WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Haziran 2026

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

9. Hukuk Dairesi         2016/9468 E.  ,  2019/15316 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili özetle; davacının 20/01/2008 - 16/12/2011 tarihleri arasında davalı şirkette kurye olarak çalıştığını, davacının alacaklarını tahsili için noter yoluyla ihtarnamesi keşide ettiğini, buna karşılık davalının müvekkilinin işe devamsızlığından dolayı iş akdini feshettiğini savunduğunu, davacının SGK Çalışma Genel Müdürlüğü'ne şikayette bulunduğunu, T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İstanbul Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan incelemede; davacının kıdem tazminatının ve 2011 yılının Aralık ayına ilişkin 6 günlük ücretinin ödenmediğinin tespit edildiğini, davacının kalan alacakları için yasal yollara başvurması gerektiğinin belirtildiğini, bunun üzerine davalının kıdem tazminatının bir kısmını ödediğini, davacının çalıştığı süre boyunca haftanın 6 günü günde 12 saatten az olmamak üzere çalıştığını ve fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini, son yılın yıllık iznini kullanmadığını, ücretinin de ödenmediğini, davacının dini bayramların 1. günü hariç diğer genel tatil günlerinde çalıştığını, yasal haklarının ödenmediğini, davacının son ücretinin brüt 837,00 TL. olduğunu, ayrıca yol ve yemek masraflarınında işverence karşılandığını iddia ederek; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, yıllık izin ücreti, ödenmeyen ücret ve asgari geçim indirimi alacaklarının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
(Davacının İstanbul 13. İş Mahkemesi’nin 2014/330 Esas sayılı dosyası ile fazla mesai, genel tatil, hafta tatili, yıllık izin ücreti, ödenmeyen ücret ve asgari geçim indirimi alacakları için açtığı ek dava, İstanbul 1. İş Mahkemesi’nin 2012/318 Esasında kayıtlı asıl dava ile birleştirilerek yargılamaya devam olunmuştur)
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili özetle; davanın belirsiz alacak veya kısmi dava olarak açılmasını kabul etmediklerini, davacının şirkette 15/02/2008-16/12/2011 tarihleri arasında çalıştığını, davacının 02/12/2011 günü işyerine gelerek çantasını iş arkadaşlarına bıraktıktan sonra şirket yetkililerine haber vermeksizin işyerinden ayrıldığını, 06/12/2011-07/12/2011 ve 08/12/2011 tarihlerinde mazeretsiz olarak işe gelmediğini, ihtarname keşide edildiğini, davacının mazeretini bildirmediğini, bu ihtarnameden 4 gün sonra davacı ihtarnamesinin şirkete tebliğ edildiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İstanbul Bölge Müdürlüğü'nün yazısı uyarınca 3.155,05 TL. kıdem tazminatının davacının banka hesabına yatırıldığını, daha sonra ek 35,00 TL. daha ödeme yapıldığını, davacının şirketten aldığı avanslar nedeniyle şirkete borçlu olduğunu, 6 günlük ücret alacağının şirkete olan borçlarına mahsup edildiğini, şirkette çalışma süresinin yasal sınırları aşmadığını, davacı gibi işçilerin fazla mesai yapmadığını, davacının yıllık izinlerini kullandığını, Cumartesi günleri yarım gün olarak çalıştığını, dini bayramlarda çalışma olmadığını, yalnızca arefe günlerinde çalışıldığını, milli bayramlarda da çalışılmadığını, davacının asgari geçim indirimi alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
İşçinin işe iade davası açması durumunda, izin ücretinin talep edilip edilemeyeceği davanın sonucuna göre belirlenmelidir. Gerçekten işçinin dava sonucu işe başlatılması durumunda, önceki fesih ortadan kalkmış olmakla ve iş ilişkisi devam ettiğinde 4857 sayılı Yasanın 59. maddesi uyarınca izin ücreti istenemez. İşçinin işe başvurusuna rağmen yasal bir aylık işe başlatma süresi içinde işe alınmaması halinde ise, işe başlatmama anı fesih tarihi olarak kabul edildiğinden, izin alacağı bu tarihte muaccel olur.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Aktin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar.
