9. Ceza Dairesi 2023/633 E. , 2023/4994 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/175 E., 2022/224 K.
SUÇ : Cinsel saldırı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.11.2019 tarihli ve 2018/248 Esas, 2019/377 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 7 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.11.2019 tarihli ve 2018/248 Esas, 2019/377 Karar sayılı kararının sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 06.06.2022 tarihli ve 2021/11235 Esas, 2022/5386 Karar sayılı kararı ile sanığın son eylem öncesinde mağdureye yönelik cinsel saldırı eyleminde bulunduğuna dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi ile arttırılması sebebiyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.10.2022 tarihli ve 2022/175 Esas, 2022/224 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Kanunu’nun 102 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci madde uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 12.01.2023 tarihli ve 9-2022/154288 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Eksik soruşturma ile karar verildiğine, mağdurenin aşamalarda çelişkili beyanlarda bulunduğuna, yasal ve yeterli gerekçe göstermeden teşdit kararı verilmesinin hatalı olduğuna, Bakanlık lehine vekalet ücreti verilmemesi gerektiğine, sanığın atılı suçu işlediğine dair yeterli delil bulunmadığına ve re'sen tespit edilecek hususlara ilişkindir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği
Sanığın en üst hadden cezalandırılıp takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmamasının hatalı olduğuna ve re'sen tespit edilecek hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece; "Sanık ve mağdurenin Acıpayam'da bulunan ... Market içerisindeki fırında çalıştıkları, olay tarihi olan 28.03.2011 tarihinde sanığın işlerini bitirmesine rağmen iş yerinden ayrılmadığı ve market içerisinin kalabalık olmamasından yararlanarak mağdurenin hamur kesme makinesinin yanınında bulunduğu bir sırada mağdurenin arkasından gelerek beline sarıldığı, yere yatırmaya çalıştığı, mağdurenin direnmesine rağmen el bileklerinden sıkarak yere yatırdığı, eteğini yukarıya sıyırdığı ve iç çamaşırını dizlerine kadar indirdiği, bu arada kendi cinsel organını da çıkardığı, mağdurenin onu iteklemesi üzerine makineye çarptığı ve kalktıktan sonra dışarıyı kontrol edip tekrar mağdureye saldırdığı, mağdurenin bağırması üzerine yardıma gelen olmadığı ve sanığın eylemini tamamlamasına engel harici bir sebep bulunmadığı halde eylemini sonlandırması karşısında hakkında TCK'nun 36. maddesi hükümleri gözetilerek eyleminin Basit Cinsel Saldırı suçunu oluşturduğu, her ne kadar mağdure sanığın olay tarihinden önce iki yıldan beri kendisine yönelik sözle ve elle cinsel eylemlerde bulunduğunu beyan etmiş ise de; mağdurenin aşamalardaki ifadeleri, savunma, tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında, sanığın, adli makamlara intikal eden son eylemi öncesinde mağdureye farklı zamanlarda cinsel saldırıda bulunduğuna dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığı kanaatine varıldığı, bu şekilde sanık ...'ın üzerine atılı cinsel saldırı suçunu işlediğinin sabit olduğu kanaatine varılmakla eylemine uyan ve lehine olan 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi 5237 sayılı TCK'nın 102/1-1.cümle maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, suçun konusunun önem ve değeri, suçun işlendiği zaman ve yer, sanığın kastının ağırlığı dikkate alınarak takdiren ve teşdiden cezalandırılmasına, yasal şartları oluşmadığından sanık hakkında TCK'nın 43. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, sanığın geçmişi ile cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek cezasından 5237 sayılı TCK'nın 62/1. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçeyle hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Mahkemece 5237 sayılı Kanun'un Cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında kurulan hükümde, temel cezanın belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında takdiri indirim nedeni uygulanmasına ilişkin gösterdiği gerekçenin yerinde ve yeterli olduğu anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Anayasa'nın "Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları" başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin 1 inci maddesinden anlaşılacağı üzere bu Kanun, Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun'un 20/2 nci maddesi gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. 5271 sayılı Kanun'un 237 inci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu değildir. Ayrıca sanığın mahkumiyeti halinde suçtan doğrudan zarar gören sıfatıyla davaya katılan kişiler lehine sanığın vekalet ücretine mahkum edildiği de dikkate alındığında, Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirmesi sebebiyle sanığın ikinci bir vekalet ücretine mahkum edilmesi suretiyle maddi zarara uğratılması da hakkaniyete uygun olmayacaktır. Bu sebeple koşulları oluşmadığı halde katılan Bakanlık vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen bu husus dışında hukuka aykırılık bulunmamış, düzeltme nedeniyle onama isteyen Tebliğname görüşüne kısmen iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçede açıklanan nedenle, Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.10.2022 tarihli ve 2022/175 Esas, 2022/224 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322 nci maddesinin verdiği yetkiye
İstinaden hüküm fıkrasına eklenen; "Katılan kurum kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 17.400,00 TL vekalet ücretinden, bozma öncesi hükmedilen 5.450,00 TL vekalet ücretinin mahsubu ile neticeten 11.950,00 TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılan kuruma verilmesine," ibaresinin çıkartılması suretiyle, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.09.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!