WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ

A- A A+

9. Ceza Dairesi         2024/1447 E.  ,  2024/3466 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/614 E., 2023/800 K.

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 Ceza Muhakemeleri Kanun'un (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Şikâyetçi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının hakkında danışmanlık ve sağlık tedbiri kararı verilen, yargılama aşamasında yurtta kalan mağdure yönünden ilgili kamu davalarına katılma ve hükmü temyiz etme hakkı bulunup, Bakanlık vekilinin hükmü temyiz ederek katılma iradesini ortaya koyduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Bakanlığın katılan, vekilinin ise katılan Bakanlık vekili sıfatıyla davaya katılmasına karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü :

I. HUKUKÎ SÜREÇ-OLAY VE OLGULAR
1.Yozgat 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.03.2023 tarihli ve 2022/203 Esas, 2023/67 Karar sayılı kararı ile; sanık ile mağdurenin annesinin resmi nikah olmaksızın birlikte yaşadıkları, sanığın birlikte ikamet ettikleri mağdure ile evde ve sanığa ait dükkanda yalnız kaldıkları sırada birden fazla kez cinsel organıyla mağdurenin anal bölgesine sürtündüğü, göğüslerini öptüğü, cinsel organını mağdurenin makatına ve ağzına soktuğu şeklinde kabul edilen olayda çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 6763 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi, üçüncü fıkrasının son cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2.Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 18.05.2023 tarihli ve 2023/614 Esas, 2023/800 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 06.02.2024 tarihli ve 9-2024/14350 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanığın ameliyatına dair hastane evraklarının dosya içerisine alınmadığını, yataktan alınan çarşafın sanığın eşiyle birlikte kullandığı çarşaf olduğunu ve sperm bulunmadığını, bu çarşafta zaman zaman mağdurenin de yattığını, sanığın intikalden önceki bir haftalık süreçte evde olmadığını, sanığın uzun süre kilosu sebebiyle cinsel eylem gerçekleştiremeyecek durumda olduğunu, mağdurenin anal bölgesindeki bulgunun tuvalet sırasında bile gerçekleşmiş olabileceğine dair rapor bulunduğunu, uzun yıllar anal istismar olması halinde daha fazla bulgu tespit edileceğini, mağdurenin sanık ...’a vajinal istismardan da bahsettiğini, annesi ile sanığın ayrılması için şiddetli ergenlik dönemi nedeniyle sanığa iftira attığını ve sonrasında beyan değişikliğinde bulunduğunu, gerekçede beyan değişikliğinin sebebi mağdurenin annesiyle arasını düzeltmek olduğu belirtilmiş ise de mağdurenin böyle bir olay olmadığını beyan ettiğini, ilk tartışma esnasında polis çağırmak istemediğinin tanık ...’nın beyanı ile sabit olduğunu, ayrıca tanık ...’nın beyanlarının mağdurenin ifadelerinin güvenilmez olduğunu gösterdiğini, tanık ...’ye ilgi çekmek için anlatımda bulunduğunu, uzun süredir istismara uğrayan mağdurenin piskolojik durumuyla ilgili tespit yapılmadığını, mağdurenin annesine anlatımda bulunduğunu söylediği rehber öğretmeninin bu hususu yalanladığını ve öğretmenin beyanına başvurulmadığını, tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere sanıkla mağdurenin arasının çok iyi olması nedeniyle Mahkemenin mağdurenin sanıktan kaçmak için öz babasının yanına gitmek istediği değerlendirmesinin hatalı olduğunu, evin küçüklüğü nedeniyle de cinsel eylem gerçekleştirmenin mümkün olmadığını, sanığın intikalden önceki 2-3 haftalık süreçte özel bölgesinden ameliyatlı olduğunu, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının ve 1/3 oranında artırım yapılmasının hatalı olduğunu, mağdurenin on iki yaşından küçük olduğu dönemlerde sanığın cinsel eylem gerçekleştirecek durumda olmaması nedeniyle Kanun uygulamasının hatalı olduğunu beyanla kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

