WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Temmuz 2026

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

9. Hukuk Dairesi         2023/19687 E.  ,  2024/2176 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1409 E., 2023/1531 K.
KARAR : Davalı ... ile dâhili davalılar ..., ... ve ... Şirketlerinin istinaf başvurularının kabulü ile davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Akçaabat 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2020/150 E., 2021/63 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda, davalı ... ile alt işverenler arasındaki hukuki ilişkinin muvazaalı olduğunun ve davacının ilk işe giriş tarihinden itibaren davalı ... işçisi olduğunun tespitine, ücret farkı talebinin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı ... vekili, dâhili davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. (... Şirketi) vekili, dâhili davalı ... Mühendislik İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. (... Şirketi) vekili ve dâhili davalı ... Harita Mühendislik İnş. Taah. ve Tic. San. Tld. Şti. (... Şirketi) vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve dâhili davalılar ..., ... ve ... Şirketleri vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi.

Dâhili davalılar ..., ... ve ... Şirketleri vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacının, davalı ... Müdürlüğüne ait işyerinde alt işveren işçisi olarak çalıştığını, ancak asıl işveren Kurum işçisi ile aynı işi yaptığını, buna rağmen asıl işveren işçisi ile aynı haklara sahip olmadığını, davalı Kurum ve alt işverenler arasında kurulan ilişkinin muvazaalı olduğunu ve hizmet alımı olarak değerlendirilemeyeceğini, davacının Türkiye Yol İş Sendikası üyeliğinin Sendika tarafından kabul edilerek davalıya bildirildiğini, İdarenin kendi işçileri olmadığını belirterek davacıyı toplu iş sözleşmesindeki haklardan yararlandırmadığını, davacının üyeliğinin davalı ... Müdürlüğe bildirildiği tarihten itibaren toplu iş sözleşmesinden yararlandırılması gerektiğini ileri sürerek davacının Karayolları Genel Müdürlüğünün işçisi olduğunun tespitine, sendika üyeliğinin işveren tarafından davalıya bildirildiği tarihten itibaren toplu iş sözleşmesinden doğan her türlü ücret alacakları ile davacıya ödenen ücretler arasındaki fark ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı vekili cevap dilekçesinde; süre ve husumet yönünden itirazda bulunarak yüklenici firmalar arasındaki hukuki ilişkilerin muvazaalı olduğunun ileri sürülmesi karşısında davacının hangi yüklenici firmada çalıştığını ortaya koyması gerektiğini, davacı ile müvekkili İdare arasında iş sözleşmesi bulunmadığını, yüklenici firmalarla yapılan sözleşmelerin İdarenin asıl işi kapsamında olmayıp yardımcı işi kapsamında olduğunu, İdarenin yalnızca ihale makamı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Dâhili davalılar, cevap dilekçesi sunmamışlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alt işverenlerle yapılan ihale sözleşmeleri, teknik şartnameler ve tüm dosya kapsamına göre, davacının büro personeli olarak davalı Kurumda çalıştırıldığı, ihale sözleşmelerinde belirtilen işler ile davacının fiilen yaptığı işin farklı olduğu, işyerinde yüklenici firmaların iş organizasyonun bulunmadığı, alt işvrenler değişmesine rağmen davacının ara vermeden çalışmaya devam ettiği, davacının Kurumun kadrolu personeli ile aynı işyerinde aynı işi yaptığı gerekçesiyle alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunun tespitine, ücret farkı talebinin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve dâhili davalılar ..., ... ve ... Şirketleri vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davacının İdarenin işçisi olmadığını, işçi ile İdare arasında yapılmış iş sözleşmesi bulunmadığını, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, yüklenici firma ile imzalanan hizmet alım sözleşmelerinin muvazaalı olmadığını, vekâlet ücretinin hatalı belirlendiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Dâhili davalılar ..., ... ve ... Şirketleri vekili istinaf dilekçesinde; müvekkillerine yönelik usulüne uygun şekilde açılmış bir dava bulunmadığını, müvekkillerinin davaya dâhil edilmek suretiyle taraf sıfatı kazanmamış olduğu hâlde aleyhine hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, müvekkilleri tarafından hukuka uygun olarak üstlenilen işte tamamen mevcut yasal düzenlemeye uygun şekilde işçi çalıştırıldığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının yaptığı görev ve istihdam şekli dikkate alındığında ihale sözleşmelerinin kapsamı dışında, Kurumun asli işlerinde çalıştırıldığı, alt işverenlerin Kurum bünyesinde bir iş organizasyonun bulunmadığı, ihale sözleşmelerinin işçi teminine yönelik ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönden isabetli olduğu; ancak ... lehine belirlenen vekâlet ücretinin miktarının belirtilmemesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve dâhili davalılar ..., ... ve ... Şirketleri vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili ve dâhili davalılar ..., ... ve ... Şirketi vekili; istinaf dilekçelerinde belirttiği hususlar ile benzer sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuşlardır.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muvazaa tespiti ve alacağın tahsili istemine ilişkin davada alacak talebinden feragat hâlinde muvazaanın tespiti isteminde güncel hukuki yarar bulunup bulunmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü ve 115 inci maddeleri, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi.

