9. Ceza Dairesi 2023/827 E. , 2023/3674 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : Beraat
Suça sürüklenen çocuk hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin sürelerinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.04.2016 tarihli ve 2016/51 Esas, 2016/156 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyet kararı verilmiştir.
2. Bu kararın suça sürüklenen çocuk müdafii, katılan Bakanlık vekili ve katılan mağdure vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 21.02.2017 tarihli ve 2016/9427 Esas, 2017/8403 Karar sayılı kararı ile özetle, atılı suçlardan beraati yerine mahkumiyet kararları verilmesi sebebiyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.04.2017 tarihli ve 2017/80 Esas, 2017/118 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına direnilerek suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından, mahkumiyetine karar verilmiştir.
4. Bu kararın suça sürüklenen çocuk müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 19.12.2017 tarihli ve 2017/7667 Esas, 2017/6524 Karar sayılı kararı ile Mahkemece, 14.04.2016 tarihli ilk hükümle suça sürüklenen çocuğun, çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkûmiyetine dair verilen kararın 21.02.2017 tarihinde suça sürüklenen çocuğun beraatine karar verilmesi yerine mahkûmiyetine hükmedilmesinin hatalı olduğundan bahisle oy çokluğuyla bozulması sonrasında Mahkemece, Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin bozma ilamına direnilmesine karar verilmesine rağmen çocuğun basit cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından hükümler kurulması suretiyle daha öncekinden farklı karar verildiğinin anlaşılması karşısında, Mahkemenin 27.04.2017 tarihli kararının direnme mahiyetinde olmadığı gözetilerek tüm dosya kapsamına göre suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçları işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek atılı suçlardan beraati yerine mahkumiyetine hükmedildiği gerekçesiyle ikinci kez bozulmasına karar verilmiştir.
5. İkinci bozma kararı üzerine Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.02.2018 tarihli ve 2018/36 Esas, 2018/74 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına direnilerek sanığın atılı suçlardan mahkumiyetine karar verilmiştir.
6. Kararın suça sürüklenen çocuk müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 05.11.2018 tarihli ve 2018/7127 Esas, 2018/6430 Karar sayılı kararı ile direnme kararında belirtilen gerekçelerin reddi ve dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulunca incelenmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiştir.
7. Tevdii kararı üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.04.2022 tarihli ve 2018/ (Kapatılan)14-530 Esas, 2022/275 Karar sayılı kararı ile atılı suçların suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğinin sabit olmadığının gözetilmemesi nedeniyle kararın bozulmasına ve mahalline gönderilmesine karar verilmiştir.
8. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun bozması üzerine Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.11.2022 tarihli ve 2022/251 Esas, 2022/314 Karar sayılı karar ile suça sürüklenen çocuğun atılı suçlardan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle, suça sürüklenen çocuğun atılı suçları işlediğine, suça sürüklenen çocuk ile tanıkların beyanlarının çelişkili olduğuna, olaydan sekiz gün sonra rapor alınması sebebiyle katılan mağdurede bulgu olmamasının hayatın olağan akışına uygun olduğuna ve suça sürüklenen çocuğun cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle, suça sürüklenen çocuk ile katılan mağdure arasında husumet ve iftira atılmasını gerektirecek bir durum bulunmadığına, tüm dosya kapsamına göre suça sürüklenen çocuğun cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun bozma ilamı üzerine İlk Derece Mahkemesince; "Katılan mağdurenin alınan doktor raporunda; kızlık zarının ve vajinal bölgesinin sağlam olduğunun, fiili livata bulgusuna rastlanılmadığının, iz ve zorlamanın bulunmadığının belirtilmesi, katılan mağdure ve suça sürüklenen çocuğun anneanneleri tanık ...'nın köye gittiklerinde katılan mağdurenin yanından hiçbir zaman ayrılmadığını ve suça sürüklenen çocuğun eve gelmediğini beyan etmesi, katılan mağdure ve suça sürüklenen çocuğun teyzeleri tanık ...'nin köye salı günü gittiğini, çarşamba günü kendi çocuklarıyla birlikte katılan mağdure ve katılan mağdurenin kardeşleri de dahil olmak üzere suça sürüklenen çocuğun ailesinin evinde yemek yediklerini, katılan mağdure ve suça sürüklenen çocuğun yanlarından hiç ayrılmadıklarını, ayrıca havanın çok soğuk olduğunu, kızı ... ve katılan mağdurenin evin üst katında oyun oynadıklarını, dışarı çıkmadıklarını ifade etmesi, katılan mağdurenin mahkeme aşamasında çelişkili ve tutarsız beyanlarda bulunması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde suça sürüklenen çocuğa atılı eylemin şüphede kalması, bu şüphenin de suça sürüklenen çocuk lehine yorumlanması gerektiği; faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de insan haklarına dayalı, demokratik rejimle yönetilen ülkelerin hukuk sistemlerinde bulunması gereken, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" şeklinde, Latincede ise "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi açısından gözönünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlak surette sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ya da gerçekleştiriliş şekli hususunda herhangi bir şüphe belirmesi hâlinde uygulanabileceği gibi, suç niteliğinin belirlenmesi bakımından da geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate veya herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Tüm bu hususlar bir bütün olarak gözetildiğinde suça sürüklenen çocuğa atılı çocuğun basit cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının sabit olmadığının kabulü ile... " şeklindeki gerekçelerle suça sürüklenen çocuk hakkında atılı suçlardan beraat kararı verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma üzerine gerçekleştirilen yargılama neticesinde kurulan hükümlere yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.11.2022 tarihli ve 2022/251 Esas, 2022/314 Karar sayılı kararında katılan mağdure vekili ile katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan mağdure vekili ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
31.05.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!