9. Hukuk Dairesi 2025/5147 E. , 2025/8452 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1375 E., 2025/624 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/325 E., 2024/69 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi.
Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 04.11.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü taraflar adına gelen olmadı.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin projelerinde 1992-2015 yılları arasında personel ve idari işler müdürü olarak net 5.500,00 USD sabit ücretle çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, hafta içi 08.00-18.00 saatleri arasında çalıştığını, haftada 3 gün 20.00-22.00 saatine kadar hafta tatili ve genel tatil günlerinde de çalıştığını ancak karşılığının ödenmediğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatları ile birlikte fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde puantör olarak çalıştığını, belirli süreli iş ilişkisinin kurulduğunu, işin bitirilerek tesliminden sonra iş ilişkisinin sona erdiğini, bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatı talep edemeyeceğini, diğer alacaklarının çalışmalarının karşılığının net ücrete eklenerek ödendiğini, yıllık izin alacağının zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafın cevap dilekçesinde yabancı hukuk uygulanmasına ilişkin bir beyanda bulunmadığı ve itiraz etmediği, somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiği, davacının davalı Şirketin yurt dışındaki inşaat şantiyelerinde 05.08.2011-18.02.2015 tarihleri arasında 5.100,00 USD ücret ile çalıştığı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacakları bakımından davacının 05.08.2011-05.11.20 12... .08.2013-31.05.2014 tarihleri arasında tanıklarla birlikte çalıştığı ve bu dönemler yönünden anılan alacakları ispat ettiği, Mahkemece resen hesaplama yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin ilk iki kararına karşı davacı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmadığı, şimdi istinaf nedeni yaptığı hususları daha önce ileri sürmediği, tespit ve kabul edilen temel ücret ve giydirilmiş ücret miktarının dosya kapsamına uygun olduğu, davacının kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı talep hakkı bulunduğu, davacının çalışma koşullarını bilebilecek konumda olan davacı tanıklarının birbirini destekleyen anlatımı, işin ve işyerinin özellikleri, bilinen sektörel çalışma koşulları ve diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde, tanık beyanına göre ve tanık dönemi ile sınırlı olarak Mahkemece resen tespit ve kabul edilen çalışma şekli ve alacak miktarının dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının sadece tanıkların çalışma dönemleri bakımından hesaplanmasının hatalı olduğunu,
b. İmzasız ücret bordrolarındaki fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil tahakkukları dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Soyut tanık beyanlarının dikkate alınmasının hatalı olduğunu, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispatlanamadığını,
b. Davacının imzasını içeren bordroların dikkate alınmamasının hatalı olduğunu,
c. Uyuşmazlığa yabancı hukukun uygulanması gerektiğini,
d. Davanın belirsiz alacak olarak açılamayacağını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davanın türü, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davacının aylık ücret miktarı, iş sözleşmesinin feshi, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispatı ve hesaplanması noktalarındadır.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş ve işyerinden çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiîlen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazı kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Aynı ispat kuralları hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacakları için de geçerlidir.
Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispatında salt davacı ile menfaat birliği içinde bulunan veya işverene karşı davası bulunan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenen bu tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacakların varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir.
Somut uyuşmazlıkta; tanık beyanlarına göre davacının, haftanın 6 günü 07.00-19.00 saatleri arası çalıştığı, buna göre de haftalık 18 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek fazla çalışma alacağı hesaplanmıştır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda, dosya içerisinde işyerindeki çalışma düzenini gösterir işyeri kayıtları bulunmadığından, davacının fazla çalışmalarının davacı tanık beyanlarına göre kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır. Dosya kapsamında dinlenen tanıkların beyanları, yapılan işin niteliği ve dava dilekçesinde belirtilen çalışma saatleri birlikte değerlendirildiğinde; davacının 08.00-18.00 saatleri arası çalıştığını ispatladığı kabul edilmelidir.
Yukarıda yapılan açıklamalara göre; ispatlanan çalışma düzeni ile yasal ara dinlenme sürelerine göre davacının haftalık 9 saat fazla çalışma yaptığı gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!