WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 25 Haziran 2026

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

9. Hukuk Dairesi         2023/20001 E.  ,  2024/3687 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2211 E., 2023/2408 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/117 E., 2021/51 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'ın diğer davacı ...'nin (İzotim Şirketi) hissedarı ve yetkilisi olduğunu, davalının işyerindeki ... Yapı San. ve Tic. Ltd. Şti.ne bağlı olarak sigortalı asgari ücretle çalışan işçi olduğunu, davalının çalıştığı süre içerisinde sadakat gösterip güven kazandığını, bundan dolayı davalıya evrak takibi amacıyla çeşitli vekâletnameler verildiğini, taraflar arasındaki işçi işveren ilişkisinin bu şekilde sadakat ve güven içerisinde devam ederken davalının işe gelmediğini ve 16.05.2016 tarihli ihtarname ile iş sözleşmesini feshettiğini, alacaklarının ödenmediğini iddia ettiğini, davacılar tarafından karşı ihtar gönderildiği zaman içinde davalının bankalardan aldığı şirketlere ait çeklerin bedellerini, davacılar adına yaptığı şirketlere ait tahsilatların bedellerini banka hesaplarına yatırırken "Borç açıklaması" ile yatırdığının tespit edildiğini ve buna ek olarak bir kısım sahte belgelerle davacılar adına icra takipleri başlattığının belirlendiğini, davalının davacılar aleyhine İstanbul Anadolu 22. İcra Dairesinin 2016/10113 Esas sayılı dosyası ile 11.05.2016 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus yol ile icra takibi başlattığı, takibe dayanak 640.000,00 TL tutarlı ve 12.02.2016 tanzim tarihli senedin sahte olarak düzenlenmiş olduğunu, bu hususun yaptırılan uzman incelemesinde açık şekilde tespit edildiğini, davalının sahtecilik suçlarına ilişkin kaydının oldukça kabarık olduğunu belirterek davacıların İstanbul Anadolu 22. İcra Dairesinin 2016/10113 Esas sayılı takibe konu belgeden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın görevsiz Mahkemede açıldığını, taraflarınca alacaklı sıfatı ile İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğünün 2016/10112 ve 2016/10113 Esas sayılı dosyaları ile davacı borçlular hakkında kambiyo takibi başlatıldığını, takibe konu bonolardaki bedellerin müvekkili tarafından davacı borçlulara makbuz karşılığında verildiğini, 03.02.2016 ve 12.02.2016 tarihli makbuzlar incelendiğinde davacı tarafın bonoya konu bedelleri makbuz karşılığında ve tanık huzurunda aldıklarının açıkça görüleceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacılar tarafından dava konusu senedin tamamen sahte olarak düzenlendiği iddia edilmişse de ceza yargılaması sırasında alınan 27.10.2017 tarihli kriminal raporu ile 10.12.2018 tarihli Adli Tıp Kurumu raporlarında imzaların davacı tarafından şahsen atıldığının, davacının eli ürünü olduğunun ve senetlerin daha önce yazılan bir evrak üzerinden alınarak yeniden oluşturulduğuna dair bulgu olmadığının belirtildiği, ödeme emrinin iptaline ilişkin İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde görülen davada Adli Tıp Kurumunun 18.10.2016 ve 07.02.2017 tarihli raporlarında da benzer şekilde davacı tarafın iddialarını destekler mahiyette bulgulara ulaşılamadığının beyan edildiği, bu nedenle sahtelik iddiasına itibar edilmediği, tüm raporların birbirleriyle uyumlu olması karşısında usul ekonomisi de nazara alınarak Mahkemece yeniden rapor alınması yoluna gidilmediği, her ne kadar davalının asgari ücretle çalıştığı, belirtilen miktarlarda borç para vermesinin olağan olmadığı iddia edilmişse de dosyaya sunulan 04.10.2013 ve 30.12.2014 tarihli vekâletnameler itibarıyla davalının, davacıyı temsil hususunda ipotek kaldırma, ipotek karşılığını tahsil etme, araç satın alma, her türlü aracı satma, rehin işlemleri yapma, gümrükteki tüm işleri takip etme, yatan teminatları alma ve çözme ile çek tahsili de dâhil olmak üzere çok geniş yetkilere sahip olduğu, buna göre iddianın aksine davacının asgari ücret ile çalışan vasıfsız bir işçi olmadığı, ayrıca davalı yanca dosyaya sunulan tapu senetleri ve dava dışı şirketlere ait kayıtlar da nazara alınarak davalının tek geçim kaynağının davacı ile olan iş ilişkisi sebebiyle elde ettiği gelir olmadığının da anlaşıldığı, tüm dosya kapsamı, davacı tanıklarının beyanlarının soyut nitelikte olması, dosyaya sunulan ve imza inkârına uğramayan 24.06.2015 ve 11.05.2016 tarihli teyit protokolleri, davacının hesabına davalı tarafından yatırılan bir kısım ödemelerin açıklamasında "Borç olarak verilen" ibaresinin bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili; kararın eksik inceleme ile verildiğini, davalı hakkındaki ceza dosyasında resmî belgede sahtecilik ve dolandırıcılığa teşebbüs bakımından delil yetersizliğinden beraat kararı verildiğini, beraat kararının hukuk mahkemesince belgenin sahteliğini incelemesini engellemeyeceğini, ceza dosyasındaki Adli Tıp raporunda bazı konularda inceleme yapılmadığını, kriminal raporda ise sadece imza incelemesi yapıldığını, uzman bilirkişiler tarafından inceleme yapılması gerektiğini, davalı tarafından müvekkilinin iradesinin hile ile sakatlandığını, davalının görevinin şoförlük ve kurumlara evrak götürmek olduğunu, asgari ücret ile çalıştığını, vasıflı işçi olmadığını, taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunduğunu, senedin sahte olduğunu ve hile ile elde edildiğini, senetteki imzanın davacı Şirket temsilcisi Salih Ünal'a ait olduğunu ancak senet içeriğinin davacının iradesiyle örtüşmediğini, davalı tarafından resmî kurumlara ibraz edilmek üzere hazırlanan evraklardan birinin senet hâline dönüştürüldüğünü, dava konusu senedin vadesi dolduktan 11 gün sonra iş sözleşmesinin feshine ilişkin ihtar gönderilip senedin icra takibine konulduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu senetlere ilişkin resmî belgede sahtecilik ve donlandırıcılık suçlarından yapılan yargılamada davalının beraatine karar verildiği, davacıların dava konusu senedin sahte olarak düzenlendiğini iddia etmesine rağmen ceza dosyasında mevcut kriminal rapor ve adli tıp kurumu raporunda sahtelik iddiasını destekler bulgulara rastlanmadığı, davacının da eli ürünü olduğunun tespit edildiğinin anlaşıldığı, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, dayandıkları belgeler, dosya kapsamı, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesi, dava şartları, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçeler dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıların İstanbul Anadolu 22. İcra Dairesinin 2016/10113 Esas sayılı takibe konu belgeden dolayı borçlu olup olmadıkları hususundadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.