/136 E. - 2023/87 K.
DAVANIN KONUSU : Marka Hakkına Tecavüzün Kaldırılması, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/03/2023 tarih ve 2022/136 E. - 2023/87 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili kurumun TÜRKPATENT nezdinde 91/003010, 2009/03281, 2010/31025, 2010/31026, 2010/31026, 2010/31027, 2010/31028, 2011/93803, 2011/93804, 2013/52156, 2013/62596 sayılı "... şekil", "... ...", "...", "... ...", "... ..., "... ...", "... ..." ibareli tescilli markalarının bulunduğunu, davalı şirket adına tescilli 2018/69368, 2018/110331, 2020/65128, 2021/105417 sayılı "...", "..." ibareli markaların müvekkili kuruma ait markalar ile iltibas oluşturduğunu, davalı işletmesindeki afiş, flama, reyon tabelası, etiket ve mağaza vitrin görsellerinin de benzer ihlaller içerdiğini, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan şikayet neticesinde Bakırköy 1. FSHCM'nin 2021/165 E. sayılı ceza davasının görüldüğünü, davalının bu esnada dava konusu marka başvurusunda bulunduğunu, dava konusu marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin müvekkili markalarındaki mal ve hizmetler ile aynı ya da benzer olduğunu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davalı markasının lanse edildiği tabelalarda zeminin kırmızı ve karakter grubunun beyazla teşkil edilmesinin rastlantısal bir seçim olamayacağını, davalının kötü niyetli olduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, tüm Türkiye sathında "..." ibaresinin müvekkilini işaret ettiğini, davalının "..." ve "mağaza" ibarelerini işletmesinde kullandığını, bu durumun aynı zamanda müvekkili marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek, müvekkili Kuruma ait tescilli markalardan kaynaklanan haklara tecavüz teşkil eden tabela, afiş, flama, camekan etiketleri, reyon tabelası, mağaza içi görselleri, İnternet ve sosyal medyadaki kullanımları ile tespit olunacak tüm ihlallerin 6769 sayılı SMK'nın 149/1-ç maddesi uyarınca hükmen kaldırılmasına, davalı adına 2018/69368, 2018/110331, 2020/65128 ve 2021/105417 no ile tescilli markaların müvekkilinin maliki bulunduğu markalarla benzer mal ve hizmetler yönünden iltibaslı olduğunun tespiti ile neticeten benzer mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne, ilamın masrafı davalı yandan alınmak suretiyle ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şahıs vekili, davacının kötü niyetli olduğunu, mesnet markaların davacı tarafça kullanılmadığını, davacının unvanının, ... olarak 25.03.2013 tarih ve 2013/4533 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile değiştiğini, bu unvan ve marka değişikliğinden 5 yıl sonra müvekkili tarafından ... marka başvurusunun yapıldığını, markalar arasında karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkilinin markalarının tamamen özgün olduğunu, logoları arasında da belirgin farklılıklar bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacıya ait 91/003010 başvuru numaralı marka müddet olduğundan incelemede dikkate alınmadığı, dava konusu marka kapsamında yer alan "29. sınıf: Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Süt ve süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar." mallarının davacıya ait markalar kapsamında aynen yer aldığı; davacı yanın "... ...", "... + şekil", "... ...", "... ...", "... ...", "... ..." şeklindeki markaları ile dava konusu markanın bütüne hakim algıları itibariyle hiçbir benzerlik taşımadığı; bununla birlikte davacı yanın "..." esas unsurunu haiz markaları ile dava konusu markaların benzer olduğu, bu markaların her birinin davacı yanın çok uzun yıllara sair toplum nezdinde yarattığı kamusal imajdan kaynaklı olarak davacı yana ait bir teşebbüs olduğu yönünde algı yaratmasının mümkün olacağı; kaldı ki yine taraf markalarında büyükbaş hayvan görselinden esinlenilerek oluşturulmuş logoların yer almasının da bu algıyı pekiştirme ihtimali bulunduğu; ancak davalının, davacının hükümsüzlüğe mesnet olarak gösterdiği markaları dava tarihinden geriye doğru son 5 yıl içinde ciddi şekilde kullanmadığını iddia ettiği, burada ispat külfeti davacıda olup, davacının hükümsüzlüğe mesnet 2009/03281 sayılı "... ...", 2010/31025 sayılı "... ...", 91/003010 sayılı "..." markaları kullandığını ispatlaması gerektiği, ancak davacının dava tarihinden itibaren geriye dönük son 5 yıl içinde (11/04/2017-11/04/2022) hükümsüzlüğe mesnet markalarını kullandığına ilişkin delil sunmadığı, markalarını kullandığını ispat edemediği, hükümsüzlük ve marka hakkına tecaüz koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, kararın eksik inceleme sonucu verildiğini, müvekkilinin 71 yıldır faaliyet gösterdiğini, mazilerinin ve kapasitelerinin iltibasın varlığının tayininde nazara alınması gerektiğini, buna ilişkin delillerin görmezden gelindiğini, müvekkili markasının tanınmış olduğunu, müvekkilinin markalarının kullanılmadığı gerekçesiyle hükümsüzlüğü talebiyle açılan davanın reddedildiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka hakkına tecavüzün kaldırılması ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, her ne kadar dava konusu 2018/69368, 2018/110331, 2020/65128 ve 2021/105417 sayılı markalar ile davacının mesnet 2010/31025, 2009/03281 ve 91/003010 sayılı markaları arasında, 29. sınıftaki bir kısım mallar yönünden SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas ve dolayısıyla SMK'nın 25/1. maddesi uyarınca da hükümsüzlük koşulları oluşmuş, ayrıca davalının markasal kullanımlarının marka hakkına tecavüz oluşturduğu anlaşılmış ise de, gerek hükümsüzlük davalarında SMK'nın 25/7. maddesi uyarınca, gerekse de marka hakkına tecavüz iddiasıyla açılan davalarda SMK'nın 29/2. maddesi uyarınca, SMK'nın 19/2. maddesi hükmünün def'i olarak ileri sürülebileceği, davalı tarafça da süresinde verilen cevap dilekçesinde, davacının mesnet markalarının kullanılmadığı def'isinin ileri sürüldüğü, ancak mesnet markaların kullanıldığına ilişkin ispat külfeti kendisinde olan davacı tarafça, söz konusu markaların çekişme konusu mallarda Türkiye'de dava tarihinden geriye doğru 5 yıl içerisinde ciddi biçimde kullanıldığına ilişkin delil sunulmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 02/06/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!