WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Temmuz 2026

YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ

A- A A+

9. Ceza Dairesi         2024/2037 E.  ,  2024/4833 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında farklı tarihlerde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103/1-1.cümle, 109/2, 5, 103/2, 4, 109/2, 5, 103/2, 4, 109/2, 5, 53 ve 63. maddeleri uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.06.2023 tarihli ve 2022/167 Esas, 2023/146 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın;
a) Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereği ayrı ayrı beraatine,
b) 2016 yılında on iki yaşından küçük mağdura karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği sabit görülerek 5237 sayılı Kanun'un 103/2, 53, 63. maddeleri gereği 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
c) 2017 yılında on iki yaşından küçük mağdura karşı sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği sabit görülerek 5237 sayılı Kanun'un 103/1- 2. ve 3.cümle, 53 ve 63. maddeleri gereği 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
d) 03.01.2022 tarihinde on beş yaşından küçük mağdura karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği sabit görülerek 5237 sayılı Kanun'un 103/2, 53, 63 maddeleri gereği 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
2. Anılan kararların sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 24.11.2023 tarihli ve 2023/1893 Esas, 2023/1924 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca ret ve onama görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın suç işlediğine dair somut delil bulunmadığından cezalandırılmasının mümkün olmadığına, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da şüpheden sanık yararlanır ilkesinin öneminin vurgulandığına, Anayasamızın 141 ve 5271 sayılı Kanun'un 34. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının gerekçeli olmak zorunda olduğuna, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesinin uygulanmaması ve gerekçelendirilmemesinin bozma nedeni olduğuna, sanık hakkındaki eylemlerin ayrı ayrı değerlendirmesinin usulve yasaya uygun gerekçelendirme olmadığına ilişkindir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Yerel Mahkemece somut ve denetime elverişli gerekçe gösterilmek suretiyle alt sınırdan makul oranda uzaklaşılması gerektiği gözetilmeden yetersiz gerekçe ile kurulan kararın haksız ve hukuk aykırı olup yeniden yargılama gerektirdiğine, alt sınırdan ceza tesisinin usule ve yasaya aykırılık teşkil ettiğine, Mahkemece suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden sanığın beraatine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, katılan Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
C. Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz İstemi
Kararın eksik inceleme ve araştırma sonucunda verildiğine, temyize konu kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden beraat kararı ile cinsel istismar suçu yönünden cezanın alt sınırdan verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğuna, dosyada mevcut mağdurun soruşturma ve kovuşturma aşamasının başındaki beyanları göz ardı edilerek, sanığın müsnet suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeter derecede, kesin, net, inandırıcı ve her türlü şüpheden uzak delil elde edilemediğinden bahisle sanık hakkında beraat kararı verildiğine, mağdur vekili lehine yargılama vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine, sanık hakkındaki suçun sabit olduğuna hükmetmesine katıldıklarına, ancak alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. GEREKÇE
A. Sarkıntılık Suretiyle Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Hükmedilen cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, katılan mağdur vekili, katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin anılan hükme yönelik temyiz istemlerinin aynı Kanunun 298. maddesi uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir.
B. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunda Kurulan Hüküm Yönünden
İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşılmakla hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmanın toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerin reddine;
Ancak;