4857 sayılı Kanunun 54. maddesinde, yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında, işçinin aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştığı sürelerin birleştirilerek göz önüne alınacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda, işçinin daha önce aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerinde geçen hizmetlerinin yıllık izne hak kazanma ve izin süreleri hesabı yönlerinden dikkate alınması gerekir. Kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmetlerin de aynı gerekçeyle izin hesabı yönünden birleştirilmesi zorunludur. Bununla birlikte, işçiye önceki feshe bağlı olarak kullanmadığı izin ücretleri tam olarak ödenmişse, bu dönemin sonraki çalışma sürelerine eklenerek izin hesabı mümkün değildir. Önceki çalışma döneminde izin kullandırılmak veya fesihte karşılığı ödenmek suretiyle tasfiye edilmeyen çalışma süreleri, aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerindeki çalışmalara eklenir. İşçinin aralıklı olarak aynı işverene ait işyerinde çalışması halinde, önceki dönemin kıdem tazminatı ödenerek feshedilmiş olması, izin yönünden sürelerin birleştirilmesine engel oluşturmaz. Yine, önceki çalışılan sürede bir yılı doldurmadığı için izne hak kazanılmayan süreler de, işçinin aynı işverene ait işyeri ya da işyerlerindeki sonraki çalışmalarına eklenerek yıllık izin hakkı belirlenmelidir. Yıllık izin, özde bir dinlenme hakkı olup, aralıklı çalışmalarda önceki dönem zamanaşımına uğramaz.
İş sözleşmesinin işverence feshedilmesi halinde, 4857 sayılı Kanunun 17. maddesinde belirtilen yasal ya da arttırılmış bildirim önelleri ile 27 nci madde uyarınca işçiye verilmesi gereken iş arama izinleri, yıllık ücretli izin süreleri ile iç içe giremez. Kanundaki bu düzenleme karşısında, işçi tarafından ihbar önelli fesih halinde bildirim öneli ile yıllık izin süresinin iç içe girebileceği kabul edilmelidir.
Kanunda, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti için kesin bir ödeme günü belirlenmiş değildir. Yasada, sözleşmenin feshi anı yıllık ücretli izin hakkının ücrete dönüşmesi, bir başka anlatımla izin ücretine hak kazanma zamanı olarak kabul edilmiştir. İş sözleşmesinin feshedildiği tarihte izin ücreti muaccel olur, ancak faiz başlangıcı bakımından işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekir.
Dairemizce, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti, geniş anlamda ücret içinde değerlendirilmemiş ve İş Kanunu'nun 34. maddesinde sözü edilen bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilemeyeceği kabul edilmiştir (Yargıtay 9.HD. 24.10.2008 gün 2007/30158 E, 2008/28418 K.). Bu itibarla, izin ücreti için yasal faiz uygulanmalıdır.
Sözleşmenin feshi üzerine ödenmesi gereken izin ücretinden taktiri indirim yapılması doğru değildir.
İşe iade davası sonunda işçinin işe başlatılmadığı tarihte iş sözleşmesi feshedilmiş sayıldığından, izin ücreti hesabında işçinin işe başlatılmadığı tarihte alması gereken ücret dikkate alınmalıdır.
İşverenin işçiyi işe başlatması durumunda, iş ilişkisi kesintisiz devam ettiğinden, kullandırılmayan izin ücretine de hak kazanılması söz konusu olmaz. Daha önce işçiye kullandırılmayan izinler karşılığı olarak ödenmiş olan izin ücretleri de işverence geri istenebilir. 4857 sayılı Yasanın 53. maddesinde işçinin yıllık ücretli izin hakkından vazgeçemeyeceği kurala bağlandığına göre, işçinin daha önce ödenen izin ücretinin, işe iade sonunda işçinin işe başlaması halinde işçinin kullanmadığı izin hakkına sayılması da doğru olmaz.
Yıllık izin hakkı Anayasal temeli olan bir dinlenme hakkı olup, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında ücrete dönüşmez ve bu haktan vazgeçilemez. İşçinin iş sözleşmesinin devamı süresinde kullanmadığı yıllık izinlere ait ücreti istemesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında izin hakkının bulunduğunun tespitini istemesinde hukuki menfaati vardır.
Somut uyuşmazlıkta dosyada mevcut Haziran 2000 tarihli “İnsan Kaynakları Uygulama Esasları” başlıklı belgenin yıllık ücretli izinleri düzenleyen 13. maddesine göre 31.12.1995 tarihinden önce işe başlayanların yıllık izinlerinin kıdemine bakılmaksızın 30 gün olarak belirlenmiş olmakla davacı işçinin 2000 yılı haziran ayından sonrasına ilişkin yıllık izin süresinin 30 gün olduğuna dair bilirkişinin ve mahkemenin kabulü yerindeyse de 2000 yılı haziran ayından önceki çalışmaları bakımından özel bir düzenleme olmadığına göre davacının işe girdiği tarihten 2000 yılı haziran ayına kadar olan dönem için o tarihte yürürlükte bulunan 1475 sayılı İş Kanunu'nun 49. maddesine göre hesaplanması gerekirken davacı işçinin işe girdiği tarihten itibaren 30 gün yıllık izne hak kazandığı kabul edilerek hesaplama yapılması ve bu hesaplama dikkate alınarak hüküm kurulması isabetsizdir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.