WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ

A- A A+

9. Ceza Dairesi         2023/7421 E.  ,  2023/4046 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1836 E., 2022/1439 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir .

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.04.2022 tarihli ve 2021/299 Esas, 2022/137 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümlesi, üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 22 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2022/1836 Esas, 2022/1439 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin, katılan mağdure vekili ve Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz İstemi
Suç vasfına ilişkindir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sübuta, teşdiden ceza tayininin yerinde olmadığına, zincirleme suç uygulama koşullarının oluşmadığına, İlk Derece Mahkemesi muhalefet şerhinin Bölge Adliye Mahkemesince dikkate alınmadığına, hukuka aykırı delillerin mahkumiyet hükmüne esas alınamayacağına aksinin kabulü halinde sanığın eyleminin sarkıntılık suçu kapsamında kalacağına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Mağdurenin aşamalarda sanığın kendisine yönelik gerçekleştirdiği eylemlerle ilgili istikrarlı beyanları, mağdurenin sanığa iftira atmasını gerektirir bir sebep bulunmaması, sanık mağdurenin annesi ... ile ilgili husumet iddiasında bulunmuşsa da sanığın eşi ...'in husumet olmadığını beyan edip mağdure ve katılanın beyanlarını doğrular şekilde beyanda bulunması, sanığın mağdureye yönelik eylemlerini gösterir kamera ve ses kayıtlarının olması, sanığın daha önce de mağdureye yönelik eylemini gördüğü şeklinde sanığın kızı ...'nin beyanlarının bulunması karşısında sanığın savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilmiş ve itibar edilmemiştir. Sanığın, mağdureye yönelik eylemlerine, mağdure ...'nin ilkokulda olduğu ve son kameraya alınan eylemden yaklaşık 4 yıl öncesi olan 2017 yılından itibaren başladığı ve 14.08.2021 gününe kadar birçok defa tekrarladığı, mağdurenin kendi evlerinde kaldığı zamanlarda mağdurenin göğsüne, kalçasına, cinsel organına dokunmak, okşamak, kendi cinsel organını mağdurenin vücudunun çeşitli yerlerine sürtmek ve benzeri eylemlerle mağdureyi cinsel olarak istismar ettiği, parmağını mağdurenin anüsüne sokmaya çalışmışsa da mağdurenin acıdığını söylemesi üzerine sanığın bu eylemden gönüllü olarak vazgeçtiği, başlangıçta yaşının çok küçük olması sebebi ile nasıl davranacağını, başkasına nasıl izah edeceğini bilemeyen, mağdurenin sanığa mani olamadığı, aradan geçen zamanda yaşı büyüyen mağdurenin hala annesine anlatma cesareti olmasa da kuzenine mesaj çekerek sanığın kendisine yönelik eylemlerini anlattığı, mesajdan haberi olan katılan ... başlangıçta kızına inanmasa da böyle bir durum varsa ortaya çıkması için durumu sanığın eşine de anlatıp onun onayını da alarak kızının sanığın evinde kaldığı zamanlarda yattığı çek yatı görecek şekilde kamera yerleştirdiği ve 14.08.2021 günü gece geç saatlerde alkollü olan sanığın mağdurenin yattığı çek yata oturup yatarak elini yine mağdurenin vücudunun çeşitli yerlerine dokundurmak suretiyle mağdureye yönelik eylemlerini tekrarladığı, kamera kaydını görüp sanığın eylemlerinden emin olan katılanın sanık hakkında şikayetçi olduğu şeklinde olayın gerçekleştiği mahkemece kabul edilmiştir.

2. Mağdure her ne kadar duruşmada alınan beyanında sanığın ilk eylemini kendisi ilkokul birinci ya da ikinci sınıfta iken gerçekleştirdiğini söylemişse de Çocuk İzlem Merkezinde alınan ilk beyanında sanığın eylemlerinin 4 yıl önce başladığını söylemesi, katılan ...'nin de kızının eylemlerin 3,5-4 yıldır devam ettiğini söylediği şeklindeki beyanları karşısında mağdurenin ilk beyanlarının daha doğru olduğu değerlendirilerek ilk eylem tarihinin şikayet tarihinden 4 yıl öncesi olan 2017 yılı olduğu kabul edilmiştir. Mağdure ilk beyanlarında sanığın poposuna parmağını soktuğunu söylemişse de sonradan alınan beyanında sokmaya çalıştığını fakat sokmadığını söylemesi nedeniyle sanığın mağdurenin anüsüne parmağını sokmaya teşebbüs ettiği ancak bu eylemden gönüllü olarak vazgeçip eylemi tamamlamadığı kabul edildiğinden 5237 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesi delaleti ile sanığa vücuda organ sokmak suretiyle cinsel istismara teşebbüsten hüküm kurulamayacağı değerlendirilerek 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasından hüküm kurulmamış, eylemin tamam olan kısmının 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi kapsamında cinsel istismar suçunu oluşturacağı değerlendirilmiştir.

3. Mahkemenin kabulüne göre; "Sanığın eylemlerinin TCK 103/1-a yollamasıyla TCK 103/1-1. cümlede düzenlenen çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturacağı kanaatine varılmış, mağdurenin suç tarihinde 12 yaşından küçük olduğu anlaşıldığından TCK 103/1-3. cümlesi uyarınca ve suçun işleniş biçimi, süresi, sanığın güttüğü amaç ve saik göz önüne alındığında ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılarak cezaya hükmolunmuş, sanık mağdurenin teyzesinin eşi olduğundan TCK 103/3-c maddesi uyarınca ve sanık bir suç işleme kararının icrası kapsamında aynı nitelikteki eylemlerini mağdureye karşı değişik zamanlarda birden fazla işlediğinden TCK 43 /1 maddesi uyarınca cezasında artırım yapılmasına, cezasnın sanığın üzerindeki olası etkileri lehine indirim nedeni kabul edilmekele TCK 62 uyarınca indirim yapılmasına karar verilmiştir." şeklinde hüküm kurulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

2. 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ve sanık müdafii ve katılan mağdure vekilinin temyiz dilekçesinde belirttiği nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde vaki istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2022/1836 Esas, 2022/1439 Karar sayılı kararında sanık müdafince ve katılan mağdure vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.06.2023 tarihinde karar verildi.

Hükme iştirak eden üye ...'un karar yazımından önce 28.07.2023 tarihinde vefat etmesi nedeniyle imza eksikliğinin giderilemediğine dair 5271 sayılı CMK'nın 232/5. maddesine istinaden düşülen iş bu şerhin altı imzalanmıştır.