9. Ceza Dairesi 2023/9646 E. , 2023/7346 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/365 E., 2019/1321 K.
SUÇLAR : Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma
Katılan Bakanlık vekili ile sanık ve müdafiinin temyiz taleplerinin bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiği nazara alındığında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz içeriği ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne dair karara göre İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın düzeltilerek onanmasına dair Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 17.02.2021 tarihli ve 2020/2907 Esas, 2021/1272 Karar sayılı düzeltilerek onama kararının da Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından zımnen kaldırıldığı anlaşılmış olup incelemenin sanık ve müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyizleriyle birlikte yapılması gerektiği belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin sürelerinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Silifke Cumhuriyet Başsavcılığının 23.03.2018 tarih, 2018/1215 soruşturma sayılı iddianamesi ile sanık hakkında cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından açılan kamu davalarında, Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.10.2018 tarihli ve 2018/126 Esas, 2018/355 Karar sayılı kararı ile;
a) Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ve aynı Kanun'un 35 inci maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b) Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci ve beşinci fıkraları uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
karar verilmiştir.
2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 29.05.2019 tarihli ve 2019/365 Esas, 2019/1321 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık ve müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 29.05.2019 tarihli ve 2019/365 Esas, 2019/1321 sayılı kararının sanık ve müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 17.02.2021 tarihli ve 2020/2907 Esas, 2021/1272 Karar sayılı kararı ile sanık ve müdafii yönünden, "5271 sayılı CMK’nın 291/1. maddesine göre Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında temyiz süresinin on beş gün olduğu nazara alındığında sanığın mahkemece yokluğunda verilen kararın müdafiye 30.06.2019 günü tebliği üzerine işlemeye başlayan on beş günlük kanuni süresinden sonra sunduğu 23.03.2020 tarihli dilekçeyle hükmü temyiz ettiği ve aynı kanunun 294/1. maddesinde yer alan 'Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır' şeklindeki düzenleme de gözetilerek yapılan değerlendirmede, sanık müdafisinin temyiz dilekçesinde herhangi bir temyiz sebebi göstermediği anlaşıldığından, vaki temyiz istemlerinin CMK'nın 298. maddesi uyarınca reddine, katılan Bakanlık vekili yönünden ise; İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükümleri ile ilgili olarak istinaf yoluna başvuran sanık müdafiinin, katılan Bakanlık vekili lehine hükmedilen vekalet ücretine yönelik istinaf talebi bulunmadığı ve vekalet ücretinin şahsi hakka ilişkin olup sanık tarafından ayrıca istinaf sebebi olarak belirtilmediği takdirde re’sen nazara alınamayacağı gözetilerek karar verilmesi gerekirken vekalet ücretinin karardan çıkarılması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, katılan Bakanlık vekilinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görüldüğünden, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 29.05.2019 gün ve 2019/365 Esas, 2019/1321 Karar sayılı vaki istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine yönelik hükmünün 5271 sayılı CMK'nın 302/2-4. madde ve fıkrası gereğince bozulmasına, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 303. maddesinin verdiği yetkiye istinaden düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, istinaf ilamındaki katılan Bakanlık vekili lehine takdir edilen vekalet ücretinin kaldırılmasına ilişkin bölümün karardan çıkarılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün düzeltilerek onanmasına," karar verilmiştir.
4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.04.2021 tarihli ve itiraz-14- 2019/98878 sayılı hükümlerin Bakanlık vekilinin temyiziyle birlikte sanık tarafının temyizinin de değerlendirilmesi için Dairemizin düzelterek onama kararının kaldırılması şeklindeki itirazı üzerine 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin, 15.06.2021 tarihli ve 2021/1381 Esas, 2021/4299 Karar sayılı kararı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle dava dosyası, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmiştir.
5. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 12.04.2023 tarihli ve 2021/(Kapatılan)14-268 Esas, 2023/213 Karar Sayılı kararıyla '' Sanık hakkında Yerel Mahkemece teşebbüs aşamasında kalan nitelikli cinsel saldırı ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ile sanık ve müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun düzeltilerek (vekâlet ücreti yönünden) esastan reddine karar verildiği, bu kararın da katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ile sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece sanığın temyiz talebinin süresinde olmadığı ve müdafiinin, dilekçesinde herhangi bir temyiz sebebi göstermediğinden bahisle temyiz isteminin reddine karar verilerek katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz talebine ilişkin vekâlet ücreti yönünden yapılan incelemede Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verildiği, UYAP kayıtlarına göre 27.06.2019 havale tarihli sekiz sayfadan ibaret dilekçe başlığının '1. Ağır Ceza Mahkemesi Kanalı ile Adana Bölge İstinaf Mahkemesine sunulmak üzere, Konu: İtiraz hk' şeklinde olduğu, dilekçe içeriğinde sanığın sübuta ve eksik incelemeye (telefondaki görüntülerin çıkarılmaması, sinyal bilgilerinin alınmaması, olay tarihinde çevrede bulunan kamera görüntülerinin temin edilmemesi) yönelik temyiz sebeplerini ileri sürdüğü anlaşılan olayda; UYAP kayıtlarına göre Bölge Adliye Mahkemesince verilen 29.05.2019 tarihli karardan sonra sanığın 27.06.2019 tarihinde cezaevi idaresi aracılığıyla gönderdiği dilekçesinin içeriği itibarıyla hakkında verilen hükümlere yönelik temyiz istemi niteliği taşıması, sanığın dilekçesinin başlık kısmı her ne kadar '1. Ağır Ceza Mahkemesi Kanalı ile Adana Bölge İstinaf Mahkemesine sunulmak üzere, Konu: İtiraz hk' ise de CMK'nın 264. maddesindeki açık düzenleme uyarınca kanun yolunun veya merciin belirlenmesindeki yanılmanın, sanığın kabul edilebilir temyiz başvurusuna ilişkin haklarını ortadan kaldırmasının mümkün olmaması, bu itibarla müdafiine kararın tebliğiyle temyiz süresi işlemeye başlamadan önce sanık tarafından kanun yoluna başvurulurken verilen dilekçede temyiz yerine itiraz ibaresine yer verilmiş ise de söz konusu istemin süresinde olduğu kabul edilmelidir. Ayrıca sanık müdafiinin 30.06.2019 tarihinde tebliğ edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik 28.06.2019 havale tarihli temyiz dilekçesinde; '…Sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Söz konusu karar kanaatimizce usul, yasa ve içtihatlara uygun değildir. Müdafisi olduğumuz sanık ...'nun isnat edilen suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yetecek her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil yoktur sanık ...'nun beraati yönünde hüküm kurulmasını talep eder gereğini arz ederiz.' şeklindeki ifadelerle, sanığın yüklenen suçu işlediğine dair delillerin neler olduğunun açıkca gösterilmediğine ve CMK'nın 230/1-b maddesine aykırı davranıldığına dair yapmış olduğu açıklamaların, CMK'nın 294 ve 301. maddelerinde yer alan hükümler de gözetildiğinde, maddi hukuka aykırılık ve muhakeme hukukuna aykırılık iddiasının varlığı bakımından yeterli bir temyiz nedeni olarak değerlendirilmesi gerektiği ve açıklanan sebeplerle sanık müdafisiin temyiz dilekçesinde bir temyiz nedeninin bulunduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, haklı nedene dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.'' şeklindeki gerekçelerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne, Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 17.02.2021 tarihli ve 2907-1272 sayılı sanığın temyizinin süresinde olmadığından, sanık müdafiinin ise dilekçesinde temyiz sebebinin bulunmadığından bahisle temyiz istemlerinin reddine yönelik kararlarının kaldırılmasına, sanık ve müdafiince yapılan temyiz başvurusunun incelenmesi için dava dosyasının Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Özetle; Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın usul, kanun ve içtihatlara uygun olmadığına, sanığın cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil olmadığına Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Sanığın Temyiz İstemi
Özetle; Lehine olan delillerin Mahkemece değerlendirilmediğine, katılan mağdure ile sevgili olduklarına, bir kısım beyanlarının ve delillerin duruşma tutanaklarına geçmediğine, kamera kayıtları ve kendi cep telefonunun incelenmediğine, katılan mağdurenin ayağındaki yaralanmanın daha önceden kaynaklandığına ifadelerinde çelişkiler bulunduğuna, hiç bir zaman mağdurenin mesajlarda kendisine abi olarak hitap etmediğine, telefonunda mağdureyle dans ettiğine dair videolar olduğuna, aleyhine olan tanık ifadelerinin çelişkili olduğuna, iftiraya maruz kaldığına ve yeniden yargılanması gerektiğine ilişkindir.
C. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle; katılan Bakanlık lehine vekalet ücreti verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; ''Mağdur ... 02.03.2018 tarihinde saat 16:00 sıralarında ... Kafe'ye gittiğini, kafenin saat 22:30 sıralarında boşaldığını ve sanık ile yalnız kaldıklarını, sanığın kendisine şarkı söyleme hususunda prova yaptıracağını söylemesi nedeniyle kaldığını, bir müddet birlikte alkol aldıklarını, 03.03.2018 tarihinde saat 00:30 sıralarında sanığın kendisine alkol aldırmaya devam etmeye çalıştığını ancak kendisinin istememesi üzerine sanıktan kurtulmak amacıyla bayılma numarası yaptığını, sanığın bu durumundan faydalanmaya çalışarak kendisini koltuğa uzattığını ve kendisini aniden dudağından öptüğünü, kendisinin irkilmesi üzerine sanığa tepki verdiğini ve kurtulmaya çalıştığını, bunun üzerine sanığın kendisi kollarından tutarak üzerine çullandığını ve tekrar kendisini öpmeye çalıştığını, sanığın kendisini yüz üstü çevirerek kollarını arkadan şeffaf bant ile bantlamaya çalıştığını, kendisinin tüm gücüyle direnerek banttan kurtulduğunu, bunun üzerine sanığın kendisini sırt üstü çevirerek üzerine oturduğunu ve kendisinin montunu aşağı doğru sıyırdığını, aynı elini kendisinin gömleğinden içeri sokarak kendisinin göğsünü okşamaya başladığını, bu esnada sanığın kendisine 'benden kurtulamazsın, ben seni istiyorum, ya sevişeceğiz ya da kızlığını bozacağım, bu gece benim olacaksın, istediğin kadar diren bana gücün yetmez, istediğin kadar bağır seni kimse duymaz' dediğini, sanığın durmadığını ve kendisinin üzerinde ileri geri hareketler yaptığını, kendisine 'benimle bu gece sevişeceksin, görmüyormusun ne haldeyim beni rahatlatacaksın' dediğini, kendisinin yanan elektrik sobasını görmesi üzerine sobayı çekerek yere düşürdüğünü ve sanığın irkilmesi üzerine sanıktan kurtularak masanın üzerinden atladığını, bu esnada ayağını masaya çarptığını, 155'i aramak istediğini ancak sanığın kendisine engel olduğunu, kafenin kapısına doğru koşarak çıkmak istediğini ancak sanığın kapıyı kilitlediğini ve kendisine 'çıkabiliyorsan çık' dediğini, kendisinin de kafenin lavabosunun bulunduğu kısma geçtiğini ve demir korkuluklardan atlayrak kaçtığını,sanığın kendisini takip etme ihtimaline binaen koştuğunu ve ... Lisesi önüne kadar geldiğini, buraya geldiğinde arkadaşları olan ... ... ve ...'i arayarak kendisini almalarını istediğini ve geceyi bu arkadaşlarının evinde geçirdiğini, hastaneye giderek tedavisini yaptırdığını ve sonrasında şikayetçi olmak için kolluk birimine geldiği şeklinde gelişen olayda sanık hakkında cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından Mahkememize dava açılmış, Mahkememizce yapılan yargılamada ve yapılan değerlendirmede, sanık her ne kadar üzerine atılı suçu kabul etmese de; mağdur ...'in cinsel saldırıdan kurtulduktan sonra ayağını masaya ve kapıya çarptığını ifade etmesi ve yine sanığın cinsel saldırı esnasında her iki kolunu da tutarak üstüne çıktığını söylemesi, aldırılan doktor raporunda da mağdurun bahsettiği gibi sol ayak topuğunda ödemin tespit edilmesi, her iki kolunda da ekimozun tespit edilmesi ve bu haliyle mağdurun beyanlarını doktor raporlarının doğrulaması, mağdurun gece 04:00 civarlarında cinsel saldırıya uğradıktan sonra arkadaşları olan ...'u araması ve ...'un da ...'