WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Haziran 2026

YARGITAY 9. HUKUK DAIRESI

A- A A+

9. Hukuk Dairesi         2025/7457 E.  ,  2025/8472 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1806 E., 2025/1566 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 33. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/1108 E., 2020/213 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 27.05.2016 tarihinde emekli olarak işyerinde ayrıldığını, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle sona ermesi üzerine hak kazandığı kıdem tazminatının sadece yarısının ödendiğini, zira sendika üyesi olan davacının davalı işyerinde uygulanmakta olan toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanması gerektiğini, işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmelerinin 49. Maddesinde "01.09.2005 tarihinden önce işe giren işçilerin iş sözleşmelerinin İş Yasasındaki kıdem tazminatı ödenmesini gerektiren hallerin feshi halinde işçiye her hizmet yılı için 60 günlük ücreti tutarında ktdem tazminatı ödenir. 01/09/2005 tarihinden sonra işe ilk defa girecek olan işçiler için kıdem tazminatı 30 gün üzerinden hesap edilir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır." hükmünün bulunduğunu, davacının 60 gün üzerinden kıdem tazminatı ödenmesi gereken grubun içerisinde olduğunu ancak davalı işverence kıdem tazminatının 30 gün üzerinden hesapladığını, bu nedenle kıdem tazminatının eksik ödendiğini, davalı Şirkette 24 saat çalışma 24 saat dinlenme şeklinde çalışıldığını, davacının bu çalışma esasına göre ödenmesi gereken fazla çalışma ücretlerinin de eksik ödendiğini, hafta tatili ve resmî tatil ücretlerinin %100 zamlı olarak ödenmesi gerektiğini, davacının iradesi dışında emekli olmak zorunda bırakıldığını, 48 yaşında olduğu için iş bulmasının zor olduğunı ve bu nedenle 65 yaşına kadar uğrayacağı maddi zararın da davalı tarafça tazmini gerektiğini, işverenin vaatte bulunduğu askerlik borçlanmasının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı farkı, fazla çalışma ücreti, maddi ve manevi tazminat ve askerlik borçlanmasına ilişkin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacak ve tazminatlara karşı zamanaşımı def'i ileri sürüldüğünü, ... San. Tic. AŞ'nin 2010 yılı Eylül ayında kurulduğunu, bu tarihten önce ... İşletmesinin 1952 yılında kurulan ... Bankası yerine 1983 yılında kurulan .. Kurumu ve 1948 yılında kurulan ... Genel Müdürlüğüne bağlı olarak faaliyet gösterdiğini, bu işyerinin 2005 yılında özelleştirme yapılarak ... Belediyesine devredildiğini, bu aşamadan sonra 2010 Eylül ayından itibaren vapurların iskelelerin ve bir kısım personelin devralındığını, fazla çalışma ücreti hakkındaki iddialarının sendikayı ve tarafları bağladığını, davacının iddialarının hukuki dayanağının bulunmadığını, davacının teşvikten yararlanmak için kendi isteğiyle emekli olduğunu, maddi tazminat talebini ispatlamakla yükümlü olan davacının 65 yaşına kadar zararını talep etmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, çalışma şekline göre hak kazandığı tüm alacaklarının kendisine eksiksiz olarak ödendiğini, Yargıtayın istikrarlı kararlarında kıdem tazminatı ödemesinin tavanı aşmayacağı belirtildiği, davacının gemi içinde veya limanda bulunduğu sürenin fazla çalışma olarak kabul edilemeyeceğini, davacının fazla çalışma ücretlerinin ödendiği, bankaya ödenen ücretlerini ihtirazı kayıt koymadan tahsil eden davacının fazla çalışma ücreti talep edemeyeceğini ve askerlik borçlanmasına hak kazanmadığı belirtilerek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işverenliğe ait işyerinde 30.10.1989-13.03.2016 tarihleri arasında kaptan unvanıyla çalıştığı, dinlenen taraf tanıkların davacının iddia ettiği çalışma sistemini doğruladığı, gemide 24 saat çalışma sisteminde uyku ihtiyacını giderip gideremediği hususunun tespiti için yerinde inceleme yetkisi verilerek bilirkişi raporu alındığı, rapor içeriğine göre gemide yataklı, tuvalet ve duşlu kamaraların bulunduğu anlaşılmış ve davacının uyku ihtiyacını giderebileceği