9. Ceza Dairesi 2024/116 E. , 2024/2584 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/1975 E., 2023/1652 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında, katılanın sanığı mağdureye cinsel organını yalatırken gördüğüne, mağdurenin ise cinsel organına dokunduğuna, göğsünden öptüğüne ve cinsel organını yalattığına dair beyanlarına
istinaden çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası 53 üncü ve 63 üncü maddeleri uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, İstanbul Anadolu 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.01.2023 tarihli, 2022/365 Esas, 2023/39 Karar sayılı kararı ile sanığın annesi ile birlikte evinde misafir olarak kalan mağdureye, annesinin yanında olmadığı bir sırada kendi ön özel bölgesini yalattırmak, yine cinsel amaçla mağdurenin ön özel bölgesine eliyle dokunmak ve memesini öpmek suretiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (d) bendi, aynı Kanun'un 53 ve 63 üncü maddeleri uyarınca 27 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna dair verilen kararın, sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 05.04.2023 tarihli ve 2023/871 Esas, 2023/696 Karar sayılı kararı ile dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kabule göre organ sokma söz konusu olmadığı halde hükümde eylemin organ sokma olarak kabulü ile çelişkiye düşülerek ve suç vasfında yanılarak 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca hüküm kurulması, dolayısıyla ortada denetime elverişli bir kararın bulunmaması nedeni ile 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi, 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozma üzerine yapılan yargılama neticesinde, İstanbul Anadolu 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli ve 2023/215 Esas, 2023/1652 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanığın, annesi ile birlikte evinde misafir olarak kalan mağdureye, annesinin yanında olmadığı bir sırada kendi ön özel bölgesini yalattırmak, yine cinsel amaçla mağdurenin ön özel bölgesine eliyle dokunmak ve memesini öpmek suretiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi, üçüncü fıkrasının (d) bendi ile aynı Kanun'un 53 ve 63 üncü maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına dair verilen kararın sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 19.09.2023 tarihli ve 2023/1975 Esas, 2023/1652 Karar sayılı kararı ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusu kapsamında dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, çocuğun cinsel istismarı suçundan mağdureye yönelik eylemden dolayı kurulan hükümde temel cezanın belirlenmesi sırasında, kanun maddesindeki sarkıntılık ve cinsel istismar suçları bakımından ayrı fıkralarda düzenleme yapıldığı gözetildiğinde, kabul edilen eyleme göre 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi yazılması gerekirken doğrudan mağdurenin yaşına ilişkin madde esas alınarak "TCK'nın 103/1-3. cümlesi" yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi yazım hatası olarak kabul edilmiş ve eleştirilen husus dışında, mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunanların ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. GEREKÇE
1. Anayasa'nın hak arama hürriyeti kenar başlıklı 36 ncı maddesinin birinci fıkrasında, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin adil yargılanma hakkı kenar başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında herkesin, davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir Mahkeme tarafından, adil ve kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu, aynı sözleşmenin 13 üncü maddesinde ise bu sözleşme’de tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkesin, söz konusu ihlal resmi bir hizmetin ifası için davranan kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olsa dahi, ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahip olduğu, 5271 sayılı Kanun'un kanun yollarına başvurma başlıklı 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasında hakim ve Mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli ve bu kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açık olduğu belirtilmesine rağmen; sanık müdafiinin 12.07.2023 tarihli istinaf başvurusuna yönelik inceleme yapılmadan eksik inceleme ile hüküm tesis edilmesi sureti ile Anayasa'nın 36, AİHS'nin 6 ve 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddelerine muhalefet edilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
2. SEGBİS ile alınan soruşturma ve kovuşturma işlemi kayıtlarının CD/DVD gibi veri taşıyıcılarına aktarılarak dosyasında saklanması ve kanun yoluna müracaat halinde ilgili mercilere gönderilmesi, 5271 sayılı Kanun'un 219 uncu maddesinde de duruşmada yapılan işlemlerin teknik araçlarla kayda alınması halinde, bu kayıtlar vakit geçirilmeksizin yazılı tutanağa dönüştürülerek mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanacağının belirtilmesine rağmen SEGBİS çözüm tutanağındaki imza eksikliği giderilmeden; Yargıtay denetimine imkan sağlayacak şekilde görüntü kayıtları da dosya içeriğinde bulundurulmadan eksik inceleme ile dosyanın gönderilmesi, bozmayı gerektirmiştir.
3. Bozma nedenlerine göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Tebliğnamedeki diğer görüşlerine bu aşamada iştirak edilmemiştir.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20.Ceza Dairesinin, 19.09.2023 tarihli ve 2023/1975 Esas, 2023/1652 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, bozma nedenine, tutuklu kalınan süreye göre tahliye talebinin reddi ile sanığın TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.03.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!