ı arayarak durumu haber verip onunla beraber ... Lisesi civarına mağdurun yanına gitmeleri, tanıklar ... ve ...'in soruşturma ve duruşmada verdikleri istikrarlı beyanlarından da anlaşılacağı üzere bu durumu doğrulamaları, sanık her ne kadar mağdurla aralarında duygusal yakınlık bulunduğunu beyan etse de duruşma aşamasında dinlenen ... Kafe'nin sahibi tanık ... ... beyanlarında mağdurun sanığa abi diye hitap ettiğini, mağdurla sanığı sevgili gibi hiç görmediğini, olaydan sonra başından geçenleri mağdurun beyanlarında geçtiği gibi kendisine de aynen anlattığını ve bu haliyle mağduru doğruladığı, mağdurla sanık arasında geçen mesaj içeriklerinden de sanıkla mağdurun, mağdurun birtakım sorunları yüzünden dertleştiklerinin görüldüğü, mesajlarda mağdurun sanığa hep abi diyerek hitap ettiği ve bu haliyle sanığın iddialarının doğru olmadığı anlaşılmış, mağdurun kolluk ve savcılık, duruşma aşamasında değişmeyen ifadeleri, tanıkların mağduru doğrular beyanları, alınan raporun mağdurun beyanlarıyla uyumlu olması, mesaj içeriklerinin sanığın iddialarını yalanlaması hep birlikte değerlendirildiğinde sanık, üzerine atılı cinsel saldırı suçunu işlediği mahkememizce sabit görülmüştür. Mağdurun sanığın elinden kendi çaba ve imkanlarıyla kurtulması, kurtulamasaydı daha fazlasının olacağının sabit olduğu, sanığın mağdurun ellerini arkadan tutup etkisiz hale getirdikten sonra göğüslerini okşamaya başlaması, mağdurun sanığın cinsel organını bacaklarında hissetmesi, sanığın mağdurun kaçmasını engellemek için kafenin kapılarını kilitlemesi, yine sanığın mağdura "benden kurtulamazsın, ben seni istiyorum, ya sevişeceğiz ya da kızlığını bozacağım, bu gece benim olacaksın, istediğin kadar diren bana gücün yetmez, istediğin kadar bağır seni kimse duymaz" şeklindeki beyanları hep birlikte değerlendirildiğinde sanığın eyleminin organ sokmaya teşebbüs olduğu mahkememizce sabit olmuş ve kendisine TCK.nun 102/2, 35 maddelerinden ek savunma hakkı verilmiştir. Suçun işleniş şekli, fiilin özellikleri, sanığın amaç ve saiki, meydana gelen tehlikenin ağırlığı, sabıkalı kişiliği, suç işleme eğilimi, mükerrir olması göz önüne alınarak alt sınırdan 3 yıl uzaklaşılarak hüküm kurulmuş ,cinsel saldırı eyleminin vardığı aşama, mağdurun sanığın elinden kendi çabalarıyla kurtulmuş olması, teşebbüsün kalma derecesi değerlendirildiğinde teşebbüs hükümlerinden 1/3 oranında indirim yapılmış ve sanığın geçmiş hali, suç işleme yönündeki eğilimleri, eylemden sonraki davranışları, bir daha suç işlemeyeceği yönünde mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığı gözönünde bulundurularak sanık hakkında TCK.nun 62 maddesi uygulanmamış ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden yapılan değerlendirme de; Mağdurun sanığın elinden sobayı devirip kaçarken tekrar kolundan yakalaması ve gitmeyeceksin diye mağdura söylemesi, mağdurun tekrar kapıya doğru yönelmesi üzerine sanığın kapıyı kilitlemesinden dolayı o kapıdan sanıktan kurtulmak için kaçamadığı sabit olduğundan sanığın mağduru hürriyetinden alıkoyduğu