2. 6100 sayılı Kanun'un "Tespit davası" kenar başlıklı 106 ncı maddesi şu şekildedir:

"1) Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir.
(2) Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır.
(3) Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz."

3. Değerlendirme
1.Davacı dava dilekçesinde muvazaa tespiti ile fark alacak talebinde bulunmuş ise de; yargılama sırasında fark alacaklara ilişkin talebinden feragat etmiştir. Böylece somut olayda davacının alacağa ilişkin bir talebinin kalmadığı, davaya tespit istemi yönünden devam edildiği görülmektedir.

2. Her eda davası aynı zamanda tespit talebini de içinde barındırmaktadır. 6100 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesine göre tespit istemi hukuken korunmaya değer güncel bir yararı gerektirir. Davacı tarafça alacak davası ile birlikte tespit talep edildiğine göre ayrı bir tespit davası açmasında güncel bir hukuki yararının varlığından söz edilemez. Somut dava eda davası niteliğinde olup davacının tespite yönelik talebi ayrı bir dava değil, ön sorundur. Dolayısıyla ayrı bir dava gibi değerlendirilmesi de isabetli değildir. Diğer yandan, böyle bir durumda derdestlik de söz konusu olabilecektir.

3. Belirtilen sebeplerle; toplu iş sözleşmesinden kaynaklı fark ücret alacaklarının feragat sebebi ile reddine karar verildiğine göre davacının muvazaa tespitine yönelik talebi hakkında ayrıca hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.02.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y

Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı firmaların davalıya işçi temin ettiği, gerçek işverenin ... olduğu, ihaleyle kurulan hizmet alım ilişkisinin muvaazalı olduğunu iddia ederek davacının alt işveren işçisi adıyla çalıştığı süre boyunca baştan beri ... işçisi olduğunun tespitiyle, Karayolları Genel Müdürlüğünün taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden yararlanmak suretiyle fark ücret alacaklarının tahsilini talep etmiş; ancak yargılama aşamasında alacak taleplerinden vazgeçerek sadece tespit hükmü kurulmasını istemiştir.

İlk Derece Mahkemesi, alacak taleplerinin feragat nedeniyle reddine ve davalı ... ile davacının çalıştığı alt işveren şirketler arasındaki hizmet alım sözleşmesinin muvaazalı olduğunun tespitine karar vermiştir. Kararın davalı ... vekili ile dâhili davalılar ..., ... ve ... Şirketleri vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince vekâlet ücreti bakımından istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Uyuşmazlık konusu, davacının tespit talebiyle birlikte eda talebini de içerir şekilde açtığı davanın yargılaması sırasında eda taleplerinden vazgeçmesi nedeniyle tespit talebi bakımından yargılamaya devam edilip edilmeyeceği, davacının davaya tespit talebi olarak devam etmesinde güncel hukuki yararının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

6100 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinde tespit davası açanın kanunlarda belirtilen istisna durumlar dışında bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunması gerektiği düzenlenmiştir.

Tespit davası eda davasının öncüsü niteliğindedir. Bu nedenle tespit davasında elde edilen hüküm daha sonra açılan eda davasında (konusuyla sınırlı olarak) kesin delil oluşturur.

Eda davası sonunda elde edilen hükmün tespite ilişkin bölümünün kapsamı, tespit davasında elde edilecek tespit hükmünden daha dar ise o zaman eda davası açılması mümkün olmasına rağmen, eda davasından bağımsız olarak ayrıca tespit davası açılmasında güncel hukuki yarar vardır.