B.Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanığın suçu inkar etmesi, bu hususta mağdurenin dahi iradesini etkilemesi, yine suçun vahameti ve cezanın caydırıcılığının artırılması amacıyla sanık hakkında takdiri indirim uygulanmaksızın karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. GEREKÇE
1. Mağdurenin aşamalardaki çelişkili anlatımları, 05.05.2022 tarihli savcılık ek ifadesinde, duruşmada ve İlk Derece Mahkemesi gerekçeli kararından sonra dosya kapsamına sunduğu dilekçelerinde açıkça sanığın kendisine yönelik cinsel eyleminin bulunmadığı ve sanığa iftira attığına dair beyanlarda bulunduğu, sanığın kardeşi olan tanık ...'ın duruşma aşamasında mağdurenin intikal günü kendisine sanığın vajinal istismarda bulunduğunu anlattığını ifade ettiği, yine Yozgat Şehir Hastanesi'nin 26.02.2022 tarihli 1047831 numaralı raporunda; "Hastadan alınan anamneze göre yaklaşık 3 hafta önce hem anal hem vajinal penetrasyon olan cinsel istismar öyküsü mevcut" şeklinde ibarenin bulunduğu ancak aynı hastanenin aynı tarihli 1202 numaralı raporunda mağdurenin kızlık zarının anüler yapıda olduğunun tespit edildiğinin bildirildiği, mağdurenin intikal tarihinden 2-3 hafta öncesinde sanığın cinsel organını kendisine ellettiği sırada kardeşi Melike Naz'ın aynı odada bulunan buzluğun yanında saklanmış olduğuna ve olayı görmüş olabileceğine dair beyanının tanık Melike Naz tarafından doğrulanmadığı, intikal tarihi öncesinde anlatımda bulunduğu tanık ...'nin gerekçeli karar tarihinden sonra dosya kapsamına sunduğu dilekçesinde mağdurenin kendisini arayarak sanığa iftira attığını söylediğini beyan ettiği, aile içi geçimsizlikler bulunduğuna dair tanık ifadeleri, intikal günü sanıkla mağdurenin yüzleştiği sırada olay yerinde bulunan tanık ...'nın mağdureyle bu tarihten 10-15 gün sonra konuştuklarında mağdurenin kendisine tutarsız anlatımlarda bulunduğuna dair ifadesi dikkate alındığında ; sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine hükmedilmesi karşısında, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurularının kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

2. İlk Derece Mahkemesinin kabulüne göre ; karar başlığında "26.02.2022 tarihi öncesi" olması gereken suç tarihinin "05.02.2022" olarak, "çocuğun nitelikli cinsel istismarı" olması gereken suç adının "on iki yaşından küçük mağdurun zincirleme şekilde nitelikli cinsel istismarı" olarak yazılması hukuka aykırı bulunmuştur.