sürenin sadece cinsel saldırı aşamasıyla sınırlı olmadığı, daha fazlası olduğundan üzerine atılı cebir kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği mahkememizce sübut bulmuş, suçun işleniş şekli, fiilin özellikleri, sanığın amaç ve saiki, meydana gelen tehlikenin ağırlığı, sabıkalı kişiliği, suç işleme eğilimi, mükerrir olması göz önüne alınarak alt sınırdan 2 yıl uzaklaşılarak hüküm kurulmuş, sanık eylemini cinsel amaçla işlediği anlaşıldığından sanığa verilen cezada TCK.nun 109/5 amir hükmü gereği yarı oranında artırım yapılmış ve sanığın geçmiş hali, suç işleme yönündeki eğilimleri, eylemden sonraki davranışları, bir daha suç işlemeyeceği yönünde mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığı gözönünde bulundurularak sanık hakkında TCK.nun 62 maddesi uygulanmamış ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.'' şeklindeki gerekçelerle hükümler kurulduğu anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı ancak İlk Derece Mahkemesince Bakanlık lehine vekalet ücreti takdir edilmesi sebebiyle Bakanlık lehine verilen vekalet ücretinin hükümden çıkartılmak suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Yönünden
Cinsel saldırı eyleminin işlendiği sırada ve eylemle sınırlı süre ile mağdurenin iradesiyle hareket etme imkanının ortadan kaldırılmasının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı, kişinin vücudunun suçun konusu olması nedeniyle mağdurenin hareket etme özgürlüğü ortadan kaldırılmadan bu suçun işlenemeyeceği nazara alındığında, olay günü sanığın eylemleri sebebiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun kanuni unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilerek bu suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi karşısında, istinaf başvurusunun kabulü yerine düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Nitelikli Cinsel Saldırı Suçu Yönünden
Mağdurenin aşamalardaki anlatımları, tanık beyanları, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde olay günü sanık ve mağdurenin ... Kafe isimli yerde birlikte alkol aldıkları sırada sanığın mağdureyi koltuğa uzatıp dudağından öpmesi, elini gömleğinden içeri sokarak göğsünü okşaması, üzerine oturup montunu aşağıya doğru sıyırarak ileri geri hareketler yapması şeklinde gerçekleşen eylemlerinin mevcut haliyle cinsel saldırı suçunu oluşturduğu gözetilerek 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin birinci fıkrasından hüküm kurulması gerekirken suç vasfının tayininde hataya düşülerek karar verilmesi karşısında, istinaf başvurusunun kabulü yerine düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçenin (A) ve (B) bölümlerinde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 29.05.2019 tarihli ve 2019/365 Esas, 2019/1321 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre sanığın atılı suçlardan TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadıkları takdirde derhal salıverilmesinin ilgili yerlere en seri şekilde bildirilmesi için müzekkere yazılmasına,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdiren Silifke Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.11.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!