Davacının açtığı tespit davası sonucuna göre davacı dava tarihinde hâlen çalışmaya devam ettiği için dava tarihinden sonrasına ilişkin olmak üzere yeni dönem ücretinin etkileneceği ve bundan sonraki ücretinin bu tespit hükmüyle tespit edilen mevcut durum göz önüne alınarak belirleneceği göz önüne alındığında, davacının davasına tespit davası olarak devamında güncel hukuki yararı mevcuttur. Davacı, dava tarihinden önceki dönem yönünden hak kazandığı alacaklarından vazgeçerek hâlen çalışmaya devam ettiği için dava tarihinden sonrası çalışmalarına esas olmak üzere tespit talebinde bulunmasında hukuki yarar olmadığı düşünülemez. Zira dava tarihinden sonrası için alacağı bir tespit hükmüyle artık davalı ... işçisi olacak ve işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinden faydalanmak suretiyle sosyal haklardan, eksik ödenen ücretlerden ve fesih hâlinde de tespit edilen yeni duruma göre feshe bağlı haklardan faydalanabilecektir. Bunun için mutlaka eda davası açmasına da gerek yoktur. Dava tarihi itibarıyla henüz doğmamış olan dava tarihinden sonraki hak kazanacağı alacakları yönünden eda davası açarak tahsil talebinde bulunması da mümkün değildir. Davacının muvaazalı çalıştırılıp çalıştırılmadığının tespitine göre davalı ... Müdürlüğünün tarafı olduğu toplu iş sözleşmesinden yararlanma imkanının doğabileceği, taraf sendikaya üye ise iş sözleşmesinin devamı sırasında yıllık ücretli izin süresinin belirlenmesi ve kullandırılmayan yıllık ücretli izin alacağı konusunda eda davası açma imkânı bulunmayan davacının 6100 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesi çerçevesinde bu tür bir dava açmakta güncel hukuki yararının mevcut olduğunun kabulü gerekir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 02.12.2014 tarihli ve 2014/29027 Esas, 2014/36594 Karar sayılı ilâmında;
"...
Davacı işçilerin işyerinde çalışmaya devam ettikleri açıktır. T.C.Sağlık Bakanlığı işyerinde ihale ile alt işverene bırakılan iş kapsamında çalışmakta olan davacıların hangi işverene bağlı çalıştıklarının tespitine dair davada hukuki yarar şartı mevcuttur. Davacının işverenin gerçek anlamda kim olduğunun belirlenmesi, işçinin hangi işverene karşı iş görme borcu ve sadakat yükümünü ifa edeceğinin tespiti bakımından önemli olduğu gibi, işverenin de işçiyi gözetme borcunun yerine getirilmesi noktasında da gereklidir. İşçinin ücretinin ve eklerinin yasalar gereği ödenmesi, eşit davranma borcunun gözetilmesi, iş sözleşmesi veya ücret hesap pusulası düzenlenmesi, çalışma sürelerinin belirlenmesi, Anayasal dinlenme haklarının kullandırılması noktalarında işçinin gerçek işvereninin kim olduğunu bilmesinde hukuki menfaati bulunmaktadır. İşverenin yasal yükümlülüklere aykırılığı halinde uygulanacak hukuki ve idari yaptırımların muhatabının belirlenmesi açısından gerçek işverenin tespiti önemlidir.

İşçinin en ... ... olan ücretin tespiti de gerçek işverenin belirlenmesine bağlıdır. Zira işverenin eşit davranma borcu nedeniyle aynı işi yapan kendi işçilerine ödediği ücreti, muvazaalı alt işverenlik ilişkisi kapsamında çalıştırdığı işçilerine de ödemesi gerekir. Bu itibarla işçinin eda davası açma ... bir yana, iş ilişkisinin devamı sırasında işveren yükümlülüklerinin saptanması açısından da tespit isteğinde hukuki menfaati bulunmaktadır.

Öte yandan işçinin çalıştığı sırada gerçek işverenin tespitinin, Anayasal sendikal haklarının kullanılması açsından da büyük önemi bulunmaktadır. İşçinin gerçek işverenin kim olduğunun saptanması ile işkolu buna göre belirlenecek, sendika üyeliği buna göre gerçekleşebilecek ve toplu iş hukukuna dayanan haklar bu şekilde kullanılabilecektir.

İşçinin çalıştığı sırada açabileceği davada alt işverenlik ilişkisinin muvazaaya dayandığının tespitini istemesi, vazgeçilmesi mümkün olmayan sosyal güvenlik haklarını da ilgilendirir. Yapılacak tespite göre gerçek işveren tarafından işçinin sosyal güvenlik primlerinin ödenmesi gerekir ve bu konuda yaptırımların muhatabı gerçek işverendir.

Buradaki ... koşul, davacı işçilerin iş sözleşmelerinin sona ermemiş oluşu ve işyerinde çalışmaya devam etmeleridir. İş ilişkisinin sona ermesinin ardından açılacak tespit davasında hukuki menfaatin bulunmadığı ve eda davası açılması gerektiği sonucuna ulaşılması mümkündür. Ancak çalışan alt işveren işçisinin alt işverenlik sözleşmesinin muvazaaya dayandığını ileri sürmesi ve bu yönde bir tespit isteğinde bulunması korunmaya değer çok önemli hukuki menfaatler içermektedir. ..." şeklindeki gerekçeyle davacının hâlen çalışmaya devam ettiği için tespit davası açmakta hukuk yararı bulunduğuna karar verilmiştir.

Gerek İlk Derece Mahkemesi ve gerekse Bölge Adliye Mahkemesince davacının davasına tespit davası olarak devam etmesinde güncel hukuki yararının bulunduğunun kabulü ile davanın esası hakkında hüküm kurulmuş olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyizi üzerine Dairemizce, yukarıda açıkladığımız nedenlerle davanın esası hakkında verilen kararlar yönünden inceleme yapılması gerekirken, davacının davasına tespit davası olarak devamında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle bozulmasına ilişkin saygı değer çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.