WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 24 Haziran 2026

YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ

A- A A+

9. Ceza Dairesi         2024/2343 E.  ,  2024/5898 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
KARAR TARİHİ : 29.11.2023

Sanık hakkında verilen hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin kararı ile katılanın annesinin sevgilisi olan sanığın, katılanı duşa girmeye zorlayıp cinsel bölgelerini yaladığı, üstüne çıkıp dudaklarını öptüğü ve parmağını katılanın anal bölgesine soktuğu şeklinde kabul edilen eylemleri neticesinde nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Katılanın olayı kurgulayarak sanığa iftira attığına, beyanlarının soyut ve çelişkili olduğuna, tanık beyanları ve doktor raporunun katılanı doğrulamadığına, sanığın suçu işlediğine dair dosyada delil bulunmadığına, sanık hakkında beraat hükmü kurulması gerektiğine yöneliktir.

B. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi
5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi gereği sanığa verilecek cezada arttırım yapılması hem de alt sınırdan uzaklaşılarak karar verilmesi gerektiğine yöneliktir.

III. GEREKÇE
İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdani kanıya ulaşıldığı anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii ve katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, üyeler ... ve ...'nun karşı oyları ve oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.06.2024 tarihinde karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ
Dairemizin sayın çoğunluğu ile ihtilafa düştüğümüz husus sanığın mağdura yönelik parmak sokmak suretiyle nitelikli cinsel saldırı suçunun subut bulup bulmadığı, mağdurun rızasızlığının delilleri olup olmadığı ve mahkeme kararının bu anlamda gerekçe içerip içermediğine ilişkindir.
Sanık hakkında "mağdureye banyoya git duş al dediği, katılanın sanığın isteği üzerine banyoya girdiği, sanığın katılanı zorla soyduğu ve kendisini yıkamaya başladığı, sanığın katılana permatik vererek vajina bölgesindeki kılları kesmesini söylediği, daha sonra sanığın katılanı banyoda kucağına alarak sobalı odaya götürdüğü, sanığın katılanı koltuğun üzerine yatırdığı ve katılanın vajinasını yalamaya başladığı, katılanın sanığa karşı koymaya çalıştığı, sanığın katılanın göğüslerini ve dudaklarını öptüğü, bir süre sonra sanığın penisiyle katılanın göbeğine boşaldığı, boşaldıktan sonra katılanı kucağına alarak tekrar banyoya götürdüğü, katılanı kendisini ile birlikte yıkadığı, bu esnada sanığın parmaklarını katılanın popo deliğine soktuğu" kabulu ile nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 102/2. maddesi gereğince 12 yıl hapis cezası verildiği olayda;
Bilindiği gibi ceza muhakemesinde mahkumiyet kararı verebilmek için, sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiği konusunda hiçbir şüpheye yer bırakmayacak bir biçimde kesin olarak belirlenmesi konusunda tam bir vicdani kanaatin oluşması gerekir.
Cinsel suçlarda, eylemin gerçekleştirilmesi konusunda mağdur beyanının tek delil olduğu durumlarda, mağdur beyanına itibar edilip edilmeyeceği konusunda belli kriterler belirli olacaktır. Bu ölçütlere göz atarsak; intikal zamanı ve şekli, mağdur beyanının başka delillerle örtüşmesi veya örtüşmemesi, mağdur beyanının kendi içinde aşamalardaki tutarlılığı veya çelişkisi, mağdur beyanının ayrıntısı, mağdur beyanının hayatın olağan akışına uygun olması vs hususların gözetilmesi gerekir.
Mağdurun aldırılan 13.01.2023 tarihli anal raporda akut tavmatik lezyon izlenmediği, himen saat 3 hizasında kaideye kadar uzanan penis vb. cismin duhulu sonucu en az 8-10 gün öncesi tarihte oluşmuş eski yırtık bulunduğu tespit edilmiştir.
Sanık savunmasında üzerine atılı suçu işlemediğini savunmuştur.
Mağdure Merve'nin aşamalarda beyanlarının çelişkili olduğu, soruşturmada bıçak ile tehditten bahsetmezken kovuşturmada iddialarını genişleterek bıçak ile tehditten bahsettiği,bu hususun önemli esaslı bir çelişki olduğu, yine mağdurenin beyanlarına üstünlük tanınırken bu beyanlarının doğruluğunun denetlenmesi gerekmekte olup mağdure olay öncesi cinsel birliktelik yaşamadığını beyan ederken adli raporun eski yırtık tespiti nedeniyle bu beyanın doğrulanmadığı, bu sebeple mağdurun beyanlarının istikrar ve doğruluğu şüpheli hale geldiği ve üstünlük tanınması için makul bir gerekçe bulunmadığı, olayı önce kime intikal ettirdiği hususunda çelişkiler bulunduğu, cinsel saldırı suçunun mağdurun rızası hilafına gerçekleşmesi gerekmekte olup, mağdurun rızasızlığını ortaya koyacak şekilde sanığı tekmelemesi,ısırması,cisim fırlatması, itiraz etmesi, tırnaklaması gibi dış dünyaya yansıyan rızasızlık niyetini izhar eden hareketinin bulunmadığı ve zora ilişkin delil bulunmadığı, olaydan sonra mağdurun birlikte kuaföre ve akabinde annesine sanık ile birlikte gitmeleri ve bu aşamada olayı kimseye intikal ettirmeyip yardım talebinde bulunmadığı, bıçak ile tehdide dair mağdurun beyanları bölünerek lehe veya aleyhe yorumlanamayacağı, ek delil olan mağdurenin başka delil ile desteklenmeyen ve istikrar içermeyen soyut beyana üstünlük tanımanın yukarıda açıklandığı üzere makul ve kabul edilebilir bir gerekçesinin bulunmadığı, sabıkasız olan sanığın bu ve benzer suçtan da dava ve soruşturmasının bulunmadığı, sanığın diğer deliller ile doğrulanan savunmasının aksine istikrar içermeyen yan deliller ile de desteklenmeyen mağdur beyanı dışında subuta, rızasızlığa ve zora dair delil bulunmadığı ve sanığın beraatine karar verilmesi görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki kararın onanması yönündeki görüşüne iştirak edilmemiştir.