Sanığın, bir suç işleme kararının icrası kapsamında mağdura yönelik on iki yaşında başlayıp aralıklarla on beş yaşına kadar devam eden dönem içerisinde sırasıyla nitelikli, basit ve nitelikli cinsel istismar eylemlerinde bulunması ile ilgili olarak Mahkemece 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunla cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda yapılan değişiklik de nazara alınıp sanığın mağdura yönelik 2016 yılındaki anal yoldan organ sokma suretiyle gerçekleşen eylemi için çocuğun nitelikli cinsel istismarı, 2017 yılında gerçekleşen eylemi içinde 6763 sayılı Kanunla cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda yapılan değişiklik de nazara alınıp sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı ve bundan sonraki 2022 yılında gerçekleşen fiilin ise çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarını oluşturduğunun kabulü ile yazılı şekilde her üç suçtan ayrı ayrı hükümler kurulmuş ise de tüm dosya içeriğine göre, sanığın suç işleme kastının yenilendiğini gösterir delillerin bulunmaması karşısında eylemlerinin zincirleme şekilde olduğu gözetilerek 6545 ve 6763 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler de nazara alınıp belirlenecek lehe Kanuna göre hüküm kurulması gerekmekte olup bunun için zincirleme suç tarihleri ile uygulanacak kanun maddelerinin belirlenmesi hususunda Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.05.2013 tarihli ve 2012/13-1543 Esas, 2013/257 Karar sayılı ilamı dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, anılan kararda yer alan “..5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesinde yer alan 'Bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir' şeklindeki düzenleme nazara alındığında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi, işlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması, bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir. Buna göre zincirleme suçta işlenen suçlar esasen müstakil varlıklarını sürdürmekle birlikte sanığın yararına olacak şekilde her bir suçtan ayrı ayrı ceza tayini yerine bu suçların sonuç ceza miktarı itibariyle en ağırından belirlenecek cezada eylemlerin zincirleme şekilde gerçekleşmesi nedeniyle 43. maddede belirtilen oranlar dahilinde arttırım yapılmaktadır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri aynı suç sayılır. Burada sanığın işlediği suçlardan bir kısmı suçun basit, bir kısmı da nitelikli hali ise ve nitelikli hal daha fazla ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hal ise ceza bunun üzerinden belirlenmeli, ancak nitelikli hal suçun basit şekline göre daha az ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hal ise ceza suçun basit şekli üzerinden belirlenmelidir. Yine suçlardan birisinin tamamlanıp, diğerinin teşebbüs aşamasında kalması durumunda şayet suçlar aynı nitelikte ise tamamlanmış suçtan hüküm kurulmalıdır. Tamamlanmış olan eylem suçun basit halini,teşebbüs aşamasında kalmış eylem ise suçun nitelikli halini oluşturuyorsa, bu durumda her bir suç için o suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan kanun maddesindeki cezaların tatbiki suretiyle ayrı ayrı uygulama yapılarak sonucuna göre hangi suç daha ağır cezayı gerektiriyor ise o suç üzerinden zincirleme suç hükümleri uygulanmalıdır. Bununla birlikte zincirleme suç hükümleri uygulanarak verilecek ceza, miktar itibariyle teselsülü oluşturan her bir suç için müstakil olarak belirlenen cezalarından en ağırından az ve cezaların toplamlarından ise fazla olmamalıdır” şeklindeki tespitler göz önüne alındığında sanığın, mağdura karşı on iki yaşında başlayıp on beş yaşına kadar süren eylemlerinden dolayı son eylem tarihi zincirleme suç tarihi kabul edilerek 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin uygulanmasından sonra aynı Kanun'un 61. maddesine göre arttırım ve indirim hükümlerinin uygulanması gerektiği ve bu şekilde lehe Kanun belirlenirken 28.06.2014 tarihinden sonraki dönemde gerçekleşen çocuğun nitelikli cinsel istismarı eylemleri için 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonraki 5237 sayılı Kanun'un 103/2. maddesinde öngörülen ceza miktarları nazara alınıp, aynı şekilde mağdura karşı 6763 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonraki dönemde gerçekleştirilen çocuğun nitelik cinsel istismarı eylemleri içinse 6763 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Kanun'un 103/2. maddesinde önörülen ceza miktarı gözetilip ortaya çıkan sonuç cezaların kendi aralarında mukayese edilmesinin ardından en ağır cezayı gerektiren suç belirlendikten sonra aynı Kanun'un 43. maddesiyle yapılacak arttırımın bu suç için saptanan ceza miktarı üzerinden yapılması suretiyle hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR
A. Sarkıntılık Suretiyle Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafii, katılan mağdur vekili ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunda Kuruluna Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 24.11.2023 tarihli ve 2023/1893 Esas, 2023/1924 Karar sayılı kararında katılan mağdur vekili ve katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

C. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ve katılan mağdur vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi 24.11.2023 tarihli ve 2023/1893 Esas, 2023/1924 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.05.2024 tarihinde karar verildi.