WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Temmuz 2026

YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ

A- A A+

9. Ceza Dairesi         2023/5566 E.  ,  2023/5116 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/57 E, 2023/93 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.04.2022 tarihli ve 2021/427 Esas, 2022/179 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237

sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesi ve 62 nci maddeleri uyarınca 28 yıl 1 ay 15 gün yıl hapis cezası ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, aynı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası ve 43 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 15.06.2022 tarihli ve 2022/1150 Esas, 2022/1310 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden düzeltilerek esastan reddi ile çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu yönünden 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesi kararının, sanık, müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 12.12.2022 tarihli ve 2022/12163 Esas, 2022/11292 Karar sayılı kararı ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden kararın onanması ve çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan ise "sair temyiz itirazlarının reddine, Mağdurenin anlatımları, doktor raporu, savunma ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, ilk derece mahkemesince sanığın değişik tarihlerde üvey kızı olan mağdureye yönelik cinsel istismar eylemlerini organ sokmak suretiyle gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut haliyle sübuta eren eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 103/1-c.1 ve c.3, 103/3-c, 43. maddelerinde düzenlenen zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilerek mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan hüküm kurulması karşısında söz konusu karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi," nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

4. İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.02.2023 tarihli ve 2023/57 Esas, 2023/93 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümleleri, üçüncü fıkrasının (c) bendi ve 43 üncü maddeleri uyarınca 22 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Dosyada sanığın cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığına, mahkeme kararının gerekçelendirilmediğine ve sair hususlara yöneliktir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanık hakkında takdiri indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ve çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan hüküm kurulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Mahkeme Kabulü
Mahkemece "İstanbul C. Başsavcılığınca sanık ...'nun nitelikli cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiasıyla mahkememiz nezdinde açılan kamu davasında yapılan yargılama neticesinde verilen kararın Yargıtay 9. CD'nce bozulması üzerine yapılan yargılama neticesinde;
Sanığın mağdur çocuğun üvey babası olduğu ve yaklaşık 5 yıldır birlikte ikamet ettikleri, sanık ile katılan annenin taksicilik yaptıkları ve katılan annenin zaman zaman gece çalışması yaptığı, katılan annenin gece çalıştığı dönemlerde sanığın mağdur çocuğa birden fazla kez anal yoldan organ sokmak, mağdur çocuğun cinsel organına ve göğüslerine dokunmak, mağdur çocuğa kendi cinsel organını tutturmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu, bu sırada mağdur çocuğa aşkım, bebeğim, cicim gibi söylemlerde bulunduğu, en son mağdur çocuğun doğum günü olan 08/07/2021 tarihinde cinsel istismarda bulunduğu ve mağdur çocuğa kimseye söylememesi, aksi halde hapse gireceğini, annesinin ortada kalacağını söyleyerek tehdit ettiği, bu tarihten 10 gün sonra kadar da sanığın oğlunun mağdur çocuğa cinsel istismarda bulunduğundan şüphelenen katılan annenin mağdur çocuğu bu konuda sıkıştırması üzerine mağdur çocuğun sanığın kendisine yönelik eylemlerini annesine anlatması üzerine şikayetçi oldukları anlaşılmıştır.
Psikolog bilirkişi duruşmadaki gözleminde mağdur çocuğun beyanına itibar edilmesine engel bir durum ve davranış gözlenmediğini beyan etmiştir. Mağdur çocuğun mernis doğum formu celp edilmiş, Sultangazi Kaymakamlığı İlçe Nüfus Müdürlüğünün cevabi yazısı ile mağdur çocuğun Özel Sultangazi Cerrahi Tıp Merkezinde 08/07/2011 tarihinde doğduğu anlaşılmıştır.
Sanık soruşturma aşamasındaki savunmasında, eşi olan katılan annenin mağdur çocuğun öz babası olan eski eşiyle barışmak istediği için bu şekilde kendisine iftira attığını, mağdur çocuğa herhangi bir cinsel eyleminin olmadığını beyan etmiş, kovuşturma aşamasında mahkememiz huzurundaki savunmasında ise eşi katılan anne ile Gökhan isimli biriyle yazıştığı için aralarında anlaşmazlık olduğunu, yine maddi sebeplerle de tartıştıklarını, bu sebeple kendisine iftira atıldığını savunarak suçlamaları reddetmiştir.
