9. Ceza Dairesi 2023/9502 E. , 2024/2837 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/130 E., 2022/223 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî ret
Katılan ...'in temyiz istemi yönünden; bozma sonrası yapılan yargılamada katılan mağdurenin reşit olması nedeniyle üzerindeki velayet hakkı sona eren anne ...'in, buna bağlı olarak katılan sıfatının da hükümsüz hale geldiği anlaşıldığından, kararı temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.
Sanık müdafileri ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin kanuni süresinden sonra yaptığı duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının (c) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.11.2020 tarihli ve 2020/30 Esas, 2020/210 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (c) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca 24 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına dair verilen kararın sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 03.03.2021 tarihli ve 2021/260 Esas, 2021/335 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi kararının sanık müdafiileri ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 10.03.2022 tarihli ve 2021/21218 Esas, 2022/2176 Karar sayılı kararı ile sair temyiz itirazların reddine karar verilerek "Mağdurenin soruşturma evresindeki ifadesi, sanığın cinsel organını vajinasına sokmasından dolayı kanaması olduğu ve ilişki sonrası sanığın penisinden çıkan sıvıyı peçeteye sildiği yönündeki iddialarının aldırılan doktor raporlarıyla doğrulanmaması, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ilk derece mahkemesince sanığın, olay günü mağdureye organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismarda bulunduğuna dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut haliyle mağdurenin vajinasına cinsel organını sürtme şeklinde sübuta eren eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 103/1. maddesinde düzenlenen çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek aynı Kanunun 103/2. maddesine göre hüküm kurulması karşısında, anılan karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi" nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanunun 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
3. İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.06.2022 tarihli ve 2022/130 Esas, 2022/223 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının (c) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmekle, 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer verilen; "Yargıtaydan verilen bozma kararına uyulması hâlinde ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı, istinaf veya temyiz sınırlarına bakılmaksızın sadece temyiz yoluna başvurulabilir." hükmü uyarınca dava dosyası doğrudan temyiz merciine gönderilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafilerinin Temyiz İstemleri
Özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, savunmanın aksine her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığına, katılan mağdurenin beyanlarının dosyadaki delillerle örtüşmediğine, dosyadaki beyanların çelişkili olduğuna, müvekkillerinin atılı suçu işlemediğine, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanması gerektiğine ve dilekçelerinde belirttikleri diğer hususlara ilişkindir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle; eksik incelemeyle karar verildiğine, sanık hakkında eylemine uyan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ve alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması gerektiğine, katılan Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine, kararın bozulması talebine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir.
III. GEREKÇE
A. Katılan ...'in Temyiz İstemi Yönünden
Katılan mağdurenin hüküm tarihinde reşit olması nedeniyle üzerindeki velayet hakkı sona eren annesi olan katılan ...'in buna bağlı olarak katılan sıfatının da hükümsüz hale geldiği anlaşıldığından, davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığından vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Sanık Müdafileri ile Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden
1. 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ve temyiz dilekçelerinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olduğu, eyleme uyan suç vasıfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ...'nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Kanuni düzenleme dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.
IV. KARAR
A. Katılan ...'in Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle katılan ...'in temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Müdafileri ile Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.06.2022 tarihli ve 2022/130 Esas, 2022/223 Karar sayılı kararında sanık müdafileri ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak
yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.03.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!