imkanların sağlandığı, buna göre davacının 10 saat dinlenme arası verilerek günde 14 saat çalıştığı kanaatine varıldığı, her ne kadar davalı vekili davacının fazla çalışma ücretlerinin ödendiğini iddia etmişse de çalışma saatleri taraflar arasında ihtilaflı olmadığından beyan edilen çalışma saatlerine göre sonuca gidilip davalı tarafından yapılan ödemelerin mahsubu ile davacının bakiye fazla çalışma ücreti alacağının bulunduğunu, bu alacağın ıslaha karşı ileri sürülen zamanaşımı def'i gözetilerek hesaplanıp hüküm altına alındığı, davalı Şirket tarafından 30.12.2015 tarihinde yapılan duyuruda, sigortalılık süresi, yaş ve prim bakımından yaşlılık aylığı almaya hak kazanan personelin Şirket programına göre emeklilik sebebiyle işyerinden ayrılmaları hâlinde 8 haftalık ücret ve parayla ölçülebilen değer kadar emeklilik teşvik primi ödeneceğinin belirtildiği, davacının emeklilik teşvik priminden faydalanmak üzere emeklilik sebebiyle işten ayrılmak istediğini belirttiğinin anlaşıldığı, davacının yazılı beyanının baskı yoluyla alındığına ilişkin dosya kapsamında tanık beyanı dahil delil de bulunmadığı anlaşılmış ve ispatlanamayan maddi tazminat talebinin reddi gerektiği, davacının askerlik süresinin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınamayacağı kanaatine varılarak askerlik borçlanması talebinin reddine karar verildiği, davalı tarafından davacı aleyhine manevi zarar doğurucu ağırlıkta bir ... bulunmadığı kanaatiyle manevi tazminat talebinin de reddi gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmi dava olarak açıldığı, son ek bilirkişi raporunun benimsenen hesaplama seçeneğinin dosyadaki delillere uygun bulunduğu, belirlenen işçilik alacağının ödendiğine dair somut ispat delili sunulmadığı, belirlenen alacaktan daha fazla alacağı olduğuna yönelik iddiasını davacı tarafın ispatlayamadığı anlaşılmış olmakla, İlk Derece Mahkemesinin karar yerinde açıkladığı gerekçe dahilinde hüküm tesis etmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esasta reddine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz başvurusunda;
1. İlk Derece Mahkemesi tarafından hukuka aykırı olarak fazla çalışma alacağı talebinin kabulüne karar verildiğini, davacının müvekkili Şirket uhdesinde ödenememiş herhangi bir alacağı bulunmadığını, çalıştığı süre boyunca usulüne uygun olarak dinlenme ihtiyaçlarının karşılandığını, dolayısıyla davacının aralıksız 24 saat bilfiil çalıştığı yönünde aksi yöndeki iddialarının yerine olmadığını, zira müvekkil Şirket gemilerinde çalışma süresi, 8 saat çalışma, 2-4 saat ara dinlenme ve 4 saat fazla çalışma şeklinde yapılmakta olup, davacıya bu çalışma sistemine göre tüm fazla çalışma ücretleri ödendiğini,
2. Davacının müvekkili Şirket nezdinde çalışmaya başlamış olduğu tarihten, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihine kadar geçen süre içerisindeki fiilî çalışma sürelerinin Operasyon Müdürlüğü tarafından her bir 15 günlük dönem için belirlenerek ve buna göre günlük çalışma saatleri çizelgeleri oluşturulduğunu, bu çizelgelerinde belirtilen çalışma süresinden önce seferlerinin sona erdiğini ve gemi adamlarının dinlenmeye geçtiğini,
3. Davacının fiilî çalışma sürelerinin 854 sayılı Deniz İş Kanunu'na (854 sayılı Kanun) uygun olarak müvekkili Şirket tarafından tespit edilerek ve hak kazandığı fazla çalışma ücretlerinin kendisine ödendiğini, kaldı ki davacıya ait ücret bordrolarında çalışma tahakkukları yapıldığını ve söz konusu tahakkuk içeren bordroların davacı tarafça hiçbir ihtirazı kayıt konulmaksızın imzalandığını, artık bu durumda tahakkuk içeren ve imzalı bordroyla ödenen dönem için fazla çalışma alacağı talebinde bulunulamayacağını,
4. Ayrıca hükme esas bilirkişi ek raporunda fazla çalışma ücretinin %50 oranında zamla hesaplanmasının (hesaplamanın 1,5 ile çarpıldığı belirtilmektedir) hatalı olduğunu belirterek ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının fazla çalışma ücret alacağına hak kazanıp kazanmadığı ile bu alacağın hesaplanması yöntemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.