3. Bozma sebeplerine göre Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 18.05.2023 tarihli ve 2023/614 Esas, 2023/800 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği Tebliğname’ye aykırı olarak, Başkan Vekili ... ve üye ...'nun karşı oyları ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, bozma sebebine göre sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesinin ilgili yerlere en seri şekilde bildirilmesi için müzekkere yazılmasına,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Yozgat 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.04.2024 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Sanığın üvey kızı olan mağdureye yönelik zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne yönelik Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf bavşurusunun esastan reddine dair kararının yerinde olduğu ve onanması düşüncesinde olduğumuzdan "Sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraatine karar verilmesi” gerektiğinden bahisle dosyanın bozulmasına karar veren sayın çoğunluğun görüşüne muhalifiz.
Şöyle ki;
Mağdure, annesi ..., üvey babası olan sanık, anne ve sanığın müşterek çocuklarının birlikte ikamet ettikleri, intikal tarihinden bir gün öncesinde ailecek film izledikleri sırada filmin bir bölümünde üvey babasının üvey kızını istismar sahnesinin başladığı, bu sırada mağdurenin yüz ifadesininin değiştiğini, aynı zamanda son zamanlarda mağdurenin sanığa karşı hal ve hareketlerinde farklılık olduğunu hisseden annesinin ertesi gün tanık ...’nın da bulunduğu eve çağırdığı,
Mağdureyi sorgulaması üzerine mağdurenin tanık ...’nın da bulunduğu bu ortamda sanığın eylemlerine dair hazırlık beyanıyla uyumlu anlatımda bulunduğunun, tanığın mağdureye hitaben “Doğru mu söylüyorsun” demesi üzerine, mağdurenin tanığa “Bu konuda yalan söylecek kadar kafayı yemedim “ şeklinde cevap verdiği, yine tanığın polise haber vermek istemesi üzerine mağdurenin polisi aramasak mı dediğinin mağdure, anne ... ve tanık ...’nın beyanları ile sabit olduğu, tanık ...’nın polisi araması üzerine intikalin gerçekleştiği,
Mağdurenin 27.02.2022 tarihinde ÇİM’de yer ve zaman bilgisi içeren ayrıntılı ve kendi içerisinde tutarlı on sayfalık anlatımda bulunduğu,
Sanığın cinsel organını kendi anal bölgesine soktuğunu ifade eden mağdurenin muayenesi sonucunda düzenlenen Yozgat Şehir Hastanesi'nin 26.02.2022 tarihli 1047831 sayılı raporunda ; "Anal bakıda anüs çevresi dairesel şekilde hiperemik, saat 6 yönünde anal fissürü mevcut olduğunun” bildirildiği,
Mağdurenin intikal tarihinden bir buçuk iki yıl öncesinde arkadaşı olan tanık ...’ye ve onun ablası olan tanık ...’e sanığın cinsel eylemlerinden bahsettiğini beyan ettiği, tanıklar tarafından hazırlık aşamasındaki emniyet beyanlarında ve duruşma aşamasında cinsel eylemlerden birinin sanığa ait markette gerçekleştiği gibi ayrıntılar bakımından da mağdureyi doğrular nitelikte beyanda bulunulurken tanık ...'nin sanığın hükmen tutuklandığı 07.03.2023 tarihinden 8 gün sonra dosya içerisine sunduğu dilekçesi ile önceki iki aşamada bahsetmediği hususları dile getirdiği,
Anne ... ve sanığın müşterek çocukları olan tanık ...'in mağdurenin sanığa pek fazla yaklaşmadığına dair anlatımda bulunduğu,
Annesinin mağdureyi sorgulamasının ardından sanığın ve kardeşi olan tanık ...'ın yüzleşmek üzere mağdure, annesi ... ve tanık ...'nın bulunduğu eve geldiğinin, burada sanığın mağdureye hitaben "Allah belanı versin, hepimizi mahvettin" dediğinin, mağdurenin ise cevaben "Yapmadın mı lan" diyerek sanığa bağırdığının müşterek tanık ifadeleri ile sabit olduğu,

