WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Temmuz 2026

YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ

A- A A+

9. Ceza Dairesi         2023/67 E.  ,  2023/3176 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükümleri temyize hakkı bulunmadığı gibi istinaf aşamasında verilen katılma kararının da bu hakkı vermeyeceği belirlenmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden; sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ
1. Yalova Ağır Ceza Mahkemesinin 07.06.2018 tarihli ve 2017/30 Esas, 2018/478 Karar sayılı kararı ile sanığın katılan ...'ye yönelik nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca neticeten 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunlukları ile 109 uncu maddesinin ikinci ile beşinci fıkraları ve 53 üncü maddeleri uyarınca neticeten 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 14.11.2018 tarihli ve 2018/2136 Esas, 2018/2169 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik yapılan istinaf başvurularının kabulüyle duruşma açılarak yapılan inceleme sonucu sanığın katılan ...'ye yönelik nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (a) bendi ve 53 üncü maddeleri uyarınca neticeten 24 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunlukları ile 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, beşinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca neticeten 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 14.11.2018 tarihli ve 2018/2136 Esas, 2018/2169 Karar sayılı kararının sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 09.07.2020 tarihli ve 2020/2703 Esas, 2020/3252 Karar sayılı kararı ile Bakanlık vekilinin temyiz isteminin Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa dava görüldüğüne dair bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağı gibi Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükümleri temyize hakkı bulunmadığı ve Bölge Adliye Mahkemesince verilen katılma kararı da bu hakkı vermeyeceğinden vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesi gereğince reddine karar verıldikten sonra temyize konu hükümlerin sair redli olarak "İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında usulüne uygun şekilde davaya katılmayan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükümleri istinaf etme hakkı bulunmadığı gözetilmeden vaki istinaf talebi kabul edilerek yapılan incelemede hükümler kaldırıldıktan sonra atılı suçlardan kurulan yeni hükümlerde sanık aleyhine olacak şekilde TCK'nın 102/3-a ve 109/3-f maddelerinin uygulanması," ve "Kabule göre de; İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 07.04.2017 tarihli raporunun içeriğine göre, sanık hakkında koşulları oluşmadığı halde TCK'nın 102/3-a, 109/3-f maddelerinin uygulanması," nedenleriyle bozulmasına ve dava dosyasının Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, bozma üzerine verdiği 14.10.2020 tarihli ve 2017/1782 Esas, 2020/1506 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

5. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, bozma üzerine verdiği 14.10.2020 tarihli ve 2017/82 Esas, 2020/1506 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 12.04.2022 tarihli ve 2021/19363 Esas, 2022/3433 Karar sayılı kararı ile hükmün "İlk Derece Mahkemesi tarafından sanığın atılı suçlardan mahkumiyetine dair verilen kararın istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince vaki istinaf başvurusunun kabulü ile hükümlerin kaldırılarak sanığın müsnet suçlardan mahkumiyetine yönelik verilen kararın Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 09.07.2020 gün ve 2020/2703 Esas, 2020/3252 Karar sayılı ilamıyla bozulması üzerine dosyanın gönderildiği Bölge Adliye Mahkemesince anılan bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra duruşmalı gerçekleştirilen yargılama sonucunda, 5271 sayılı CMK'nın 223, 280 ve 307. maddeleri uyarınca sanık hakkında yeni hükümler kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi," nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.

6. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin bozma üzerine verdiği 12.10.2022 tarihli ve 2022/1115 Esas, 2022/1387 Karar sayılı kararı ile sanığın katılan ...'ye yönelik nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca neticeten 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunlukları ile 109 uncu maddesinin ikinci ve beşinci fıkraları ve 53 üncü maddeleri uyarınca neticeten 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemleri
Sanığın samimi beyanları uyarınca mağdureye yönelik olarak sadece organ sürtünme yoluyla basit cinsel saldırı suçunu işlediğini, suçu nitelikli haliyle işlediğine dair dosya kapsamında cezalandırılmasını gerektirir yeterli delil bulunmadığına bu nedenle suç vasfının tayininde hataya düşülerek sanığın basit yerine nitelikli cinsel saldırı suçundan cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğuna, sanığın duruşma zabıtlarına yansıyan olumsuz bir davranışı bulunmadığı ve dava konusu eylemlerin benzerlerine göre herhangi bir ağırlatıcı özelliği olmadığı halde mahkemece kanundaki soyut ibareler tekrarlanmak suretiyle gerekçe oluşturularak sanık hakkında temel cezaların teşditli olarak tayin edilmesinin ve hakkında takdiri indirim maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulanmamasının usul ve kanuna aykırı olduğuna, suçu kabul anlamına gelmemekle birlikte sanığın mağduru alıkoymasının sadece işlenen basit cinsel saldırı suçu ile sınırlı olup bu suç ötesine geçen alıkoyma eyleminin mevcut olmadığına bu nedenle unsurları itibarıyla oluşmayan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanığın beraatine karar vermek gerekirken mahkumiyetine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Katılanın dava konusu olaydan dolayı uğramış olduğu manevi zararın ağırlığı, sanığın suç kastının yoğunluğu gözetilmek suretıyle sanık hakkında atılı suclardan tespit edilecek temel cezaların en üst hadden tayini gerekirken aksine uygulamayla hükümler kurulmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Bozma üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda dava konusu olayın;
"Sanığın olay tarihinde gece saat 04:0 0 - 05:00 sularında katılan ... ***'ın tek başına yaşadığı Yalova ... ... Mahallesi ... Caddesi no:** adresindeki tek katlı ikametinin mutfak kapısını zorlamak suretiyle açarak içeri girdiği, yatak odasında uyumakta olan mağdurun yanına gelerek baş örtüsü ile ellerini bağladığı, mağdurun 'kimsin git buradan' diye bağırdığı, sanığın bu defa 'sus' bağırma" diyerek yer minderi ile mağdurun ağzını ve gözünü kapatarak, alt tarafındaki kıyafetlerini çıkartarak tecavüz ettiği, sonrasında bir sürahi suyu mağdurun üzerine dökerek, elleri ve ağzı bağlı bir şekilde bırakarak evden ayrıldığı, sanık gittikten sonra mağdurun kendi çabalarıyla önce ağzını daha sonra da ellerinde bulunan bağı çözdüğü, ıslak elbiselerini değiştirdiği, havanın aydınlanmasından sonra çoçuklarını aradığı, sabah saat 08:00 de çocuklarıyla birlikte Emniyete müracaat ederek konu hakkında şikayetçi olduğu,
Sanık aşamalardaki savunmasında; eve zorla girmediğini, kapının mağdur tarafından açıldığını beyan etmiştir. Ancak 16.12.2016 tarihli olay yeri tespit ve inceleme tutanağı içeriğine göre mutfak kapısında zorlamadan kaynaklı emare tespit edildiği, tutanak içeriğinin mağdur anlatımına uyumlu olduğu anlaşılmıştır.
Sanık yine aşamalardaki savunmalarında, mağdurun üzerine sürtünme yoluyla boşaldığını, ancak tecavüz etmediğini beyan etmesine karşın, olayın akabinde Yalova Devlet Hastahanesinden alınan 16.12.2016 tarihli adli rapor içeriğine göre, mağdurun yapılan muayenesi sonucu sol perial ve sol prontal kemik üzerinde ekimoz, sağ el dördüncü ve beşince parmak iç yüzde kesiye bağlı yaralanma, sol bacakta sıyrık, kalp taşikardik bölgede hassasiyet, jinekolojik muayenesinde, vajina girişinde eski kanamaya bağlı bulaş mevcut, vajen sağ fornkste yüzeysel hafif kanamalı laserasyon tespit edildiği,
Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı hazırlık bürosunun 28.04.2014 tarih ve 2014/3063 sayılı soruşturma evrakı kapsamında, başka bir cinsel istismar olayına ilişkin olarak, sanıktan alınan sıvı numunesindeki DNA'sı ile mağdurdan alınan sürüntü örneklerindeki DNA profilinin uyumlu olduğunun tespit edildiği, rapor içeriklerinin mağdur anlatımlarını teyid eder içerikte olduğu anlaşılmıştır.
Mağdur aşamalardaki anlatımlarında olay örgüsü içerisinde, yer ve zaman belirterek tutarlı ve akıcı beyanda bulunmuştur. Anlatımları dosya kapsamındaki delillere uygun düşmektedir. Yapılan açıklamalar bağlamında kendi içerisinde tutarsız ve çelişkili, dosya kapması ile bağdaşmayan sanık savunmaları suçtan kurtulmaya yönelik beyanlar olarak kabul edilmiştir. Soruşturma ve istinaf evrelerindekı 'mağdura sürtünme yoluyla cinsel eylemde bulunduğu', kovuşturma evresındekı 'alkolün etkisi ile üstüne düştüğünde cinsel organının temas ettiğine' yönelik savunma içerikleri tevilli ikrar olarak değerlendirilmiştir.
Dosya kapsamındaki delillere göre sanığın nitelikli cinsel saldırı suçunun sabittir. Keza sanık olay sonrasında mağduru ağzı ve elleri bağlı şekilde bırakarak gitmiş, mağdur kendi imkanları ile uğraşarak bağlarından kurtulmuştur. Suç öncesi ve sonrası davranış biçimine göre alı koyma eylemi cinsel saldırı süreci ile sınırlı değildir. Bu bağlamda olayın oluş ve gelişim sürecine göre cebir ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun da sabit olduğu kabul edilmiştir.
Sanığın sabit görülen atılı suçlardan dolayı; kişiliği, olayın oluş şekli, yeri, zamanı, suçun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı, failin güttüğü amaç ve mağdurun yaşı nazara alınarak temel cezaların teşdiden belırlenmesı suretiyle cezalandırılmasına ve dosyadan anlaşılan kişiliğine göre iyi halli görülmediğinden hakkında TCK 62/1 maddesinin de uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir." şeklinde kabul ve gerekçelendirilmesinin yapılıp buna göre sanık hakkında atılı suçlardan "HUKUKİ SÜREÇ" başlığı altındaki (7) numaralı bölümde belirtildiği şekilde hükümler tesis edildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un (6284 sayılı Kanun) 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükümleri temyize hakkı bulunmadığı gibi istinaf aşamasında verilen katılma kararı da bu hakkı vermeyeceğinden vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiş, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekilinin vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteminin İncelenmesine Gelince
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin bozma üzerine verdiği 12.10.2022 tarihli ve 2022/1115 Esas, 2022/1387 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Yalova Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.05.2023 tarihinde karar verildi.