Mağdur çocuğun kardeşi 9 yaşındaki Tuğba ..., tanık sıfatıyla beyanında, ablası (mağdur çocuk) ile birlikte aynı yakatka yattıklarını, üvey babası olan sanığın ablası mağdur çocuğa karşı eylemlerini görmediğini, ancak zaman zaman geceleri uyandığında sanığı kendi yataklarında uzanır vaziyette gördüğünü, bunun hep annesi işteyken olduğunu, sanığın yatakta uzanır vaziyette olduğu zamanlarda ablası olan mağdur çocuğun da onun yanında yatmakta olduğunu beyanla, sanığın "Size ayıp bir şey yaptım mı hiç, öyle bir şey uyguladım mı?" şeklindeki sorusuna da "Bana uygulamadınız ama ben aileme inandığımdan dolayı ablama uyguladığınızı öğreniyorum" şeklinde cevap vermiştir.
İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nün 19.10.2021 tarihli raporuna göre mağdurun vajinal ve anal muayenesinin normal ve doğal olduğu, fakat anal mukozadaki travmatik lezyonların kısa süre içerisinde iz bırakmaksızın iyileştiği bilindiğinden fiili livata gerçekleşmiş olsa dahi travmatik lezyon görülmemesinin doğal olduğu, anal yoldan ereksiyon halinde erkek cinsel organı ya da benzer cesamette organ veya sair cisim sokulması suretiyle cinsel istismar gerçekleşip gerçekleşmediğinin tıbben ayrımının yapılamadığının belirtildiği anlaşılmıştır.
Sanık her ne kadar eşi olan katılan ... TOPLU'nun eski eşi ...'ye dönmek istediğinden ve Gökhan isimli biriyle yazışmalarını yakaladığından aralarındaki anlaşmazlıktan dolayı kendisine iftira atıldığını savunmuş ise de; katılan baba ...'nin eski eşi olan katılan ... TOPLU'nun kendisi ile evliyken sanık ile kaçtığı ve bu nedenle boşandıkları şeklindeki beyanı, sanığın katılan eşiyle daha evvel de başka kadınlarla görüşmesi nedeniyle tartışmalar yaşadığı, hatta eşinin 2 kez intihara kalkıştığı şeklindeki beyanı, buna rağmen bu sebeple açılmış bir boşanma davasının bulunmaması, Uyaptan yapılan sorgulamada sanık ile katılan anne arasındaki boşanma davasının şikayet tarihinden sonra açılmış olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, katılan ... TOPLU'nun boşanma davası açmak için gerekçeleri bulunmasına karşın açmadığı, eldeki davadan evvel, bir boşanma davasının mevcut olmadığı, mevcut boşanma davasının katılan ... TOPLU tarafından, suça konu eylemlerin öğrenilmesinden sonra açıldığı anlaşılmakla katılan annenin sanığa iftira atmasını gerektirir bir neden bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
İddia, savunma, tutulan tutanaklar, Adli Tıp Şube Müdürlüğü raporu, tanık anlatımları, mağdur çocuğun tüm aşamalardaki birbiri ile uyumlu ve istikrarlı anlatımları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, mağdur çocuğun sanığa suç isnadında bulunmasını ve iftira atmasını gerektirecek herhangi bir neden bulunmadığı ve sanığın eylemlerini annesine onun sıkıştırması üzerine anlatmak zorunda kaldığı hususu da nazara alındığında beyanlarının samimi olduğu sonucuna varılmış, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmeyerek suç tarihi itibariyle 12 yaşından küçük üvey kızı olan mağdur çocuğa karşı, değişik zamanlarda, mağdur çocuğun cinsel organını, göğüslerini ellemek ve sıkmak suretiyle nitelikli cinsel istismarda bulunduğu, her ne kadar sanığın anal yoldan organ sokmak suretiyle nitelikli istismarda bulunduğu iddiasıyla kamu davası açılmış ise de, yargıtay bozma ilamında da belirtildiği üzere, mağdurenin anlatımları, doktor raporu, savunma ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın üvey kızı olan mağdureye yönelik cinsel istismar eylemlerini organ sokmak suretiyle gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, mevcut haliyle sübuta eren eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 103/1-c.1 ve c.3, 103/3-c, 43. maddelerinde düzenlenen zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu hususunda mahkememizde vicdani kanaat hasıl olmakla eylemine uyan eylemine uyan 6763 sayılı yasa ile değişik 5237 Sayılı TCK'nın 103/1-1 ve 3. cümle, 103/3-c ve 43. Maddeleri gereğince cezalandırılmasına, yargılama süresince inkârcı tutum sergileyen sanığın eylemden sonra ve yargılama sürecinde pişmanlığını gösteren bir davranışının ya da başkaca lehine takdiri indirim nedeni olabilecek bir hususun tespit edilememesi nedeniyle hakkında TCK'nın 62. Maddesinin uygulanmasına taktiren yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
Bozma üzerine İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.02.2023 tarihli ve 2023/57 Esas, 2023/93 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiince öne sürülen

temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.09.2023 tarihinde karar verildi.