Mağdurenin sanığa ait bakkalda gerçekleştiğini iddia ettiği cinsel eylem sırasında sanığın kendisine bilgisayardan cinsel içerikli görüntüler izlettiğini beyan ettiği, 28.02.2022 tarihli tutanakta sanık ve mağdurenin ortak ikametinde ele geçirilen ve sanığa ait olduğu tespit edilen bir bilgisayara ait Asus marka ana kartın parçalanmış şekilde ele geçirildiğinin tespit edildiği,
Her ne kadar mağdure 05.05.2022 tarihli ek savcılık ifadesi ve sonrasında sanığın kendisine yönelik cinsel eylemde bulunmadığını, sanığın annesine kötü muamelede bulunması nedeniyle sanığa iftira attığını, tanık ...'ye sanığın öz babasının yanına gitmesine izin vermesini sağlamak için cinsel eylem anlatımında bulunduğunu beyan etmiş ise de; 05.05.2022 tarihli savcılık ifadesinde; “Herkes benim ifademi değiştirip şikayetten vazgeçmemi istedi. Ben şikayetten vazgeçmek için geldim. Şikayetten vazgeçersem annemlerle tekrar birlikte yaşayabilirim. Ne annem ne de başkası kimse bana inanmıyor. Ben niye şikayetçi olduğumu bilmiyorum.” şeklinde beyanda bulunarak sanığa yönelik iddiası ve şikayetinden vazgeçtiği, Mahkemede ise annesi ile aralarının dosya kapsamında aldırılan doktor raporlarından sonra bozulduğunu ifade ettiği, sanık ve mağdure ile birlikte ikamet eden mağdurenin annesi ..., sanık ile annenin müşterek çocukları olan tanıklar ... ve ...nın intikal tarihinden 2 yıl öncesinden intikal tarihine kadar aile içerisinde geçimsizlik olmadığını, sanık ile anne ...'nın aralarının iyi olduğunu, tanık ...'nin emniyet ve mahkeme beyanlarında mağdurenin sekizinci sınıf boyunca iki üç kez daha ağlayarak sanığın eylemlerinden bahsettiğini, ilk anlatımında ise sakın kimseye söyleme diye kendisini tembih ettiğini beyan ettikleri,
Mağdurenin duruşma beyanının alınması sırasında hazır bulunan sosyal çalışmacı ...nin 25.10.2022 tarihli adli görüşme raporunda; " Yapılan mesleki değerlendirmeler ve gözlemler sonucunda mağdurenin çelişkili beyanları olduğu, üvey babasının kendisine karşı cinsel bir yaklaşımı olmadığını ifade ettiği fakat önceki beyanında çocuğun olayı ayrıntılı bir şekilde anlatabiliyor olmasının olayı yaşamış olabileceğini düşündürdüğü ancak çevresel etmenler neticesinde de böyle bir ifade vermiş olabileceği anlaşılmış olup çocuğun yaşadığı olayların etkilerini taşıdığı" şeklinde görüş bildirildiği,
Mağdurenin karantina döneminde sanıkla ortak ikametlerinde yalnız kaldıkları bir anda sanığın kendisine yönelik cinsel eylem teşebbüsünde bulunduğunu beyan ettiği, sanığın karantina döneminde mağdure ile hiç yalnız kalmadıklarına dair savunmada bulunduğu ancak anne ...'nın mağdurenin on dört gün boyunca evde karantinada kaldığını, tanık ...nın ise karantinada döneminde kendisi ve diğer kardeşlerinin okula, anneleri ...'nın işe gitmesi sebebiyle sanık ve mağdurenin evde tek kaldıklarına dair mağdurenin hazırlık aşamasındaki iddialarını doğrular nitelikte anlatımlarda bulundukları,
İlk Derece Mahkemesince mağdureye yönelik eylemi sabit görülen sanığın mahkumiyetine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurularının esastan reddedildiği, 06.02.2024 tarihli Tebliğnamede kararın onanmasına dair görüş bildirildiği,
Bu açıklamalar ışığında; mağdurenin savcılık ek ifadesinde çevre baskısı nedeniyle ifadesini değiştirdiğini açıkça beyan ettiği, tanık ...’nın teklifi üzerine polisi aramasak mı diye beyanda bulunmasının, anlatımda bulunduğu arkadaşı tanık ...’yi aralarında geçen sanığın cinsel eylemlerine dair konuşmaları kimseye anlatmaması konusunda tembihlemesinin, ardından iki üç kez daha ağlar halde sanığın eylemlerinden bahsetmesinin amacı iftira atmak olan mağdureden beklenemeyeceği, kaldı ki sanıkla annesi arasında son iki yıldır geçimsizlik bulunmadığının tanık ifadeleri ile sabit olması nedeniyle bu hususun iftira sebebi olamayacağı, duruşmada hazır bulunan sosyal çalışmacının da mağdurenin çevresel etmenler nedeniyle ifade değiştirdiğine dair görüş bildirdiği, önceki aşamalarda mağdureyi doğrular şeklinde beyanda bulunan tanık ...’nin sanığın tutuklanmasının hemen akabinde aynı şekilde çevresel etmenler nedeniyle ifade değişikliğinde bulunduğu, böylece mağdurenin intikal tarihinde sanıkla tanıklarında bulunduğu bir ortamda yüzleşmelerinin ardından sıcağı sıcağına alınan on sayfadan oluşan doğal intikal sonucunda ortaya çıkan iftira niteliğinde olmayan ayrıntılı beyanlarına itibar etmek gerektiği nazara alındığında, İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın onanması görüşünde olduğumuzdan çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.